Hatem
Elmas Üye
''oğlum bir daha arayabilirmiyiz. arattırsana bir kez daha''
''komutanım yapmazlar''
''niye **Spam/Adversiting** yapmasınlar tel kesildi''
''yapmazlar komutanım zaten dinliyorlardır''
sinir hat safhadayken yapıştım buna ''kim dinliyo lan amına koyarım senin, neyini dinliyorlar **Spam/Adversiting**
çocukları bağla lan hemen azını yüzünü sikerim senin''
araya girdi hemen diğeri, e çocuğun ne suçu var. hususi telefon mu lan o amcık (kendime sövüyorum)
her yeri ara istediğin zaman.
arkadan uzmanlar geldi çektiler aldılar çocuğu, ben hala devam ediyorum bağırıp çağırmaya, ulan bi
üst çıkıp gelse, telsizi alıp götüme sokcak kendimi bilmem kaçıncı rakımlı tepede karakolda hudut
nöbetinde bulucam.
ama aga ddedim ya yukarıda, (varan 5 ölümden korkmamak intihara ilk adım) he işte olay böyle böyle
başlıyor.
apar topar uzaklaştırdılar beni, odaya soktular, beni devrem ve jöh komutanı o halde görünce ayağa
fırladılar. devrem hemen yapıştı.
kendimi kaybetmiştim beyler, devrem ''olum suss suuuss'' diye bağırığ dürtüyodu ama nafile, nası
durdum dersiniz, jöh üsteğmeni bir koydu. bebek gibi oldum.
üsteğmen uzmanlara bağırarak ''çık dışarı çık'' gitmelerini sağladı. bana dönerek ''ne bağırıyosun lan
gerizekalı, noolyo?
ben bi devreme bakıyorum bi komutanıma, titriyorum beyler, elim ayağım buz kesti, odanın içi sigara
dumanı olmuş, nefes alamıyorum zaten,
devrem ''Olm neyin var nooldu dedi'' biraz etrafa baktım başladım ağlamaya, deli gibi ağlıyorum
beyler. anlatamam size, yani çok kez tartıştık biz yağmurla çok kez yüzüme kapattı, çok kez bir daha
arama dedi, hiç böyle olmamıştım.
evet moralim çok kötü olurdu ama bu farklı, farketmemiştim o zamana kadar. beni orada ayakta ve
güçlü tutan ne anne ne baba ne başkası, yağmur sadece.
nasıl olur demeyin anne nası düşünülmez.
düşünülmez işte **Spam/Adversiting** düşünülmüyo, eğer hayatında bir papatya varsa, tüm çiçeklerin prensesi,
yaprakları en narini, ufak bir dokunmaya bile dağıtır kendini, bakımı en zoru olan bir papatya varsa,
hayatın o olur farketmezsin.
bizim oraların bir türküsü vardır, şu geçer ''anadan geçilir bre hasan, yardan geçilmez'' türküler
doğruyu söyler, yalan söylemez, abartmaz, durduramıyodum ağlamamı, bu kadar şey üstüste
geldikten sonra bu olay çözülmemmi sağlamıştı, hıçkırarak ağlıyodum,
erkekler ağlamaz ya, olum hem erkeksin, hem komando, hem de komutan bi komando, afedersin
eşşek gibi ağlıyodum.
kendime gelmem epeyce uzun sürdü, biraz kendime geldiğimde, sigara uzattı devrem (ama benim
paketimden uzatıyo hala pezevenk sonradan farkettim
)
üsteğmen, ne oldu oğlum ne bu hal, anlat bakıyım, sanki biraz önce zırıl zırıl bebek gibi ağlayan ben
değişmişim gibi, erkekliğe bok sürdürmicez ya, komutanım yok bişe,
kafamı sikiyim yani sıyırmışım iyice.
