çıktık eve dönüyoruz. 7 gün izinimiz var. ardından teslim olucaz. daha söylememişiz aileye şırnak
çektiğimizi. atladık devremle evlere gidiyoruz. kafamda hala şu var '' nası söyleyeceğim ''. annem
ağlamaya başladımı sinir basıyo beni devamlı. telefonda konuşurken ağlıyo ''özledim oğlum'' falan.
şimdi kadınada hak veriyosun abi, devamlı oraya buraya saygııyo puştlar.
bindik otobüse vardık istanbula. ayağım çekmiyo eve gitmeye. inceldiği yerden kopsun dedim atladım
gittim. yolda sanki devamlı bana bakıyorlar gibi geliyo. tabii belli oluyosun. normal hayatlarını
yaşayan sivller 100 metreden çakıyo asker olduğunu. yürüyüşünden konuşmandan falan.
vardık eve.
öğlen saatleri. çaldık kapıyı, annem açtı ''gözleri yerinden fırladı işte aradık seni açmadın, süpriz oldu,
neden söylemedin baban almaya gelirdi. bir yandan sarılıyo bir yandan ağlıyo, çok değişmişsin
zayıflamışsın, nasısın oğlum, nası geçiyor askerlik falan. babamda bir yandan sorular soruyo. ama
dedem de tık yok. hoşgeldin dedi oturdu kenara.
binbir türlü soru soruyolar. ama aga o can alıcı soruyu sormuyolar, nereyi çektin? öle bir ortam var ki
ben söylemek için yanıp tutuşuyorum, onlarda öğrenmek için. ama işte onlarda kötü yere mi düştü
korkusu bende söylediğimde verecekleri tepki korkusu. bir türlü koparamıyoruz ipleri. ama dedem
gayet sakin o emekli polisliğin vermiş olduğu otoriter edalar, ve soğukkanlılık.
bakışıyoruz öle birbirimize kısa bir süre bakıştık ama 1 saat gibi geliyo insana ölüm sessizliği **Spam/Adversiting**.
annem bi uzaklaşsa babamlara söylicem önce ilk sortiyi atlatıcam arkama desteği alıp anneye
söylicez.
dedim anne çok açım bi kahvaltı yapalım dedim. daha cümlem bitmeden tabii oğlum börek yaptım
falan diyip fırladı kadın mutfağa,
babam anladı tabii özellikle dediğimi, annem çıktı salondan, '' açıklandımı '' dedi, evet dedim, niye
söylemdin oğlum çok mu kötü dedi, dedim yüzünüze söylemek istedim baba şırnak a düştüm dedim,
babam öle çok fazla belli etmezdi içindeki leri ama o yüz ifadesi öyle bir değişirdi ki anlardınız. işte o
yüz ifadesine dönüştü birden derin bir off çekti.
''neresi olum hangi bölük falan'' diye sorulara devam etti. bende cevapladım bir bir. sonrasında
annem çağırdı mutfağa hadi gelin falan.
neyse gittik açıklandı yerim anne dedim, bir derin nefes alışı var ellerini göğsüne arkaürüp, sarıldım
direk beyler sarılır sarılmaz şırnak anne ama merak etme dedim tugaya düştüm tugayda bişey olmaz
dışarı çıkmıyosun komutanın getir arkaür işleri masa başı falan tutanak tutmaca falan diye sallıyorum
**Spam/Adversiting**.
ama anneye işlemiyo tabii, şırnak ta kalmış, diğer dediklerim vız geliyo, başladı tabi ağlamaya off
oğlum off diyo, babamda oturmuş masaya, tık yok, annem bir yandan sarılıyo bir yandan ağlıyo, o
anda dedem bir bağırdı anneme ayten otur diye, mutfağa balyoz inmiş etkisi yaptı resmen **Spam/Adversiting**.
zaten talimatlara öyle bir alışmışım ki, oturun masaya der demez yemek duasına başlıyoruz moduna
girdim.
