1995 Şırnak Askerlik Hikayesi (+18, Küfür ve Hakaret İçerir)

  • Kullanıcı Hatem
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forum Meydanı
Konu sahibi son olarak 1 gün önce görüldü
Evet bayanlar baylar. Öncelikle konuya hoş geldiniz.
Bu konu, bir İnci Sözlük Yazarının 1995 yılı askerlik anısıdır.
Roman tadında, oldukça uzun bir anıdır.Yaklaşık olarak 400 sayfadır.
Ben hemen hemen yarısındayım.
Benim hoşuma gitti, sizin de beğeneceğinizi umarak paylaşmak istedim.
Anı, küfür ve hakaret içermektedir. Umarım okursunuz, umarım beğenirsiniz.
 
Evet beyler 21 yaşında asteğmen olarak görev yaptım, jandarma komando olarak. Şırnak
Çakırsöğüt’te 1. Jandarma Komando Tugayı’nda.
Daha yeni bitirmişim üniversiteyi aşık olduğum bi kız var (allah gani gani rahmet eylesin) gidip
geleyimde hemen bir iş tutayım evleneyim diye bir an önce gidip geleyim dedim (demez olaydım).
Demez olaydım. Demez olaydım diyorum, çünkü askerde yaşadıklarımdan dolayı değil terhise 17 gün
kala kız arkadaşım vefat etti.
Dolayısıyla yaşımızda ortaya çıktı. 38 yaşındayım bekarım mali müşavirim.
Geçenlerde bi arkadaşın askerlik anısını okudum ne zamandır içimdekileri dökmek istiyordum
başlayayım dedim.
Arkadaşlar hikayeye başlamadan önce, o zamanlar deyince aklıma şu iki şarkı gelir.
Birincisi, özellikle kış döneminde intikale çıkarken bir asker vardı selda bağca'nın ''ince ince bir kar
yağar'' türküsünü çok güzel söylerdi aslan gibi adamdı o şarkıyı paylaşayım.
Birde dağda ki soysuz köpeklerin bize yerel radyodan sık sık şarkı gönderirdi ''dağlar gel dağlara'' diye
bilenler bilir hayla vardır bu muhabbet orada. Dağlara çağırdı komandoyu arka oğlanları.
Evet arkadaşlar hazırsak başlıyorum yavaştan.
birde şimdiden söyleyeyim öyle rambovari hikaye değildir bu. sinir bozucu bir çok şey anlatacağım.
askere gitmemiş olan arkadaşlar özellikle aztek olacak kardeşler bu anlatacaklarımı okumasını tavsiye
ediyorum.
http://img594.imageshack..../img00116201212192339.jpg
arkadaşlar bu resim 1994 yılında acemilik esnasında (acemilik ısparta eğridir) 3 haftalık mamak dağ
komando kurs taburunda aldığımız eğitim sırasında verilen kitapçıktır. 3 hafta eğitim biraz az gelebilir.
ancak o dönem göz önüne alındığında, bölgede ki emir komuta kademsinde oluşan sirkülasyon
oldukça fazlaydı. gerek geri hizmet alımları, gerekse muharebe ve muharebe dışı yaralanmalar ve
şehit subaylar yüzünden özellikle asteğmenlere verilen eğitimler hızlandırılmıştı.
şimdi aramızda ''ulana ısparta eğirdir piyade komando yetiştirir, jandarma komandonun ne işi var?''
dediğinizi duyar gibiyim. hakkınız var açıklayayım;
o dönemde terörle mücadelede aşırı bir yoğunluk olduğundan, yerlerin pek bir önemi yoktu. kısa
dönemlik o zamanlar 8 aydı. fakat çok bariz bir fiziksel ve zihinsel bir rahatsızlığınız yoksa %90 uzun
dönem asteğmen oluyordunuz. kaçınılmaz bir durumdu bu. torpilli ibneleri saymıyorum. bu yoğun
rütbeli alımından ötürü, (ki o zaman ohal bölgesine rütbeli ihtiyacı çok fazlaydı) komando eğitim
yerlerinde çeşitlilik söz konusuydu. örneğin jandarma komandoların bir bölümü eğirdirde eğitim
görürken. başta piyade komando olarak gitmiş ve eğitimini görmüş çocuk, acemilik sonunda
jandarma çekip, jandarma komandoya dönüşebiliyordu. bunuda açıklayayım dedim.
arkadaşlar bir kaç resim daha koyup başlayacağım.
beyler özellikle o dönem çektirdiğim fotoları arıyodum buldum onları yüklemekteyim. elimde 3 5
bişey var ne var ne yok baştan yüklüyorum ki sonra sıkıntı çıkmasın.
 
evet arkadaşlar 1994 yılı okulu bitirmişim. aynı okuldan ingilizce öğretmenliği okuyan bir kız
arkadaşım var. orta okulda da aynı sınıftaydık bu kızla. sonra lise zamanında ayrı düştü yollarımız.
ardından tekrar bulduk birbirimizi. ilk görüşte ben aşık oldum. zaten orta okuldan sonra bir kız
arkadaşımız olmamış o yüzden aklımızın bi ucunda kalmış. neyse okuduk bir güzel. o dönemde ana
haber bültenlerinde, gazetelerde devamlı g.doğuda şu kadar şehit, işte bu karakol basıldı bu kadar
şehit. özellikle hakkari ve şırnak bölgesinde.
biraz araştırırsanız ayrıntılı bir biçimde göreceksiniz. bir keresinde nevruz döneminde şırnakta bu
ibneler bir ayaklandı ve sözde şırnakta halkı arkasına alıp özerk böle ilan edeceklerdi. memleket
karışık diyoruz ya şimdi. olum o dönemin yanında hiç birşey değil.
bi yandan gazi mahallesi, m.kemal mahallesi ayaklanmaları. bir yandan şırnak ki o zaman vilayeti
hakkarinin, şırnak ayaklanmasında, pkk şırnak ı bildiğiniz 1 günlüğüne ele geçirdi. hemen bu olayın
ardından da asker müdahale yaptı pkk geri çekildi. işte o anda başladı beyler herşey.
okulun bitimine bir sene var kız arkadaşım babasını kaybetti kanserden. eczacıydı babası, dolayısıyla
büyük sıkıntı çekmeye başladılar. annesi ev hanımı, bir de kardeşi var henüz ilkokulda. neyse bir
yandan destek olmaya çalışıyoruz bir yandan okuyoruz. okul daha bitmeden karar aldım ben, okul
biter bitmez askere hemen gidelim gelelim bir işe girelim de alayım kızı. hemen aileye açtım konuyu.
rahmetli dedem emekli başkomiser dedi ''oğlum bu dönem gitme askere, ortalık karışık'' falan.
babam bir yandan gitme boşver diyo annem zaten bıraksan yurt dışına kaçırıcak elinden gelse.
benim kafamda ki planları gittim anneme açtım, işte bir kız var böyle böyle planlarım var. destek olur
diye düşündüm, aksine bu sefer kıza atıp tutmaya başladı onun yüzünden gidiyorsun kendini
düşünmüyorsun falan. yanlış anlamayın beyler anne işte bir evhamlı bir evhamlı sormayın. gerçi hakkı
var evhamlı olma konusunda. oğlum aranızda o sene doğanlar var araştırıp bakın, giden gelmiyo diyor
ya yemen türküsünde harbiden öyle lan. aramızda asker çocukları var. onlar çok daha iyi bilirler.
velasıl öle yada böyle konuştuk ettik, kabul edildi aileden onay çıktı. özellikle bir gece babamla
konuştum o çok etkili oldu. zaten ha o gün, ha seneye gidilecek kaçarı yok. neyse gittik başvurduk
askerlik şubesine.
ardından beyler tuzlada girdik sınava, işte sınav muayeneler derken falan asteğmen olduk. acemi yeri
belli olacak onu bekliyoruz.
bir sürü söylentiler çıkıyor tabii bu süre içerisinde, işte izmir foçaya düşersen kesin doğudasın,
bursaya düşersen şansın var falan öyle geçiriyoruz günleri. ama hiç aklımda olmayan bir yer geldi
beyle. ısparta eğridir dağ komando okulu. e mevzunun da içinde değiliz tabi o zaman kadar. açıp
internetten ne sikimdir ne menem bir yerdir diye bakma şansında yok. etrafta sana anlatılanlar
dahilinde bilgi sahibi oluyorsun sadece. ilk defa duymuşum ısparta eğridiri ki yanlış bilmiyorsan daha
yeni yeni ün yapmaya başlıyor o dönem bu tarz acemi eğitim yerleri.
dağ komando okulu, ismi zaten heybetli bir isim, hafif tırma geldi açık konuşmak gerekirse. ama nasıl
bir eğitim tatbik ediliyor en ufak bir fikrim yok. bilmiyoruz o zamanlar, intikal nedir, pusu nedir,
pusudan çıkma, pusu atma, mevzilenme, tertiplenme nedir? arama tarama nedir? cebri yürüyüş ne
sikim bişeydir. gece yürüyüş esnasında silah hangi elde ne zaman nerede tutulmalıdır falan, bir
boktan haberimiz yok. yanlızca işte spor yapıcaz, koşu atlama falan, sürünmeceler, ateş edicez telsizle
konuşurum arada, selam vermece, uygun adım marş falan olacağını biliyorsun.
neyse ısparta dağ komando okulu olduğu ortaya çıkınca gençler, konuya hakim olan dedemin yüzü
zaten renkten renge girmeye başlamış, başlamış başlamasınada biz farkında değiliz. gazı var falan
sanıyor ilk başta insan.
allahtan, ilk başta söylediğimde çıkan yeri annem orada yoktu. dedem dedi ''söyleme oğlum annene''.
şimdi dedem öyle söyleyince, lan diyorum nooluyoruz kafamda bin bir türlü manyaklık geliyor neresi
orası diyorum içimden falan. neyse ayrıntısını istedim dedemden bir güzel anlattı, ben zaten o dakika
yarı komaya girdim.
aranızda bana kızanlar olmasın. o anda ne hissettiysem onu anlatıyorum. pek kahraman edalarına
giremedim. zaten niyetimde o tarz bir adam olmak değildi. sadece bir an önce gidip gelerek sevdiğim
kızı almak. kahramanlık falan bizi aşan şeyler. memur çocuğuyuz. öyle büyük hayaller bizi aşar. oraya
gideyim dağları yıkayım falan bir olaya hiç girmedim. anlatılanlardan sonra bildiğiniz korktum oğlum.
neyle karşılaşacağını bilmiyorsun. daha doğrusu ısparta dan değil oradan eğitim sırf doğu için
veriliyor. ondan sonrasını düşünmeye başladım ve o yüzden korktum. sonuçta terörist diye bir şey var
biliyoruz ama. neye benzediği konusunda en ufak bir bilgimiz yok. ayrıca o bölgede askerlik yapmış
olupta ''korkmadım şöyle yıktım oraları şöyle aslandım en ufak tırsma yoktu'' diyen varsa hemen orayı
terkedin yalan atıyordur. hele gece dağda durup telsizden şifreli anons geçildiğinde, kestirme var
yakınınızdalar dedikleri anda, altınıza sıçıyosunuz. o kalbiniz varya midenizde atıyor resmen.
neyse anneye söyledik söylememek olmaz, anne hemen ağlamaya başladı zaten, babama sövmeye
başladı bok var kabul ettin göndermeyelim çocuğu falan. beni daha gitmeden gömdüler resmen
sağolsunlar.
arkasından hadi isminide veriyim yağmur du kızın ismi ona söyleyecektim.
beyler teslim olmama 2 gün var gittim kızın yanına oda iş kovalıyor. özel dersler falan veriyor ilkokul
çocuklarına ve dershanelere yardırıyor. akşam buluştuk. öle şimdi ki gibi kaşarlardan değildi asla.
şimdikiler askere gidersin döneceğin günü not edeler o vakte kadar hayatlarına arkadaşlarıyla birlikte
kaldıkları yerden devam ederler. ha o zamanda vardı elbette. sırf o yüzden bir asker intihara teşebbüs
etti benim olduğum yerde. ulan 1 ay içerisinde belki de 1 kere telefon açabiliyorsun, 15 dakika gibi
süre var. çocuk ailesini değil kızı arıyor ama kız işi var arkadaşlarıyla buluşacak diye bunu geçiştiriyor.
ki askerlikte kızdan ayrılma çok olduğu için gidecek kardeşlerime tavsiyeler çok ufak bir ihtimalde olsa
eğer bu, ben oralardayken trip atar falan diyorsan ayrılın şimdiden kardeşim, kasmayın, sonra çok
sıkıntı çekersiniz.
konuya döneyim beyler. biraz yağmuru anlatayım size.
rizeliydi. bir gözleri vardı masmavi, ama leb-i derya. bakmazsın gözlerine, diyeceğini unutursun o
derece. hafif kumraldı ama genelde saçlarını sarıya boyatırdı. şeye benzetiyorum şimdi bu titanicte
oynayan bi kız vardıya ona benzetiyorum.
 
