Türk Dili ve Edebiyatı 2012-2013 10. Sınıf Edebiyat Kitabı Cevapları.

Konu sahibi son olarak 2619 gün önce görüldü
ç. Göktürklerin “Bozkurt Destanı’nı arkadaşlarınıza özetleyiniz. Daha sonra Türk destanlarında “bozkurt” motifinin neyi temsil ettiğini açıklayınız.
ç. Türkler Lin adlı bir ülkenin ordularınca yenilgiye uğratıldılar. Düşman çerileri bütün Türkleri erkek-kadın küçük-büyük demeden öldürdüler. Bu büyük ve acımasız kıyımdan yalnızca 10 yaşlarında bulunan bir oğlan sağ kaldı geriye. Düşman askerleri bu çocuğu da buldular ama onu öldürmediler; bu yaşayan son Türk’ü acılar içinde can versin diye kollarını ve bacaklarını keserek bir bataklığa attılar. Düşman hükümdarı çeri (asker)lerinin son bir Türk’ü sağ olarak bıraktığını öğrendi; hemen buyruk verdi ki bu son Türk de öldürüle ve Türkler ‘in kökü tümüyle kazına.
Düşman çerileri çocuğu bulmak için yola koyuldular. Fakat dişi bir Bozkurt çıktı ve çocuğu dişleriyle ensesinden kavrayarak kaçırdı; Altay dağlarında izi bulunmaz ıssız ve her tarafı yüksek dağlarla çevrili bir mağaraya götürdü. Mağaranın içinde büyük bir ova vardı. Ova baştan ayağa ot ve çayırlarla kaplıydı; dörtbir yanı sarp dağlarla çevrili idi. Bozkurt burada çocuğun yaralarını yalayıp tımar etti iyileştirdi; onu sütüyle avladığı hayvanların etiyle besledi büyüttü. Sonunda çocuk büyüdü ergenlik çağına girdi ve Bozkurt ile yaşayan son Türk eri evlendiler. Bu evlilikten 10 çocuk doğdu. Çocuklar büyüdüler; dışarıdan kızlarla evlenerek ürediler. Türkler çoğaldılar ve çevreye yayıldılar. Ordular kurup Lin ülkesine saldırdılar ve atalarının öcünü aldılar. Yeni bir devlet kurdular dört bir yana yeniden egemen oldular. Ve Türk kağanları atalarının anısına hürmeten otağlarının önünde hep kurt başlı bir sancak dalgalandırdılar…
Bozkurt yine burda güç kuvvettüreyiş iyilik ve kurtuluşun sembolü olarak kullanılmıştır.

d. Okuduğunuz “Ergenekon Destanı’nda bu motifin nasıl kullanıldığını (yer aldığını) belirtiniz.
d.
 
2. metin
GÖÇ DESTANI
1. a. Grup sözcüleriniz aracılığıyla mitoloji ve mitolojik dönemdeki yaşam; Türklere ve diğer milletlere ait destanlardaki mitolojik öğeler hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız.
1. a. Türklerin mitolojik öğeleri kurt ay yıldız su ışık ateş ağaç vb. dir. Mitolojik devirlerde Türkler kendilerini koruyacak savunacak kendilerinin dışında bir olağanüstü varlığa ihtiyaç duymuşlardır. Bunların zaman zaman onlara yardım ettiğine inanırlar. Tıpkı şimdi Hızır Aleyhisselam’da olduğu gibi.
Türeyiş destanında kurt Oğuz Kağan destanından kurt ışık ağaç gibi mitolojik unsurları kullanmışlardır.

b. Okuduğunuz destanda Uygur halkının atlar kişnerken develer böğürürken vahşi hayvanlar ve köpekler ulurken sığırlar bağırırken koyun ve kuzular melerken çocuklar ağlarken “Göç! Göç!” diye bir söz duymalarının nedeni ne olabilir? Acaba Uygurlar bu sesleri korktukları bir olayın ardından mı duymuş olabilirler? Onların duydukları bu garip sesi bir emir gibi düşünmelerini gittikleri yerde “Beş Balıg” şehrini kurup yerleşmelerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Açıklayınız.
b. Olağanüstü varlıkların olduklarına inandıkları için kendilerini onların koruyacağına ve iyilik getireceklerine inandıkları içindir.

c. Mitolojinin ve mitolojik öğelerin ortaya çıkma nedenleriyle ilgili edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.
c. Mitoloji toplumu derinden etkileyen olayların halk arasında anlatılmasıyla ortaya çıkmaktadır. İnsanlar çözemedikleri anlayamadıkları ya da bilmedikleri özelliklere olağanüstü bir özellik katma eğilimi içindedir. Bu durum toplumların yaşamlarında bir alışkanlık haline gelmiştir. Mitoloji oluştuğu dönemlerde de insanlar çevreyi anlayacak bilgi birikimine sahip değildir. Burada da düş ve hayaller devreye girer.
ç. Hayvanların çıkardığı sesler ve beş çocuğun ağlamasıyla duyulan “Göç! Göç!” sesi yaşanabilir bir durum mudur? Mitlerle ilgili bilgi birikiminizden ve “Göç Destanı’nda anlatılanlardan yararlanarak mitolojik öğelerin oluşumunu açıklayınız.
ç. Yaşanılabilir bir durum değildir. Bir önceki soruda mitolojik oluşum nedenleri anlatıldı.

2. Şimdiye kadar okuduğunuz destanlarda geçen mitolojik öğeleri sıralayınız. Bunların nesilden nesile nasıl aktarılmış olduğunu açıklayınız.
2. Kurt yıldız su ışık ateş ağaç gibi mitolojik unsurlar kullanılmış ve bunlar sözlü olarak nesilden nesile kulaktan kulağa belli bir gelenek için aktarılmıştır.
3. Okuduğunuz destandaki “mum (ışık) ve iki ağaç” motiflerinin eski Türklerin Gök Tanrı inancıyla ilgisini belirtiniz. Bu motiflerin eski Türklerin yaşayışı ve zihniyetiyle ilişkisini açıklayınız.

4. İnsanlığın ilk dönemlerinde tabiatla üstün güçlerle ve düşmanla mücadelelerde gerçek olmayan düş yoluyla ortaya konan öğeler sizce mitolojik dönemin sanatını ve dilini nasıl etkilemiştir? Tartışarak sonuçları sıralayınız.
4. Düş yoluyla ortaya konan öğeler Türk toplumunun sanatını da daha çok düşsel öğelerin ağırlıkta olduğunu yapıya büründürmüştür. Hemen hemen her eserde insanların olağanüstü kavram ve olguları kullanmışlar ve bunları eserlerine aktarmışlardır.
 
