19.Münazara : Termik Santrallerin Kurulması Yararlı Mıdır Zararlı Mıdır?

R
  • Kullanıcı Restful
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Münazara
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
ben her konudan cevabımı alırım da, sen benim cevabımdan bir şey alamamışsın ki gelmiş "benimki bilimsel, seninki köy işi" iddianı tekrarlıyorsun. ben de biliyorum gogıla girip tez sitelerinden zararsız bulmayı veya paylaştığım makalenin içeriğini kesmeden komple yayınlamayı. ancak tekrar ediyorum ki gereksiz buluyorum. hoş gerçi sen yine bu mesajı da bir önceki gibi yok sayıp, kendi algına uygun şekilde hareket ederek aynı tarz mesajları bir bir ardı sıra sıralayacaksın. bir mesaj aldım evet, o da yarıştıracak bir şeyimizin olmadığı.

işte bu noktada işi kişiselleştirerek, konudan sapmış bulunuyor olman bu konu hakkındaki düşüncelerinin tükendiği anlamına geliyor gözümde; nitekim henüz ikinci yorumunda bir benzetme ile amacın anlaşılıyordu.
aslında uyarmıştım. yine de konun önüne geçecek, alakasız yorumlar yaparak köşeye sıkıştığın hissini uyandırıyor olmana şaşmıyorum.
tüm kaynakçaların kullanılması serbest diye biliyordum, google kullanılmayacak denseydi, bir kitapçı olarak eminim bununla ilgili bir çok kaynağa ulaşabilirdim.
yazılarımın tamamını okuduysan-az önce senin mesajına kadar-tek bir link tek bir istatistiki bilgi vermedim; senin mesajından altınladığım mesajımda "madem bende paylaşayım" kelime öbeği, senin paylaşımın kadar doğal olduğunu anlatmak içindi. görüyorum ki anlatamamış.
konu ile ilgili paylaşacağın bişeyler varsa buyur paylaş devam edelim yoksa ve çekilmek istersen de saygı ile karşılarım.
 
madem öyle konuda paylaşmadığım kısmı paylaşayım da, odtü bitirmiş bu işlerin uzmanı bir insanın bilimsel olmadığı! iddianı gülünç bulduğumu destekleyeyim bari.



Köşe Yazısı: Münih’te, şehir içinde termik santral ? Bu ne iş? | Enerji Enstitüsü

inan bana bir otdü mezununun "havayı kokladım temizdi, baktım hava da güzeldi" demesi daha vahim. altında direk art niyet aranacak bir durum haline gelir.
bana ölçsün, çıkarsın verileri "burası temiz arkadaşlar, tüm tetkikler yapıldı" desin sonra yeniden konuşalım.
 
işte bu noktada işi kişiselleştirerek, konudan sapmış bulunuyor olman bu konu hakkındaki düşüncelerinin tükendiği anlamına geliyor gözümde; nitekim henüz ikinci yorumunda bir benzetme ile amacın anlaşılıyordu.
aslında uyarmıştım. yine de konun önüne geçecek, alakasız yorumlar yaparak köşeye sıkıştığın hissini uyandırıyor olmana şaşmıyorum.
tüm kaynakçaların kullanılması serbest diye biliyordum, google kullanılmayacak denseydi, bir kitapçı olarak eminim bununla ilgili bir çok kaynağa ulaşabilirdim.
yazılarımın tamamını okuduysan-az önce senin mesajına kadar-tek bir link tek bir istatistiki bilgi vermedim; senin mesajından altınladığım mesajımda "madem bende paylaşayım" kelime öbeği, senin paylaşımın kadar doğal olduğunu anlatmak içindi. görüyorum ki anlatamamış.
konu ile ilgili paylaşacağın bişeyler varsa buyur paylaş devam edelim yoksa ve çekilmek istersen de saygı ile karşılarım.

bu konu hakkındaki düşüncelerimin tükendiğini düşünmen, yapmış olduğumu düşündüğün "olayı kişiselleştirmenin" en iyi örneği olabilir. saçma sapan düşüncelerle, benim tartışma içerisinde ne durumda olduğumu belirterek algı oyunları yapacağına üç beş fikir paylaşsan emin ol konu içerisindeki senin durumun iki adım ileri gidebilirdi.

ben herhangi bir kaynak kullanımı yasak, hilelidir dediğimi hatırlamıyorum. benim paylaştığım kaynağa dalgavari yaklaşıp, kendi kaynağını "uu bu über bilimsel, üstüne laf edilemez" tarzı yorum yapman ne derece stabil bir düşünceye sahip olduğunu ortaya koyar nitelikte. bilimsel makale paylaşımını kolay yol olarak düşünmem üzerinden yaptığın saçma çıkarımlarını dinleyerek geçirmeyeceğim vaktimi. işimize bakalım.
 