o rizeli, ben muhacir selanikten gelmeyiz. arada biraz fark var. o çok ayrıntılı düşünen biri, bense biraz
rahat. o çok ciddi dünyaya karşı ben biraz koy götüne modu. ama iyi anlaşıyorduk.
bu arada duygusallığa falan girmiyorum ağlamaklı falan öle bir durum yok. aradan 17 sene geçti
kaybedeli. içimde sızıdır. belki de bekar kalma sebebimdir ama ben kabul etmiyorum bunu.
birazda içimi dökmeye başladım beyler. kusura bakmayın. bunlardan bahsetmek zor. bir yandan
bunları anlatırken kendim içinde terapi oluyor diyebilirim.
neyse, oturduk anlattım durumu. ama ''ıspartaya düştüm oradan sonrası kötü başıma şunlar gelebilir''
falan demiyorum tabii ki, zaten kızın binbir türlü derdi var beni düşünmesin.
düşünmesin düşünmesinde de, o günde biraz değişikti bu. yani ne bileyim üzülsün istemezdim tabii ki
ama hiç üzülmemiş gibi durması da biraz koydu bana. açıkcası sinir bastı içimden. garip bir tiptim o
sıralar. aslında tam garip bir tip demeyelimde standart bir türk genci. sevgilisinden daima ilgi
bekleyen bir tip işte. bilirsiniz. ama ne ilgisi, ilginin i sini göremeyince orada biraz sıkıntı bastı beni
açıkcası. megaloman falanda değilim ayrıca. baştan belirtmek isterim. masum bir ilgi isteyen bir
adamım. o esnada tabii.
diyorum bende;
lan biz cehennemin dibine gidiyoruz kızda tık yok, lan 2 gün var gitmeme biri mi var hayatında falan
diye daha gitmeden şizofreniye bağlamaya başladım. sonra eve bırakacam, sarıldık falan ama bunda
bir soğukluk var. lan tamam, arada bu tarz triplere girerdide şimdi sırası mı **Spam/Adversiting** ya? diye
düşünüyorum neyse tuttum bunu kolundan;
''kızım gidiyorum ya neyin var hiç üzülmüyosun galiba'' dedim bu başladı ağlamaya,
dedim lan buda mı biliyor ısparta mevzuunu? bir ben mi bilmiyorum **Spam/Adversiting**? diye düşünürken dedi ki;
''bak gözün arkada kalmasın ben ''elimden geldiğince'' seni her zaman bekliyor olacağım, ama olur da
bir daha nasipte görüşmek yoksa üzülme ne olur sen orada kendine dikkat et'' dedi.
ben bir kıllandım aga bir kıllandım ama bir kıllandım yani. iki cümeyli çektim aradan;
1.''seni bekleyecem elimden geldiğince''
2.''bir daha görüşemezsek''
dedim ne diyosun ya niye görüşemeyelim, ne demek elimden geldiğince beklerim. beklemeye niyetin
yok galiba falan dedim bir hiddetlendim. bu dedi ben gelmeyeceğim seni uğurlamaya hareme. bak
yanlış anlama ben dayanamıyorum falan dedi. ben iyice delledim ama bişey diyemiyorum apartıman
kapısının önündeyiz bağıramam rezillik olur. sinirlendim çektim gittim bu kaldı öyle. amına koyayım
kendimin beyler beynimi sikeyim tam bir puştmuşum lan.
ulan nerden bileyim. meğersem kız 2 gün öncesinde kanser olduğunu öğrenmiş. ondan diyormuş
bekleyecem elimden geldiğince görüşemezsek üzülme diye laflar etmiş. bende götümden neler
uyduruyorum. küçük kardeşlere söylüyorum. bir işin aslını öğrenmeden yargılmayın oğlum insanları.
söyleyememiş o yüzden. o orada onu düşünmiyim diye, aklım onda kalmasın diye bunca derdinin
arasında ızdırap çekmiş, bende hey heylere gelmişim delikanlı erkek kafalarında restler çekiyorum.
gençlik, insan o zamanlar çok atakan çok cevval oluyor. ani ve beklenmedik durumlarda mantıklı
kararlar alamıyor o vakitler. bu tip beklenmedik durumlarda mantıklı karar vermeyi o günden 4 5 ay
sonra değilde o zaman biliyor olsaydım. işler çok farklı olabilirdi.
neyse beyler. kafa karışık. bitmiş vaziyetteyiz aklım arkada kalıcak. neyse gittik hareme otobüse
binecek sağolsun üniden arkadaşlar geldi hoplata hoplata bindirdiler otobüse. ufak kardeşimi öptüm
dedemin elini öptüm babama anneme sarıldım. içimden diyorum ki gelir lan uğurlamaya gelir oğlum
niye gelmesin falan. tam türk filmi triplerindeyim tam otobüse binecen arkadan ses gelecek falan
dönüp bakıcam faland iye bekliyorum gelmedi tabii.
gittik birliğimize teslim olduk. takım komutanı eğitimi alıyorum. çok güzel arkadaşlıklar edindim.
komser çocuklarmı dersin avukatlar mı dersin bankacımı dersin üniversite ortamı ilk günler. daha
otobüste yağmuru düşünüyorum diyorum lan nası aklımdan çıkıcakta ben askerliğe odaklanıcam nası
çıkıcak falan diye iç geçiriyorum devamlı. aklıma hep dedikleri geliyo bi daha görüşemezsek falan
annemin ağlaması geliyo bildiğin daha ölmeden gömdüler sanki beni.
unutamıcam diyorum aklım hep ondan kalıcak diyorum falan. aga eğitimler bir başladı, ama bir
başladı yani. bırak kızı dediklerini düşünmeyi, yarım saat öncesi aklıma gelmiyo **Spam/Adversiting**. böyle eğitim yok
anasını satayım. eğitim sonralarında komutanlarımız birde gaz konuşmaları yapıyo ki sorma gitsin. siz
böyle aslansınız sizi ikiye bölseler acımaz **Spam/Adversiting** falan, koca ispanyol boğasını karşıma koy tek cüneyt
arkın hareketiyle ikiye bölerim o moddayım.
neyse arkadaşlar başladık eğitimlere. nefes aldırmıyolar anasını satayım. g3, bixi, roket atar, el
bombaları, muhabere, taktik eğitimi, kaçakçılık ile baş etme (hala var mı bilmiyorum), sabah 4.30 da
kalkış gece 2 yat.
helikopterlerle toros dağlarına bırakıyolar bizi haftada iki gece dağda. çeşitli noktalar işaret
koyuyorlar oraya gidip geliyosun.
şarjörün dolu sebebi ise dağda domuz çıkar falan göte gelmeyelim. ama diyorum ya atma ziya gibiyim
çakı versinler dört parçaya bölerim onu modundayız her birimizde öyl değil tabi **Spam/Adversiting**.
bazen uzun görev 15 km yakın yürüyüş 10 saat **Spam/Adversiting**. 10 saat olmasının sebide düz yolda yürümüyosun
panpa, in çık in çık.
ayrıca sız eğitimleri, yerde sürünürken tependen paralen mermiler geçiyo. ilk seferinde bi sıçıyosun
ama sonra alışınca kolay.
her gün 3 yada 4 km komutanın insiyatifine kalmış koşu. ki bana bunu ilk gün dediler katiyetle
koşamam dedim. ölürüm dedim lan. o kadar koşamam ama öyle bi koşuyosun ki reiz aklın hayalin
durur. bir insanın neler yapabileceğini çok net görüyosun.
sürünme parkuru 200 metreydi sanırım dizlerden kan geliyo panpa kan gördükçe daha da kendini
kaybediyosun daha da hızlı sürünüyosun saykoya bağlıyosun iyice.
 
ama bunları geç en can sıkıcı bir haftadır ayakta duran botu ayaktan çıkarmak ve koğuşta ki
dayanılmaz koku.
neyse öyle yada böyle geçti zaman çakı gibi asker olduk sorma gitsin. sıra geldi kurraya kendi elimizle
kurra çekicez.
haa birde türk tarihi dersi veriyorlardı. işte o çok güzel bir ders. sınıf o kadar eğitimden sonra öyle
mala bağlıyodu ki görsen yerlere yatarsın. sınıfta çıt çıkmıyo, kıpırdayacak mecal yok.
evet beyler sıra geldi kura çekimine. önce resmi asteğmen kıyafetleri aynadan kendime bakıyorum
bronz bi ten toprağa yatsam farketmezsin, herbirimiz geçirdik üniformaları. hala oyun gibi geliyo **Spam/Adversiting**.
gırgır şamata, aynadan kendimize bakıyoruz istiklale bi çıksak ne karı kaldırırız heyt aslanlara bak
fakan gaz verme olayı anlatılmaz yaşanır.
ordunun anlı şanlı astekleriyiz lan var mı ötesi. neyse geçtik oturduk. önce komutanlarımızdan
konuşmalar. bizi bekleyen şeyleri anlatıyolar ama kafa orada değil tabii ki nereye düşecez diye
aklımızdan bin bir türlü yer geçiyo.
ilk arkadaş çıktı adam makina mühendisi beyler. 1.80 küsür boy altın sarısı saçları var, zaten vücudu
vardı bide eğitimden sonra tam ivan dragon oldu.
komutan hayırlı olsun evladım çek bakalım dedi. bir çekdi hakkari çukurca. size yemin ediyorum o
sessiz salon daha da sessizleşti. işte hepimiz o anda bi çöktük. işin ciddiyetine o anda vardık aga.
benim ilk aklıma gelen ulan hakkariyi çekersem nası söylicem telefonun ucunda bekliyolar. yağmurda
bekliyo. arada konuşuyoruz daha telefonun çalma sesi gelmeden açıyo kız teli. devamlı telin yanında
sanki.
bir bir çekiyoruz beyler kurayı. biri hakkari öteki siirt eruh başkası tunceli **Spam/Adversiting** hiç mi iyi yer yok diye
düşünüyoruz. ben de en sondayım o zamana kadar 1 kişi hariç herkes ohal bölgelerini çekti. 1 kişi urfa
çekti. şırnak hiç çıkmadı ama. baktım millet yavaştan rahat yerler çekiyo bi rahatlama geldi bana.
sıra bana geldi çek bakalım hayırlısı olsun evladım dedi komutan. elimi attın hiç karıştırmadan çektim
bi açtı komutan şırnak çakırşöğüt birinci jandarma komando tugayı. sağ elimle çektim panpa o elimi
sikeyim ben. benden sonra 4 kişi daha çekti biri batmana düştü diğerleri antep ve daha rahat
bölgeler.
şırnak çakırsöğüt beyler. ohal dışında bölgeleri çekenler telefonlara koşuşturuyolar. sıra kapma bir an
önce müjdeli haberi vermek için. bizde sıra veriyoruz birbirimize sen ara kardeşim acelemiz yok falan.
beyler şu içimde şu his vardı. dersleriniz kötü, veli toplantısı var. babanız yada ananız gitmiş
saklıyosunuz onlardan dersleri yalan söylemişsiniz birazdan gerçeği öğrenicek hayal kırıklığına
uğrayacak, toplantıya giderken acaba yolda söylesemmi benden duysa yoksa kızar üzülür. kalbiniz güp
güp atar ya he işte o anda o moda girdim. ellerim buz kesti beyler. bakın oraya gidiyorum diye değil.
nası söyleyecem diye.
şuna karar verdim. önce yağmura söyliyeyim. yağmur dirayetli kızdır güçlüdür. ilk sortiyi böyle
atlatayım. annem başlıcak ağlamaya ben iyice çökecem çünkü.
aradım kızı saniyesinde alo aşkım diye açtı. naber dedim napıyosun. dedi bekliyorum seni söyle
hemen nereye düştün allahım çok heyecanlıyım dedi.
ağzımdan antep çıktı **Spam/Adversiting**. yemin ediyorum istemsizce ama. düşünülmeden yapılan bişey. şaaak diye
antep dedim dememle birlikte ohh be allahım sana şükürler olsun falan diyo. ilk resmimde sol
yanımda olan dostum vardı göz göze geldik sessizce napıyosun **Spam/Adversiting** ya ne diyosun falan diyo bende
parmağımla sus işareti yapıyorum. telefondan da mutluluk çıklıkları geliyo.
ben bu kıza çok yalan söyledim beyler daha öncesindede. ama nası yalanlar şöyle.
sigara içmemi istemezdi bırak dedi orta yol bulduk günde 1 paket içerken 5 dal içmeye anlaştık. ama
ben bir paket içiyordum hala.
akşam 11 de arardı ev telinden sırf o yüzden ev telini odama aldım 10 buçuktan sonra sesini en aza
indirirdim ki rahatsız etmesin milleti. konuşurduk. uyu sende derdi hadi yat ben uyucam derdi. olum
uykum yoktu bazen lan. tamam derdim aşkım sen de uyu bende uyucam . o hissederdi sanki lan ''bak
uyu ama tamammı'' derdi. bende aşkım uykum var zaten derdim. kırılmasın diye. onun dediklerine
asla zıt gitmek istemediğimden sölerdim yalanı. zaten konuşurken uykusu gelirdi. çoğu zaman ben
bişey anlatırdım cevabını beklerdim cevap gelmeyince uyuya kaldığını anlardım. telefon kulağında
kalmasın diye ahizeye şiddetli bi şekilde üflerdim beyler.
uyansın diye. uyanırdı off ya napıyosuun derdi. uyuya kaldın hadi kapatalım derdim. hayır sen konuş
öle uyucam derdi. konuşurdum amına koyayım öylesine. galatasarayın maçlarından bahsederdim
uyumuştu çünkü, benim sesimle uyurdu. olm babasını kaybetmişti lan. bir kadın ama gerçekten seven
bir kadın, erkeğinin yanında kendini güvende hisseder beyler ona göre davranın sevgililerinize. sonra
söyledi,
ben konuşurken yorganın altına girer kulağına koyar ahizeyi uyurmuş en güvende hissettiği anmış.
ben uyuturdum onu kız çocuğum gibi. sonra uyumazdım. dışarı çıkmazdım ama televizyona bakardım.
show tv de sıcağı sıcağı diye program vardı cesetleri gösterirdi. o zaman içim kalkardı yarı
bakabilirdim ancak. eski zamanlar. sonra yatardım bende. telefon hep dibimdeydi. gece arar falan
duyayım diye.
neyse sevindi bu, dün geceden beri uyumuyorum dedi. çok yorgunum bu aralar halsiz düşünüyorum
dedi.
ne bileyim hastalığını **Spam/Adversiting**. işinden gücünden dolayı yorgun zannediyorum. ızdırabını sikeyim.
uyucam biraz askım sen ne zaman geliceksin dedi. dedim yarın oradayım askm.
tmm dedi ben biraz uyucam dedi, ama sende uyu tamammı dedi güldü, tmm dedim canım hemen
yatıyorum dedim gülüştük kapattık teli aga yemin ediyorum elim ayağım buz kesti nefes alamıyodum
lan antep dedim lan. devrem bana bakıyo beynini sikiyim senin dedi. elimde olsa söker beynimi
verirdim siksin diye.
aramadım ailemi daha sonra daha başlamadan bitmişti arayıp söyleme planlarım. eve gidince
söylerim dedim ayrıldım telefonun başından.​
 