YORUMLAMA – GÜNCELLEME
1. Okuduğunuz destandan hareketle demircilik geleneğinin Göktürklerin yaşamında nasıl etkili olduğunu belirtiniz. Günümüzde bu geleneğin nasıl sürdürüldüğünü söyleyiniz.
1. Demircilik özellikler savaşçı olan Türklerin yaşamını kolaylaştırmıştır. Ok kalkan mızrak yapımında kullanmışlardır. Günümüzde bu gelenek devam etmemektedir.
2. Türklerin Ergenekon’dan çıkışını temsil eden özel günün adını ve o gün halk arasında hangi etkinliklerin yapıldığını boş bırakılan yere yazınız.
2. Baharın Gelişi olarak halkın arasında kutlanmaktadır. O gün insanlar çeşitli eğlenceler yapar ve o günün anısına temsili olarak demir döverler.
3. a. Grup sözcüleriniz aracılığıyla “Kalevala” “Şehname” ve “Odysseia” adlı eserlerin konularını ve hangi milletlere ait olduğunu bir sunumla arkadaşlarınıza aktarınız.
3. a.
b. Farklı uygarlık ve kavimlere ait destanlar ile okuduğunuz Türk destanlarının benzerlik ve farklılıklarını tablodaki boş bırakılan yere yazınız.

Farklı Uygarlık ve Kavimlerin Destanları ile Türk Destanları
Benzerlikler Farklılıklar Olağanüstülükler hakimdir. Üslupları farklıdır. Mitolojik kavramlar göze çarpar. İçerik olarak bizimkiler daha çok savaşlardan ve kahramanlıklardan bahseder. Nesilden nesile aktarılırlar. Dilleri farklıdır. Bir milletin ortak duyguların ortaya çıkar. Yapı itibariyle farklılılar vardır.
 
4. a. Uygur Türklerine ait aşağıda verilen metni ve hayat ağacının temsilî resmini inceleyiniz. İnce*lediğiniz efsane ve resimden hareketle mitolojik öğelerin Destan Döneminin sanatını ve dilini nasıl etkilediğini açıklayınız.
4. a. Ağaç ve at gibi mitolojik unsurlar Destan döneminde en çok kullanılan kavram olup bunlar o dönemki insanların sanatını ve dilini etkilemiştir.
b. Hayat Ağacı’nın bu efsanedeki işleviyle Göç Destanı’nda çadırın iki ağaç ortasına kurulma*sı ve bu çadırdaki çocuklara tapılması arasında nasıl bir bağlantı olduğunu belirtiniz.
b. Yine Türklerin kendilerinin dışındaki kozmik dünyanın nasıl var olduğu anlamaya çalışmalarından kaynaklanır. Belli bir zaman sonra düşünceleri olağanüstülüklere kaymıştır. Temel evrenin nasıl var olduğunu anlamaya çalışmalarıdır.
c. Okuduğunuz ve incelediğiniz destanlardan hareketle her kavmin Destan dönemi yaşayıp yaşamadığını tartışınız. Ulaştığınız sonucu belirtiniz.
c. Yaşanmıştır. Destan dönemi milletlerin ilk oluşum dönemleri onların çocukluk evreleri gibidir. Bu oluşum süresinde mutlaka bu evreleri geçmesi lazımdır.

5. Ailenizin aile soy ağacında nerede yer aldığını belirtiniz. Bu soy ağacının Türk destan ve efsanesindeki ağaç motifiyle ilişkisini açıklayınız.
5.
6. Bir milletin devlet olma ve yurt edinme aşamalarını mitolojik öğelerle süsleyerek anlatmasının nedeni ne olabilir? Düşüncelerinizi açıklayınız.
6. Elde ettiği yurt ve devleti sadece kendi maddi kazanımlarıyla değil aynı olağanüstülükler elde ettiğini belirtmek için mitolojik öğelerle süsler. Bu da bir sonraki kuşağa yurt ve devletin nasıl kazandıklarını ve ona sahip çıkmaları gerektiğini ortaya koymalarına vesile olur.

7. a. Sözlü edebiyat dönemine ait okuduğunuz edebî ürünler ve edindiğiniz bilgilerden yararlana*rak bu dönemdeki eserlerin toplumun ortak değerleriyle nasıl bir bağlantısı olduğunu açıklayınız.
a. Bu dönemde oluşturulan eserlerin yazarları yoktur. Anonimdir. Bu da bu dönemdeki eserlerin halkın ortak duygu düşünüş ya da davranışlarının bir yansıması olduğunun göstergesidir.
b. Toplumun ortak değerlerinin bir insan topluluğunda bulunan bireyleri birbirine bağlamadaki işlevini belirtiniz.
b. Bir insan toplumdaki ortak değerlere inanıyorsa ve ona sahip çıkarsa bu onu diğer bireylere sahip çıkma onları koruma ve kollama ihtiyacının ortaya çıkmasına vesile olur. Bu da bir milletin ortaya çıkışı gösterir.
 
DEĞERLENDİRME
1. Aşağıda verilen bilgilerden hangisi mitlerle ilgili değildir?
A. Mitler alegorik anlatımın kullanıldığı halk hikâyeleridir.
B. Mitler tanrı ve tanrıçalarla ilgili değildir.
C. Mitler Destan Döneminde ortaya çıkmıştır.
D. Mitlerde halkın hayal gücü ortaya çıkar.
E. Mitler; evrenin oluşumu türeyiş vb. konularla ilgilidir.
CEVAP:B

2. Aşağıdaki cümlelerin başına yargı doğru ise “D” yanlış ise “Y” yazınız.
( D ) Destan Dönemi destanların ortaya çıktığı zaman dilimidir.
( Y ) Farklı uygarlıklarda ve kavimlerde Destan Dönemi yaşanmamıştır.
( D ) Ergenekon Destanı Göktürklerin yaşamına ait özellikleri yansıtmaktadır.
3. Aşağıdaki destanları uygun seçeneklerle eşleştiriniz.
Odisseia Yunan Şehname İran Kalevala Fin Göç Destanı Göktürkler
4. Aşağıda verilen bilgilerden doğru olanları işaretleyiniz.
XXX Destanların temelinde milletlerin başından geçen büyük olaylar esastır. XXX İnsanların tabiatla üstün güçlerle mücadelesi ve hayal yoluyla ortaya koyduğu eserler mitolojik öğelerin oluşumunda etkilidir. XXX Destanlar ağızdan ağza aktarılarak yayılmıştır.
5. Destanlardaki mitolojik kavramlar bir milletin hangi yönünü temsil etmektedir? Düşünceleri*nizi açıklayınız.
5.
6. Geleneksel olarak yayılan ve toplumun hayal gücü etkisiyle biçim değiştiren tanrı tanrıça evrenin doğusuyla ilgili hayalî alegorik bir anlatımı olan halk hikâyesi.
Yukarıda tanımı yapılan kavram hangisidir?
A. Mit B. Efsane C. Kültür D. Gelenek E. Mitoloji
CEVAP:E

7. Aşağıdakilerden hangisi sözlü edebiyat ürünü değildir?
A. Masal B. Destan C. Koşma D. Ninni E. Atasözü
CEVAP: C

8. Aşağıdaki noktalı yerlere uygun sözcükleri yazarak cümleleri tamamlayınız.
Sözlü edebiyat ürünleri DESTAN dönemde oluşmaya başlamıştır.
Mitolojik öğeler dönemin yaşama biçimiyle DOĞRUDAN ilişkilidir.
SÖZLÜ DÖNEM ürünleri mitolojik öğelerin nesilden nesile aktarımında önemli bir role sahiptir.