Arkadaşlar münazara dışına çıkmadan kişisel tartışmalara girmeden münazaraya devam etmenizi rica ediyorum.
 
bilimsel bir gerçek olan almanya münih'teki insanların yaşama sürelerini, şehrin içindeki son derece modern, kitaba uygun termik santrali ucuz bulup, "bu mudur?, bu mudur?" tarzı konuya cevaben değil de genelgeçer şekilde kısasa kısas bilimsel bir veri çakayım karşısına düşüncenle başladı her şey. konuyu kişisele dönüştüren de aynı zamanda bunu eleştiren oldu. benim bildiğim önce çürütülür, sonra yenisi örnek verilir.
 
Nükleer santrallerin yararları:

Bilindiği üzere, nükleer santraller de birer termik santral olup tek farkları yakıt olarak radyoaktif madde kullanmış olmalarıdır. O halde; nükleer santrallerin faydaları kısmına değinmek gerekir. Öncelikle; günümüzde ileri teknolojiyle, Fransa, Amerika, İtalya, İngiltere gibi gelişmiş ülkeler tarafından, diğer termik santrallere tercih edilmektedir.
Nükleer santraller diğer termik santrallar gibi çevreye zarar vermezler. Örnek vermek gerekirse; İsveç'deki Nükleer santrallerden 29kg/h lik CO2 çıkarken Danimarka’da bu oran 890 kg/h sınırını zorlamıştır. Bu santrallerden çıkan enerji miktarı çok fazla olduğu için diğer Termik 3 santralin yaptığı görevi nükleer santrallerin sadece 1 tanesi yapar.
Nükleer reaksiyon sonucu ortaya çıkan plütonyumun ömrü 250 yıldır. Stronsiyum'un ömrü 280 yıldır. Diğer geriye kalacak radyasyon yayan elementlerin de ömrü belli bir bozunum denklemiyle aşağı yukarı bu 2 element gibidir. Bunları günümüzde kurşun mezarlarda yerin altına gömerek tamamen ömürleri bitene kadar saklıyorlar. Buna nükleer atık diyoruz. Ayrıca NASA'ya( Nasa ile ne alakası varsa artık :D ) göre nükleer santraller termik santrallerin neden olacağı ölümleri azaltmaktadır. Nükleer santraller şimdiye kadar termik santrallerin neden olacağı 1,84 milyon ölümü ve 64 gigaton karbondiyoksit salımını önlemiştir.
Bir de bu noktadan tartışalım dedim :cici:
 
termik santraller zararlıdır arkadaşlar.
doğaya, insana, insan aklına...
bu zararları duyu organlarımız ile anında tespit etmemiz mümkün olmayabilir.
bir doktorun çişe parmağını batırıp yaladıktan sonra "hastanın sıkıntısı şu" demesi olası bişeydir; ancak bunun doğru olma ihtimali ne kadar zayıftır konuşmaya gerek yok.
ben de diyorum ki "bir insanın havaya bakarak ve koklayarak bu zararı tespit etme olasılığı tamamen bir varsayımdır, istediği kadar işinin ehli olsun."
sanırım bu noktada kalmıştım.

Son olarak şunu söylemek istiyorum;
Çok daha basit konularda bile, yeterli denetim mekanizmalarını çalıştıramayan bizler, böylesi önemli konularda daha temkinli ve iyi kararlar almalıyız.
Elimizde kullanılabilir kaynaklar varken ve henüz termik santraller konusu ile ilgili “bazı” sorunlar çözülemiyorken (yeterince değindik) bu işe girişmek bizler için çok tehlikeli bir durum.
Bir santralin etrafına verdiği zarar sadece sağlık yada kirlilik değil sosyoekonomik boyuttadır. Tarım arazilerinin etkilenmesi, bölge nüfusunun göçüne, göçün aldığı ve verdiği bölgelere büyük zararlar verecektir.
Hal böyleyken, dışa bağımlılıktan kurtulmak, insan sağlığını, psikolojisini ve doğayı korumak için daha farklı çalışmalar yapmak zorunludur.
Ve en önemlisi de şudur ki; bu santrallerin yapılacağı bölgelerde halkın bu santrali isteyip istemem hakkı olması, kendi geleceklerine kendileri karar vermesi gerekmektedir.
Saygılarımla canlarım :T:
 