çıktık eve dönüyoruz. 7 gün izinimiz var. ardından teslim olucaz. daha söylememişiz aileye şırnak
çektiğimizi. atladık devremle evlere gidiyoruz. kafamda hala şu var '' nası söyleyeceğim ''. annem
ağlamaya başladımı sinir basıyo beni devamlı. telefonda konuşurken ağlıyo ''özledim oğlum'' falan.
şimdi kadınada hak veriyosun abi, devamlı oraya buraya saygııyo puştlar.
bindik otobüse vardık istanbula. ayağım çekmiyo eve gitmeye. inceldiği yerden kopsun dedim atladım
gittim. yolda sanki devamlı bana bakıyorlar gibi geliyo. tabii belli oluyosun. normal hayatlarını
yaşayan sivller 100 metreden çakıyo asker olduğunu. yürüyüşünden konuşmandan falan.
vardık eve.
öğlen saatleri. çaldık kapıyı, annem açtı ''gözleri yerinden fırladı işte aradık seni açmadın, süpriz oldu,
neden söylemedin baban almaya gelirdi. bir yandan sarılıyo bir yandan ağlıyo, çok değişmişsin
zayıflamışsın, nasısın oğlum, nası geçiyor askerlik falan. babamda bir yandan sorular soruyo. ama
dedem de tık yok. hoşgeldin dedi oturdu kenara.
binbir türlü soru soruyolar. ama aga o can alıcı soruyu sormuyolar, nereyi çektin? öle bir ortam var ki
ben söylemek için yanıp tutuşuyorum, onlarda öğrenmek için. ama işte onlarda kötü yere mi düştü
korkusu bende söylediğimde verecekleri tepki korkusu. bir türlü koparamıyoruz ipleri. ama dedem
gayet sakin o emekli polisliğin vermiş olduğu otoriter edalar, ve soğukkanlılık.
bakışıyoruz öle birbirimize kısa bir süre bakıştık ama 1 saat gibi geliyo insana ölüm sessizliği **Spam/Adversiting**.
annem bi uzaklaşsa babamlara söylicem önce ilk sortiyi atlatıcam arkama desteği alıp anneye
söylicez.
dedim anne çok açım bi kahvaltı yapalım dedim. daha cümlem bitmeden tabii oğlum börek yaptım
falan diyip fırladı kadın mutfağa,
babam anladı tabii özellikle dediğimi, annem çıktı salondan, '' açıklandımı '' dedi, evet dedim, niye
söylemdin oğlum çok mu kötü dedi, dedim yüzünüze söylemek istedim baba şırnak a düştüm dedim,
babam öle çok fazla belli etmezdi içindeki leri ama o yüz ifadesi öyle bir değişirdi ki anlardınız. işte o
yüz ifadesine dönüştü birden derin bir off çekti.
''neresi olum hangi bölük falan'' diye sorulara devam etti. bende cevapladım bir bir. sonrasında
annem çağırdı mutfağa hadi gelin falan.
neyse gittik açıklandı yerim anne dedim, bir derin nefes alışı var ellerini göğsüne arkaürüp, sarıldım
direk beyler sarılır sarılmaz şırnak anne ama merak etme dedim tugaya düştüm tugayda bişey olmaz
dışarı çıkmıyosun komutanın getir arkaür işleri masa başı falan tutanak tutmaca falan diye sallıyorum
**Spam/Adversiting**.
ama anneye işlemiyo tabii, şırnak ta kalmış, diğer dediklerim vız geliyo, başladı tabi ağlamaya off
oğlum off diyo, babamda oturmuş masaya, tık yok, annem bir yandan sarılıyo bir yandan ağlıyo, o
anda dedem bir bağırdı anneme ayten otur diye, mutfağa balyoz inmiş etkisi yaptı resmen **Spam/Adversiting**.
zaten talimatlara öyle bir alışmışım ki, oturun masaya der demez yemek duasına başlıyoruz moduna
girdim.
neyse dedem bunlara söylenmeye başladı, bu çocuğu böylemi gönderiyosunuz, orada sadece
kendisini düşünmesi lazım. tugayda olucak çocuk, rahat olucak, karakolda olmayacak, biraz sakin
olun, bişey olacağı yok, çocuğun pgibolojisini bozup göndermeyin, falan diyip bana döndü,
dedi oğlum sende kendini düşün, aklın burada olmasın. merak etme bişey olacağı yok. aslan gibi gidip
geliceksin falan dedi. işin %90 nı nı halleti sağolsun. sakinleşti ortam. dedim 5 gün buradayı m keyfini
çıkartalım bilmemne, sonra başladık işte kahvaltıya onlar anlatıyo ben dinliyorm ben anlatıyorm onlar
dinliyo. ardından istirahat ettim 2 3 saat kadar. yağmurla akşam buluşacam saat erken iştedir diye.
sonra beyler, yattım saçma sapan rüyalar görüyorum böyle, asker üniformalarıyla ali sami yene maça
çıkıyorum falan çok net hatırlıyorum yani.
uyandırdı annem tembihlemiştim şu saatte kaldır diye. kaldırdı hala açım **Spam/Adversiting**, anneme dedim
tepeleme tabak hazırlamış ama 1 haftada göbek yapıp o kadar eğitimin içine etmemek lazım diye az
bişey attım ağzıma çıktım.
yağmurun yanına gittim. çıkışını bekledim. kapıda ellerimde çiçekler.
sınıf arkadaşı vardı o çıktı önce, falan gördü sarıldı hoşgeldin kısa saç yakışmış falan fit olmuşsun
maşallah, dedi yağmur geliyo şimdi dedi. bekliyoruz, **Spam/Adversiting** kapıdan bir çıktı o anı anlatamam size yavaş
çekim panpa gözleri ışıl ışıl **Spam/Adversiting**. omzunda çanta ellerinde ders kitapları.
ceylan gibi sekiyo son üç merdiven basamağını zayıflamış hafiften, saçlarıda kısa yapmış ama hala sarı
saçlı boyadan vazgeçmek yok mavi gözler çakmak çakmak.
bir sarıldım beyler yemin ediyorum o saniye ayak parmaklarımdan kafama kadar tüyler diken diken,
yemin ediyorum yabancılık çektim bir anda. uzun zaman olmuşi, sesi bile yabancı geldi telde
görüşmemize rağmen ses canlıyken değişiyo tabii.
uzun süre sarıldık aga. normalde pek istemezdi öğrenciler önünde öle sarılma muhabbetini hoş
karşılanmaz diye ama o anda gibmişiz dünyayı.
hemen yapıştım eline, tuttuğum gibi kadıköy sahile, boğaz dedin mi akan sular dururdu ikimiz içinde.
ikimizde de yüzümüzdeki gülümseme ekgib olmuyo, yüz felçi gibiyiz **Spam/Adversiting**, devamlı sırıtıyoruz *
sorgu sualler akabininde başladı tabi, napıyosun nası geçiyo nası oralar nası buralar, zayıflamışsın
sende zayıflamışsın saçların çok kısa olmuş dedi bende dedim seninde saçların çok kısa olmuş niye
kestirdin güzelim saçlarını falan.
hemen tipik kız cevabı beyenmedin mi yoksa dedi tabi bizde aynen kıvırmaca yok olurmu neden
beyenmiyim merak ettim falan, ki hakikaten çok tatlı durmuştu orası ayrı.
dedim yağmurum zayıflamışsın bana benzemişsin, sende mi eğitimdeydin burda dedik gülüştük falan
işte dedi sen nasılsan bende öyleyim askm falan dedi,
(meğerse beyler zayıflık ilaçların verdiği etki iştah kapatıyo kısa saçlarıda saçları dökülmeye başlamış
kısa kestirmiş oda yemin ediyorum aklımın ucundan bile geçmiyodu o sıra)
çayların biri bitiyo biri geliyo, bende yakıyorum sigaraları arka arkaya 6.cıya geçtim sanırım onun
karşısında aldı elimden kaptı, dedi hani 5 taneydi yalan mı söylüyosun orada içiyosun dimi falan
yalandan şımarık triplerde. desem ki askm içemiyorum orada zaten içiyim bitane daha tmm askm iç
dicek ama dedim ya aksi bişey yapmak istemem asla tamam dedim unuttum.
içme askm dedi kanser olursun bak dedi, yok bitanem merak etme dedim bende.
ardından beyler, kalktık doğru kadıköy reks sinemasına, o dönem bana mı öyle geliyo manyak bir
şekilde sinemaya gitme modası vardı, biraz isim yapmış her film full çekiyo **Spam/Adversiting**.
4 gün boyunca hergün buluştuk. bir seferinde bir öksürük krizine girdi bu kan geldi ağzından ama çok
az. diş etim kanadı diş fırçamdan böyle oldu dedi ama kıllandım ben aga.
ilk o anda kıllandım. yani ama hiç üzerine gitmedim öle bişeyi aklıma bile getirmek istemedim beyler.
arada bizim kankilerlede buluşuyoruz tabi. ama genelde yağmurlayım. bir kerede kızlı erkekli
toplandık. normalde erkekler kalabalık olurdu kızlara göre şimdi 3 kişi kalmışız **Spam/Adversiting**, herkes askerde. 2
tane dallama var böle entel ayağına yatan. kızların yanında ben tabi tipik erkek modeli işte şöle yaptık
böle yaptık domuzu tek elle ikiye ayırdım komutana ayar verdim falan yalanın bini bin para ama
havamız olmuş bin beşyüz. yağmurda biliyo tabii salladığımı ama oda uyuyo ortama ''vay aslanım
benim yürü kim tutar seni'' triplerinde, ama o gece sıçtı ağzıma sen kime hava yapıyosun diye,
kızlaramı hava yapıyosun sonra o iki dallamaya ilgili olduğunu söyleyince tatlıya bağladık
son gün sabahtan buluştuk akşam gidiyorum. dershaneye kapısında. sarıldık böle böyle birbirimize.
başı omzumda. dedim bu sefer bekleyeceğine eminmisin dedim kısmet askm sen kendini düşün dedi.
güldüm bende gene inadına yapıyo diye. öpmek için kaldırdım başını hüngür hüngür ağlıyo.
dedim ağlama rahat yerdeyim antep e gidiyorum sadece bir süre ayrı kalıcaz dedim, ne yapıyım
gitmesen keşke dedi, burada olsan biraz daha. dedim gitmem lazım, elimde olsa bırakırmıyım seni,
gidicem gelicem zamanın nası geçtiğini anlamıcaksın bile dedim.
sarılmaya devam ediyoruz. dedi ben nası derse giricem şimdi, nası ders işlicem bu halde falan, dedim
ki bak hiç merak etme, ben seni en ufak boş zamanımda bile arıcam merak etme. sen şimdi gir içeri
dersini ver. bende gidip gelicem bu kadar basit dedim.
zor bela gönderdim, dedim çık hadi daha da zorlaştırmayalım falan. neyse mecbur çıktı tabii ki dersi
var bekliyo çocuklar. arkadan bende dolmuşa doğru gitmeye başladım. arkadaşı çiğdemi gördüm oda
dershaneye gidiyo dedim böle böle ne olur çıkışta yanlız bırakma biraz kafa dağıtsın, yanına git çok
kötü bak sana emanet falan, sağolsun iyi bir kızdı hala görüşürüm, hiç yanlız bırakmadı yağmuru.
çiğdem deki samimiyeti görünce biraz olsun rahatladım aga bi ferahlık geldi ayrıldım evin yolunu
tuttum bende.
eve daldım hemen zaten bavul hazır. kağıtlarımızı da aldık, hazırlığımızı bitirdik. akşam yemeğimizi
yiyip çıkacaz otagara. istikametimiz diyarbakır ktm.
annem de de bir sinir var hafiften belli etmesede. mutfağa gidince gittim yanına, dedim ne oldu? işte
sen geldin bizimle vakit geçirmedin hep o kıza gittin falan. dedim anne saçmalıyosun yapma böyle
üzme beni. zaten gidiciyim allahtan fazla üstüme gelmedi.
atladık gittik otagara. otogar asker dolu **Spam/Adversiting**. rutin vedalaşmalar. ağlaşmalar. ama bu sefer geldi
beyler.
çiğdemide tutup getirmiş bi baktım gelmiş. elim ayağım boşaldı bi yandan utanıyorum babam var
anne var dede var bir kaç akraba dost, babama baktım güldü, o güldü ben sarıldım direk kıza, annem
biraz surat yaptı ama sonradan öğrendim pek bir beğenmiş yağmur’u :)
yine ağlaşmalar falan, arkadaşların hoplatması (ki hakkaten bi yerden sonra yeter **Spam/Adversiting** lan diyesiniz
geliyo) atladık otobüse, açtık volkmenizi taktık kasedimizi bütün otobüstekiler birilerine el sallıyo,
davullar zurnalar bilmemne çıktık yola.
hafiften tırsma gelmeye başladı ilk defa doğuya gidiyoruz. harbi başlıyo askerlik yani elinde ki silahta
mermi olmasının sebebi gene bir domuz ama eli keleşli domuzlardan.
devremde yanımdaydı ikimizde şırnaktık ve ktm diyarbakırdı. birbirimize destek oluyoruz tabii. arkada
erat kısmından arkadaşlar var.
devrem koridor kısmında yanında da bir asker çocuk belli ki çok heyecanlı davarlık yapıyo. sesli sesli
konuşuyo. e biraden bir kaç saat sonra kafa dinlemek istiyosun devrem olum sus azıcık dedi. bu
atarlandı hafiften ne var lan bizde askeriz **Spam/Adversiting** falan hareketler.
devrem hemen koydu rütbeyi komutanım dedirtirim sana efendi efendi otur diyince acemilik çıkan
askerin hali başka tabi direk sustu.
o an anladım aga asteğmensin artık istanbul geride kaldı, bizim devrede bir havaya girdi tabi, vay
yavrum benim ayaklarındayım bende.
bir havalara girdi, milleti şınava yatırıcak daha gitmeden.
neyse beyler, volkmen dinleye dinleye gidiyoruz. yağmurda bana kaset aldı. selanikliyiz aga rumeliliyiz
hastasıyım oranın şarkılarına. gitmiş bana o yörenin şarkılarından oluşan bir kaset yaptırmış, içinde
manalı şarkılar var.
göremedim aylar oldu gözlerim hep ağlar oldu,
aramızda koca dağlar manimiz oldu,
istemişsin dağlar aşam sana ulaşam,
alam seni yarim yapam de bana paşam,
pelistere çıkmadan vardara atlayamadım,
döndüm durdum yar yolunda sana doymadım,
turnaları göğe saldım sana yolladım,
geri sarıp sarıp dinliyorum, yol zifiri karanlık, altımızdan şeritleri bir bir akıyo uzaklaşıyosun
sevdiğinden yani, ağlasan mı ağlamasan mı gururlu mu olsan olmasan mı, nası bir yere gidiyosun
falan, olum garip bir duygu işte ne biliyim.
şu şarkıyı dinleye durun beyler ben bir kahve yapıp geliyim bir de sigara yakayım birazdan devam
ediyoruz. şarkı sözleri on numaradır kardeşler sözleri iyi kesin.
Bir yiğide bir sözüm var, Nasıl deyem ben turnalar
Güremedim aylar oldi, Güzlerim hep aglar oldi
Aramızda koca daglar, Manimiz oldi
Üremedim saclarimi, Belimi buldi
Pelister’e çıkamadım, Vardar’a atlayamadım
Dündum durdum yar yolunda, Sana doymadım
Turnalari güğe saldim, Sana yolladim
Bir güzele bir sözüm var, Nasıl deyem ben turnalar
Saçlarının tellerinden, ince beline dolaşam
istey misın daglar aşam, Sana ulaşam
Alam seni yarim yapam, De bana paşam
Pelister’e çıkamadım, Vardar’a atlayamadım
Dündum durdum yar yolunda, Sana doymadım
Turnalari güğe saldim, Sana yolladim
buda sözleri beyler.
neyse beyler, velasıl yavaaş yavaaaş uzaklaşıyoruz. önce ankara da bir mola verdik. saat 2 civarı, ulan
içimden aramak geldi aramadım ama, bu saatte uyumuştur hesabı. dedim bir sigara yakalım. bide çay
kaptım plastik bardakta, çay zift **Spam/Adversiting**. devreme bi baktım telefonda, o da aramış kız arkadaşını,
sikerim dedim gittim ankesörlüye. bir aradım düşmedi iki aradım düşmedi. bi daha aradım daha ama
uyumuştur inş annesi çıkmaz diyorum.
telefon çaldı çalmadı şak diye açtı, alo diye, şok oldum **Spam/Adversiting**. dedim askm uyumadın mı yok dedi
uyumadım ararsın diye düşündüm. dedim uyumuşsundur diye aramıcaktım ama dayanamadım çok
güzel şarkılar en çok sözün varı beyendim dedim. dedi nerdesin söyledim ankaradayız falan.
sonra şu şok soru geldi beyler.
antepe gidiceksin niye diyarbakır otobüsüne bindin dedi.
ananı avradını sikiyim elim ayağım boşaldı resmen. çok pis ters köşe olmuştum beyler.
hemen kıvırdım beyler. dedim işte önce diyarbakırda toplanıyosun askm, oradan herkesin dağıtımı
yapılıyo falan dedim, o yüzden kendin gitmen sakıncalı olabilir falan dedim, yavrum zaten mevzuya
hakim değil öyle ucuz atlattık,
askm dedim bak benim daha 15 16 saatlik daha yolum var sen yat uyu ben seni varınca arıcam zaten.
tam yılbaşı tatiline geliyodu beyler. yarın evdesin zaten arıcam dedim. lütfen yat beni üzme dedim.
bende uyucam zaten otobüste dedim (gene yalan **Spam/Adversiting**, asla yolda giderken uyuyamam)
neye kapattık teli zor bela attım kendimi otobüse yola devam ediyoruz.
devremle muhabbete başladık oda konuşmuş kızla nişanlanmışlardı onlar zaten, kıza tembig etmiş
arıcam seni teli yanına al diye.
gene yola devam ettik.
ardından kırıkkale, aksaray, adana, antep derken öğleden sonra 2 buçuk gibi girdim diyarbakır
otogara. asker olduğumuz 1 km öteden belli zaten **Spam/Adversiting**. şebek gibi kaldık ortada. otobüste ki diğer
erat hemen dağıldı topluca ktm ye gitti. ben hemen tele sarıldım, aradım askm geldik diyarbakıra
merak etme, sen napıyosun falan, dikkat et kendine bilmemne, kapattım deli, devrem geldi yaktım
sigarayı.
dedi oğlum serbets olduğumuz son zamanlar gel bi kahvaltı yapalım biraz gezelim. tmm dedim bende
bi kahvaltı yaptık birazda gezdik.
yemin ediyorum hayran kaldım diyarbakıra kalesi bilmemne harbi on numara şehir. ardından ktm nin
yolunu tuttuk.
neyse beyler vardık ktm **Spam/Adversiting** o ne öle, bütün ordu burda **Spam/Adversiting** böyle bir yer yok. içerisi panayır gibi
**Spam/Adversiting**. millet birliğine gitmek için sıra bekliyo. şimdide bilenler bilir ktm ölüm anasını satayım. uzmanın
biri erat dizmiş yarım yarım yardırarak bağıra bağıra anlatıyo, bizde geldik bu bizi gördü bağırmalar
çağırmalar geçin bilmemne. biz tabi buna yavaş yavaş yürümeye başlayınca bu çakozladı mevzuyu
sanırım, sustu dedim uzmanım böyle böyle tanıttık kendimizi, napıcaz ne edicez, anlattı izah etti
durumu bizi başka bir yere aldı. içerisi aztek kaynıyo **Spam/Adversiting**, ama hepimiz amele gibiyiz ne yapacağımızı
bilmiyoruz, anons gelicek şu birliğe gidenler gelsin falan diye toplanıp gidecez.
bende diyorum heralde bi kaç saat sonra gideriz. saat 5 falan hava da kararmış **Spam/Adversiting**. neyse gelen
giden yok. bi çocuk vardı adam mühendis, dedim birader ne zaman gelir bu konvoy, dedi yarın gelirse
şanslısın.
dedim ne diyosun **Spam/Adversiting** kaç gün beklicez burada, beyler şoka gelin, dört gündür buradayım kardeşim
öyle söyliyim sana. **Spam/Adversiting** kafayı yememek elde değil.
sonra çözdük olayı sorduk uzman bi arkadaşa.
işte özellikle 1993 yılında 33 askeri kurşuna dizdi bu pezevenkler birliğine giden silahsız askeri o
yüzden çok dikkat ediyolarmış bu konuda.
neyse aga bekliyecez ara ara geliyolar alıp götüroylar bır kısmını, kimi konvoyla gidiyo kimi şans eseri
gideceği birimden gelenler alıp götürüyo falan.
2 gün geçti aga uzman geldi asteğmenin bugün gelecek çakırsöğütten onunla gidersiniz dedim
gitmezmiyim​
 