üsteğmen çok net bir şekilde, ikiletme lafımı lan anlat!! diye bağırdı,
anlattım durumu, tek tek bir bir en başından, devrem ben sana en başından demiştim falan diyip
duruyo.
ben komutana dikkat kesilmişim,
''yani kız haklı, ama ne biliyim sende haklı gibisin, de kafama bişey takıldı son cümlesinden dolayı, bir
sıkıntısı mı var?''
anaaaa o hiç aklıma gelmemişti lan. ''yok komuta, yani bilmiyorum ki komutanım''
''belki bi sıkıntısı vardır oğlum, senin yalanında ortaya çıkınca fevri davranmıştır sıkma canını ya arar
gene o''
''aramaz komutanım''
''lan niye aramasın?''
''aramaz komutanım, tanıyorum, aramıyo yani öyle teli kapatırsa yüzüme, gene aramaz''
''lan şırnaktasın arar niye aramasın manyak''
''rizeli komutanım laz aramaz inattır biraz''
''vay **Spam/Adversiting** kötü zaman'' (şimdi güldüm bak bunu hatırladığımda)
''sen ara oğlum''
''açmaz komutanım''
''lan nerden anlıcak ara sen çıkar tele konuşursun, özellikle hiç bir tele çıkmaz komutanımi annesi
çıkar oda gelmez tele''
''hayda karı milletine bak, eşkiyadan bu kadar çekmiyo bu çocuklar''
''ne yapıcam komutanım''
''ne yapıcaaan ne yapıcaaan, mektup yaz lan''
''mektubbu'' (kafada ampul yanar
)
başladım hemen mektuba, ama nereden başlayacağımı bilmiyorum, ne diyeceğimi,
çok zor biriydi beyler, o zamana kadar sadece yüz yüze halledebilmiştim aramızda ki sıkıntıları, çok
etkileyeci bişeyler yazmalıydım.
beyler bir kahve yapıp geliyorum izninizle.
geldim beyler. devam ediyorum.
aynen yazıyoruum, mektbup elimde yok, hatırladıkları. ama daha sonra onun bana göderdiği mektup
var o elimde onu yayıylayacağım yeri geldiğinde.
bir çok cümleyle başladım. ama içime sinmedi, sonra nazım hikmet geldi aklıma, eşinden uzakken
yazdığı, şiiri biraz değiştirip yazmıştım.
seni düşünmek güzel şey,
seni düşünmek ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey,
hava soğuk, ısıtan tek şey, senin hatıraların,
düşünüyorum seni, cudide en sarp kayalığın en tepesinde,
seni düşünmek güzel şey,
içimde büyük bir korku, her soğuk rüzgarla birlikte gelip göğsüme çarpan,
kalbimin orasında olduğunu düşünüyorum o an. ve arkasından gelen sıcaklık,
sen oradaysan üşümüyorum. seni düşünürken üşümüyorum gabarda,
seni düşünmek güzel şey,
aklımdasın an be an, beyaz karlara doğru uzuuun bir yolculuk anında,
gözümün önündesin, bembeyaz bir elbise, tabi kolyesiyle,
sarı saçlarını uçuşturuyor rüzgar, sana doğru uzun bir yürüyüş yapıyorum her seferinde,
saçlarına dokunabilmek için son bir kez daha,
seni düşünmek güzel şey,
dağların heybeti, korkuyla dolduruyor içimi,
ay en tepede, nispet yaparcasına, dağdakilere yol gösteriyor,
içime korku saplanıyor,
bir anda senin silüetin penceremde,
seni düşünmek güzel şey,
seni bir daha görememe korkusu kaplıyor içimi,
bir daha ulaşamama,
dağlarda yanlız olmak korkusu,
soruyorum kendime nerede olursam olayım gelecek mi benimle,
seni düşünmek güzel şey.
çok daha uzundu çocuklar, ama aklıma bu kadar geldi bir de kesmek istedim böle bişey işte, zarfladım
ardından hemen istanbula götürecek bir yol aramaya başladım.
postaya versem gitmesi en az bir hafta sürecek, odaya geri dönüyorum, komutanım ve devrem orada,
telaşlı olduğum her halimden belli,
''yazdın mı?''