9. Aşağıdaki cümlelerin başına yargı doğru ise “D” yanlış ise “Y” yazınız.
( D ) “Göç Destanı” Uygurlara ait bir destandır.
( D ) “Ağaç ışık kurt kutlu dağ” Türk destanlarındaki mitolojik öğelerdir.
( D ) Bir toplumun sözlü edebiyat ürünlerindeki ortak değerler bireyleri birbirine bağlar.
10. Sözlü edebiyat ürünlerinin Türk kültür tarihi açısından önemini belirtiniz.
10..
 
a. Coşku ve Heyecanı Dile Getiren Metinler / Şiir (Sagu Koşuk)
HAZIRLIK
1. “Sagu ve koşuk” sözcüklerinin anlamlarını öğreniniz.
1. İslamiyet Öncesi Türklerde ölen kişilerin arkasından yakılan ağıtlara sağu denir. Yine aynı dönemde tabiatın güzelliklerini aşkı ve sevgiyi işleyen şiirlere de koşuk adı verilir.


2. Edebiyatla ya da tarihle ilgili eserlerden eski Türklerin yaşayışı ve şiir söyledikleri törenler hakkında bilgi edininiz. Edindiğiniz bilgileri bir sunumla arkadaşlarınıza aktarmak üzere hazırlayınız.
2. Türkler İslamiyet’ten önce göçebe olarak yaşarlar avcılık yaparak geçimlerini sağlarlar savaşçı bir millet olup özellikle savaşlardan elde ettikleri ganimetlerle de geçimini temin ederler. Kışları ovalara yazları yaylalara giderler. Yaz aylarında avlanırlar ve uzun sürek avlarında zaman zaman sığır şölenleri yaparlar. İşte bu şölen ozan denilen kişiler halka şiirler okurlar ki bunlar koşuk ya da sağulardır. Savaşçı bir millet oldukları için de zaman zaman savaşlarda kahramanlarını kaybederler ki işte bu dönemde yuğ denilen tören yapılır ve bu törende sağular okunur.


3. Eski Türklerde “kam ozan baksı şaman” adlarının kimlere verildiğini ve bunların görevlerini öğreniniz.
3. Kam : Büyü yapar.
Baskı : Ağır hastaları tedavi eden bir hekimdir.
Ozan : Sadece insanları eğitmez aynı zamanda eğlendirir.
Şaman : Alt ve üst dünyada yardım eder.
Daha sonraki dönemlerde yerini aşık almıştır.
 
4. Günümüzde söylenen ağıt türündeki bir türkünün sözlerini yazınız.
5. Türlük çeçek yarıldı Erdi aşın taturgan
Barçın yadım kerildi. Yavlak yagıg kaçurgan
Uçmak yeri körüldi Ograksüsin kaytargan
Tumlug yana kelgüsüz Bastı ölüm ahtaru

Günümüz Türkçesiyle Günümüz Türkçesiyle
Türlü çiçekler açıldı (O konuklarına) yemeğini tattıran
Çimene ipek yaygılar yayıldı Kötü düşmanı kaçırtan
Cennet yeri görüldü (ve) Oğrak ordusunu geri püskürten (bir yiğit) idi.
Artık kış gelmeyecek. Ölüm (onu yere) yıkarak bastırdı.
a. İslamiyet öncesi döneme ait iki ayrı şiirden alınan yukarıdaki dörtlükleri okuyunuz. Bu dörtlüklerde ahengin (ses tekrarı ritim ses benzerlikleri vb.) hangi öğelerle sağlandığını belirtiniz.
a. Nazım birimi: Dörtlük
Ölçüsü. Hece ölçüsü
Uyak düzen: aaab
Ses ahenki ya da kafiye: Birinci dörtlükte (İ)l-di şeklinde olan ekler redif –r ler ise yarım kafiyedir. İkinci dörtlükte –urgan/argan şeklindeki ekler redif olarak kullanılmıştır.

Tatlı tatlı konuşurduk gülerdik
Gönül bahçesinden güller dererdik
Baş başa verir de gönül eğlerdik
Şimdi başkalandı devran ağlarım.
Sümmânî
b. Halk edebiyatı şairlerinden Sümmânî’nin koşmasını yukarıdaki dörtlüklerin ahenk ögeleriyle karşılaştırınız. Benzer ve farklı yönleri sıralayınız.
b.
Benzerlikler Farklılıklar Nazım birimi dörtlük Dil olarak farklılık vardır. Sümmani’nin söyleyişi bize daha yakındır. Uyak düzeni aaab Ölçüsü hece ölçüsü Halk söyleyişine sahip
 
İNCELEME
1. metin
ALP ER TONGA SAGUSU
1. Okuduğunuz şiiri yapı bakımından (birim birim sayısı uyak düzeni vb.) inceleyiniz.
1.
Nazım Birimi: Dörtlük Birim Sayısı: 8 Birim Uyak Düzeni: Düz uyak (aaabcccbdddb…) Kafiye: 1.Dörtlükte “l”ler yarım kafiye 2. Dörtlükte “r”ler yarım kafiye 3. Dörtlükte “r”ler yarım kafiye
4. Dörtlükte “r”ler yarım kafiye
5. Dörtlükte “v”ler yarım kafiye
6. Dörtlükte “n”ler yarım kafiyedir.
7. Dörtlükte kafiye yok
8 . Dörtlükte “r”ler yarım kafiye
Redif 1.Dörtlükte “di mü”ler redif 2. Dörtlükte “gurup”lar redif 3. Dörtlükte “leyü”ler redif
4. Dörtlükte “tedi”ler redif
5. Dörtlükte “redi”ler redif
6. Dörtlükte “çıdı”lar redif.
7. Dörtlükte ”ok”lar redif
8. Dörtlükte “tadı”lar redfi
 