neyse an be an haber alıyoruz. yılbaşınıda ktm de geçirmek ayrı bi zevk **Spam/Adversiting**. yılbaşının 1. günü 1 ocak
1995 askerliğin başladığı gündür beyler.
bizi götürecek birim gelmiş şehire, biz hazırlandık bekliyoruz. **Spam/Adversiting** bir haber geldi, beton gibi çoktü
üzerimize. bu ibneler bi köy vardı h ile başlıyodu orayı basmışlar 9 kişiyi öldürmüşler.
haydiiii, bütün dağıtımlar iptal.
hatırladım hamzalı köyünü basmışlardı.
neyse beyler biz bu haberi aldık. bir anda hareketlendi ortalık, koşuşturmaca falan. dedim lan hadi
bakalım asteğmen efendi, daha şırnak a gitmeden başladılar hakkında hayırlısı.
bir iki gün daha kaldık beyler en sonunda kodumun konvoyu geldi. öğleden sonra 2 gibi çıktık yola, up
uzun konvoy, bizim askeri görüceksin ama fişek gibi tam techizat **Spam/Adversiting**. dışarısıda buz -1000 sanki, ben
taktım tabii volkmeni gidiyoruz. upuzun konvoy yer yer duruyoruz yolda, kontrol noktları falan, 10
dakikalık yolu 45 dakikada falan alıyoruz, arada bazı çocukları bırakıyoruz falan, hava karardı beyler,
bir yerde daha durduk yolun ortasında ama sıkıntı yok yani, etrafa bakıyoruz heryer taş toprak **Spam/Adversiting**.
uzaktan yavaş yavaş cudi gabar falan çıktı ortaya bütün heybetiyle dedim aga hadi bakalım hoşgeldin
ebenin amına.
bi noktada daha durduk, ileride bi kaç haneli köy var ama camlardan gelen ışıktan o kadar olduğunu
düşünüyorum, lan bir durduk, çocuk sesleri,
''burdan defol git tc askeri, git buradan tc askeri, senin yerin değil burası, falan derken çaaaaat paaaat
taş atıyo ibneler hava hafif kararmış zaten bellide olmuyo, abi ne yalan söyliyim bi tırsma geldi,
sanırsın işgal askeriyiz ibneler geldiğin yere geri dön diyo, arkada ki otobüsün camını indirmişler
zaten, hemen hareketlendi konvoy bu sefer direk cizre ktm ye, hava kararmış nereye gidiyosun.
orada da yola çıkıp gelen bir çok başka konvoyda var, yarını beklicez mecbur.
cizre ktm de bir gece geçiricez, ulan leş gibi olmuşuz zaten, telefonda açamıyoruz kaç gündür, tek
isteğim biran önce gideyim telefon açayım bi sesimi duyurayım bu yani. zaten üzerimizde garip bir
ağırlık çökmüş durumda, alışık değilsin panpa, ısparta tamam eyw ne kadar ıspartada eğitimin kralını
alrısan al farklı yani çok belli ediyo kendini,
çok soğuktu beyler, felaket bir soğuk, tezahür edemezsiniz yani, böyle bir soğuk yok, 50 60 tane
asteğmen göt göte verdik ısınıyoruz yani, kaliriferler arada bir yanmaya niyetlensede ayıp olur diyor
heralde ki buz kesiyo anasını satayım.
uyuyayum diyosun yalandan bir yarım saatlik uykular falan, bir an önce birliğime katılayım diye can
atıyosun **Spam/Adversiting**.
ulan sakallar uzamış hafiften yarın birliğe gidicez sular buz gibi diyarbakırda zaten sıra var, traş
olamadık, benim devrede hafiften kıllıydı 4 5 günde mağara adamına döndü, çıkalım dedik traş olalım
falan, anasını sikiyim suları kesmişler. belli bir saatten sonra kesiyolarmış nedendir bilinmez.
bi astsubay bulalım derdimizi anlatalım dedik, en azından kantinden bir su alalım onunla traş olalım
dedik, astsubay ararken yüzbaşıya denk geldik, ama yüzbaşıda bir ses tonu var altına sıçıyosun
adamla konuşurken.
ne var oğlum dedi ne geziniyosun burada, tanıttık kendimizi, dedik komutanım böyle böyle, olamadık,
kantinden su alalım traş olalım yarın birliğe gidicez ilk intiba önemli sıkıntı çıkmasın falan, böyle
konuşunca adam astsubayı çağırdı sağolsun anlattı durumu, astsubay aldı bizi, dedi kantin burası
alabiliyosanız alın.
kapıdan bir girdim içeride 1000 kişi var **Spam/Adversiting**. uyumaya çalışıyo.
götüm götüm arada küfürler yiyerek gittik kantine (siviliz tabi herif yarı uykulu küfür çıkıyo alçak sesle
üniforma olsa göt ister) neyse aldık suları traş oldu surat yara bere içinde kaldı hadi beni geç devrem
zaten kıllı sakalllarıda epeyli bi sert jileti vurdukça kan geliyo **Spam/Adversiting**.
traş köpüğüde yok tabi evden getirdiğimiz sabunla yüzü sabunlayıp sabunlayıp jiletliyoruz.
olduk traşımızı geçtik istirahathaneye, saatin gelmesini beklemeye, aynı gece de şırnakta 3 karakolu
taciz ateşi açmışlar, ortalık fena.
sabah gün açar açmaz doluştuk otobüslere çıktık yola, gün açtıkça cudi gabar falan çıktı ortaya
tamamen, hem bir o kadar güzel, hemde heybetinden de bir o kadar tedirgin ediyo adamı. orada ne
olduğunu biliyosunuz yani, orada senin neyin beklediğini, belkide sen bakarken birileri çatışıyo o anda
aklından binbir türlü şey geçiyo,
yollar zaten fena, yamaçlardan geçiyosun, kanyonların arasından geçiyosun kafanı kaldırıyosun
tepelerde bizim çocuklar mevzi almış içini korku kaplamaya başlıyo yavaştan beyler, otobüste kendini
güvende hissediyosun camın hemen dışarısı cehennem.
sonunda çok şükür vardık çakırsöğüte, indik otobüsten, etraf bildiğin ufak kasaba gibi, nizamiyeye
geldik, hemen bir astsubay karşıladı bizi. gittik üstümüzü başımızı değiştirdik, yeşilleri geçirdik
üzerimize, botlar tabii ki biraz büyük geldi, taktık omuzlara tek çizikleri,
gittik takımlarımıza, 14 kişilik bir takım, takım komutanı bendeniz, bir uzmanın var, çavuşumuz, iki
tane avcı eri, iki makinalı tüfek nişancısı, ve yardımcıları keskin nişancı falan.
bölükte muharebe kısmında yer alıyoruz.
uzmanım allahı var adam asker olarak doğmuş adam. askerlerle tanıştık, sonra komutanlara gerekli
bilgiler verildi falan derken artık başlamıştık göreve hayırlı uğurlu olsun.
uzmanıma sordum dedim telefon acayım aileme falan yeri gösterdi, aradım bende bizimkileri.
önce aileyi aradım hemen, dedim geldim, iyiyim güzel bir yere düşmüşüz, merak etmeyin, sordular
tabi kaç gün oldu merak ettik, usulünce açıkladım durumu, dedim böyle böyle, kar yolları kapamış o
sıkıntı çıkarttı merak etmeyin falan neyse kapattık hemen yağmuru aradım. çaldı çaldı açan yok,
hemen arkasından bir daha gene açan yok. hay **Spam/Adversiting** nerde bu kız falan haber vermedik diye
söylendik
 