Nükleer santrallerin yararları:

Bilindiği üzere, nükleer santraller de birer termik santral olup tek farkları yakıt olarak radyoaktif madde kullanmış olmalarıdır. O halde; nükleer santrallerin faydaları kısmına değinmek gerekir. Öncelikle; günümüzde ileri teknolojiyle, Fransa, Amerika, İtalya, İngiltere gibi gelişmiş ülkeler tarafından, diğer termik santrallere tercih edilmektedir.
Nükleer santraller diğer termik santrallar gibi çevreye zarar vermezler. Örnek vermek gerekirse; İsveç'deki Nükleer santrallerden 29kg/h lik CO2 çıkarken Danimarka’da bu oran 890 kg/h sınırını zorlamıştır. Bu santrallerden çıkan enerji miktarı çok fazla olduğu için diğer Termik 3 santralin yaptığı görevi nükleer santrallerin sadece 1 tanesi yapar.
Nükleer reaksiyon sonucu ortaya çıkan plütonyumun ömrü 250 yıldır. Stronsiyum'un ömrü 280 yıldır. Diğer geriye kalacak radyasyon yayan elementlerin de ömrü belli bir bozunum denklemiyle aşağı yukarı bu 2 element gibidir. Bunları günümüzde kurşun mezarlarda yerin altına gömerek tamamen ömürleri bitene kadar saklıyorlar. Buna nükleer atık diyoruz. Ayrıca NASA'ya( Nasa ile ne alakası varsa artık :D ) göre nükleer santraller termik santrallerin neden olacağı ölümleri azaltmaktadır. Nükleer santraller şimdiye kadar termik santrallerin neden olacağı 1,84 milyon ölümü ve 64 gigaton karbondiyoksit salımını önlemiştir.
Bir de bu noktadan tartışalım dedim :cici:

Yunus Emre'ye ne oldu hacı, haber yok mu? :D
 
termik santrallerin bazı kitleler tarafından bahsedildiği gibi çevre düşmanı olması gibi bir durumu yoktur, olamaz da. santrale karşı olan insanlar 1950'lerden örnekler vererek, ülkenin hem enerji ihtiyacının büyük bir bölümünü, hem ekonomik hem de istihdam yönlerinden gelişmesine boyun çeviren gericilerin oluşturduğu bir güruhtur.

yıllarboyu süregelen, gelişen teknolojiler ele alındığında kurulan modern tesislerde, atıklar bile yakıt olarak kullanılarak enerjiye dönüştürülmekte olup hem de atık arıtma sistemleriyle, yüzde yüze yakın bir arıtma gerçekleşmekte. ayrıca bacalardan çıkan dumanlar yine aynı derecede gelişmiş kalite standartlarına uygun arıtıcılardan geçmektedir. bu sistemlerin düzenli işleyip işlemediği yeterli derecede denetime tabii tutulmalıdır. bu tarz santrallerde denetim ve kontrolün önemi büyüktür. nitekim hiçbir şey insan ve doğadan önemli değildir.

bütün bunlara rağmen termik santrallerin doğaya zarar verdiğini düşünen insan lütfen taşıt da kullanmasın, malum egzoz dumanı çevreyi kirletmekte. telefon da kullanmasın malum baz istasyonları zararlı. televizyon da kullanmasın, üretilen elektrik termikten gelmekte. sigara, alkol bunlar da topyekün yasaklansın, malum insanlar zehirleniyor. doğaya dönsün herkes, dağlara. az biraz çağdaşlık, çok değil.
 