2. Okuduğunuz şiir efsanevi Türk hakanı Alp Er Tonga (Tunga)’nın ölümü üzerine duyulan üzüntüyü dile getirmektedir. Alp Er Tonga’nın ölümünü kabullenemeyen halk ilk dörtlükte dünyayı kötü olarak nitelerken sonunda feleğin de ondan öcünü aldığını soru cümleleriyle vurguluyor. Şair kendi acısını yüreğinin parça parça olduğunu dile getiren birinci dörtlüğün son dizesindeki “Emdi yürek yırtılur” söz kalıbıyla dile getiriyor. Şairin duygularını dile getirmek için kullandığı diğer ifade ve söz kalıplarını da siz bulunuz.
2. Benizleri sararmış
Yüzleri safran gibi kesilmiş
Erdem eti çürüdü
Dağlar başı aşınır
Geçmiş günleri arar
Yerlere atıp sürtülür gibi sözcüklerdir
3. Şiirin birinci dörtlüğünde “felek” öcünü alan birine benzetilmiştir. Bu sanatın adını söyleyiniz. Şiirdeki diğer söz sanatlarını da bularak bunların şiire katkısını açıklayınız.
3. Kişileştirme yapılmıştır. Diğer söz sanatları ise
“Alp Er Tunga Öldi mü” istifham “emdi yürek yırtılır” mübalağa “kürküm angar türtülür” teşbih “sırkıp üni yurlayu” teşbih “ulşıp eren börleyü” teşbih “könglüm için örtedi” mübalağa “tün kün keçip irtelür” tezat “ödlek kamug köfredi” teşhis “ajun anı yançıdı” istiare
4. Okuduğunuz şiirin temasını ve bu temayla ilgili düşüncelerinizi birkaç cümleyle aşağıya yazınız.
4. Teması ölümdür. Ölüm ile ilgili düşüncelerinizi izah etmek size kalmış…
5. “Alp Er Tonga Sagusu’nu söyleyenlerin neler hissetmiş olabileceğini ve bunları şiire nasıl yansıttıklarını açıklayınız. Sizin bu şiiri okurken hissettiklerinizle şiiri söyleyen ozanın duygularını karşılaştırarak şiiri yorumlayınız.
5. Cevabı size kalmış..
6. Okuduğunuz şiirin ilk dörtlüğü 2+2+3 duraklı 7′li hece ölçüsüyle söylenmiştir. Dörtlüğün ilk üç dizesi I sesinin tekrarı (öl-/kal-/al-) nedeniyle yarım uyaklıdır. Uyaklara redifler (-di-mü/-dı mu/-dı mu) eklenerek bu uyum desteklenmiştir. Son dize ise diğer dörtlüklerin son dizeleriyle uyaklıdır. Ayrıca üçüncü dizede ö ve I seslerinin tekrarıyla (ödlek öçin aldı mu) bir ahenk sağlanmıştır. Şiirin diğer dörtlüklerindeki ahenk öğelerini de siz bulunuz.
6.
Kafiye: 1.Dörtlükte “l”ler yarım kafiye 2. Dörtlükte “r”ler yarım kafiye 3. Dörtlükte “r”ler yarım kafiye
4. Dörtlükte “r”ler yarım kafiye
5. Dörtlükte “v”ler yarım kafiye
6. Dörtlükte “n”ler yarım kafiyedir.
7. Dörtlükte kafiye yok
8 . Dörtlükte “r”ler yarım kafiye
Redif 1.Dörtlükte “di mü”ler redif 2. Dörtlükte “gurup”lar redif 3. Dörtlükte “leyü”ler redif
4. Dörtlükte “tedi”ler redif
5. Dörtlükte “redi”ler redif
6. Dörtlükte “çıdı”lar redif.
7. Dörtlükte ”ok”lar redif
8. Dörtlükte “tadı”lar redif
 
7. a. Eski Türklerin yaşayışı ve şiir okudukları törenler hakkında edindiğiniz bilgileri sunumla arkadaşlarınıza aktarınız.
a. Konunun başındaki hazırlık 2.soruda cevabı verilmiştir.
b. “Alp Er Tonga Sagusu”nun ikinci ve üçüncü dörtlüklerinde nasıl bir görüntünün tasvir edildiğini açıklayınız. Üçüncü dörtlükte niçin erlerin kurtlar gibi uluduğu söylenmiş olabilir? Eski Türklerin yaşayışı inanışı gelenek ve görenekleriyle ilgili edindiğiniz bilgiler ve Türk destanlarından da yararlanarak o dönemde sürdürülen yaşamla şiir arasındaki ilişkiyi açıklayınız.
b. Güçlü ve adalet Alp Er Tunga’nın ölümü üzerine onu seven beyler geleceklerine dair bir kaygı içerisine girer ve bundan sonraki yaşamları hakkında tereddütleri vardır. Onun ölümü üzerine benizleri sararır kurtlar gibi ağlaşırlar ve yakalarını yırtarak feryat figan etmeye başlarlar.
 
