denizli'de okuduğum için fenerbahçeli arkadaşımın isteği üzerine hayatımda galatasaraylı olarak gittiğim ilk stat maçıydı.
çınar meydanından stada yürürken ortalıkta kol gezen karaborsacıları mı dersin,
fener otobüsü stata girerken o anki gazla elimdeki su şişesini otobüse fırlatmam mı dersin,
stada 57 gençliğin hıştoları arasında korka korka kaçak girmek mi dersin,
adrenalin artık tavandı.
güney kale arkası tribüne güç bela girdik.
malum 57 geçnlik ile girince tabi, bizim de onlar gibi hareket etmemiz gerekiyordu.
gerekliliği boşverin, başındakiler zaten seve seve olmasa da s.. s... buna zorluyordu.
ben galatasaraylı olduğum için tabi paso küfrediyordum ilk başlarda :d
arkadaş ise sadece ağzını kıpırdatıyordu, nihayetinde adam fenerli :d
dönüp ona, "küfret lan, bak söylerim yoksa" diye takılıyordum.
sonra tabi baktım bu iş böyle olmayacak, ağzım yoruldu, çenem ağrıdı gitti artık ben de ağzımı kıpırtdatmaya başladım.
ikinci yarı oldu, yerimizi değiştirdik çaktırmadan.
maç bitmeye yakındı, la bünyamin dedim, hadi çıkalım bak sonra bu kalablıkta çıkamayız.
maç olmuş 1-1 :d
fenerli güney üst sol köşe yıkılıyor sinirden ahahahahahah
biz stattan çıktık. tam o tribünün oradan geçiyorduk aşağıda.
yanında da statın aydınlatma direği vardı.
direğin yanına varınca bir yumruğumu havaya kaldırıp, kızgın fenerli taraftarlara "şampiyon galatasaray ulaaaaannnnn" diye bağırdım.
tabi o esnada dizlerimin bağı koptu heyecandan.
o kızgın fenerliler, kırmızı görmüş boğa gibi nasıl kudurdular birden.
hepsi aşağı doğru dönerek ana avrat sövdüler ahahahahaha :/
hani yüksek olmasa, bi imkanını bulsalar aşağı atlayıp oracıkta beni öldüreceklerdi.
sonra fenerli arkadaşla; el ele kol kola, bağıra çağıra denizli sokaklarında yeşil-siyah, sarı-kırmızı şampiyon galatasaray çekerek güle oynaya yurdun yolunu tutmuştuk.