neyse dedem bunlara söylenmeye başladı, bu çocuğu böylemi gönderiyosunuz, orada sadece
kendisini düşünmesi lazım. tugayda olucak çocuk, rahat olucak, karakolda olmayacak, biraz sakin
olun, bişey olacağı yok, çocuğun pgibolojisini bozup göndermeyin, falan diyip bana döndü,
dedi oğlum sende kendini düşün, aklın burada olmasın. merak etme bişey olacağı yok. aslan gibi gidip
geliceksin falan dedi. işin %90 nı nı halleti sağolsun. sakinleşti ortam. dedim 5 gün buradayı m keyfini
çıkartalım bilmemne, sonra başladık işte kahvaltıya onlar anlatıyo ben dinliyorm ben anlatıyorm onlar
dinliyo. ardından istirahat ettim 2 3 saat kadar. yağmurla akşam buluşacam saat erken iştedir diye.
sonra beyler, yattım saçma sapan rüyalar görüyorum böyle, asker üniformalarıyla ali sami yene maça
çıkıyorum falan çok net hatırlıyorum yani.
uyandırdı annem tembihlemiştim şu saatte kaldır diye. kaldırdı hala açım **Spam/Adversiting**, anneme dedim
tepeleme tabak hazırlamış ama 1 haftada göbek yapıp o kadar eğitimin içine etmemek lazım diye az
bişey attım ağzıma çıktım.
yağmurun yanına gittim. çıkışını bekledim. kapıda ellerimde çiçekler.
sınıf arkadaşı vardı o çıktı önce, falan gördü sarıldı hoşgeldin kısa saç yakışmış falan fit olmuşsun
maşallah, dedi yağmur geliyo şimdi dedi. bekliyoruz, **Spam/Adversiting** kapıdan bir çıktı o anı anlatamam size yavaş
çekim panpa gözleri ışıl ışıl **Spam/Adversiting**. omzunda çanta ellerinde ders kitapları.
ceylan gibi sekiyo son üç merdiven basamağını zayıflamış hafiften, saçlarıda kısa yapmış ama hala sarı
saçlı boyadan vazgeçmek yok mavi gözler çakmak çakmak.
bir sarıldım beyler yemin ediyorum o saniye ayak parmaklarımdan kafama kadar tüyler diken diken,
yemin ediyorum yabancılık çektim bir anda. uzun zaman olmuşi, sesi bile yabancı geldi telde
görüşmemize rağmen ses canlıyken değişiyo tabii.
uzun süre sarıldık aga. normalde pek istemezdi öğrenciler önünde öle sarılma muhabbetini hoş
karşılanmaz diye ama o anda gibmişiz dünyayı.
hemen yapıştım eline, tuttuğum gibi kadıköy sahile, boğaz dedin mi akan sular dururdu ikimiz içinde.
ikimizde de yüzümüzdeki gülümseme ekgib olmuyo, yüz felçi gibiyiz **Spam/Adversiting**, devamlı sırıtıyoruz *
sorgu sualler akabininde başladı tabi, napıyosun nası geçiyo nası oralar nası buralar, zayıflamışsın
sende zayıflamışsın saçların çok kısa olmuş dedi bende dedim seninde saçların çok kısa olmuş niye
kestirdin güzelim saçlarını falan.
hemen tipik kız cevabı beyenmedin mi yoksa dedi tabi bizde aynen kıvırmaca yok olurmu neden
beyenmiyim merak ettim falan, ki hakikaten çok tatlı durmuştu orası ayrı.
dedim yağmurum zayıflamışsın bana benzemişsin, sende mi eğitimdeydin burda dedik gülüştük falan
işte dedi sen nasılsan bende öyleyim askm falan dedi,
(meğerse beyler zayıflık ilaçların verdiği etki iştah kapatıyo kısa saçlarıda saçları dökülmeye başlamış
kısa kestirmiş oda yemin ediyorum aklımın ucundan bile geçmiyodu o sıra)
çayların biri bitiyo biri geliyo, bende yakıyorum sigaraları arka arkaya 6.cıya geçtim sanırım onun
karşısında aldı elimden kaptı, dedi hani 5 taneydi yalan mı söylüyosun orada içiyosun dimi falan
yalandan şımarık triplerde. desem ki askm içemiyorum orada zaten içiyim bitane daha tmm askm iç
dicek ama dedim ya aksi bişey yapmak istemem asla tamam dedim unuttum.
içme askm dedi kanser olursun bak dedi, yok bitanem merak etme dedim bende.
ardından beyler, kalktık doğru kadıköy reks sinemasına, o dönem bana mı öyle geliyo manyak bir
şekilde sinemaya gitme modası vardı, biraz isim yapmış her film full çekiyo **Spam/Adversiting**.