2. metin
KOŞUK
1. Okuduğunuz şiiri yapı yönünden inceleyiniz.
1. Nazım birimi: Dörtlük
Birim sayısı: 12 (Bir tanesi iki defa yazılmış dörtlüklerin)
Ölçü. Hece ölçüsü
Uyak Düzeni : Düz uyak
Kafiye Çeşidi: 123 . dörtlüklerde olduğu gibi genellikle yarım uyak kullanılmıştır.
2. Okuduğunuz şiirde tasvir edilen manzarayı anlatınız. Şair bu tasviri yaparken nasıl bir duygu içerisinde olabilir? Bu duygularını şiire hangi ifade kalıplarını kullanarak yansıtmıştır? Açıklayınız.
2. Baharın gelişiyle birlikte dağlardaki karların erimesi neticesinde seller oluşmaya başlaması bahar serinliğinin gelmesi bahar yağmurlarının gelmesi baharın gelişiyle birlikte çiçeklerin rengarenk olması tabiatın tekrardan gülmesi anlatılmıştır. Göçebe olarak yaşayan Türkler elbette ki baharın gelince bir sevinç içerisindedir ki bu sevinç koşuğun şairine de yansımıştır.
İfade kalıplar: Türlü türlü çiçekler açıldı inci mahfazası açıldı Her taraf misk kokmaya başladı yerin altında yatmaktan sıkılmış çiçekler açmaya başladı gibi ifade kalıpları kullanılmıştır.
3. Şiirdeki söz sanatlarını bulunuz. Bunların şiire katkısını açıklayınız.
3.
Kadka tükel osnayu Benzetme Kerip tutar ak torın Benzetme Kayguk bolup öğrüşür Benzetme Yinçü kapı açıldı Benzetme Üküş yatıp özeldiYirde kopa adrışur Hüsnü Talil Bokuklanıp büküldü Kinaye Yipgin yaşın yüzgeşipBir bir-gerü yüzgeşüp Kişileştirme Sığır buka möngreşür Kişileştirme Söz sanatlarının şiire estetik bir zevk katar anlatılmak istenilen duygu ve düşünceleri olduğu anlatmak diğer metinlerin işi olabilir ama sanatsal metinlerdeki söz sanatları ve mecazları anlatılmak istenileni daha etkili ve çarpıcı kılmak için yapılır. Koşukta anlatılanları temel anlamlı cümlelerle anlatsak hava durumundan farkı kalmazdı.
4. Şiirin temasını ve bu temayla ilgili düşüncelerinizi söyleyiniz.
4. Tema: Baharın Gelişi
5. Destan Dönemine ait bahar tasviri yapılan bu şiirde şairin yansıttığı duygular sizi nasıl etkiledi? Baharın gelişiyle hissettikleriniz şairin duygularıyla benzerlik gösteriyor mu? Buna göre şiiri yorumlayınız.
5. Cevabı size kalmış..
6. “Bozkır Türk ekonomisinin esasını yüksek ovalar ve yaylalar olan bozkır coğrafyasının iklim şartları icabı çobanlık ve hayvan besleyiciliği teşkil ediyordu. Yetiştirilen hayvanların başında -yukarıdan beri Türk sosyal ve kültürel hayatında büyük ehemmiyetini belirttiğimiz- at daha sonra da koyun geliyordu.
Bozkırlı Türklerin başlıca gıda maddesi et idi. En çok at ve koyun eti yenirdi.”
Prof. Dr. İbrahim KAFESOĞLU
Yukarıda okuduğunuz paragraftan hareketle eski Türklerin sürdürdüğü bozkır hayatıyla koşukta tasvir edilenler arasındaki ilişkiyi tartışınız. Ulaştığınız sonucu aşağıdaki boş bırakılan yere yazınız.
6. Yukarıdaki paragrafa göre Türklerin geçim ve beslenme kaynağı at ve koyun eti olduğu belirtilmiştir. Bu durum bu hayvanın beslenmesi ve bakımı için en elverişli zaman bahar ve yaz aylarıdır. Koşuklarda bu duygu ve düşünceleri ifade eden sevinçler göze çarpmaktadır.
 
7. Okuduğunuz şiirin ahenk öğelerini (ses akışı ritim söyleyiş uyak vb.) bulunuz.
7. Nazım birimi: Dörtlük
Birim sayısı: 12 (Bir tanesi iki defa yazılmış dörtlüklerin)
Ölçü. Hece ölçüsü
Uyak Düzeni : Düz uyak
Kafiye Çeşidi: 123 . dörtlüklerde olduğu gibi genellikle yarım uyak kullanılmıştır.

8. Kitabınızdaki “Alp Er Tonga Sagu”su ve “Koşuk”tan hareketle Destan Dönemi şiirinin oluşmasını sağlayan zihniyetin özelliklerini belirtiniz.
8. Her edebi eser içinde bulunduğu toplumunu zihniyeti yansıtır ve bu iki eserde Türklerin o dönemdeki zihniyetinden izler taşır. Alp Er Tonga Sagusu’nda savaşçı olan bir milletin kahramanının arkasında ağıt yakması ve önemli olan ahlak ve erdem kavramlarının işlenmesi o dönemin zihniyetidir.
Koşuk’ta ise göçebe ve çadırda yaşayan bir milletin kış ayında çektiği sıkıntıları baharın gelmesiyle birlikte nasıl sevince bıraktığı göstermektedir. Türkler Nevruz’da Baharın gelişini şölenler yaparak kutlarlarmış ki bu da eserlerin yansımıştır.
 
YORUMLAMA – GÜNCELLEME
1. a. Günümüzde söylenen ağıt türündeki bir türkünün sözlerini arkadaşlarınıza okuyunuz.
a.
b. Uygurlara ait aşağıdaki ağıtı okuyunuz. Sözlerini dinlediğiniz ağıt ile Uygurlara ait şiiri farklı yüzyıllarda söylenmiş olsalar da duyguların dile getirilmesi yönüyle karşılaştırınız. Benzer yön*lerini yazınız.
Günümüz Türkçesiyle
Aklar bulıt örlep kükirep Ak bulutlar yükselip gürleyerek
Alkuka mu kar yagurur Her tarafa kar mı yağdırır;
Ak bir saçlıg karı anam Ak saçlı o ihtiyar anam
Açıyu mu yaşların akıdur Acılar içinde mi gözyaşlarını akıtır.

Karalar bulıt örlep kükrep Kara bulutlar yükselip gürleyerek
Kar mu yağmur ol yoğurur Kar mı yağmur mu yağdırıyor?
Karı yağlığ ol (bir) anam (Yoksa) o ihtiyar yaşlı anam
Kayguda mu yaş akıtır Kederden mi gözyaşı döküyor?

b. Her iki dönemdeki metinlerin temaları aynı fakat söyleyiş özelikleri de aynı olduğu göze çarpmaktadır. Özellikle yapılan benzetmeler birbirine çok benzemektedir. Toplumların tarihleri ve yurtları farklı zamanları farklı olsa da toplumlar aynı duygu karşısında aynı sözleri ve benzetmeleri kullanabilmekteler.

2. Eski Türklerde ölen bir kişinin ardından yapılan matem törenlerinin izleri günümüzde de görülüyor mu? Açıklayınız.
2. Eski dönemde olduğu gibi belli bir düzen içinde yapılmasa da ölen kişilerin yakınları çeşitli ağıtlar yakarak çeşitli ritüeller ortaya bazı özelliklerini devam ettirmektedirler. Ama aynı şekilde kesinlikle devam etmiyor.

3.
I. Bahar gelir bulanırsın coşarsın II. Etil suvı akaturur Dalga vurur kenarlara taşarsın. Kaya tübi kakaturur Dünya kurulalı böyle yaşarsın Balık telim baka turur Tükenmez ömrün var bol Kızılırmak. Kölüng takı küşerür
Âşık Veysel
Günümüz Türkçesiyle
İtil suyu akadurur
Kaya dibi kakadurur
Balık cümle bakadurur
Taşar durgun göller bile
Yukarıda okuduğunuz ilk dörtlük saz şairlerimizden Âşık Veysel’in “Kızılırmak” adlı şiirin*den alınmıştır. İkinci dörtlük ise Destan Döneminde söylenmiş İtil Irmağı’nı tasvir eden bir şiirden alınmıştır. Belli bir doğa parçasını anlatan bu iki şiiri şekil ve ahenk unsurları yönünden karşılaştı*rarak sonuçları boş bırakılan yerlere yazınız.
I. Şiir (Kızılırmak) II. Şiir Şekil Şekil Nazım Birimi: DörtlükÖlçüsü: Hece ölçüsü Uyak Düzeni: Düz uyak
Kafiye: “-ş” yarım kafiye
Redif: “-arsın” redif
Nazım Birimi: DörtlükÖlçüsü: Hece ölçüsü Uyak Düzeni: Düz uyak
Kafiye: “-k” yarım kafiye
Redif: “-aturur” redif
Ahenk Unsurları Ahenk Unsurları Söz sanatları vardır.Halk söyleyişi hakimdir Söz sanatları vardır.Halk söyleyişi hakimdir
 