devrem geldi, gel dedi uzmanlarla biraz muhabbet edelim. yasak bölgeler nereler falan onları harita
üzerinde anlattılar, bölgeyle ilgili yaşanan hareketlilikle ilgili bilgiler alındı.
arkasından, çıkılan intikal görevleri belirlendi, kendi takımızdaki asklerler ilgili bilgileri aldık, bir tane
var takımımda kütahyalı çocuk, deli aşık oğlan, koluna jiletle yazmış kızın adını.
dedim pdrm ye göderin çocuğu bu güldü,
asteğmenim pdrm ye o gidene kadar o kadar çok kişi var ki önünde başta ben dedi, bende hafiften bi
sıkıntı başladı aga.
günler böyle geçiyo beyler, 2 3 gün geçti bu arada çatışma haberleri falan geliyo devamlı, yol kesme
olayları falan, bizde bekliyoruz gideceğimiz zamanı, telefon açıcam gene, direk yağmuru aradım.
korkuyorum bi yandan açmazsa falan diye, neyse ki hemen açtı,
dedim nerdesin aradım açmadın, duymamış evde değilmiş annesiyle babanesi vardı bunun büyük
babanesi, ona gitmişler, o kadar zaman beklemiş aramamı aramayınca gitmek zorunda kalmış.
tabi öle anlatıyo asıl olay hastalığı ilerlemiş bir hayli fenalaşıyo hastanede geçiriyor iki günü.
nasısın iyimisin faslı, sen nasısın dedi dedim iyiyim merak etme sen beni dikkat et kendine falan ama
sesi bi kötü geliyo ki sorma.
hastamısın dedim askm neyin var üşüttün mü, üşüttüm dedi öğrencilerim çok yoruyolar beni dedi,
dedim onları kafasını kırıcam gelince merak etme sen dedim.
ne zaman geliceksin?
dedi beyler.
çok sade bir soru ama tam kalbimden vurdu. böle muhtaç bi sesle, ne zaman geliceksin?
ulan elimde olsa o an atalarım skorskye giderim öle dokundu. askm gelicem sen yeterki iyi ol.
tamam ama hemen gelsen keşke dedi. yağmur gelicem biliyosun gelicem sen bekle beni, ben
buradayım hep zaten bi yere gidemem diyo, içimden diyorum nereye gidiceksin zaten ki.
garip konuşuyo beyler yani normal bi konuşma tarzı değil,
sıkıntın varmı bi sorun varmı diyorum yok diyo öğrencilerim çok yoruyo beni diyo. o kadar.
uzmanım aniden daldı odaya kapatıyorum falan dedim alelacele, dur biraz daha konuşalım lütfen
falan demeden arıcam seni dedim kapattım.
uzamanım da ''asteğmenim yaralı var getiriyolar helikopterle'' dedi fırladık hemen. yaralıyı alıcaz
koruma konvoyu şeklinde cizreye devlet hastanesine götürücez. dedim helikopter niye götürmüyo
acil bölgeye timleri sevk edicekmiş. abi kalbim güm güm atmaya başladı bir anda.
beyler askerleri aldık komutanları geldi, gidin tam teçhizat hazır olun, 5 dakika içerisinde buraya gelin.
tam teçhizat hazırız beyler,
yaralı çocuklar bir geldi. anlatamam görüntüyü, çocuklar şehit olmuşlar yani, bunlar nasıl kurtulacak
aklım almıyor.
3 tane asker, bir tanesinin ağzıni yararak geçip gitmiş mermi cansız gibi yatıyo surat kan içinde,
diğerini yüz üstü koymuşlar, ensesinden girmiş mermi paralel bir şekilde, omuriliği götürmüş çok belli,
bir tanesi sırtına 3 mermi almış, hemen aldık çocukları, gece saat 8 falan, 4 araç halinde gidiyoruz
önde zırhlı araç makine haznesi var, biz arkada, ikisini arka arac aldık çocukları biri benim araçta
önümde ağzı mermiyle yarılmış olan, ulan kitlendim resmen buz kestim resmen, hayatımda kedi
ölüsüne bakamam ben araba çarpmış hayvan görünce midem bulanır, önümde gencecik çocuki kan
içinde yüzü hırıltı sesleri geliyo, soğuktan nefes alıp verişinde buhhar çıkıyo ama ağzından değil yanak
kısmında ağız burun paramparça,
uzmanım bir dürttü beni asteğmenim kendinize gelin öyle bi toparladım kendimi, yolda gidiyoruz, bir
yandan da aklıma pusu olabilir mi lan yolda acaba diye geçiyo, gerçi pusu falan nerde olucak cizre
yolunda **Spam/Adversiting**, 300 metrede bir kontrol noktası var tabii yeniyiz daha.
benim odluğum araçta yüzbaşımız var, önde biz arkada 6 kişi bir de yaralı çocuk, yüzbaşının telsizi
cayır cayır ötüyo, hışırtı sesleri arasında, intikal esnasında, bir grup teröristle karşı karşıya gelmişler,
ilk onlar farkediyo bizimkileri, bu üç çocukta ilk ateşte yaralanıyo zaten.
bir yadan kulağım yüzbaşının telsizine takıldı, devamlı tepeye kayalık bölgeye doğru darbeli atışlar
çocuklar darbeli atışlar aferin bu şekilde bravo, ses kesiliyo, komutanım , sağ taraftan saramayız dik
yamaçlar mevcut diyo yüzbaşıda da dinliyo bende,
yüzbaşı görerek aykut görerek oğlum görerek, askeri aşağıya çek 100 metre civarına top atışı için
senden haber bekliyorum,
bildiğiniz çatışma esnaında konuşmaları dinliyorum,
hızla yolda devame ediyoruz bu arada,
aykut heralde takım komutanı, teğmen ya da üsteğmen, ismiyle hitap ediyo telsizde ki binbaşı çünkü,
oğlum, başka yaralı varmı zaiyat varmı aykut, aykuttan ses kesildi bi ara, sonra verdi anosnu başlayın
komutanım yeterli aralık oluşturduk diye sanırım top ateşi yapacaklardı,
abi o esnada yaralı çocuk kendine geldi verdikleri ilacın etkisi geçti bir çıklık atıyo varya, dili yok
çocuğun sanırsın kurban gırtlaklıyosun yerimde zıpladım boşluğuma denk geldi uzmanım üzerine
bindirdi olum sakin ol iyisin hastaneye gidiyoruz, belli çocuğun yüzü yanıyo, yüzbaşı sesi kapadı,
uzamanım üzerinde bastırıyo çocuğu, muhtemelen ayak ta kırıklarda vardı düşmüş vurulduktan
sonra,
yüzbaşı bana döndü yardım etsene lan uzmana bin üzerine tut çocuğu bende abandım çocuğun
üzerine haraket etmesin diye,
o 1 saatlik yol varya bitmedi beyler bitmedi gözümün önünde hayla.​
 
Hatem devamı varsa paylaşabilir misin hocam. Sözlükte yorumların arasından bulup okumak zor oluyor.
 
bu hikayeyi bende okumuştum muhteşem yazmış gerçekten. gerçek mi bilmiyorum ama
 
yola devam ediyoruz, bizim gittiğimiz yönün ters yönüne doğru çoğunlukta olmak üzere, bizim
yolumuz üzerinde de inanılmaz askeri hareketlilik var. ben bu çocukların dağda intikal sırasında
pusuya düştüklerini tahmin ediyorum henüz. meğer neler oluyormuş daha sonradan öğrendik.
çocuğun kıpırdaması için uzmanımla birlikte üzerine bastırıyoruz. uzmanım ben yardıma başladıktan
sonra çocuğu ayak bileklerinden kavrayarak hareket etmesini engellemeye çalışıyor. çocuğun ayak
bileğinde kırık olduğu için canı daha da fazla yanıyor, uzmanım ne kadar dikkat etmeye çalışsada
çocuğun debelenmesinden ister istemez kırık noktaya temaz ediyor eli ve dahada feryat figan halde
bağırıyor.
bende omuzlarından sıkıca yere doğru bastırmaya çalışıyordum. çünkü vücudunda bizim
görmediğimiz başka bir yerde yara olabilir, hepsini geçtim iç kanama olabilir ve bu kadar hareketli
olması kan kaybını daha da hızlandırır.
ben omzuna bastırıyorum ama göz göze gelmemeye çalışıyorum, çünkü çocuk bana bakarak
haykırıyor, belli ki bişeyler diyor ama ağzı dili parçalandığı için anlayamıyoruz, hayatımda ki en zor
anlardan biriydi. çok şükür en sonunda hastaneye varıyoruz.
devlet hastanesinin bahçesine giriyoruz, hemen araçtan indim, yüzbaşı uzmanıma bağırarak ''hemen
sedye çabuk çabuk'' ben o esnada gördüklerim karşısında dehşete düştüm. hastanenin bahçesi
askerlerle dolu, ve ortalık yaralı asker kaynıyodu. hemen arkamızdan gelen içinde iki yaralı asker daha
olan araça koştum omuriliğine mermi gelmiş çocukda tık yok bayılmış acıdan, diğeri ise yani sırtından
kurşun yiyen çocuk şehit olmuş yolda.
çocukları içeriye aldık, bir tabib asker vardı rütbesini bilemiyorum, beyaz önlüğü kıpkırmızı, belliki ilk
müdahaleyi o yapıyor ve çocukları içeriye gereken merçiye sevk ediyordu. ben yüzbaşının peşinden
koşturuyorum, emir gelebilir diye, bu sırada uzmanıma ve benimle gelen 6 askere emir verdim yardım
edin arkadaşlara, yarası hafif olanlar derhal her türlü araçla diyarbakıra sevk edilmeye başladı.
yüzbaşı benim yanında olduğumu farkeder farketmez ''ne yapıyosun burada siktir git peşimden bana
araç bırak dön derhal geriye çok cabuk hemen dön.
lan diyorum ne oluyo bu kadar asker yaralanmış, herşey o kadar çabucak gelişti ki ne olup bitiyor
öğrenmek için sormaya dahi fırsatım olmadı.
kafam allak bullak, öyle bir hareketlenmiş ki cizre çakırsöğüt arası anlatamam size, istanbul traği gibi
askeri araçlar vızır vızır.
biz atladık araça uzmanıma sordum nerede çatışma var diye, öğrenmiş, çatışma dağda değil, ilçede
devlet ve kamu dairelerini basmışlar, özellikle askerlik şubesini basmışlar, polis lojmanları polis
karakolları, okullar, vergi daireleri, baskın ve taciz şeklinde, biz derhal tugaya geri döndük. amına
koyayım içimden diyorum aga hazır ol bu gece bitmez.
beyler hikayeye bitsin sorularınızı biriktirin öyle cevaplıcam saat 11 de soru cevap kısmına geçeriz.
yazın not edin sonra görmeden geçiyorum cevaplayamıyoruz ayıp olasın.
neyse döndük geriye kapıdan tugaya girdik, abartmıyorum beyler 200 300 jandarma komando tam
techizat, bir görüntü var ne korku kalıyo adamda ne başka bişey yıkmaya gidiyoruz orayı belli ana
avrat ne varsa dümdüz edicez, lan beni bir heyacan kapladı ''hadi **Spam/Adversiting** hadi hadi hadi gidip sikertelim
ortalığı''.
indik araçtan uzmanıma hemen timi hazır tutmasını söyledim. üstlerime gidip gereken bilgiyi arz
ettikten sonra emirlerini aldım. tam techizat iştimaya geçilmesi emri geldi,
abartmıyorum beyler en fazla 3 dakika, bahçede takımımla hazır halde bulunduk, komutanları
bekliyoruz, devremi gördüm, ''nerdesin nereye gittin'' dedi, dedim hastaneye gittik, dedi ki beyler
bakın şok olmak kalbin yerinden çıkması denir ya işte onu yaşadım.
dediki ''siz gittiniz buraya ateş açıldı 2 roket attılar denk gelmedi''
diyorum nerde bunlar **Spam/Adversiting** gidelim basalım yani neyi bekliyoruz hala. görev noktaları belirleniyor
içeride, ana komutanlık gruplar halinde hazırda olan birlikleri çeşitli noktalara sevk ettiriyor.
takribi 40 45 dakika sonra komutanlar geldi, herkesi araçlara doldurdu çıktık yola, inanılmaz bir
sessizlik hakim askerlerimde, uzmanımda techizatı kontrol ediyo, şarjörler el bombaları falan,
askerime bakıyorum en ufak bir tedirginlik yok, belli bir bölgeye gidiyoruz ancak henüz tam olarak
nereye ne yapmaya gittiğimizi söylememişler, sadece araç önümüzde ki aracı takip ediyor.
dışarısı buz gibi, ben aracın en sonuna oturdum dışarıya bakıyorum, arkadan gelen aracın farları
gözümü alıyor sadece. ve kulağıma dışarıdan ses duymaya çalışıyorum ne olup bitiyo gelen ses
kamyon motorunun seni, llerken kamyonun vidalarından gelen sesler, üzerimizde ki techizatın
çıkarttığı ses ve bol bol öksürük burun çekme. sakin bir şekilde yol alıyoruz,
fakat daha sonra kamyon titremeye başladı belli ki asfalttan çıkılmış toprak bir yola girilmiş, bu
seslere kamyon tekerleğinin sesleride eklendi,
başıma öne eydim elimi silahımın namlu ağzına koydum ve kafamı yasladım, uzmanım kulağıma eğilip
''asteğmenim dik durun lütfen'' kafamı bir kaldırdım beyler askerlerimin bağzıları yarım göz ucuyla
bana bakıyo. sonra farkettim ki ''komutansın aga dik duracaksın yorgunluk baş ağrısı yok.''
sonra arka aracın gözümü alan farı söndü, bütün farları söndürdüler, dışarısını az biraz görmeye
başladım, hiç bir arası yok dağ etekleri gözküyor sadece,
biraz daha ilerledikten sonra durduk, ve dışarıdan sesler gelmeye başladı, ama çok derinden gelen
takır takı gelen silah sesleri, çok derinden gelen havan sesleri.
hemen indik araçlardan, takımı kamyonların yanına dizdim, uzmanı orada bırakıp tüm tim
komutanları teğmen asteğmen üsteğmen en öne doğru koşuşturmaya başladık.
kurmay binbaşı, ve yüzbaşılar var, en önde ki jiple gidiyorlar. bilgiyi verdi.
''buradan itibaren ip düzeninde ilerliyoruz, yaklaşık 20 dakikalık bir yürüyüşten sonra patika yoldan
tepelere çıkacağız, hakkari üzerinden gelen bir grup şırnak bölgesine girmiş bu yoldan gelecekler,
bizim intikal noktamıza gidip mevzi alacağız, tek çıt dahi istemiyorum, hepiniz askerlerinizden
sorumlusunuz, düzene dikkat edin,
hepimiz timlerin başına geçtik, 300 yakın askeri tim tim gruplar halinde sıralandık, biz sanıyorum
7.sıradaydık. fakat araziye gelene kadar yani patika yoluna gelene kadar toprak yolun her iki tarafına
geçerek kenarlardan yürümeye başladık,
derinden takır takır sesler gelmeye devam ediyor.
20 dakikada patikaya ulaşacaktık, ne 20 dakikası **Spam/Adversiting** 1 buçuk saatte geldik. ve ip düzenini aldık, her
timin arasında 10 metre, her askerin arasın 6 7 metre olmak üzere, ilerlemeye başladık.
 
benim timimde en önümde iki gözcü, arkasında ben benim arkamda askerlerim ve en arkada
uzmanımı koydum. uzmanı arkamıza koymamamın sebebi askeri görsün çıktığımız yolda yer yer 10 20
metrelik kayalık şeklinde çanaklar var. biri düşer göremeyiz.
ay ortalıkta yok. şöle düşünün önününde ki kiş i 6 7 metre önünüzde görmeniz zor.
yola devam ediyoruz. ilk intikalim. heyecanlıyım. aklıma devrem geldi, tam olarak önümde mi
arkamda mı bilemiyorum. yanımda olmasını istedim.
hani beyler okulda bir tura pikniğe müze gezisine gidersiniz ya. o kalabalık içinde en yakın
arkadaşınızın yanında olmasını istersiniz
yada okulda lisede müdürünüz okula gelen sakalı olan saçı uzun olan ceketi olmayan öğrenciyi pzt
sabahı kenara çeker ve bir arkadaşınız varya yanınızda geyik yaparsını durum ne kadar ciddi olursa
olsun. aynı o kafadayım yanımda olsun.
tek çık çıkmıyo beyler. tepe de ay yok. tepede ay olmadığı zaman bilki her an her an bişeyler gelebilir
başına yürüyosun düşünüyosun yürüyosun düşünüyosun. mayın çıkar mı? önümde ki mayına basar
mı? saldırı yermiyiz? yersek nereden yeriz? saldırı anında nereye mevzi alayım? (etrafta mevzi ararsın
panpa bkarsın arasın sanki baskın yiyecekmiş gibi bu ne demektir bilyomusun)
önümde ki vurulursa şöle tutarım diye düşünüyosun. ve devamlı yürüyosun. 4 buçuk saat yürüyüş
arkadaşlar ve kafanızda ki en dik yokuşu düşünün. en hafif 25 kilo sırt çantanız. aga sigara krizim geldi.
içemiyorum.
devam yürüyüş yürüyüş yürüyüş yürüyüş yürüyüş yürüyüş yürüyüş yürüyüş yürüyüş. tek bir konuşma
yok.
derinden sesler takır takır takır takır... takır... takır takır takır takır takır... takır takır takır...
aklıma yağmur geliyo, saatime bakıyorum saat 12 ye yaklaşıyo. annem geliyo aklıma, yağmur geliyo o
sıcak bir cafede nargile keyfimiz geliyo. gs maçlarını izlememiz geliyo nargile içerken, futboldan
anlamamadığı için nooldu askm nooldu. sonra askım bana bak azıcım diyip yanaklarımdan o sıcak
elleriyle yüzümü yüzüne cevirmeye çalışması geliyo. dışarısı buz -1000 öyle hissediyosun. o ellerini
düşünüyosun için ısınıyo. sonra..
gene o sesler unutturuyo. takır takır takır takır... takır takır... takır takır takır...
ve bitmek bilmeyen yürüyüş .
ilk intikalim, her seferinde artık yeter çökücem şuraya diyosunuz her seferinde bitmiyo yol. bitmiyo.
gideceğimiz yer takribi 3 4 kilometre yokuştan araziden sürüyo 4 buçuk saat amına kodumun saatleri
bitmiyo bi türlü.
en sonunda ileriden çok derinden telsiz sesleri gelmeye başladı. tızz tızz çızırtılı sesler. o anda bitti
dedim yürüyüş heralde. ileride yüzbaşı binbaşı ve bir kaç subay durmuş önüne gelen timi gideceği
mevziye yönlendiriyor. yakşalık 2km karelik bir alan düşünün. oraya yayılıyoruz. yayılma şeklimizin
amacı. birbirine yakın korumalı olmak. bir çatışma esnasında destek atışı yapabilme amacıyla
dizilmek.
komutanım bize gideceğimiz yeri gösterdi. yanımda uzmanım. emredersiniz komutanım dedik
yerimize doğru gene yürüyüş. yaklaşık yirmi dakikada yerleştik mevzilerimize. kafamızda belirlemiş
olduğumu geçiş güzergahlarına göre, takımı ay şeklinde dizdim. en uçlarında iki makineli arkadaşımızı
ve yardımcısını dizdim.
uzmanım ve ben ortada kalan askerimizin aralarına geçtik. ve bekledik koyulmaya. bekle allah bekle
bekle allah bekle.
saat 2 iyi geçmekte 3 gelmekte.
ileriden derinden silah sesleri.
telsizimden doğru kodlarla anons. bu kodlara bakıldığı zaman denilen şudur. hakkari jöhler takipte
bize doğru getiriyorlar o sesler jöhlerden gelmekte örgüt çatışa çatışa çekiliyor. amaçları jöhlerden
kurtulmak k.ırak a girse kamplara kadar jöh peşinden gider ve kaplara giderken kullandıkları tüm
yolları çözeriz. o yüzden şırnak üzerine gelip jöhleri geri gitmesi. hakkari deki askerin şırnakta girmesi
yasak. bize ait onlar. bunun haberini aldık kucağımızı açtık bekliyoruz.
saat 4 yaklaştı giderek silah derinden gelen silah sesleri daha netleşti, keleş sesini ve g3 sesini ayırt
etmeye başladık. heyecan sardı beni. yavaş yava geldiklerini hissediyosunuz.
telsizden sessiz bir anons. doğru kodlarla. şu deniliyor. ''telsiz iletişimi kapatılsın'' bu ne demek. tmm
geldiler frekanslar karışabilir. telsizlerimiz açık ancak konuşmak yasak.
beyler kalbim yerinden çıkacak gibi oldu sebebi. bunların telsizleri bizimkilere gelmeye başladı. ne
dediklerini anlmıyoruz. ama bir sıkıntı içerisindeler belli. telsizimi kulağıma götürdüm. iyice kıstım
dinliyorum. bizimkiler amlarına koyuyor belli jöh lan bu borumu **Spam/Adversiting**.
uzmanım komutanım telsizi alabilirmiyim dedi. hayırdır dedim. dinlemek istiyorum dedi. verdim.
adam bana demişti ya psikiyatriye önce benim gitmem lazım demişti. neden olduğunu anladım.
çok sessiz bir şekilde telsize şunu dedi. ''amınıza koyacam amınıza'' başladım gülmeye bir yandan ''ne
yapıyosun sen azar işiticem senin yüzünden diyorum (o hengamede unutuldu ama sonra soran
olmadı) oda bana bir yandan pis bakış atıp bir yandan gülerek parmağını ağzına götürüp sus işareti
yaptı siktiret bişey olmaz sus dedi. alt rütbem küfürle konuşuyo falan demeyin o esnada asteğmensen
iyi geçiceksin onlarla.
uzman telsize bunu dedi bunlar sesi kesti **Spam/Adversiting**. bak dedim sesi kestiler ne konuşuyosun **Spam/Adversiting**
siktirticeksin bizi. dedi ondan diil geldiler de ondan sustular.
ananı avradını sikiyim. nası geldiler lan??
hakikaten silah sesleri kesilmişti **Spam/Adversiting**. onu farkettim. pislik bir sessizlik mevcut. nası geldiler. önümü
göremiyorum anasını satayım yoklar. aklıma yağmur geldi gene istemsizce ama. napıyo acaba.
uyumuştur şimdi diyorum.
derken baba karşımızda ki tepeden dere yatağına doğru bir kıyamet koptu bir koptu aman yarabbim
böyle bir şey yok. 300 e yakın komando bir başladık. hiçbirley görmüyoruz ama belli bir noktaya ateş
açıldı
 
dere yatağından bize doğru ve yukarılara doğru tek tuk ateş edilmeye başlandı. silahlarının namlu
ağzından çıkan ışıkları görerek ateş ediyoruz.
sonra telsizler açıldı. komutan ''görerek nefes aldırmayın aslanlarım. aslanım görerek. dikkat ederek.
göksel sinerek ateş sinerek
başladım sıkmaya bende. öttürüyoruz g3leri
böyle bir ses yok. kıyamet kopuyo beyler küfür ede ede sıkıyoruz ''ananızı sikiyim sizin taaaak **Spam/Adversiting**
çocukları taaaak ızdırabınızı kafanızı gözünüzü götünüzü sikiyim tak tak tak tak tak tak tak''
tam o esnada sol dan kafama bir darbe geldi kafam sarsıldı lan kafam yanmaya başladı **Spam/Adversiting**. lan
diyorum vuruldum mu elimi götürüyorum bişey yok. kafam saçım yanıyo ama anlatamam size.
abi piskoza girdim vuruldum diye sırt üstü yattım gözlerim kapanıyo sanki. ölüyorum modundayım.
allahım diyorum ne çabuk ölüyorum lan dedim aynen böle bunu dedim içimden ne çabuk ölüyorum
ne demek **Spam/Adversiting**.
ulan yüzüme taş geldi bu sefer. elimi attım boş kovan. vaaaay ananısını avranıdını gibiyim arkadaşşş
yaaaa yanımda ki uzman ateş ederken sağ taraftan çıkan boş kovan kafama gelmiş. benim girdiğim
pgibozu gibiyim yok böyle bişey.
sonra devam alın huur çocukları tak gibiyim ebenizi tak. yakıyoruz beyler dere yatağını yakıyoruz. el
bombaları rpgler falan.
göremiyorum ama oradalar yani çünkü ateş geliyo oradan da. tam çembere girmişler gibikler.
ama bir tuhaflık var yan. karşılık biraz güçsüz. biz 35 40 kişi bekliyoruz. ama öyle değil. güneş yavaş
yavaş doğana biz yaktık orayı yerle bir ettik.
yavaş yavaş güneş ılıkları bölgeye vurmaya başladığında silah seslerimiz kesildi.
görmeye başladık orayı. 50 60 metre uzakta bir kaç ceset görebiliyoruz. yığılmış bir ufak kayanın
yanına biri açıkta yerde.
her yer toz duman, yarı çanak gibi bir yerde sıkıştırmışız bunları. karkola 300 400 kişi gelip aynan
bunu yapıyorlardı. bizim askerimiz ne hissediyosa onda beterini hissettirdik ya içimizde inanılmaz
gurur var.
gerekli güvenliği aldık 4 tim olarak, aşaya inmeye başladık. tedbirli bir şekilde iniyoruz. ne olur ne
olmaz. ölmeyen biri vardır. yada kaçan olmuştur ki. kaçarken cesetin üzerine bubi tuzağı kurarak
kaçar bunlar. ölülerine bile saygısı yok amcıkların.
yavaş yavaş cesetlerin yanına yaklaşıyoruz. yukarıda ki mevziden 2 kişi gördüm yaklaştıkça artmaya
başladı. hele bitanesi parçalanmış.
yani ben bir gövde ve kol gördüm diğer parçaları göremedim ama bir kaç kişiye de ait olabilir.
havada gırtlağı yakan keskin bir barut kokusu var ve başka garip koku. bu kokuya kan kokusu dermiş
jöhler.
tam tsevgi 12 tane ceset bulduk. ondan biraz daha fazla silah. tahminimizce 2 3 kişi de kaçmayı
başarmış.
gibtir ettik o kaçanları zaten mesajımızı verdik kendilerine. şimdi olmasada 2 3 seneye ölmüşlerdir
zaten.
dizildi cesetler. tutanak tutuldu. bazısının kafasına gelmiş mermi amcık gibi yarılmış. bazı gövedisne
almış. vurulanın gözleri kan canağına dönmüş. bir tanesi vardı. kenara kaldırılken sol bacağı dağlanmış
deri askerin elinde kaldı midem kalktı yemin ediyorum. muhtemelen roket mermisinin ısısından
dolayı olabilir.
gerekli tutanakları hazırladı komutanlarımız. yaralı yoktu aralarında. zaten öyle bir niyetimizin
olmadığınıda anlamışsınıdır.
allahıma şükürler olsun ki hiç şehit vermedik. yanlızda 4 askerimiz çok hafif şekilde yaralanmıştı.
devremi gördüm. şebek gibi sırıtıyo gerizekalı. böle bir gururlu, ben burnuma boynumda ki bereyi
çektim cesetlere yakınlaştıkca barut kokusu yakıyor.
bu çekmemeiş sırıtıyo. nooldu olm ne gülüyosun dedim. erkek oldum dedi. dedim nediyosun lan
manyak. komutan dedi ilk çatışmadan sonra harbi erkek olmuşuz dedi. gösterid komutanı binbaşı
beyler birde güneş gözlüğü takmış elini kaldırdı bize doğru onu işaret ettiğini anladı çünkü güldü
komutan dev gibi adam.
rak diye hazırda çaktım selamı:)
ardından bu cesetlerin üzerinden çıkan mühimmatları aldık, mermilerini, silahlarını, taslarını, el
bombalarını, rpglerini bir tane silah aldık içi full ya hiç ateş edilmemiş, nerden anladık namlu ucu
soğuk. fırsat bile bulamadan indirmişler bizimkiler. tıpkı bizim karakolumuzda olan askere yaptıkları
gibi.
normalde bazen (ama çok nadir merhametli anımıza denk gelirse) helikopterinde inebileceği bir yer
varsa ama olay yerine inebiliyosa, alırız cesetleri atarız helikoptere tugaya gödeririz adli tıbba. ama
helikopter inemez tabii oraya, e taşıyacak değilizde **Spam/Adversiting** bıraktık gelip alırlar zaten.
neyse velasıl toparladık orayı. tutanaklarımız her bişeyimiz hazır geri dönüp kamyonlara binicez diye
düşündüm ama öyle değil. 3 saat daha yürüdük bu sefer başka açık bir tepeye. zaten o kadar saat
öyle biyerde kamyon mu bekler **Spam/Adversiting**. banka servisi mi bu memurları eve götüren.
yürüyoruz beyler ama bir gurur var anlatamam olm. gözümün önüne o çocuklar geldi ağzı
parçalanmış yüzü yanan çocuk, şehit olan çocuk, muhtemelen felç kalan çocuk. bir nebzede olsun
rahatladım. yürüdük te yürüdük.
tepeye çıktık gerekli güvenliği aldık, saat artık 11 12 ye doğru geliyo. timi istirahate soktum.
uzmanımla konuşuyorum. dedim bak tamam güldük ama yapma bir daha. başımıza bela almıyalım
durduk yere. asteğmenim ben hep yaptım bişey olmaz. zaten gelmişlerdi onlar.
nasıl anladın dedim. tecrübe heralde bilmiyorum asteğmenim yıllardır buradayım hislerimle anladım
dedi.
yapma bi daha **Spam/Adversiting** dedim izin vermiyorum dedim
 
sonra skorskyler geldi beyler vay dedim amsnı skiym havaya bak tam komado olduk, indiler ortamıza
grup grup aldılar bizi, sevk de 2 saat sürdü gelip gelip alıyolar. biz 4. kez gelişlerinde bindik.
helikoptere binmek olağanüstü güzel bişey beyler. hele skorskye süper bişey.
patatatatatatatatatatatatatatata gidiyoruz, görev yaptığımız bölgeyi ilk kez tepeden görüyorum.
böyle bir şey yok. nası dağlar var anlatamam. ve o kadar güzel bir yerki. şu terör olayları olmasa
yemin ediyoruz yerli yabancı turist akar oraya.
hani bazıları verelik gitsin diyor ya. ulan bir görsün bak bakalım bir daha diyor mu. bu kadar doğal ve
harika bir yer görmedim.
devam ediyoruz yolumuza pilotlara baktım zıpkın gibi. kulaklık telsizini. pilot yüzbaşı yanında ki
üsteğmen. bana döndü üsteğmen, el kol yapıyo, patatatatatatatatata sesinden bir bok duyulmuyo ki,
kendi sesini duyamıyosun. ne var **Spam/Adversiting** ne anlamıyorum ki diyorum tabi duyamadığın için *
uzmanım hemen kaptı kulaklığı verdi meğer kulaklığı tak diyomuş, taktım emredim komutanım
dedim.
durumunuz nasıl falan diye sordu, ben üsteğmenle konuşuyorum zannediyorum yüzbaşı
konuşuyomuş **Spam/Adversiting**. dedim iyiyiz komutanım bir sıkıntımız yok sağolun ama yorulduk valla 12 saattir
hareket halindeyiz dedim.
ben 2 gündür uyumadım devamlı uçuyorum olm bişey olmaz dedi. vay **Spam/Adversiting** bizde bi bok yapmamışız
sanki. adamda ki hava uçmuş.
sanki sırtında taşıyo helikopteri. tamam eyw zor ama bu hava niye. işte biz böyle yapıyoruz,
yorulmayacaksın. ne kadar dır burdasın, daha bişey görmemişsizn bilmemne.
anladık lan tamam artissin de havan kime yeni çıkmışım çatışmadan. zor tuttum **Spam/Adversiting** kendimi, zahmet
oldu komutanım buralara kadar gelip bizi aldınız diyecektim de, atar helikopterden diye tıstım **Spam/Adversiting**.
zaten kapılar açık bi yan yatırsa boşluğumuza denk gelip yerdeyiz.
neyse geldik beyler tugaya attılar helikopterden yere. önce askerim atlattım en son ben atlıcam, bir
attım ayağımı boşluka tak diye havalandı ibne yapışıyodum yere az daha.
hemen toplandık gene alana, tüm timler 4 tane yaralanan çocuk revirde ama ayakta tedavi yani sorun
yok. tugay komutanı geldi. gazanız mübarek olsun 'saooll'' sizlerle gurur duyurosun aslanlarım
''saoooll'' bizde bir gurur tabi sırıtıyoruz pis piste daha bu gördüklerimiz bişey diilmiş **Spam/Adversiting**. 300 karşı
15 16 kişi keklik avıymış resmen.
tugay komutanı tabii memnun. çünkü bu ibneler hakkariden şırnağa sızıp gitse ilk bunu sikerler oda
bizi siker. yani zincir oluruz.
sonra dağıldık, geçtik odaya dün olanları sordum bende ne oldu falan durum ne.
**Spam/Adversiting** bir kaç kişi indirdik diye seviniyoruz. dün gece 7 askerimiz 2 polisimiz (lojmanda nöbette olan)
şehit düşmüş. 9 sivil vatandaşımız şehit düşmüş. moralimiz bozuldu tabii.
sivil araçlarla gelip tarayıp tarayıp gitmişler. sadece askerlik şubesine baya bir saldırmışlar, zaten
cesetlerin birinde bunlar bayrağı varya o bulunmuş amacları askerlik şubesini zabt edecek bayrak
direğini çekecek bayrağı gidecek. amaca bak **Spam/Adversiting**.
tabii öle bişey olsa psikolojik olarak moraller sıfıra düşer. ama yapamamış tabi.
neyse devremde geldi, göksel üsteğmende geldi, uzmanlarımız falan, askeri istirahate soktuk, çay
söyledik, çaylarımız geldi, muhabbet ediyoruz.
sonra askeri daldı odaya bana döndü komutanım dün gece telefon geldi size, babanız aradı.
dedim bir arayayım merak etmişler heralde. meğer merak etmeyi bırak meraktan ölmüşler.
açtım teli, annem çıktı başladı gene ağlamaya oğlum nasısın iyimisin, dün gece çok korkuttun bizi, lan
dedim nerden biliyolar.
meğer **Spam/Adversiting** haberlerde son dakika haberi verilmiş, hakkari ve şırnakta kalkışma 7 asker 2 polisimiz
şehit geniş çaplı operasyon başlatıldı falan. yıkılıyo medya.
dedim anne ben tugaydaydım haberleşmeyi sağlıyodum ondan gelemedim tele. dedi yalan söyleme
aradık operasyonda dediler. bende devamlı kıvırıyorum tabii.
neyse kapattım teli, döndüm askere ''kim dedi lan operasyonda olduğumu?'' şu şu komutanım dedi.
çağır buraya dedim. geldi çocuk, tabi gelene kadar geçen süreçte düşündüm lan ne dicek çocuk
doğrusunu söylemiş, geldi bu hafif bir tırsma var tabii, oğlum dedim ben operasyondaysam beni biri
ararsa komutanların yanında o operasyonda değil de tamammı aslanım merak ettirmeyelim anayı
babayı emredersiniz komutanım dedi. çıkın çocuklar siz bir telefon görüşmesi yapacam dedim aradım
yağmuru.
çaldı telefon düşmedi meşgul, arıyorum meşgul, sikicem diyorum kim konuşuyo bi daha aradım gene
meşgul. neyse bi daha aradık annesi çıktı. assktir. dedim meraba aysun teyze kendimi tanıttım.
yağmur dedim orada mı görüşebilirmiyi. yavrum işte o dedi. aradığını söylebilirim istersen dedi.
söyleyin teyzcim sağolun dedim. arasın seni isterse dedi dedim yok ben arıcam ''lan nereyi arıcak **Spam/Adversiting**
antep i falan arıcam bulamıcak işkillenicek kız''.
neyse döndüm ben odaya istirahate çekildik bu arada devamlı haberleri izliyoruz. devamlı karakollar
basılıyo bilmemne özellikle hakkari bölgesinde. bizimkisi oraya nazaran bir nebze daha rahat. orası
tam karışmış durumda.
4 5 gün geçti beyler. emir geldi üsteğmen göksel, dedi intikale çıkıyoruz. nereye komutanım, şu şu
rakımlı tepeye ardından şuraya şuraya eyi dedik. akşam 11 de hazır olun dediler. uzmanıma söyledim
timi hazırlmasını, devremle odamızda muhabbet ediyoruz.
bir sıkıntılı bu ama. dedim neyin var birader. böle böle anlattı. 2 gündür arıyomuş kız arkadaşını
açmıyomuş. dedim kimse yok mu evde. var dedi anası babası abisi, dedim belki bi yere gitmişlerdir.
sıkma canını falan. ulan normalde olsa, bu kadar takmazsın yani. orada en ufak olay seni gerdikçe
geriyo büyüttükçe büyütüyosun. dedim olm akşama intikal var yapma böyle topla kendini bi yandan
da sigara içiyoruz ama böyle bi içme yok birini söndürüp diğerini yakıyoruz napıcan olm içilmiyo
intikalde.
 
neyse geçtik iştima sahasına. kamyonlar gelicek diye bekliyoruz. saat 11 oldu gelen giden yok. lan bi
baktım sesler geliyo patatatata helikopter sesleri, bizi almaya helikopter geldi. vay mk hani gece
uçamıyodu bunlar diyorum içimden. meğer bir pilot var hakan adam tam bir ruh hastası. devamlı
tayinini durduyo 5 senedir burda. adam ün yapmış örgüt arasındada.
herifin en önemli özelliği gece uçması. sırf bunun için özel olara gece görüş getirildi adam. e buna
geçe görüş verirsen o helikopteri mağaraya sokup çıkartır. ama çok babayiğit bi adam yani.
atladık helikoptere. uçuyoruz. gece bi bok gözükmüyo tabii.
toplamda 60 70 kişilik 4 timden oluşan intikal takımıyız. o gece gök yüzünde ay var eşşek kadar. bu
biraz içimizi rahatlattı tabi.
bi tepeye indik bu sefer önce ben atladım, o adam bunu yaptıysa bu hakan göt üstü yapıştırır rezil
olmayalım diye.
atladık helikopterden hemen en yakın mevziye attık kendimizi.
neyse diğer grubuda getirdi bu. üsteğmen geldi. işte rotamız bu, en önde devremin timi en arkada
ben. gene başladı yürüyüş. en uyuz olduğumda bu yürüyüşler.
bu sefer hafif bir hava var. soğuk ama tatlı bir soğuk. tabi dağın bir tepesine bıraktılar bizi. uzmanım
geldi asteğmenim hoşgeldiniz cudiye dedi bi döndüm baktım buna hoşbulduk dedik ama boğazım
düğümlendi **Spam/Adversiting**.
23 30 kadar anlatıcam beyler sonra soru cevap yaparız gene sabaha kadar.
neyse beyler yürüyüş devam ediyo tabii. bu intikalimizin sebebi radar denemesi yapıcaz. olaya bak
deney faresi gibiyiz anasını satayım.
yaklaşık saat 4 de doğru gereken mevziimize geldik tabi artık sinir hat safhada. yürümekten biri höt
dese sikicem orada yani. baldırlarım ayaklarım yanıyo resmen. in çık in çık ebemiz sikildi.
bir tepeye geldik mevzilendik orada bekliyoruz. üsteğmen göksel dedi buras genelde havan atışına
tutulur dikkat edin.
nası lan nasıl ''genellikle'' havan atışına tutulur. e **Spam/Adversiting** o zaman bizim ne işimiz var burada. bide beyler
havan atışı hakikaten çekilir cinsten değil. nereye düşeceğini ses yordamıyla tahmin ediyosunuz ona
göre uzaklaşım bir yere saklanıyosun ve tahmin ettiğiniz yere değil sizin saklandığınız yere düşüyos
zalımın havanı.
abi beni sinir bastı iyice. sigara yakmam lazım yakamıyorum. uzmana dedim ben sigara içicem.
asteğmenim olmaz içemezsiniz lan dedim pançomu çıkartıyım için içeyim. yok komutanım olmaz.lan
sikicem niye olmasın diyorum. olmaz diyo adam başka bişey demiyo. kola olsa onu boşaltım onun
içerisinde içersiniz dedi. e almamışız kola sordum sordurdum kimsede yok **Spam/Adversiting**. içemedik sigarayı
sinir hatsafhada
lan neyse bekliyoruz radar birini tespit edecek de haber gelecek. kodumuzda ''misafirimiz geliyor çayı
demleyin''
lan saat 5 5 buçupa doğru telsizden anons geldi ama şöle. direk üsteğmenden asteğmenim
misafirimiz size geliyo çayı demleyin, baba ne sinir kaldııı ne stres kaldııı hiç bişey kalmadı.
götümüz tutuştu direk yapıştık silaha bekliyoruz. radarda sana 40 metre yaklaştığında tespit yapıyo.
lan **Spam/Adversiting** diyorum içimden ay var hani gelmezlerdi ama anons geldi **Spam/Adversiting**.
açtım telsizi hazır olduğumuzu beklediğimizi belirten dopru kodlarla belirttim ''komutanım çayı
demledim buyursun gelsinler''
neyse baba bekliyoruz. bide diyo ki ''asteğmenim kalabalık bir misafir grubu çayı fazla demleyin''
şeytan dedi aç telsizi ''GEL SEN DEMLE **Spam/Adversiting** ÇOCUĞU SiKiCEM HEPiNiZi LAN SiGARA iÇMEDEN
ÖLECEM'' tabi dermiyim. ayrıca üsteğmen gökseli çok severim ama abi çok farklı piskozlardayım.
kafamdada diyorum ki beyler. ulan çatışma başlasın, kayalığı mevzi almışım bu arada. orada bi sigara
yakıcam zaten karışacak çarşı, kafaya bak soruyosunuz ya pskikoloji nası bozuluyo aha işte böyle
böyle.
devamlı telkin ediyorum askerimi, sakın ateş etmeyin öyle bir boyuta geldik ki, çimenler bir hışırdasa
basacaz tetiği kavurucaz ortalığı. sakın diyorum aslanım ateş etme parpağı tetikten çek.
lan gelen giden yok. sikicem diyorum içimden hadi çıkın artık **Spam/Adversiting** ortaya.
uzmanıma döndüm dedim aydınlık fişeği at.
uzmanım asteğmenim cudideyiz bütün örgütü tepemize mi toplayalım.
dedim **Spam/Adversiting** radar cudide mi denenir yarrak.
aynen böle dedim beyler, bendede contalar yanmaya başlamış yani. zaten ben böle konuştukça
uzmanımla aramız çok iyi olmaya başladı. pskopattan hoşlanyo oda demekki.
neyse asteğmenim dedi olmaz hepimizi riske atarız dedi. dedim dur aldım telsizi, doğru kodla,
''komutanım biz gidip kapıda karşılayalım '' dedim.
karşılık ''durun gitmeyin geldiler zaten''
ama abi geldiler de yok ortada bişey **Spam/Adversiting**. gelen giden yok. aga sonra karşıdan böğürme sesleri geldi.
lan komediye bak. böğürme sesleri geliyo. lan bende sinir bozuldu nooluyo **Spam/Adversiting** ya kim lan bu.
gulyabanimi geliyo ne bu ses, telsizden anons geçiyorum ''komutanım biz karşılayalım gelmediler
daha'' göksel üsteğmen (ki bu hareketinden savunma yazdı ama bişey olmadı) dedi ki;
gelip oraya sikicem seni bekle lan! neyse abi lan terörist bekliyoruz böğürme sesi. **Spam/Adversiting** radarda tespit
edilen şey ne çıktı tahmin edin.
ayı.
bildiğin ayı tespit etmiş radar geliyo demişler.
o radardaki çavuşu bir güzel sikicem diye and içtim **Spam/Adversiting**. ayı çıktı lan. sonra radarı gördüm radar
sadece belli bir noktada ki hareketliliği not ediyo. büyük ceylan sürüsü tespit etse bütün komando
tugayı operasyon yapıcaz **Spam/Adversiting**. neyse ki kullanılmadı bi daha o radar
 
telsizden anons çektim ''komutanım gelmediler ayı var burda'' göksel ''aamına koyyım size doğru mu
geliyo saldırmasın vurun isterseniz''
uzmanım dedi ''komutanım ses çıkar yerimiz tespit edilir.'' e bize doğru geliyo havyan.
dedim lan sürünür önünde çekilelim. işkenceye bak ayı var yerimiz belli olasın diye götümüzden kan
geliyo
neyse süründük biraz hayvan yön değiştirdi zaten. siktir olup gitti **Spam/Adversiting** ayısı.
sabaha kadar bekledik sinirden kendimi sikicem **Spam/Adversiting**. bu arada şimdi düşünüyorum neye sinirlendim
bu kadar hakkaten bilymiyorum.
neyse toparlandık dönüyoruz. üsteğmen göksel geldi ''emrimi ikiletme bak asteğmenim aramız iyi
bozulmasın'' emredersiniz dedim gittim yoluma.
sabah oldu yaktım sigarayı yuta yuta içime çekiyorum resmen. sinirimde geçti.
uzmanım geldi asteğmenim hayırdır çok sinirliydiniz dedim strestentir. dedim geçiştirdim konuyu.
bu sefer intikal bitirme noktasına gittik farklı bir yer. çnükü helikopterle atıldığımız yer belli oluyor
sesten pusu atılmış olabilir oraya. 3 4saat daha yürüdük. en sonunda kamyonlarla döndük geriye.
vardık tugaya, tugayımıza jöhler gelmiş, vay **Spam/Adversiting**. adamlar yarma.
odamıza bi geçtik jöhlerin üsteğmeni. adamla bir hikayeler var on numara.​
 
ayı adını verdiğim (kendimce) radar deneme operasyonundan döndüğümüzde, jöhlerin tabura
geldiğini gördük. odamızda jöh tim komutanı gelmiş istirahat ediyordu.
devrem ile odaya girdiğimizde iki sandalyeye koca cüssesini sığdırmaya çalışıp, kollarını bağlamış
uyumaya çalışan adamı görünce şaşırdık. kapıyı açar açmaz adam kendine geldi zaten.
''ooo maviler hoşgeldiniz. böyle yayıldık ama kusuruma bakmayın'' dedi.
estafurullah komutanım dememizle, asıl estafurullah bizden asteğmenin buyrun dediğinde şaşırdım.
lan bu komutan mı değilmi, omuzlarını kesiyorum hücum yeleğini hafif açmış gözükmüyo, kollarını
kesiyorum orada da bir şey yok.
''lan sevgi koduğum ermisin kendine gel lan'' dicem, adam subay çıkıcak tüfeğinin kabzasını arkaüme
sokucak diye tırsıyorum. zaten çok normal adam değil belli.
hemen arkasından jöhlerin üsteğmeni daldı odaya biz direk hazırola geçtik, baktım buda ayağa fırladı,
üsteğmen ''uzmanım arkadaşları istirahat yerlerine arkaür'' dedi,
bir sinir bastı beni, lan adamda ki rahatlığa bak. komutanları karşısında ama takmıyo. nedir lan bu
asteğin çektiği, gibine takan yok kendi timimizdekiler dışında.
üsteğmen benim kullandığım masaya oturdu. cebinden bir not defteri ve kalem çıkarttı beresini ve
telsizini masaya koydu, defterine birşeyler yazmaya başladı.
ama ''oturun, çıkın'' falan bir şey demiyo, 30 35 saniye bekledik hazırolda. üsteğmen olması ayrı bir
olay birde jöh olması ayrı. e tabi daha 1 aydır bölgedeyiz acemilik tam kalkmamış. efendi
ayaklarındayız.
öyle bekliyoruz adamın karşısında. ''lan gibtirin gidin'' dese onada kafiyim.
sonunda alttan baktı, dedim heralde oturun diyecek fakat ''ee çay yokmu burda'' dediii ben hemen
atladım aradım çay ocağını 1 çay istedim, lafım bitmeden ''3 tane söyle asteğmenim'' dedi. bir
rahatlama geldi tabi.
bu arada toz toprak içindeyiz, duş almadık henüz geldiğimizden beri. sebebi bölgede ki hareketlilikten
su getirilemiyor.
oturmamızıda söyledikten sonra, bir yandan not defterini toplarken bir yandan sorular sormaya
başladı adınız ne nereden geliyosunuz falan. diye çaylarımız geldi başladık muhabbete.
çaylarımızda geldi, arkasından sigaralarımızıda yaktık. kırşehirli bir öğretmen ailenin tek çocuğu. aslan
gibi. benden 5 6 yaş büyük ama 3 yıldır burada.
dolayısıyla sanki 40 a merdiven dayamış gibi, yüzünde ki çizikler. olgun bir aile babası.
zaten oraya giden çocuklar 18 yaşında olsada 25 yaşında da, 2 ay içerisinde olgun birer adama
dönüşmekte. 40 a yaklaşmış gibi. yolu yarılamış gibi.
konuştuk, anlattı, gönüllü olarak geldiğini söyledi. gitmeye niyeti yokmuş. bazen bayramlarda
gidermiş kırşehire. e o anlattıkça insan merak ediyo. yavaş yavaş gülüşmeler başlayınca, çayların biri
bitip biri doldukça, sigaraların biri sönüp biri yandıkça, (devamlı benim paketten içiyodu. ardından
bunu gören devremde dadanınca sadece komutan ve benim uzanabileceğim yere koydum paketimi:)
) özel konulara girmek istiyor insan.
orada konuşulacak şeyler çok kısıtlıdır. bu tip anlar insanın içini ısıtır.
sorduk, ''e komutanım evlenmeye niyetiniz yok galiba?'', ''kim alır olum beni'' dedi ve gereken cevabı
aldık. bir an durdum. düşündüm beyler. hakikaten kim alır lan beni o halde. şu tipe bak **Spam/Adversiting**. sıfatını
gibtiğim. saç baş dağılmış, hafiften pgiboloji gitmiş.
kim alır lan. kokuyosun, dişler içilen sigaradan çaydan ve dış fırçalamaya vakit bulamamaktan sapsarı.
her topalın bir kör alıcısı vardır diye bir laf varya. körü getir, kokudan almaz oda.
sonra, işiniz var mı çocuklar dedi, ''dedik istirahatteyiz komutanım, burada ufak radyo yok mu? müzik
açalım dedi. ''ulan sen iste komutan yaratırız, yavaş yavaş normal insana dönüyoruz sen nediyosun,
gerekirsen anteni arkaüme sokar frekans ararım o derece özlem duyduö bir anda.''
hemen emirle ufak bir el radyosu bulduk. devamlı cızırtılı, içeride devamlı kral tvsi açık bir televisyon
var ama oraya gidip muhabbet etmek olmaz. asker rahatsız olur rahat konuşamaz rahat edemez
çocuklar.
küçük bir el radyosu beyler. çoook derinden ses veriyor oda çızırtılı, ama çölde su vahası gibi geldi
yeminle. sigaramız var, çayımız tavşan kanı, birde müzik. üzerimizde toz toprak içinde üniforma,
duvarda hücum yeleklerimiz, sol göğsümüzde telsiz, duvara yasladığımız g3. bundan ötesi varmı.
dışarısı buz gibi, rüzgar var. içerisi evin gibi. asker ocağı işte bu.
komutanımız kulağını iyice dayadı. askerin radyosunu buldu, devamlı manalı şarkılar var zaten.
içinde ova dağ geçen, koç yiğitler olan, sevdiği kızdan bahseden türküler. bu seferde dere boyu
kavaklar çalıyor. o dönemde kim söyledi bilmiyorum ama ben paylaşayım murat kekili iyi söylüyor. o
dönemde cızırtılı ses çıkıyor ama anlıyorsun.
şarkımız şu,
Murat Kekili-Dere Boyu Kavaklar - YouTube (tabi enstrumanlar böyle değildi bizim radyodan
dinlediğimizde saz vardı ama buda iyidir)
bir yandan şarkıyı dinliyoruz, bir yandan muhabbete devam ediyoruz baba yiğitler hey yavrum hey.
adam kırşehirden çıkmış yiğidir harman olduğu iç anadoludan. aslanım benim.
biraz zaman geçti, sigaram tam bitmemiş. odaya daha önceden beni arayıp operasyonda diyen
dallama geldi. komutanım, telefonunuz var.
izninizle komutanım dedim selamı verdim çıktım. yolda, ''kim aradı annem mi?'' yağmur hanım
komutanım
 
ananı avradını skym. nası ararlar nerden buldu beni. kaldım olduğum yerde. döndüm buna ''oğlum
eminmisin'' evet komutanım ''operasyonda olmadığınızı söyledim''
ya sikicem operasyonunu, odada başka kimse var mı?
var komutanım,
iyi boşaltın iki dk.
sıçmıştık beyler. antepte olduğumu söylemiştim. ve beni bulmuştu. dedim aga sıçtın sıva bakalım
şimdi.
odaya girdim, çık dışarı dedim çocuk fırladı yerinden.
zaten bir kişi varmış.
ahizeyi götürdüm, direk;
''askıııııımmmmmm'' cevap şu;
''allah belanı versin seni gerizaklııııı''
yemin ediyorum öyle bir bağırdı ki telsiz dinleniyorsa karşı taraftakiler altına sıçmıştır gülmekten,
malzeme olduk resmen,
cevap vermeye çalışıyorum konuşturtmuyo ki,
''sen nası bir insanın. bana bu konuda nasıl yalan söylersin, beni seni düşünmekten uyuyamıyorum,
nası yüzüme baka baka yalan söyledin, ben hergün haberleri izliyorum, hergün çatışma haberi, dua
ediyorum hepinize sen nasıl yalan söylersin''
''yağmur bi saniy''
''ben burada ne haldeyim biliyormusun. annenden duyduğumda ne hale geldiğimi biliyormusun,
antepte aramadığım yer kalmadı, beni nası kandırırsın''
''fındığım ama bi dinle lüt''
''sana ben nası güvenicem, bu kaçıncı yalanın sen beni ''öldürmek'' mi istiyosun? ben başkasından mı
duyacaktım.''
beyler arada yaptığım ama işe nadiren yarayan şeyi yaptım.
BAĞIRARAK ''YAĞMUR SUUS!!! ''
o anda ses kesildi,
''sus bi sus, diyemedim işte sen kendin diyosun haberleri, nası diyecektim. korkma diye söylemedim,
seni düşündüm, haklısın yalan söyledima ama kötü bir niyetle değil, bir de sen üzgün olsan nası
gelicektim nası kalıcaktım burada''
''şimdi daha mı iyi oldu, nası yaparsın bunu bana''
''ya kızım (bu lafa varya sinir olur, yanında olsan ikiye böler adamı laz damarı var işte kızda) ne
diyosun ya, seni düşünerek yaptım işte, üzerime gelme, sen biliyomusun ben burada ne haldeyim
neler yaşıyorum, destek olacağına ne yapıyosun bana be''
beyler bağırmıştım ya o öyle bir bağırdı ki cudi gabar titremiştir o derece. tek bir cümle etti.
''asıl sen benim ne durumda olduğumu biliyomusun, allah kahretsin seni'' dedi tak diye kapattı.
işte beyler, o an, o an varya elde telefonla göt gibi kalmak, kelimelerin boğazında düğümlenmesi, o an
bir askerin vurulmasından daha kötü bir andır.
yapacak hiç bir şey yok. şimdi ki gibi bir daha arayamazsın, mesaj atamazsın, facebook hesabına
mesaj atamazsın, mail atamazsın.
tek haber alacağın şey kapandı yüzüne. ne yapacağını bilemezsin.
içinden kalbin ''hemen yanına git hemen yanına git çabuk uç, yanında ol, senden ayrıldı, git yanına''
beynim ''sikerim belanı otur yerine''
hadi şimdi gel timini askerini operasyonları düşün. bütün benliğin tek bir şeyi düşünmekte. ne
yapabilirim. kime ne anlatabilirim. bana kim yardım edecek.
allahım bişey yapmam lazım. elimde telefon, nası olur bu. pişmanlık, acı herşey birbirine karışır. bir
daha görememe duygusu. ulan yarın gidemezsin ki yüz yüze gelmene en az 13 ay var. 13 ay lan, en az
390 belki 400 gün, 400 günden neler olur neler. çocuk doğurursun lan 400 günde.
bitmiştim beyler. resmen bitmiştim. askerde olabilecek en kötü şey olmuştu. sevgilin ayrılması.
beyler bu şarkı 1993 volkan konak ın şarkısı, dert bastı, yağmur karadenizli belirtmiştim. en sevdiği
şarkıydı bu, şiiriyle birlikte veriyorum. iyice gömülelim bu gece;
Volkan Konak Gelirmisin Benimle { Siirli } 09.12.2011 - YouTube
fiziken oradaydım çocuklar, ama kafa istanbula yol alıyordu tüm hızıyla, kafam da sorular birbirini
sikiyor;
''ne yaptım ben?'' (varan 1 pişmanlık)
''nasıl oldu bu?'' (varan 2 merak)
Düzenleyen: matafakir
''ne olacak şimdi o artık yok mu?'' (varan 3 kaybetme korkusu)
''o olmazsa ben ne yaparım'' (varan 4 çaresizlik)
''ben burada onu bir daha görmek için canımı sakınıyordum şimdi ne anlamı kaldı?'' (varan 5 ölümden
korkmamak intihara ilk adım)
odaya askerim girmiş farketmedim, omzumdan dürtü ''komutanım, komutanım iyimisiniz'' yüzüne
bön bön bakakaldım sadece​
 
Geri