4 gün boyunca hergün buluştuk. bir seferinde bir öksürük krizine girdi bu kan geldi ağzından ama çok
az. diş etim kanadı diş fırçamdan böyle oldu dedi ama kıllandım ben aga.
ilk o anda kıllandım. yani ama hiç üzerine gitmedim öle bişeyi aklıma bile getirmek istemedim beyler.
arada bizim kankilerlede buluşuyoruz tabi. ama genelde yağmurlayım. bir kerede kızlı erkekli
toplandık. normalde erkekler kalabalık olurdu kızlara göre şimdi 3 kişi kalmışız **Spam/Adversiting**, herkes askerde. 2
tane dallama var böle entel ayağına yatan. kızların yanında ben tabi tipik erkek modeli işte şöle yaptık
böle yaptık domuzu tek elle ikiye ayırdım komutana ayar verdim falan yalanın bini bin para ama
havamız olmuş bin beşyüz. yağmurda biliyo tabii salladığımı ama oda uyuyo ortama ''vay aslanım
benim yürü kim tutar seni'' triplerinde, ama o gece sıçtı ağzıma sen kime hava yapıyosun diye,
kızlaramı hava yapıyosun sonra o iki dallamaya ilgili olduğunu söyleyince tatlıya bağladık
son gün sabahtan buluştuk akşam gidiyorum. dershaneye kapısında. sarıldık böle böyle birbirimize.
başı omzumda. dedim bu sefer bekleyeceğine eminmisin dedim kısmet askm sen kendini düşün dedi.
güldüm bende gene inadına yapıyo diye. öpmek için kaldırdım başını hüngür hüngür ağlıyo.
dedim ağlama rahat yerdeyim antep e gidiyorum sadece bir süre ayrı kalıcaz dedim, ne yapıyım
gitmesen keşke dedi, burada olsan biraz daha. dedim gitmem lazım, elimde olsa bırakırmıyım seni,
gidicem gelicem zamanın nası geçtiğini anlamıcaksın bile dedim.
sarılmaya devam ediyoruz. dedi ben nası derse giricem şimdi, nası ders işlicem bu halde falan, dedim
ki bak hiç merak etme, ben seni en ufak boş zamanımda bile arıcam merak etme. sen şimdi gir içeri
dersini ver. bende gidip gelicem bu kadar basit dedim.
zor bela gönderdim, dedim çık hadi daha da zorlaştırmayalım falan. neyse mecbur çıktı tabii ki dersi
var bekliyo çocuklar. arkadan bende dolmuşa doğru gitmeye başladım. arkadaşı çiğdemi gördüm oda
dershaneye gidiyo dedim böle böle ne olur çıkışta yanlız bırakma biraz kafa dağıtsın, yanına git çok
kötü bak sana emanet falan, sağolsun iyi bir kızdı hala görüşürüm, hiç yanlız bırakmadı yağmuru.
çiğdem deki samimiyeti görünce biraz olsun rahatladım aga bi ferahlık geldi ayrıldım evin yolunu
tuttum bende.
eve daldım hemen zaten bavul hazır. kağıtlarımızı da aldık, hazırlığımızı bitirdik. akşam yemeğimizi
yiyip çıkacaz otagara. istikametimiz diyarbakır ktm.
annem de de bir sinir var hafiften belli etmesede. mutfağa gidince gittim yanına, dedim ne oldu? işte
sen geldin bizimle vakit geçirmedin hep o kıza gittin falan. dedim anne saçmalıyosun yapma böyle
üzme beni. zaten gidiciyim allahtan fazla üstüme gelmedi.
atladık gittik otagara. otogar asker dolu **Spam/Adversiting**. rutin vedalaşmalar. ağlaşmalar. ama bu sefer geldi
beyler.