Doğayı zaten kirleten insanoğlu, bunu sadece termik santraller yoluyla yapmıyor. Savaşlar, beton yığını kentler, arabalardan çıkan karbonmonoksit, ısınmak için yakılan yakıtlar v.s. yoluyla da yapıyor. Bana kalırsa; ilkel komünal topluma geri dönülmeli ve gerekirse (bilinçli) tekrar avcı toplayıcı mağara dönemine geri dönülmelidir. Ne yazık ki bana kalmıyor. Yola dökülen asfaltın toprağa verdiği zarar ortadadır. Betonların altında binlerce mikroorganizma türü yok olurken üstelik doğal denge bozulmaktadır. Sitelerde ısınma ihtiyacını karşılamak için kalorifer tesisatına bağlı yakılan kömür kazanları sonucu şehir adeta siyaha bürünür. Bu örnekler çoğaltılabilir. İlkel komünal toplumu red edenler, gelip de hayatın her evresinde ve neredeyse her aygıtın çalışmasında rolü olan elektriği üreten termik santrallerin çevreye ve atmosfere zararından bahsetmesin. Alternatif elektrik üretme kaynakları olsa da oldukça yetersizdirler. Tam olarak karşılayamazlar, örneğin bir fabrikanın elektriğini karşılamaları söz konusu olamıyor. Zaten tüm bu etkenler ve zararlar göz önüne alındığında, termik santrallerin hayatımıza kattığı elektrik ve faydaları, keyfi olarak pikniğe ya da tur atarken arabamızdan çıkan karbonmonoksit gazından belki de daha az etkilidir atmosfer kirliliğine. Zaruri bir ihtiyaç için fedakarlık yapılabilir ama keyfi bir ihtiyaç için hiç tereddüt etmeden ve düşünmeden çevreyi kirletenler bu zaruri ihtiyaç yüzünden kirlilikten bahsetmesinler. Bütün elektronik aletler ve mekanik aletlerin bir kısmı elektrik ile çalışır. Bu elektriği termik santrallerden elde ediyorsak, bence oldukça faydalıdırlar...
 
Güneş,rüzgar,jeotermal gibi enerji kaynakları olan yenilenebilen enerji kaynaklarının çevreye yaptığı olumsuz etkiler fosil yakıtlara göre oldukça azdır. Fosil yakıtların kullanımı dünya ortalama sıcaklığını da son bin yılın en yüksek değerlerine ulaşmış,
yoğun hava kirliliğinin yanı sıra milyonlarca dolar zarara yol açan sel/fırtına gibi doğal afetlerin gözle görülür biçimde artmasına sebep olmuştur.

Ve biz bütün bu zararlara rağmen "Termik Santraller Zararlıdır" diyemiyorsak , daha ne denir ben bilmiyorum.
 
Eğer çağdaşlaşmak ve muasır medeniyetler seviyesine çıkmaksa amaç gelin beraber bir bakalım bu muasırcıklar neler yapmış.
Önce geçtiğimiz yılın şampiyonu Çin'den başlayalım. Çin geçtiğimiz sene 54 milyar dolar yatırımla bu alanın şampiyonu.
Greenpeace verilerini biraz incelerseniz Amerika'nın 2010 yılında yenilenebilir enerjisini ülke genelinde üretilen enerji içerisinde %11 lere çektiğini göreceksiniz.
Çin ve Amerika'nın bu atılımları önemli arkadaşlar nitekim karbondioksit salınımı en fazla olan iki gelişmiş ülke.
Almanya'dan bahsetmek gerek biraz da çünkü Almanya bu konuda ki en istikrarlı ülke. Geçtiğimiz senelerde şöyle bir karar alınmış ben de yeni öğrendim 2022 yılı sonuna kadar nükleer enerjiden vazgeçiyorlar. Bu örneği neden veriyorum hemen söyliyim; nükleer enerjinin daha temiz olduğunu düşünen arkadaşların nükleer atıklar konusuna da çalışması gerektiği için...
Japonya kurulacak olan yeni santralleri iptal ediyor, İtalya referanduma gidiyor ve halk hayır diyor (hem de %95 oranında) santraller devi Fransa santral sayısını azaltıyor...ve bu örnekler sürüp gidiyor.
Bizler henüz işin başındayken, yenilenebilir enerji potansiyelinin çok azını kullanıyorken (2010 verisi %1) muasır medeniyetlerin ulaşmaya çalıştığı o noktaya, yeni yatırımlarla, kurulan yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ulaşabiliriz.
Çağdaşlaşmak diğer gelişmiş ülkelerin yaptığı hataları yapmak değildir, çağdaşlaşmak bir adım sonrasını görebilmektir, zannımca.
 
sürekli artan nüfus, sanayileşme ihtiyacı ve kentleşme olguları ile birlikte küreselleşmeye tüm hızıyla devam eden dünyamızda bunun sonucunda artan ticaret, enerjiye olan bir talebi günden günde artıracaktır. bu yüzdn; ülkeler kalkınmak, ekonomik olarak büyüyebilmek ve çağdaşlaşabilmek için itici güç durumunda bulunan elektrik enerjisine her geçen gün daha çok ihtiyaç duyacaktır. elektrik enerjisinin yokluğu, günlük hayatta ve üretimde çok büyük sıkıntılara yol açacaktır.ülke genelinde 1 dakikalık elektrik yokluğu bile milyonlarca tl kayba neden olabilir.