''yazdım komutanım''
''ver bakayım''
''olmaz komutanım''
''lan olum zaten açıcaklar onu var''
''niye açacaklar komutanım''
''güvenlik için''
beyler genelde askerin mektubuna bakılır ama okunmaz, amaç içinde taburun krokisini ve nöbet
değişimleri gibi bir çok şeyi yollarlar mı acaba? psikozu yüzünden.
''veremem komutanım''
''lan ver bi ver ben sana dedim, mektup yaz diye, demesem aklına bile gelmeyecekti''
''komutanım''
''ver lan! ''
verdim, mektubu, zaten tam olarak kapatmadığım zarftan çıkarttı şöle bir süre göz attı.
şöle alıcı gözle bakmaya başladı, merakladım,
''alabilirmiyim artık komutanım'' dedim.
'' bu dedim olmamış''
sinirlendim arkadaşlar canım burnumda zaten ne olmamış lan ibne dememek için zor tutuyorum
kendimi, karşımda ki jöh subayı adamın götünden kan almakla birlikte o kanı şah damarından geri
verir.
o anki psikolojimle
''ne olmamış komutanım allah aşkına ya'' diyiverdim.
şöle bi baktı, içimden diyorum sıçtın heralde bu sefer çok zorladın şansını.
''olum olmamış derken olmuşta eksik''
''nası yani ne eksik komutanım'' ne dese beyenirsiniz,
''evlenme teklifi etsene sen bu kıza mektupla''
''nası komutanım evlenme teklifimi böyle olurmu daha farklı bir şey olması lazım gelmez mi?''
''lan oğlum etrafına bir baksana, nerde olduğuna bir bak, bak pencereden ne var orda, amına
kodumun dağları, içinde ne var senin amına koymayı bekleyen bir sürü ibne, sen bu durumda
evlenme teklifi ediyosun, daha nası bi aksiyon olacak lan. bundan daha aksiyonlusu vars söle burada
bileklerimi kesiyim''
kafama yatmıştı beyler, düşünsensine şırnak tasınız ve oradan evlenme teklifi yapıyorsunuz. hemen
mektupta ufak bir oynama yaparak evlenme teklifimi yaptım, üsteğmen sağolsun kendi götüreceğini
söyledi, yarın harekete geçecekler ve ilk helikopterle postaya verecekti en fazla 2 3 gün sürecekti
eline geçmesi.
ulan bir gazla evlenme teklifi yapmıştım ama o sinirim geçmişti. sırıtıyordum sürekli ve heyecanlı bir
bekleyiş. ama ne bekleyiş.
heyecanla beklemeye koyuldum. askerin her odaya girmesi heyecanlandırıyodu artık. kafamda tek bir
şey vardı artık acaba ne diyecek.
askerliği bu şekilde geçirirken, acil tam techizat hazırlanma haberi geldi. bir karakol baskın yemiş.
4 tim hemen hazır bulunacak ve karakola sürhatle hareket edecekti. gece olduğu için helikopter
yaklaşık 2 3 km uzağa bizi atacaklar bizde intikal edecektik karakola doğru.
10 dakika içerisinde devrem ve benim timleriminde içinde olduğu 4 tim hazır vaziyette beklemeye
başladık.
uh1 helikopterleri bizi alarak hızlı bir manevrayla burunlarını atılacağımız yöne doğru çevirdi, saat
yanlış hatırlamıyosan 1 ya da 2 baskın haberi 1 saat önce gelmiş. k.ıraktan sızan bir grup, ismi neydi
karakolun güçlükonakmıydı neydi hatırlayamadım orayı önce taciz ateşine almış, fakat uzun süre taciz
ateşi devam etmiş.