4. Eski Türklerde ozanların dinî ve din dışı törenlerde müzik ve dans eşliğinde şiirler söylemeleriyle günümüz saz şairlerinin şiirlerini saz eşliğinde söylemeleri arasındaki ilişkiyi tartışınız. Sonucu kısaca belirtiniz.
4. Eski Türklerdeki ozanlar dini ve din dışı törenlerde şiirler söylerlerken İslamiyet etkisiyle bu kişiler bazı özelliklerini bırakıp “Ozan aşık ” adı altında sadece belirli meclis ve ortamlar şiirler söyleyip saz çalan kişiler konumuna gelmişleridir. Eski Türklerde bu kişilerin din adamı özelliği varken İslamiyet’ten sonra yerini sadece sanatı icra eden özelliğe bırakmıştır.
Aslında bu ikisi birbirinin devamı niteliğindedir.

5. a. Eski Türklerde “kam ozan baksı şaman” adlarının kimlere verildiğini ve bunların görevlerini arkadaşlarınıza aktardıktan sonra aşağıdaki şemayı doldurunuz.
a.
kam Din adamlığı yapar doktorluk yapar büyücülük yapar insanları eğlendirir. Büyücü (KAM) ozan Hekimlik(BAKSI) baksı Eğlendirir (OZAN) şaman Din Adamı(ŞAMAN)
b. Sizce günümüz saz şairleri eski Türklerdeki saz şairleriyle karşılaştırıldığında hangi görevi yerine getiriyorlar? Belirtiniz.
b. Günümüzde saz şairleri sadece doğaçlama şiir söyleyip saz çalabiliyorlar. Atışarak geleneği devam ettiriyorlar ama doktorluk büyücülük ve din adamlığı yapamıyorlar.
6. Konya’da “Âşıklar Bayramı” adıyla her yıl yapılan kutlamaların kültürümüzün korunması açısından önemi nedir? Düşüncelerinizi aşağıya yazınız.
6. Bu gelenek modern hayatla birlikte yok olmaya başlamışsa bazı yöreler yapılan çalışmalar halen aşıklık kavramının devamını sağlaması açısından önemlidir. Eskiden saz şairleri sadece bu işle meşgul olurken günümüzde bu saz şairlerinin başka işlerle meşgul olmakla birlikte boş zamanlarında aşıklık yapmaktadır ki bu da üzücü bir durumdur.
 
DEĞERLENDİRME
1. Aşağıdaki yargılardan hangisi İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı nazmının özelliklerinden değil*dir?
A. Nazım birimi olarak dörtlük kullanılmıştır.
B. Şiir dizeleri birbirleriyle uyaklı düzenlemiştir.
C. Şiirler genellikle “din” ile iç içedir.
D. Konular yaşanılan hayattan bire bir alınmıştır.
E. “Sagu’lar “sığır” törenlerinden önce söylenirdi.
CEVAP: C

2. Destan Döneminde dörtlüklerle söylenen aşk ve doğa güzelliklerini işleyen şiirlere…………. denir.
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A. Koçaklama
B. Koşuk
C. Koşma
D. Sagu
E. Tardiye
CEVAP: B

3. Aşağıdaki cümlelerin başına yargı doğru ise “D” yanlış ise “Y” yazınız.
( D ) Destan Dönemi şiirlerinde (sagu koşuk) ahenk; ses akışı söyleyiş ritim ve her türlü ses benzerliğiyle (uyak redif) sağlanmıştır.
( D ) Destan Dönemi şiirlerde söz sanatlarından yararlanılmıştır.
( D ) Destan Döneminde sürdürülen hayat (yaşayış inanış gelenek ve görenekler vb.) söz*lü edebiyat ürünlerinden olan şiirlere de yansımıştır.
( D ) Sagular lirik şiir örneğidir.

4. Aşağıdaki kelimelerden birbiriyle ilgili olanları eşleştiriniz.


Kam ... Dans
Koşuk ... Doğa güzelliklerini tasvir eden şiir
Ağıt ... Sagu
 
b. Olay Çevresinde Oluşan Metinler (Destan)
HAZIRLIK
1. Sınıfta dörder kişilik iki grup oluşturarak grup sözcülerinizi belirleyiniz. Daha sonra aşağıdaki eserlerden birini seçiniz. Belirlediğiniz eseri olay örgüsü kişi tema ve anlatım yönünden inceleyiniz. İncelediğiniz eserle ilgili tespitlerinizi grup sözcünüz aracılığıyla arkadaşlarınıza aktarınız. İki eseri inceleme sonuçlarınıza göre karşılaştırınız. Sonuçları tahtada sıralayınız.
I. grup : “Devlet Ana” romanı
II. grup : Günümüz Türk edebiyatından seçeceğiniz bir olay öyküsü (Cevapları aşağıdadır.)
2. Hun Türkleri hakkında bilgi edininiz.
2. Hunlar veya Hun Türkleri Kavimler Göçü ile Roma İmparatorluğu’nu istila etmesiyle bilinen göçebe kavimler topluluğuna verilen ortak addır. Hunlar; Oguzlar Tunguzlar Moğollar ve İrani kavimlerle birlikte Türk boylarından toplulukları da içeren birçok Asyatik etnik gruptan meydana gelmiştir. Attila önderliğinde Avrupa Hun İmparatorluğu’nu kurmuşlardır. Büyük Hun İmparatorluğu’nu Türk boyları kurmuş yönetmiş; Türk kültürü devlete şeklini vermiştir.

3. Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın “Üç Şehitler Destanı”nı bulunuz. Şairin şiire niçin bu adı vermiş olabileceğini söyleyiniz.
3. Kurtuluş Savaşı yıllarını anlattığı için epik tarzda yazılmış bir destandır.
4. Yapma ve doğal destan kavramlarını araştırınız.
4. Tarih öncesi devirlerde sözlü olarak oluşmuş daha sonra kaleme alınarak günümüze ulaştırılmış söyleyeni belli olmayan destanlardır. Doğal destanlara benzeyen: ancak oluşumlarında halkın katkısı bulunmayan yakın dönem-deki bir kahramanlık olayından yola çıkılarak belli bir kişi tarafından oluşturulan destanlardır. Kısacası söyleyeni belli olan destanlardır.