1nQqGY.jpg


elektrik enerjisi tüketimi, bir ülkenin ekonomik gelişmişliği ve sosyal refahı açısından önemli bir göstergedir. ülke içerisinde kişi başına düşen elektrik enerjisi üretimi veya tüketimi yine o ülkenin hayat standartlarını yansıtması bakımından önem arz eder. ülkemize baktığımızda ise, hızla gelişmekte ve endüstrileşmekte olan bir ülke olan türkiye, bugün ilk olarak kesintisiz, kaliteli, güvenilir ve ekonomik enerji ihtiyacı içerisindedir. elektrik üretimine olan talep, ülkemizin gelişip kalkınmasını sağlayan her yeni sanayi tesisi ve her bir yeni kullanıcı ile hızla artmaktadır. ihtiyaç duyulan kesintisiz enerjinin güvence altına alınabilmesi için de yeni ve modern termik santrallere gün geçtikçe daha da ihtiyaç duyulmaktadır.

elektrik üretiminde fosil yakıtlar en büyük temel kaynak olarak göze çarpmaktadır. bunun nedeni; kömürün fosil yakıtlar arasında uzun zamandır tüm dünya tarafından en temel enerji kaynağı olarak kullanılmasıdır. aşağıdaki grafikten görülebileceği gibi dünya genelinde 2009 yılı itibariyle elektrik üretiminde fosil yakıtların toplam payı % 67.1 mertebesinde olup, bunun içinde başlıca kaynak olan kömürün payı %40.6’dir.

ulusal-enerji-ajansi.jpg


artan çevre duyarlılığı sonucunda gittikçe katılaşan emisyon sınır değerlerine rağmen gelişmekte olan temiz kömür teknolojileri sayesinde kömür elektrik üretimindeki egemenliğini hala korumaktadır.
 
termik santrallerin çevreye olumsuz etkide bulunduğunu düşünenler ise oldukça derin bir yanılgı içerisindedir. nitekim modern santrallerde kullanılan denox, bacı gazı kükürt arıtma teknolojileri ve elektrostatik toz çökeltme filtreleri ile birlikte santrallerde en düşük emisyon değerleri garanti altına alınmaktadır. elektrik üretimi sırasında ortaya çıkan ana atıklar olan kül ve alçıtaşı, almanya'da ve diğer gelişmiş ülkelerin tamamında olduğu gibi, çimento ve alçı fabrikalarında hammadde olarak kullanılmakta ve yepyeni bir ekonomik değer olarak değer kazanmaktadır.

modern termik santrallerde uygulanması gereken teknoloji ve baca gazı emisyonları değerleri yürürlükte olan büyük yakma tesisleri yönetmeliklerine ve gerekse avrupa birliği çevre mevzuatlarına uygun olmasıyla birlikte bu santrallerimiz çevreye son derece duyarlı, zararsız ve ülkenin enerji ihtiyacını karşılayan dinamik bir yapı olarak ekonomik, sosyal ve refahlığın önde gelen mimarlarından olacaklardır.

ayrıca; her bir termik santral aşağı yukarı 1000+ kişiye iş imkanı sağlayarak, ülkenin istihdam ve ekonomik kalkınmasına katkı sağlayacaktır.

bölgelerde sağlanacak sürekli ve güvenilir enerji üretimi, endüstriyel yabancı yatırımları da bölgeye çekerek, ülke olarak gelişmenin ve kalkınmanın bir ön ayağı olacaktır. bu sayede özel sektörlerde yeni iş alanları açılmaya başlanacak, kişi başına düşen milli gelir miktarı artarak, ülkemiz büyük bir atılım yapmış olacaktır.
 