basacaklar yani çocukları. patatatatata gidiyoruz deli fişek gibiyiz zaten **Spam/Adversiting**. hele ben içim içime
sığmıyo
''komutanım yapmazlar''
''niye **Spam/Adversiting** yapmasınlar tel kesildi''
''yapmazlar komutanım zaten dinliyorlardır''
sinir hat safhadayken yapıştım buna ''kim dinliyo lan amına koyarım senin, neyini dinliyorlar **Spam/Adversiting**
çocukları bağla lan hemen azını yüzünü sikerim senin''
araya girdi hemen diğeri, e çocuğun ne suçu var. hususi telefon mu lan o amcık (kendime sövüyorum)
her yeri ara istediğin zaman.
arkadan uzmanlar geldi çektiler aldılar çocuğu, ben hala devam ediyorum bağırıp çağırmaya, ulan bi
üst çıkıp gelse, telsizi alıp götüme sokcak kendimi bilmem kaçıncı rakımlı tepede karakolda hudut
nöbetinde bulucam.
ama aga ddedim ya yukarıda, (varan 5 ölümden korkmamak intihara ilk adım) he işte olay böyle böyle
başlıyor.
apar topar uzaklaştırdılar beni, odaya soktular, beni devrem ve jöh komutanı o halde görünce ayağa
fırladılar. devrem hemen yapıştı.
kendimi kaybetmiştim beyler, devrem ''olum suss suuuss'' diye bağırığ dürtüyodu ama nafile, nası
durdum dersiniz, jöh üsteğmeni bir koydu. bebek gibi oldum.
üsteğmen uzmanlara bağırarak ''çık dışarı çık'' gitmelerini sağladı. bana dönerek ''ne bağırıyosun lan
gerizekalı, noolyo?
ben bi devreme bakıyorum bi komutanıma, titriyorum beyler, elim ayağım buz kesti, odanın içi sigara
dumanı olmuş, nefes alamıyorum zaten,
devrem ''Olm neyin var nooldu dedi'' biraz etrafa baktım başladım ağlamaya, deli gibi ağlıyorum
beyler. anlatamam size, yani çok kez tartıştık biz yağmurla çok kez yüzüme kapattı, çok kez bir daha
arama dedi, hiç böyle olmamıştım.
evet moralim çok kötü olurdu ama bu farklı, farketmemiştim o zamana kadar. beni orada ayakta ve
güçlü tutan ne anne ne baba ne başkası, yağmur sadece.
nasıl olur demeyin anne nası düşünülmez.
düşünülmez işte **Spam/Adversiting** düşünülmüyo, eğer hayatında bir papatya varsa, tüm çiçeklerin prensesi,
yaprakları en narini, ufak bir dokunmaya bile dağıtır kendini, bakımı en zoru olan bir papatya varsa,
hayatın o olur farketmezsin.
bizim oraların bir türküsü vardır, şu geçer ''anadan geçilir bre hasan, yardan geçilmez'' türküler
doğruyu söyler, yalan söylemez, abartmaz, durduramıyodum ağlamamı, bu kadar şey üstüste
geldikten sonra bu olay çözülmemmi sağlamıştı, hıçkırarak ağlıyodum,
erkekler ağlamaz ya, olum hem erkeksin, hem komando, hem de komutan bi komando, afedersin
eşşek gibi ağlıyodum.
kendime gelmem epeyce uzun sürdü, biraz kendime geldiğimde, sigara uzattı devrem (ama benim
paketimden uzatıyo hala pezevenk sonradan farkettim
üsteğmen, ne oldu oğlum ne bu hal, anlat bakıyım, sanki biraz önce zırıl zırıl bebek gibi ağlayan ben
değişmişim gibi, erkekliğe bok sürdürmicez ya, komutanım yok bişe,
kafamı sikiyim yani sıyırmışım iyice.
üsteğmen çok net bir şekilde, ikiletme lafımı lan anlat!! diye bağırdı,
anlattım durumu, tek tek bir bir en başından, devrem ben sana en başından demiştim falan diyip
duruyo.
ben komutana dikkat kesilmişim,
''yani kız haklı, ama ne biliyim sende haklı gibisin, de kafama bişey takıldı son cümlesinden dolayı, bir
sıkıntısı mı var?''
anaaaa o hiç aklıma gelmemişti lan. ''yok komuta, yani bilmiyorum ki komutanım''
''belki bi sıkıntısı vardır oğlum, senin yalanında ortaya çıkınca fevri davranmıştır sıkma canını ya arar
gene o''
''aramaz komutanım''
''lan niye aramasın?''
''aramaz komutanım, tanıyorum, aramıyo yani öyle teli kapatırsa yüzüme, gene aramaz''
''lan şırnaktasın arar niye aramasın manyak''
''rizeli komutanım laz aramaz inattır biraz''
''vay **Spam/Adversiting** kötü zaman'' (şimdi güldüm bak bunu hatırladığımda)
''sen ara oğlum''
''açmaz komutanım''
''lan nerden anlıcak ara sen çıkar tele konuşursun, özellikle hiç bir tele çıkmaz komutanımi annesi
çıkar oda gelmez tele''
''hayda karı milletine bak, eşkiyadan bu kadar çekmiyo bu çocuklar''
''ne yapıcam komutanım''
''ne yapıcaaan ne yapıcaaan, mektup yaz lan''
''mektubbu'' (kafada ampul yanar
başladım hemen mektuba, ama nereden başlayacağımı bilmiyorum, ne diyeceğimi,
çok zor biriydi beyler, o zamana kadar sadece yüz yüze halledebilmiştim aramızda ki sıkıntıları, çok
etkileyeci bişeyler yazmalıydım.
beyler bir kahve yapıp geliyorum izninizle.
geldim beyler. devam ediyorum.
aynen yazıyoruum, mektbup elimde yok, hatırladıkları. ama daha sonra onun bana göderdiği mektup
var o elimde onu yayıylayacağım yeri geldiğinde.
bir çok cümleyle başladım. ama içime sinmedi, sonra nazım hikmet geldi aklıma, eşinden uzakken
yazdığı, şiiri biraz değiştirip yazmıştım.
seni düşünmek güzel şey,
seni düşünmek ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey,
hava soğuk, ısıtan tek şey, senin hatıraların,
düşünüyorum seni, cudide en sarp kayalığın en tepesinde,
seni düşünmek güzel şey,
içimde büyük bir korku, her soğuk rüzgarla birlikte gelip göğsüme çarpan,
kalbimin orasında olduğunu düşünüyorum o an. ve arkasından gelen sıcaklık,
sen oradaysan üşümüyorum. seni düşünürken üşümüyorum gabarda,
seni düşünmek güzel şey,
aklımdasın an be an, beyaz karlara doğru uzuuun bir yolculuk anında,
gözümün önündesin, bembeyaz bir elbise, tabi kolyesiyle,
sarı saçlarını uçuşturuyor rüzgar, sana doğru uzun bir yürüyüş yapıyorum her seferinde,
saçlarına dokunabilmek için son bir kez daha,
seni düşünmek güzel şey,
dağların heybeti, korkuyla dolduruyor içimi,
ay en tepede, nispet yaparcasına, dağdakilere yol gösteriyor,
içime korku saplanıyor,
bir anda senin silüetin penceremde,
seni düşünmek güzel şey,
seni bir daha görememe korkusu kaplıyor içimi,
bir daha ulaşamama,
dağlarda yanlız olmak korkusu,
soruyorum kendime nerede olursam olayım gelecek mi benimle,
seni düşünmek güzel şey.
çok daha uzundu çocuklar, ama aklıma bu kadar geldi bir de kesmek istedim böle bişey işte, zarfladım
ardından hemen istanbula götürecek bir yol aramaya başladım.
postaya versem gitmesi en az bir hafta sürecek, odaya geri dönüyorum, komutanım ve devrem orada,
telaşlı olduğum her halimden belli,
''yazdın mı?''
''yazdım komutanım''
''ver bakayım''
''olmaz komutanım''
''lan olum zaten açıcaklar onu var''
''niye açacaklar komutanım''
''güvenlik için''
beyler genelde askerin mektubuna bakılır ama okunmaz, amaç içinde taburun krokisini ve nöbet
değişimleri gibi bir çok şeyi yollarlar mı acaba? psikozu yüzünden.
''veremem komutanım''
''lan ver bi ver ben sana dedim, mektup yaz diye, demesem aklına bile gelmeyecekti''
''komutanım''
''ver lan! ''
verdim, mektubu, zaten tam olarak kapatmadığım zarftan çıkarttı şöle bir süre göz attı.
şöle alıcı gözle bakmaya başladı, merakladım,
''alabilirmiyim artık komutanım'' dedim.
'' bu dedim olmamış''
sinirlendim arkadaşlar canım burnumda zaten ne olmamış lan ibne dememek için zor tutuyorum
kendimi, karşımda ki jöh subayı adamın götünden kan almakla birlikte o kanı şah damarından geri
verir.
o anki psikolojimle
''ne olmamış komutanım allah aşkına ya'' diyiverdim.
şöle bi baktı, içimden diyorum sıçtın heralde bu sefer çok zorladın şansını.
''olum olmamış derken olmuşta eksik''
''nası yani ne eksik komutanım'' ne dese beyenirsiniz,
''evlenme teklifi etsene sen bu kıza mektupla''
''nası komutanım evlenme teklifimi böyle olurmu daha farklı bir şey olması lazım gelmez mi?''
''lan oğlum etrafına bir baksana, nerde olduğuna bir bak, bak pencereden ne var orda, amına
kodumun dağları, içinde ne var senin amına koymayı bekleyen bir sürü ibne, sen bu durumda
evlenme teklifi ediyosun, daha nası bi aksiyon olacak lan. bundan daha aksiyonlusu vars söle burada
bileklerimi kesiyim''
kafama yatmıştı beyler, düşünsensine şırnak tasınız ve oradan evlenme teklifi yapıyorsunuz. hemen
mektupta ufak bir oynama yaparak evlenme teklifimi yaptım, üsteğmen sağolsun kendi götüreceğini
söyledi, yarın harekete geçecekler ve ilk helikopterle postaya verecekti en fazla 2 3 gün sürecekti
eline geçmesi.
ulan bir gazla evlenme teklifi yapmıştım ama o sinirim geçmişti. sırıtıyordum sürekli ve heyecanlı bir
bekleyiş. ama ne bekleyiş.
heyecanla beklemeye koyuldum. askerin her odaya girmesi heyecanlandırıyodu artık. kafamda tek bir
şey vardı artık acaba ne diyecek.
askerliği bu şekilde geçirirken, acil tam techizat hazırlanma haberi geldi. bir karakol baskın yemiş.
4 tim hemen hazır bulunacak ve karakola sürhatle hareket edecekti. gece olduğu için helikopter
yaklaşık 2 3 km uzağa bizi atacaklar bizde intikal edecektik karakola doğru.
10 dakika içerisinde devrem ve benim timleriminde içinde olduğu 4 tim hazır vaziyette beklemeye
başladık.
uh1 helikopterleri bizi alarak hızlı bir manevrayla burunlarını atılacağımız yöne doğru çevirdi, saat
yanlış hatırlamıyosan 1 ya da 2 baskın haberi 1 saat önce gelmiş. k.ıraktan sızan bir grup, ismi neydi
karakolun güçlükonakmıydı neydi hatırlayamadım orayı önce taciz ateşine almış, fakat uzun süre taciz
ateşi devam etmiş.
basacaklar yani çocukları. patatatatata gidiyoruz deli fişek gibiyiz zaten **Spam/Adversiting**. hele ben içim içime
sığmıyo