çiğdemide tutup getirmiş bi baktım gelmiş. elim ayağım boşaldı bi yandan utanıyorum babam var
anne var dede var bir kaç akraba dost, babama baktım güldü, o güldü ben sarıldım direk kıza, annem
biraz surat yaptı ama sonradan öğrendim pek bir beğenmiş yağmur’u

yine ağlaşmalar falan, arkadaşların hoplatması (ki hakkaten bi yerden sonra yeter **Spam/Adversiting** lan diyesiniz
geliyo) atladık otobüse, açtık volkmenizi taktık kasedimizi bütün otobüstekiler birilerine el sallıyo,
davullar zurnalar bilmemne çıktık yola.
hafiften tırsma gelmeye başladı ilk defa doğuya gidiyoruz. harbi başlıyo askerlik yani elinde ki silahta
mermi olmasının sebebi gene bir domuz ama eli keleşli domuzlardan.
devremde yanımdaydı ikimizde şırnaktık ve ktm diyarbakırdı. birbirimize destek oluyoruz tabii. arkada
erat kısmından arkadaşlar var.
devrem koridor kısmında yanında da bir asker çocuk belli ki çok heyecanlı davarlık yapıyo. sesli sesli
konuşuyo. e biraden bir kaç saat sonra kafa dinlemek istiyosun devrem olum sus azıcık dedi. bu
atarlandı hafiften ne var lan bizde askeriz **Spam/Adversiting** falan hareketler.
devrem hemen koydu rütbeyi komutanım dedirtirim sana efendi efendi otur diyince acemilik çıkan
askerin hali başka tabi direk sustu.
o an anladım aga asteğmensin artık istanbul geride kaldı, bizim devrede bir havaya girdi tabi, vay
yavrum benim ayaklarındayım bende.
bir havalara girdi, milleti şınava yatırıcak daha gitmeden.
neyse beyler, volkmen dinleye dinleye gidiyoruz. yağmurda bana kaset aldı. selanikliyiz aga rumeliliyiz
hastasıyım oranın şarkılarına. gitmiş bana o yörenin şarkılarından oluşan bir kaset yaptırmış, içinde
manalı şarkılar var.
göremedim aylar oldu gözlerim hep ağlar oldu,
aramızda koca dağlar manimiz oldu,
istemişsin dağlar aşam sana ulaşam,
alam seni yarim yapam de bana paşam,
pelistere çıkmadan vardara atlayamadım,
döndüm durdum yar yolunda sana doymadım,
turnaları göğe saldım sana yolladım,
geri sarıp sarıp dinliyorum, yol zifiri karanlık, altımızdan şeritleri bir bir akıyo uzaklaşıyosun
sevdiğinden yani, ağlasan mı ağlamasan mı gururlu mu olsan olmasan mı, nası bir yere gidiyosun
falan, olum garip bir duygu işte ne biliyim.
şu şarkıyı dinleye durun beyler ben bir kahve yapıp geliyim bir de sigara yakayım birazdan devam
ediyoruz. şarkı sözleri on numaradır kardeşler sözleri iyi kesin.
Bir yiğide bir sözüm var, Nasıl deyem ben turnalar
Güremedim aylar oldi, Güzlerim hep aglar oldi
Aramızda koca daglar, Manimiz oldi
Üremedim saclarimi, Belimi buldi
Pelister’e çıkamadım, Vardar’a atlayamadım
Dündum durdum yar yolunda, Sana doymadım
Turnalari güğe saldim, Sana yolladim
Bir güzele bir sözüm var, Nasıl deyem ben turnalar
Saçlarının tellerinden, ince beline dolaşam
istey misın daglar aşam, Sana ulaşam
Alam seni yarim yapam, De bana paşam
Pelister’e çıkamadım, Vardar’a atlayamadım
Dündum durdum yar yolunda, Sana doymadım
Turnalari güğe saldim, Sana yolladim
buda sözleri beyler.
neyse beyler, velasıl yavaaş yavaaaş uzaklaşıyoruz. önce ankara da bir mola verdik. saat 2 civarı, ulan
içimden aramak geldi aramadım ama, bu saatte uyumuştur hesabı. dedim bir sigara yakalım. bide çay
kaptım plastik bardakta, çay zift **Spam/Adversiting**. devreme bi baktım telefonda, o da aramış kız arkadaşını,
sikerim dedim gittim ankesörlüye. bir aradım düşmedi iki aradım düşmedi. bi daha aradım daha ama
uyumuştur inş annesi çıkmaz diyorum.
telefon çaldı çalmadı şak diye açtı, alo diye, şok oldum **Spam/Adversiting**. dedim askm uyumadın mı yok dedi
uyumadım ararsın diye düşündüm. dedim uyumuşsundur diye aramıcaktım ama dayanamadım çok
güzel şarkılar en çok sözün varı beyendim dedim. dedi nerdesin söyledim ankaradayız falan.
sonra şu şok soru geldi beyler.
antepe gidiceksin niye diyarbakır otobüsüne bindin dedi.
ananı avradını sikiyim elim ayağım boşaldı resmen. çok pis ters köşe olmuştum beyler.
hemen kıvırdım beyler. dedim işte önce diyarbakırda toplanıyosun askm, oradan herkesin dağıtımı
yapılıyo falan dedim, o yüzden kendin gitmen sakıncalı olabilir falan dedim, yavrum zaten mevzuya
hakim değil öyle ucuz atlattık,
askm dedim bak benim daha 15 16 saatlik daha yolum var sen yat uyu ben seni varınca arıcam zaten.
tam yılbaşı tatiline geliyodu beyler. yarın evdesin zaten arıcam dedim. lütfen yat beni üzme dedim.
bende uyucam zaten otobüste dedim (gene yalan **Spam/Adversiting**, asla yolda giderken uyuyamam)
neye kapattık teli zor bela attım kendimi otobüse yola devam ediyoruz.
devremle muhabbete başladık oda konuşmuş kızla nişanlanmışlardı onlar zaten, kıza tembig etmiş
arıcam seni teli yanına al diye.
gene yola devam ettik.
ardından kırıkkale, aksaray, adana, antep derken öğleden sonra 2 buçuk gibi girdim diyarbakır
otogara. asker olduğumuz 1 km öteden belli zaten **Spam/Adversiting**. şebek gibi kaldık ortada. otobüste ki diğer
erat hemen dağıldı topluca ktm ye gitti. ben hemen tele sarıldım, aradım askm geldik diyarbakıra
merak etme, sen napıyosun falan, dikkat et kendine bilmemne, kapattım deli, devrem geldi yaktım
sigarayı.
dedi oğlum serbets olduğumuz son zamanlar gel bi kahvaltı yapalım biraz gezelim. tmm dedim bende
bi kahvaltı yaptık birazda gezdik.
yemin ediyorum hayran kaldım diyarbakıra kalesi bilmemne harbi on numara şehir. ardından ktm nin
yolunu tuttuk.
neyse beyler vardık ktm **Spam/Adversiting** o ne öle, bütün ordu burda **Spam/Adversiting** böyle bir yer yok. içerisi panayır gibi
**Spam/Adversiting**. millet birliğine gitmek için sıra bekliyo. şimdide bilenler bilir ktm ölüm anasını satayım. uzmanın
biri erat dizmiş yarım yarım yardırarak bağıra bağıra anlatıyo, bizde geldik bu bizi gördü bağırmalar
çağırmalar geçin bilmemne. biz tabi buna yavaş yavaş yürümeye başlayınca bu çakozladı mevzuyu
sanırım, sustu dedim uzmanım böyle böyle tanıttık kendimizi, napıcaz ne edicez, anlattı izah etti
durumu bizi başka bir yere aldı. içerisi aztek kaynıyo **Spam/Adversiting**, ama hepimiz amele gibiyiz ne yapacağımızı
bilmiyoruz, anons gelicek şu birliğe gidenler gelsin falan diye toplanıp gidecez.
bende diyorum heralde bi kaç saat sonra gideriz. saat 5 falan hava da kararmış **Spam/Adversiting**. neyse gelen
giden yok. bi çocuk vardı adam mühendis, dedim birader ne zaman gelir bu konvoy, dedi yarın gelirse
şanslısın.
dedim ne diyosun **Spam/Adversiting** kaç gün beklicez burada, beyler şoka gelin, dört gündür buradayım kardeşim
öyle söyliyim sana. **Spam/Adversiting** kafayı yememek elde değil.
sonra çözdük olayı sorduk uzman bi arkadaşa.
işte özellikle 1993 yılında 33 askeri kurşuna dizdi bu pezevenkler birliğine giden silahsız askeri o
yüzden çok dikkat ediyolarmış bu konuda.
neyse aga bekliyecez ara ara geliyolar alıp götüroylar bır kısmını, kimi konvoyla gidiyo kimi şans eseri
gideceği birimden gelenler alıp götürüyo falan.
2 gün geçti aga uzman geldi asteğmenin bugün gelecek çakırsöğütten onunla gidersiniz dedim
gitmezmiyim