Fosil yakıtların enerji üretiminde büyük pay sahibi olduğu doğrudur; ancak bu bizlere bu tip enerji üretimlerinin 'doğru' olduğunu ifade etmez.
Şu an bütün dünyanın genel sorunu olan Küresel Isınma problemi şimdiye kadar yapılan hataların bir sonucudur.
Ekonomik etkinliklerin gelişmesi için yapılan bu tip düşüncesizce hareketler insanları büyük bir felaket ile karşı karşıya getirmiştir.
2040 yılına kadar deniz seviyesinin 1 metre yükseleceği ve bir çok kentin sular altında kalacağı öngörüleri asılsız değildir.
Eğer insanoğlu yaşadığı çevreyi korumaya devam etmezse bizi bekleyen son da budur.
Bu anlamda, özellikle Avrupa Birliği tarafından, atılan adımları Shell gibi büyük bir enerji devi şu şekilde özetlemiştir;
"2025 yılında, yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam enerji üretimine olan katkılarının günümüzde fosil yakıtları tarafından üretilen enerjinin üçte ikisi kadar olacağını açıklamıştır. “Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli” (Intergovernmental Panel of Climate Change-IPCC)"
Ayrıca arkadaşlar fosil yakıtın, artan insan nüfusu ile birlikte bir gün tükeneceğini unutmamalıyız. Bunlar sürdürülebilir yakıt türleri değildir.
İşte bu noktada şunu anlamakta fayda var; yenilebilir enerji kaynaklarını savunmak, termik santrallerin zararlı olduğunu ve bu sebepten kurulmasını istememek, enerjiyi kullanmayı istememek değildir.
'Enerjinin' varlığının ne kadar önemli olduğu konusunu inkar edebilecek bir insan da yoktur. Sadece enerjilerin daha temiz yollarla üretilmesi gerektiğini savunmak bizlere düşen görevdir.
 
fosil yakıtların enerji üretimi ve aynı zamanda gerçekelşmiş enerji üretiminin sonucunda ortaya çıkan atıkların yenilenebilir projelerde tekrar tekrar hammadde olarak kullanılmasına rağmen bu tip enerji üretimlerinin tek bir cümleyle doğru olmadığını iddia etmek bütün bu gerçekleşmiş faliyetlerin bir yalan olduğunu iddia etmekten farklı bir şey değildir. ancak ne yazık ki bu şekilde işleyen bir sistem var ve bunun gerçekliğini tartışamayız.

dünya üzerinde yüzlerce zararlı faliyetin neden olduğu küresel ısınma, deniz seviyesinin yükselmesi tarzı olayları bir tek termiğe yüklemek ne kadar sığ bir bakış açısıysa termik santrallerinin birinci amacının ülkelerdeki artan enerji ihtiyacını karşılamak değil de ekonomik gelir olarak bakmak da o kadar sığ bir bakış açısıdır.

termik santrallerin çevreye hiçbir zararının olmadığı ve son derece güvenilir bir sistem olduğuna tekrar tekrar değinmekte olmamıza rağmen, görüyorum ki ikna olmamışsınız. yine değinelim.

özellikle son yıllarda, insanlarımızın çevreyi koruma bilinci daha da güçlendi. bu yüzden hakkında çok yaygara koparılan bazı sistemlere (buna termik santrallerde dahil) daha bir dikkatli yaklaşıyor. ancak tam bilinçlenme ile birlikte (örneğin avrupa ülkelerinde bu tarz tepkiler göremeyiz) bu tarz tepkiler son bulacak ve yerini desteğe bırakacaktır. nitekim geçmiş dönemlerdeki geri teknolojilerde yeterli arıtma, filtreleme kullanılamaması sonucu ortaya çıkmış hasarlar günümüzde de oluşacağını düşünmeleri, günümüz teknolojinin buna kesinlikle izin vermeyeceğini anlamalarıyla son bulacaktır.

önceki mesajlarımda değindiğim gibi; modern termik santrallerin zannedildiği gibi çevre katilleri olmadığına birkaç maddeyle daha değinmek istiyorum ki yanlış algıları düzeltebilelim.

tüm atıksuların, atıksu arıtma tesislerinde arıtılarak aynı kül ve alçıtaşı atıklarının çimento sanayisinde yeniden hammade olarak kullanıldığı gibi kullanıma sunulabilmesi.

kullanılacak olan elektrostatik filtrelerle bırakalım rüzgarla yüzlerce kilometre etki yapmayı 5 metre mesafeden bile zararı dokunmayacak sistemler kullanılıyor artık arkadaşlar.

yine bununla birlikte, modern termik santralleri yetkili kurumlar, sivil toplum örgütleri, medya temsilcileri ve akademik uzmanlar tarafından sürekli olarak ziyaret edilmekte olup gerçekleştirilmekte olan bu denetim ve ziyaretlerin sistemlerin doğru şekilde kullanılmasını destekleyecektir.
 