5. İslamiyet öncesi ve sonrası Türk destanlarını araştırınız.
5. I- İslamiyet Öncesi Türk Destanları:
1- Saka-İskit Destanları:
Alp Er Tunga destanı: Türk-İran savaşlarını ve Alp Er Tunga’nın yiğitliklerini anlatır. Alp Er Tunga İran destanı “Şehname” de Efrasiyab olarak geçmektedir.
Şu Destanı: Makedonyalı Büyük İskender ile Türkler arasında geçen savaşları ve hükümdar Şu’nun yiğitlikleri anlatılır.

2- Hun-Oğuz Destanları:
Oğuz Kağan Destanı: Hun hükümdarı Mete Han’ın hayatı yiğitlikleri ülkesini genişletip oğulları arasında nasıl bölüştürdüğü anlatılır.
Atilla Destanı: Batı Hun Devleti hüküm-darı Atilla’nın yaşamını anlatır.

3- Altay Türkleri Destanları:
Yaratılış Destanı: Türk kavramı etrafında oluşan bir destan değildir. Destan inanışa göre Tanrı Kayra Hanın kişiyi (insanoğlu) yaratmasıyla ilgilidir. Destanın en önemli özelliği Türklerin sosyal coğrafi uzay (kozmogoni) ve dini inanış-ları yönünden düşünce tarzlarını yansıtmasıdır. 19. yüzyılda derlenmiştir. Semavi dinlerden etkilendiği düşünülmektedir.

4- Siyenpi Hanedanı Destanı
Siyenpi Destanı: Hun devletinin yerini alan Siyenpi Hanedanlığının kaynağına dair önemli bilgiler içerir.
 
5- Göktürk Destanları:
Bozkurt Destanı: Yok edilmek istenen Göktürklerin bir dişi kurttan yeniden türeyişleri anlatılır.
Ergenekon Destanı: Bir yenilgi sonunda Türklerin Ergenekon adlı bir yerde yeni-den çoğalarak yurtlarına geri dönmeleri ve büyük bir devlet kurmaları anlatılır.

6- Uygur Destanları:
Türeyiş Destanı: Türklerin “Dokuz Oğuz ve On Uygur” boyları biçiminde var oluşunu anlatan destandır.
Göç Destanı: Uygurların yurtlarından göç etmek zorunda kalışlarını anlatan destandır.
 
II- İslamiyet Sonrası Türk Destanları:
Manas Destanı: Kırgız Türklerine aittir. Dünyanın en uzun destanıdır.
Saltuk Buğra Han Destanı: Hükümdar Saltuk Buğra Han’ın efsanevi bir şekilde anlatıldığı destandır. Karahanlılara aittir.
Battal Gazi Destanı: Battal Gazi adlı kahramanın İslamiyet’i yayış mücadelesi anlatılır.
Köroğlu Destanı Timur Destanı Cengiz Han Destanı Danişment Gazi Destanı Sarı Saltuk Destanı… gibi destanlarımız da mevcuttur.

6. Ömer Seyfettin’in “Pembe İncili Kaftan” adlı hikâyesini okuyunuz.
6.
7. Yukarıdaki resimlerde gördüğünüz kahramanların özelliklerini belirtiniz. Kahramanlara ait özelliklerin gerçeklilikle ilgisini tartışınız. Sonuçları sıralayınız.
7. Resimde karakterlerden bir canavarla savaşmakta diğeri de örümcek gibi sarmaşıklar atarak uçabilmekte. Bunların gerçekle ilgisi yoktur.
8. Günlük olayların olağanüstü özelliklerle anlatılması sizi nasıl etkiler?
8. Aşırı olağanüstü özellikler katılması inandırıcılığı etkilese de günlük hayatta her insan bazı olayları biraz abartarak verebilir ama bu durum inandırıcılığa gölge düşürmez.
 
İNCELEME
1. metin
OĞUZ KAĞAN DESTANI
1. a. Hun Türkleri hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.
1.a. Hunlar veya Hun Türkleri Kavimler Göçü ile Roma İmparatorluğu’nu istila etmesiyle bilinen göçebe kavimler topluluğuna verilen ortak addır. Hunlar; Ogurlar Tunguzlar Moğollar ve İrani kavimlerle birlikte Türk boylarından toplulukları da içeren birçok Asyatik etnik gruptan meydana gelmiştir. Attila önderliğinde Avrupa Hun İmparatorluğu’nu kurmuşlardır. Büyük Hun İmparatorluğu’nu Türk boyları kurmuş yönetmiş; Türk kültürü devlete şeklini vermiştir.

Başka bir bilgi :
Çin kaynaklarında “Hiung-nu” olarak anılan Hunlar tarihte adı geçen ilk Türk boyudur. MÖ 8. yüzyılda ortaya çıktılar; MÖ 200′lü yıllarda Teoman Yabgu’nun önderliğinde bir devlet kurdular. Teoman Yabgu’nun oğlu Mete döneminde Hun Devleti’nin sınırları Japon Denizi’nden Hazar Denizi’ne kadar genişledi.

Hunlar sadece askerlik alanındaki başarılarıyla değil devlet yönetimindeki yetkinlikleriyle de kendilerinden söz ettirmişlerdir. Nitekim başta Mete olmak üzere bazı Hun hükümdarlarının üstün nitelikleri Çinliler tarafından bile kabul edilmiştir.

Bu dönem aynı zamanda at sırtında göçlerin tarihte ilk defa belirdiği zamandır. Batıya yönelen Hunlar olağanüstü hazırlık düzeylerinin yanı sıra şaşırtıcı hareket yetenekleriyle zaman içinde kendileriyle aynı atçılık disiplinine sahip olan Germenler ve yüksek bir kültür düzeyindeki Romalılar üzerinde üstünlük kurmuşlardır.

Attila’nın MS 434′de hükümdar olmasıyla Hun Devleti’nin altın çağı başlamıştır. Bu dönem Hun Devleti’nin Avrupa ve Asya’nın en güçlü devleti olduğu çağdır. Ne yazık ki Attila’nın ölümünden kısa bir süre sonra Hunlar dağılmışlardır

b. Okuduğunuz destanda anlatılanların Hun Türkleriyle ilgili edindiğiniz bilgilerden de yararlanarak gerçeklikle ilgisini tartışınız. Sonuçları belirledikten sonra destanların nasıl oluştuğunu söyleyiniz.
b. Destanda Oğuz Kağan diye anlatılan Hunların ünlü kahramanı Mete Han’dır. Bu destan Mete’nin ölümünde sonra onun yaptığı kahramanlıkları ve savaşları ele alan bir destandır. Destanlar oluşurken öncelikle toplumu derinden etkileyen bir olayın meydana gelmesidir ki bu Mete Han’ın ölümü üzerine yazılmış olmasıdır.
2. a. Ömer Seyfettin’in “Pembe İncili Kaftan” adlı hikâyesinin özetini anlatınız.
2.a. Osmanlı devletinin başında bu dönemde Şah İsmail adında bir bela vardır. Vezirler bu deli adama elçi göndermek için toplanmışlardı. Gönderilecek elçi cesur ölümden korkmayan devletin şanına yakışacak bir kişi olmalıydı. Sarayda Enderun’da divanda böyle bir kişi yoktur. Vezirlerden biri Muhsin Çelebi’nin adını ortaya atar. Bunun üzerine sadrazam Muhsin Çelebinin çağrılmasını ister. Peki kimdi bu Muhsin Çelebi.
Muhsin Çelebi; cesur doğruluktan ayrılmayan ölümden korkmayan akıllı bilgili Allah’tan başka kimseye boyun eğmeyen hali vakti yerinde garibi zayıfı gözeten bir baba yiğittir. Muhsin Çelebi sadrazamın emri üzerine huzura gelir. Sadrazam ondan el etek öpmesini beklerken o eğilmez. Sadrazam onun bu hareketine kızmasına karşın ona elçilik teklifinde bulunur. Muhsin Çelebi bu görevi devleti için kabul eder. Elbette ki bu büyük devletin elçisi;atları hademeleri ve giysileriyle ihtişamlı olmalıydı. Muhsin Çelebi bu giderleri sadrazamın ısrarına karşın kendisinin karşılayacağını söyler. Çünkü o fedakarlığın karşılıksız olacağına inanıyordu. Giderler için bütün varlığını rehin vererek tüccarlardan on bin altın alır. Bu parayla ihtiyaçları karşılar. Bir de Sırmakeş Toroğlu’ndaki: Kumaşı Hint’ten incileri Venedik’ten gelme Şah İsmail’in hayatında göremeyeceği pembe incili kaftanı sekiz bin altına alır. Bu kaftanı padişaha hediye etmek için herkes sıraya girmektedir. Muhsin Çelebi hazırlıklarını tamamlar. Karısını iki çocuğunu akrabalarına bırakarak yola koyulur. Muhsin Çelebi Tebriz’e vardığında halk ve şah onu şaşkınlıkla karşılar. O her zamanki gibi başı dik göğsü ilerde Şah İsmail’in huzuruna varır. Padişahın mektubunu öperek Şaha uzatır. Ayağı öpülmeyen Şah sapsarı kesilir. Muhsin Çelebi sağına soluna bakar ve oturacak bir şeyin olmadığını görür. Bunun ayakta beklemeye mecbur bırakmak için yapılmış bir davranış düşünerek o göz kamaştıran kaftanını tahtın önüne serer ve üzerine oturur. Şah vezirleri komutanları aptallaşmıştır. Muhsin Çelebi gür sesiyle: Padişahının hiçbir ecnebi padişah karşısında eğilmeyeceğini ve dünyada Türk Padişahı kadar asil bir padişahın olmadığını söyleyerek huzurdan izin istemeden ayrılır. Kapıdan çıkarken Şah’ın askeri kaftanı arkasından getirir. Muhsin Çelebi sesini yükselterek ‘bir Türk asla yere serdiği şeyi sırtına koymaz.’ diyerek oradan ayrılır.
Muhsin Çelebi sağ salim ülkesine döner. Herkes pembe incili kaftana ne olduğunu merak eder. Fakat o bu yaptığını anlatacak kadar küçük bir insan değildir. Muhsin Çelebi elçilikten kalan malzemelerini satarak küçük bir bahçe alır. Üsküdar pazarında sebze meyve satarak geçimini sağlamaya başlar. Düştüğü bu acı durum karşısında o hiçbir zaman yaptığı fedakarlıkla övünmemiştir.
b. Daha önce okuduğunuz “Devlet Ana” romanını Ömer Seyfettin’in “Pembe İncili Kaftan” adlı hikâyesini ve “Oğuz Kağan Destanf’nı olay örgüsü kişi tema dil ve anlatım bakımlarından karşılaştırınız. Vardığınız sonuçları aşağıya yazınız.
Oğuz Kağan Devlet Ana Pembe İncili Kaftan Olay Örgüsü Hun Türklerinin kahramanı Mete Han’ın doğumundan ölümüne kadar geçen süreçte yapmış olduğu kahramanlıklar Osmanlı İmparatorluğu’nun aşiret halindeki dönemine inilir. Osmanlı insan tipi yaşam tarzı adaletleri gelenek ve göreneklerini konu edinerek bir aşiretten devlet olma mertebesine nasıl yükseldiğini destansı bir ifadeyle anlatılır. Osmanlı Döneminde Şah İsmail’e elçi olarak gönderilen Muhsin Çelebi’nin yaptıklarını anlatılır. Tema Kahramanlık Kahramanlık Kahramanlık-Fedakarlık Kişiler Oğuz Kağan Ertuğrul Gazi Osman Bey ve Orhan Bey Muhsin Çelebi Anlatım Epik Epik Epik
Ulaştığınız sonuçtan yararlanarak destanların kurmaca olup olmadığını nedenleriyle açıklayınız.
Destanlar içerik olarak gerçek hayattan alabilir ama destanda anlatılanlar zaman içerisinde olağanüstü özelliklere bürünerek tamamen hayal mahsulü gibi görünebilir. Oysa ki Mete Han yaşamıştır ve yapmış olduğu kahramanlıklar vardır ama anlatım tarzının aşırı olağanüstü olması bize onun kurmaca olduğunu düşündürebilir.
 
3. “Oğuz Kağan Destanı’nın olay örgüsünü veren aşağıdaki ifadeleri okuyunuz. Bu açıklamalara verilen numaraları uygun sıralamayla şema üzere yazınız. Daha sonra olay örgüsünün özelliklerini ve destanda olay örgüsüne kaynak olabilecek olayın zamanını belirleyiniz. 1. Oğuz Kağan’ın göğün kızıyla evlenmesi.
2. “Kalaç” Türk boylarının türeyişi.
3. Oğuz Kağan’ın güneye yaptığı akınlar.
4. Oğuz Kağan’ın olağanüstü özelliklerle doğuşu.
5. Oğuz Kağan’ın batıda İdil Boyuna akınları.
6. Oğuz Kağan’ın gençliği.
7. “Karluk” Türk boylarının türeyişi.
8. Oğuz Kağan’ın altı oğluna hanlık vermesi.
9. Oğuz’un Türklerin “Büyük Kağanı” olması.
10. Oğuz Kağan’ın büyük bir şölen vermesi ve ülkeyi oğulları arasında paylaştırması.
11. Oğuz Kağan’ın Kıpçak akını.
12. Oğuz Kağan’ın yerin kızıyla evlenmesi.
13. Çürçed Akını ve “Kanglı” Türk boylarının türeyişi.
 
Geri