Termik Santral Sistemleri
Kömür,linyit,fuel-oil gibi yakıtların yanması sonucu elde edilen kimyasal enerji termik santrallerde elektriğe çevrilir. Bu santraller oldukça kompleks yapıda olup dünya üzerinde birçok ülkenin elektriğini sağlamada büyük rol oynamaktadır.
Enerji ihtiyacının giderek arttığı günümüzde fosil yakıtlardan enerji elde etmek kaçınılmaz ve oldukça gerekli bir yöntemdir. Özellikle kömür ve linyitin kullanıldığı termik santrallerin dünya üzerinde giderek yaygınlaştığı da bilinmektedir. Burada önemli olan nokta çevresel riskleri ve zararları minimuma indirilmiş sistemler tasarlamak ve kullanmaktır. Termik santrallerin yararlarını şu şekilde sıralayabiliriz.

1- Kurulum maliyetleri yatırımcı için oldukça uygundur.
2- Yakıtın taşınabildiği her yere kurulabilir.
3- Kalitesiz linyit kömürü,kömür tozları ve yakılması güç fuel-oil kullanılabildiği için ekonomiktir.

Bulunduğu çevrede su,hava ve toprak kalitesini yeterli önlemler alınmadığında düşürebilir. Atmosfere SOx ve NOx emisyonları yayarak havayı kirletirler. Fakat teknolojinin gelişmesiyle birlikte bu emisyonlar minimuma indirilebilmektedir.

Termik Santrallerde SOx ve NOx giderme

Kömür ve linyite dayalı termik santrallerde yanma sonucu kömürün yapısındaki piritik kükürt ve benzeri zararlı minarellerden kaynaklanan SO₂,NO,NO₂ gibi atmosfere zararlı gazlar açığa çıkmaktadır. Bu gibi gazları temizlemek ve zararlarını minimum düzeye indirmek amacıyla kullanılan yöntemlere baca gazı arıtma yöntemi denir. (FGD: Flue Gas Desulphirization) . Bu yöntemler ıslak prosesler ve kuru prosesler olmak üzere ikiye ayrılır.
Bu gibi yöntemlerden en belirgini ve yaygını ıslak kireçtaşı kullanımıdır. Kireç ve SO₂ tepkimeye girerek bir çökelek oluşturur. Bu da zararlı gazların dışarıya verilmesini önler. Baca gazı salınmadan önce çeşitli filtre sistemleri ile zararlı gaz içeriği kireç tarafından absorblanır. Buna benzer birçok yöntem söz konusudur,aynı işlem soda tarafından yapılabilmektedir. Fakat kireç hem çok bulunabilir olmasından hem de maliyet uygunluğu açısından en çok tercih edilen malzemedir.

Edit: Türkiye ve benzeri yarı gelişmiş ülkelerde baca filtreleme ve arıtma sistemleri, fazladan masraf ve ek maliyet olduğundan bırak yeterli dereceyi hiç çevre kirliliğine önem verilmeden bu haliyle faaliyete geçirilmişlerdir. Doğal olarak, duyarlı insanlar ile bu kirlilikten muzdarip olan kişilerin tepkileri direkt Termik santrallere doğru olmuştur. Oysaki; sorun Termik santrallerin kullanımıyla alakalıdır. Kapitalistler, tıpkı bir asalak gibi kan emdikleri toplumun yok olduğunda artık kanını emecek kimseler kalmadığında doğal olarak yok olacaklardır. Onların asalaklığı bir kenarda dursun, onlara oy verip onların kan emmelerine yardımcı olanlar da ne tuhaftır ki yine yakınıcı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bilinçli ve akıllı bir eylemci, termik santral kullanımına değil, filtresiz ve arıtma sistemi olmayan termik santral kullanımına karşı olur...
 
Münazaramız sona ermiştir.
Münazaracılarımıza ve de takip eden üyelerimize teşekkür ederiz.
Münazara ankete sunulacaktır.​
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri