19.Münazara : Termik Santrallerin Kurulması Yararlı Mıdır Zararlı Mıdır?

R
  • Kullanıcı Restful
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Münazara
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Merhaba ForumBahane.Net Kullanıcıları

19. Münazara İle Yine Sizlerle Birlikteyiz.

Gruplar Belirlendi ve Münazara Esnasında Karışıklığın Önlenmesi İçin Grup Üyelerine Ranklar Eklendi.

Münazara Süresi 3 gündür
.

Münazara Üyeleri Dışında Hiç Kimse Yorumda Bulunamaz , Yapılan Yorumlar Silinecektir.


Desteğinizi Teşekkür Butonu İle Gösterebilirsiniz.

24Saat Boyunca Münazaraya Katılımda Bulunmayan Münazaracı Diskalifiye Edilecek ve Bir Sonraki Münazaraya Katılma Hakkını Kaybedecektir.


19.Münazara konusu :Termik santrallerin kurulması yararlı mıdır zararlı mıdır?



Mavi Grup:"Termik santrallerin kurulması yararlıdır.'' fikrini savunacak.

Kırmızı Grup:
"Termik santrallerin kurulması zararlıdır''fikrini savunacak.


Kırmızı Grup
Mavi
hayvanadam

Mavi Grup
pan
feveran


Yorumların Saygı Çerçevesinde Yapılmasını Temenni Ediyoruz.


Arkadaşlarımıza Başarılar Diliyoruz.
 
Selamun Aleyküm arkadaşlar , herkes için güzel bir münazara olur inşallah.

Direkt konuya girmeden önce bilmeyenler için termik santralin ne olduğu sorusuna değineyim.
Termik santrallar: Kimyasal enerjinin elektrik enerjisine dönüştüğü tesislerdir.
Biz Kırmızı grup olarak "Termik santrallerin kurulması zararlıdır'' fikrini münazara süresince savunacağız.

Herkese başarılar diliyorum.

Doğayı yıpratarak kurulan bu tesislerden çıkan gazlar, tarım ürünleri, hayvanlar, su varlıkları ve ormanlar üzerinde kalıcı tahribat bırakıyor.

Maalesef termik santral yapacak olan hiç bir şirket ve onlara bu konuda destek veren devlet insanlara bu ve bunun gibi bir çok zararı bildirmiyor. Termik santrale karşı çıkanlar medyada suç işliyormuş gibi yansıtılıyor.
 
Merhaba arkadaşlar. Kırmızı gruba başarılar dilerim. Umarım keyifli bir münazara olur.
 
Termik santral: Ana işletici makinesi buhar gücüyle çalışan güç santralidir.
Isıtılan su, buhara dönüştürülerek bir elektrik üretecini süren buhar türbinini döndürmekte kullanılır. Suyu ısıtma kısmında yakıt olarak çevreye zarar veren kimyasal yakıtlar dışında radyoaktif maddeler de kullanılabilir. Radyoaktif maddelerin kullanımı sonucu elde edilen su baharıyla çalışan santral çeşidini de nükleer santral olarak biliriz. Genelde fuel-oil ile çalışan termik santraller olsa da kömür, linyit, çöp, güneş, jeotermal kaynaklarla çalışan termik santraller de vardır. Doğayı kirleten çöpleri yakıt olarak kullanarak çalışan termik santralın tek sorunu çevreye salacağı karbondioksit salınımıdır. Diğer yandan, tamamen jeotermal ısı veya güneş enerjisiyle çalışan termik santraller idealdir.
Kullanılan yakıt türü her ne olursa olsun, eğer ki termik santraller olmasaydı Türkiye'nin yarısı karanlıkta kalırdı. Ayrıca Ambarlı Termik santrali olmasaydı ( fuel-oil ile çalışır) İstanbul'un yarısından fazlası ve Trakya'nın bir kısmı yine karanlık altında kalacaktı. Termik santraller elektrik ürettiğine göre, elektriğin hayatımızdaki yeri ve önemi ve evimizdeki bütün makinelerin de elektrikle çalışıyor olması, elektriğin ne kadar gerekli olduğunu aşina kılar.
 
Termik santral: Ana işletici makinesi buhar gücüyle çalışan güç santralidir.
Isıtılan su, buhara dönüştürülerek bir elektrik üretecini süren buhar türbinini döndürmekte kullanılır. Suyu ısıtma kısmında yakıt olarak çevreye zarar veren kimyasal yakıtlar dışında radyoaktif maddeler de kullanılabilir. Radyoaktif maddelerin kullanımı sonucu elde edilen su baharıyla çalışan santral çeşidini de nükleer santral olarak biliriz. Genelde fuel-oil ile çalışan termik santraller olsa da kömür, linyit, çöp, güneş, jeotermal kaynaklarla çalışan termik santraller de vardır. Doğayı kirleten çöpleri yakıt olarak kullanarak çalışan termik santralın tek sorunu çevreye salacağı karbondioksit salınımıdır. Diğer yandan, tamamen jeotermal ısı veya güneş enerjisiyle çalışan termik santraller idealdir.
Kullanılan yakıt türü her ne olursa olsun, eğer ki termik santraller olmasaydı Türkiye'nin yarısı karanlıkta kalırdı. Ayrıca Ambarlı Termik santrali olmasaydı ( fuel-oil ile çalışır) İstanbul'un yarısından fazlası ve Trakya'nın bir kısmı yine karanlık altında kalacaktı. Termik santraller elektrik ürettiğine göre, elektriğin hayatımızdaki yeri ve önemi ve evimizdeki bütün makinelerin de elektrikle çalışıyor olması, elektriğin ne kadar gerekli olduğunu aşina kılar.

Santrallerin bacalarından çıkan gazlar asit yağmurları oluşturuyor ve yağan yağmurla toprağın kimyasal yapısı bozuluyor. Haliyle tarımsal verim düşüyor, ağaçlar kuruyor, hayvancılıkla ilgili faaliyetler zarar görüyor. Yani bölgede oturan bir vatandaşın hayvancılık, arıcılık ve balıkçılık yapması zor.
Termik santraller sadece bu günü değil geleceği de kirletir. Bu yüzden geleceğimiz için başka alternatiflere yönelmek gerek.

Misal rüzgâr türbinlerinden herhangi bir çevre kirliliği olmaz. Modern bir 600 kW gücündeki rüzgâr türbini ortalama bir yerde, bir yılda genellikle kömürle iletilen diğer elektrik santrallarının 1.200 ton karbondioksidinin yerine geçecektir.

Avrupa'da 1997 itibariyle, 3.000 MW'dan fazla rüzgâr enerjisi, beş milyon kadar kişinin elektrik ihtiyacını karşılayacak şekilde devrede bulunmaktadır.

Güneş, dünya ve atmosfer olduğu sürece kaynağının tükenmesi gibi bir durum söz konusu bile değildir.




 


Santrallerin bacalarından çıkan gazlar asit yağmurları oluşturuyor ve yağan yağmurla toprağın kimyasal yapısı bozuluyor. Haliyle tarımsal verim düşüyor, ağaçlar kuruyor, hayvancılıkla ilgili faaliyetler zarar görüyor. Yani bölgede oturan bir vatandaşın hayvancılık, arıcılık ve balıkçılık yapması zor.
Termik santraller sadece bu günü değil geleceği de kirletir. Bu yüzden geleceğimiz için başka alternatiflere yönelmek gerek.

Misal rüzgâr türbinlerinden herhangi bir çevre kirliliği olmaz. Modern bir 600 kW gücündeki rüzgâr türbini ortalama bir yerde, bir yılda genellikle kömürle iletilen diğer elektrik santrallarının 1.200 ton karbondioksidinin yerine geçecektir.

Avrupa'da 1997 itibariyle, 3.000 MW'dan fazla rüzgâr enerjisi, beş milyon kadar kişinin elektrik ihtiyacını karşılayacak şekilde devrede bulunmaktadır.

Güneş, dünya ve atmosfer olduğu sürece kaynağının tükenmesi gibi bir durum söz konusu bile değildir.





Bazı bölgelerde, rüzgarın esmediği yerlerde elektrik üretimi nasıl yapılacak? Rüzgarlı yerlerde üretilse bile, diğer yerlere nakledilirken bu elektrik enerjisinin yarısından fazlası yok olur. Misal; şu an oturduğum evde bir jeneratör ile üreteceğim elektrik, benim dairem ve alt ve üst komşuya iletilebilir. Fakat yan siteye iletilene kadar belli miktarda kayıp olacaktır. Hatta neredeyse çok azı gidecektir. Ayrıca, doğaya zarar vermeyen termik santraller de vardır. Güneş enerjisiyle çalışırlar. Bu noktada oldukça zararsızdırlar. Gel gör ki güneşin yılın çok az zamanlarında tam yetecek derecede doğduğu yerler vardır. Oralarda da yakıt olarak kimyasal yakıtlar kullanılabilir. Çevreye verdiği zarar olsa da elektriğe olan muazzam ihtiyaçtan ötürü kullanılabilir.
Diğer yandan; atmosferin kirlenmesinden mi bahsediyorsun? O zaman otobüse binme! Karbonmonoksit daha fazla asit yağmuruna sebep verir. Sen(sen derken kişisel algılama yani herkes) binmezsen, o otobüs kendi kendine gidip gelmeyeceğine göre egzosundan karbonmonoksit çıkmayacaktır. Araba alma! Hatta hiçbir arabaya binme! Hepsi de atmosferi kirleten ve asit yağmurlarına sebep olan gaz salınımı yapar. Bir dakika. Elektriği de kullanma! Şu an odanı aydınlatan ve burada yazmanı sağlayan aygıtlar elektrik ile çalışıyor. Bu elektriği de muhtemelen termik santral üretmiştir.
 
Bazı bölgelerde, rüzgarın esmediği yerlerde elektrik üretimi nasıl yapılacak? Rüzgarlı yerlerde üretilse bile, diğer yerlere nakledilirken bu elektrik enerjisinin yarısından fazlası yok olur. Misal; şu an oturduğum evde bir jeneratör ile üreteceğim elektrik, benim dairem ve alt ve üst komşuya iletilebilir. Fakat yan siteye iletilene kadar belli miktarda kayıp olacaktır. Hatta neredeyse çok azı gidecektir. Ayrıca, doğaya zarar vermeyen termik santraller de vardır. Güneş enerjisiyle çalışırlar. Bu noktada oldukça zararsızdırlar. Gel gör ki güneşin yılın çok az zamanlarında tam yetecek derecede doğduğu yerler vardır. Oralarda da yakıt olarak kimyasal yakıtlar kullanılabilir. Çevreye verdiği zarar olsa da elektriğe olan muazzam ihtiyaçtan ötürü kullanılabilir.
Diğer yandan; atmosferin kirlenmesinden mi bahsediyorsun? O zaman otobüse binme! Karbonmonoksit daha fazla asit yağmuruna sebep verir. Sen(sen derken kişisel algılama yani herkes) binmezsen, o otobüs kendi kendine gidip gelmeyeceğine göre egzosundan karbonmonoksit çıkmayacaktır. Araba alma! Hatta hiçbir arabaya binme! Hepsi de atmosferi kirleten ve asit yağmurlarına sebep olan gaz salınımı yapar. Bir dakika. Elektriği de kullanma! Şu an odanı aydınlatan ve burada yazmanı sağlayan aygıtlar elektrik ile çalışıyor. Bu elektriği de muhtemelen termik santral üretmiştir.

Savunmanı elbette takdir ediyorum ama düşüncelerine katılmıyorum. Genellemeler yapabilir ve beni de içine katabilirsin.

Termik santraller ve zararları konusunu ele alırsak ; devletin bir avuç insanın çıkarı uğruna neleri feda ettiğine biraz göz atalım.

Susuzluk ,sel baskını gibi olaylar egemen sınıf adına ülkeyi yönetenlerin uygulamalarının ürünü olabiliyor. Bu kimi zaman alınmayan önlemler, kimi zaman da bilinçli tercih sonucu yaşanıyor.
Küresel ısınma ve buna bağlı iklim değişikliklerine neden olan sorunların başında termik santraller geliyor.

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun araştırmalarına göre, termik santrallerin bacalarından çıkan partiküller ve kazandan alınan külde radyoaktivite vardır. Rüzgar ve yağış etkisi ile küller çevreye yayılmakta veya toprak altına sızarak yeraltı sularının bile kirlenmesine neden olmaktadır.

Konuyla ilgili olarak aşağıdaki örneği incelemenizi öneririm.

" Yatağan’da bulunan termik santral, neden olduğu uzun ve kısa vadeli sorunlar nedeniyle sürekli gündemdedir. 25 yıl önce Muğla Yatağan’da kurulan bu termik santral, kurulduğu günden bu yana yol açtığı hava kirliliği nedeniyle gündeme gelmektedir. Yatağan ve çevresinde ekin alanlarının yanı sıra doğal bitki örtüsü de giderek yok olmaktadır. Son olarak 21 Ağustos’ta tıkanan baca gazı arıtma tesisi nedeniyle Yatağanlılar’ın yine sorun yaşadığı haberi basında yer almıştır."

Kalıcı çözüm ise, insan ve çevre sağlığını gözeten bir enerji politikası izlendiğinde olacaktır.
 
Merhabalar, merhabalar...
Nereden başlasam bilemedim!..aslında biliyorum; ancak telefondan yazıyor olmam ve yazıyı uzun tutarsam okuyucuların sıkılması gibi durumlar, yazının giriş, gelişme ve sonuç bölümlerini etkileyecektir.
Şimdiden bunun için kusura bakmayın diyorum. Aslında demiyorum, bunu şimdi uydurdum.
Termik santraller ve enerji kaynakları ile ilgili istatistiksel bilgileri arkadaşlar yeterince vermişler. Bu konulara ve bu konularla ilgili bir yorum ya da savunma yapmicam, bunu da bilmenizi isterim. Aslında istemem, bunu da şimdi uydurdum.
Tartışma konusu temelinde yanlış arkadaşlar. Termik santrallerin tamamı zararlı diyemeyiz. Biraz araştırırsanız termik santrallerin nükleer olmayanlarının atık ve, karbondioksit salınımı belirli yatırımlarla ortadan kaldırılabiliyor. Nükleer santrallerde ise bu karbondioksit salınımı zaten yok. Tabi akla hemen şu geliyor; o zaman nükleer santraller daha zararsız o zaman?
Maalesef, nükleer santrallerin henüz çözülememiş radyasyon ve atık sorunu olduğunu cümle alem bilir(!)
İşte benim yazım tam olarak şimdi başlıyor. Aslında yalan söyledim, çoktan başladı!
Biz bu tartışmayı yanlış temeller üzerine kurmuş olsak dahi, konu insan olunca 'sorun değil devam edelim' dedim. Böyle bişi söylemedim aslında :T:
İnsanın tüketim ihtiyaçlarının karşılanması noktasında, devletlerin ve bireylerin-uzun vadede-fayda konusunu ne derece
önemsediklerinin bir örneğidir bu santraller(!)
Bizim gibi enerji ihtiyacının büyük bölümü dışa bağımlı ülkelerin, bu bağımlılıktan kurtulmak için acele karar verip, gerekli tetkikleri ve yatırımları yapmadan bir hevesle sarıldığı kurtarıcı...
Bu bağlamda, ekonomisi tarıma dayalı ülkelerin yapacağı en büyük hata, tarım alanlarını kendi elleri ile yok etmesi olacaktır herhalde...bunu da en güzel ne ile yaparsınız diye sorsalar etkisi yüzlerce yıl devam edecek olan radyasyonu seçmek en mantıklısı(!)
Daha güzeli nedir biliyor musunuz?
Bu radyoaktivite sorununun nesiller boyu tüm canlıları etkilemesi.
Çernobil'i örnek almalıyız!
Günü kurtarmak, geleceği yok etmek için...
Peki bu değilse, çözüm nedir? sorusu bu konuya dahil olmadığından bir yorum yapmicam. Aslında bu konuyu da düşündüm. Yalan söyledim hiç düşünmedim ama düşünüyorum ben genel olarak.
24 saat kuralı gereği, konudan ihraç olmamak için yazdığım bu giriş yazısını ilerleyen saatlerde gelişme yazısı ile pekiştireceğimi ümit ediyorum. Bunu da uydurdum sanırım :melek:
 
Diğer tüm durumların sabit kalması şartıyla( yani, ceteris paribus ); Konvansiyonel bir termik santral için satılabilir enerjinin yakılan yakıtın ısıtma değerine olan yüzdesi olarak nitelendirilen enerji verimliliği tipik olarak %33 ila %48 aralığındadır. Biz ise bunun ortası olan % 40 olarak ele alabiliriz. Yani; bir termik santral için kullanılacak kömürü, linyiti, çöpü, kısaca kimyasal yakıtı v.s. kullanarak elde edilen enerji %40 olarak artmaktadır. Bu da elektrik gücünün üstünlüğünü ortaya koymaktadır.
Malumatımız üzere kapital düzende, egemen güçlerin altında, minimum zararla maximum karın hedeflendiği(İktisadın genel teorisi) düzende, yani bu yaşadığımız devirde Termik santraller oldukça faydalıdır. Elektrik, insanoğlunun neredeyse bütün alanlarında kullanılmaktadır ve gemiler bile aslında su üzerinde yüzen birer termik santraldir. Mantık aynıdır...
Çevreci kesime gelince; arabasıyla ya da otobüsle ve ya trenle termik santralin önüne gidip havayı kirletiyor diye eylem yapan bir eylemci, kullandığı araçların en az bu termik santral kadar atmosfere zarar verdiğini bilmelidir. İnsanoğlu bile oksijen soluyup doğaya karbondioksit verir. Fotosentez olayı hariç bitkiler de öyledir, hayvanlar da...
Termik santraller, enerji üretebilen kaynakların enerjilerini dönüştürüp daha üstün enerji yaratabilen mekanizmalardır. Neredeyse her alanda kullanılan elektrik enerjisini, neredeyse her koşulda üretebilirler. Bu yüzden oldukça faydalıdırlar.
 
Diğer tüm durumların sabit kalması şartıyla( yani, ceteris paribus ); Konvansiyonel bir termik santral için satılabilir enerjinin yakılan yakıtın ısıtma değerine olan yüzdesi olarak nitelendirilen enerji verimliliği tipik olarak %33 ila %48 aralığındadır. Biz ise bunun ortası olan % 40 olarak ele alabiliriz. Yani; bir termik santral için kullanılacak kömürü, linyiti, çöpü, kısaca kimyasal yakıtı v.s. kullanarak elde edilen enerji %40 olarak artmaktadır. Bu da elektrik gücünün üstünlüğünü ortaya koymaktadır.
Malumatımız üzere kapital düzende, egemen güçlerin altında(onlara muhalif olduğumuzda terorist oluruz belki), minimum zararla maximum karın hedeflendiği(İktisadın genel teorisi) düzende, yani bu yaşadığımız devirde Termik santraller oldukça faydalıdır. Elektrik, insanoğlunun neredeyse bütün alanlarında kullanılmaktadır ve gemiler bile aslında su üzerinde yüzen birer termik santraldir. Mantık aynıdır...
Çevreci kesime gelince; arabasıyla ya da otobüsle ve ya trenle termik santralin önüne gidip havayı kirletiyor diye eylem yapan bir eylemci, kullandığı araçların en az bu termik santral kadar atmosfere zarar verdiğini bilmelidir. İnsanoğlu bile oksijen soluyup doğaya karbondioksit verir. Fotosentez olayı hariç bitkiler de öyledir, hayvanlar da...
Termik santraller, enerji üretebilen kaynakların enerjilerini dönüştürüp daha üstün enerji yaratabilen mekanizmalardır. Neredeyse her alanda kullanılan elektrik enerjisini, neredeyse her koşulda üretebilirler. Bu yüzden oldukça faydalıdırlar.

Konvansiyonel bir termik kömür madeni ile ilgili verileri incelendiğinde, bölgede
1,832 milyar ton görünür linyit rezervi yer aldığı görülmektedir.Açık ocak tekniği ile yapılacak madenciliğin ekonomisini etkileyecek etkenlerden birisi, kazı miktarının anlatımı
olan dekapaj oranı konusunda da MTA ve EÜAŞ verilerinde farklılık görülmektedir.

Kazılan, ocaktan çıkarılan, bir yerlerde depolanan ve büyük
bölümü yeniden ocak çukuruna doldurulacak olan hafriyatın binde biri bile
tozlaşarak havaya kalksa, bu 30 yılda 22 milyon ton, yılda 700 bin ton tozun
uçması anlamına gelecektir. Bunun yanı sıra, işletmenin yapılacağı yerin, bu
yörede elde kalmış tarım topraklarının bir bölümü olduğu unutulmamalıdır.

Termik santralin kurulduğu yörede, iklim değişikliği,
sulu tarım gibi sebeplerle su varlığının hızla azaldığı
ve artık baraj yapılabilecek akarsu ve göl kalmadığı göz önüne alınırsa;
kurulacak bir termik santral işletmesinin soğutmada kullanabileceği tek su
kaynağı yeraltı suyudur.


EÜAŞ’ın beyan ettiği gibi, bu kömür yatağı 5.870 MW termik kapasiteyi 30
yıl destekleyebilecek ise, burada 10 adet 600 MW’lık birim kurulmalıdır ve
bunun için en az 88 m3/sn; yani, 88.000 lt/sn. su bulunması gerekmektedir.


Bu durum i se, yeraltı suyunu kullanarak soğutma sağlamak için 10 l t/sn su
verebilecek 8.800 adet yeraltı suyu kuyusunun sürekli çalışması anlamına
gelmektedir. Alansal olarak bakılırsa; bu kuyuları 200’er metre ara ile yerleştirseniz
km2’ye ancak 25 kuyu sığmakta ve yaklaşık 350 km2’lik bir alandan
30 yıl boyunca sürekli yeraltı suyu çekilmesi gerekmektedir. Yani bu, bölgedeki bütün yeraltı suyunun çekilmesi anlamına gelecektir.


MTA’nın kömür verilerine dayanılarak hesaplandığında, 1.832.000.000
ton kömürü yaktığımız zaman, 30 yılda toplam 50.040.000 ton kükürt ortaya
çıkacaktır. Bu kükürtün kireç taşı ile söndürülmediği durumda, her yıl yaklaşık
5 milyon ton/yıl sülfürik asidin havaya verilmesi gerekecektir.


Bu durum, Türkiye’deki sıcaklık artışı ve aşırı hava olayları grafiklerinin de
ortaya koyduğu gibi iklim değişikliğinin etkilerini gittikçe daha fazla hissetmeye
başladığımız ülkemizin iklim değişikliğinin etkilerine karşı kırılganlığını
ve iklim değişikliğini hızlandırıcı etkilerimizi ciddi şekilde arttıracaktır.


Kaynak : tema.org.tr
 
İnsan başına gelmeyince anlamazmış derler ;
kendi şehrimden bir örnek vereyim konuya



bkz: haber55.com

Bir insan , bir çocuk , bir gelecek...
Geleceğini kurtarmaya çalışan bir yürek.

Doğasına sahip çıkmalı insan ; sonra toprağına .

Sermaye adı altında ceplerini doldurulanlar için yabancı şirketler için bir avuç toprağını satmamalı bu güzelliklerle dolu ülke.
 
Tekrardan selamlar.
Bugün sizlere Termik Santrallerin faydalarından bahsedicem.
Özellikle ülkemizde şu an faaliyette olan Afşin-Elbistan Termik Santrali'nin faydalarından(!)
Afşin-Elbistan Santrali uzun yıllardır baca arıtma sisteminde olan bir arızadan dolayı çevrede yaşayan canlılar için çok daha faydalı bir hale gelmiştir.
Biraz araştırırsanız, çok uzun bir süredir bu santralin baca arıtma sisteminin olmadığını göreceksiniz.
Termik Santrallerin, baca arıtma sisteminin olmamasının, ne gibi kazanımları oluyor biraz buna bakmak gerekir.
Verileri biraz incelediğinizde (2 yıl boyunca, rüzgarların yönüne göre, 30km alanda, 4 ayrı dönemde, toprak üzerinde ki incelemelerden bahsediyorum. Bulamayan olursa linki atabilirim.) yakın bir zamanda, belki bundan 50 yıl sonra, çevrede bulunan canlıların artık 'enerjiye' ihtiyaç duymayacaklarını anlamak çokta zor değil; nitekim bacadan yayılan küllerin toprak üzerindeki etkisi, dolayısı ile insan üzerindeki etkisi yadsınamayacak derecede faydalı(!)
Hatta bırakın enerjiyi, burada yaşayan canlılar yemeye, içmeye, uyumaya, yaşamaya bile ihtiyaç duymayacaklar; çünkü bu terminalin linyit üzerine kurulu 60 yıllık bir proje olduğunu ve onarım masraflarının yeni bir santral yapmak kadar masraflı olacağı bilindiğinden dolayı, proje bittiğinde, artık orada yaşan bir canlı kalmayacaktır.
Bu santralle ilgili araştırmalara göz atarsanız, bölgede kanser oranının ne kadar arttığını çok rahatlıkla bulabiliyorsunuz.
Yazdıklarımda bolca rakamlar vererek sizleri sıkmak istemiyorum; ancak şunu belirtmeliyim ki bu bölgede yapılan tüm istatistiki bilgiler bu bölgenin yavaş yavaş 'öldüğünü' gösteriyor.
Ve devletin bu gibi terminallere bulduğu çözüm tam olarak şu; özelleştirilecek santrallere 2018'e kadar çevreyi kirletme izni verilmiş durumda.
Bu ne demek oluyor biliyor musunuz?
Söz konusu kolay enerjiyse, etrafında ne olup bittiğinin pek bir önemi yok; ancak atladığımız bir nokta var, bu enerjiyi insanlar kullanıyor ve onlar olmazsa bu enerjinin hiç bir anlamı yok.
 
“Elbistan’da kurulacak termik santraller tarıma da fayda sağlamalı”

Elbistan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Paksoy, bölgenin yapımı planlanan termik santrallerden tarımsal faaliyetlerinde de faydalanması gerektiğini söyledi.
Paksoy, yatırımı planlanan termik santrallerin seracılık için sıcak su kullanımına uygun şekilde yapılması gerektiğini kaydetti.
Bölgemiz 12 milyar dolarlık bir yatırım alacağını anımsatan Paksoy, şunları kaydetti: “Esnaflarımız ve iş adamlarımız buna göre kendisini ayarlıyor. Özellikle inşaat sektöründe büyük beklentiler var. Bu projenin iptal edilmesi sektörde bir boşluğa düşülmesine neden olur. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nın diğer yatırımcı ülkelerle Japonlar ve Güney Kore ile bu konudaki görüşmelerinin devam ettiğini duyuyoruz. Onlar alırsa beklentiler karşılanmış olur” dedi.
Enerji yatırımının tamamen iptal edilmesini düşünmediklerini ifade eden Paksoy, 4 termik santral olmasa dahi bir yada iki termik santralin bu bölgeye kurulacağını tahmin ettiklerini belirtti.
“Seracılıkta dünya merkezi olabiliriz”

Afşin-Elbistan’ın termik santraller bölgesi olarak görüldüğünü bildiren Paksoy, “Bu yatırımlar ülkeye kazandırılacaktır. Yalnız şunu belirtmek isterim ki termik santrallerin yapımına karşı değiliz. Yalnız termik santrallerin yerine nükleer bir santral yapılsa bundan daha iyi olur. Termik santrallerin yapımında toprak kaybımız çok oluyor. Dünya toprak reformu yaparken, ülkemizde termik santrallerin ihtiyacı için açılan kömür sahaları tekrar tarımsal alan olarak kazandırılmıyor. Bundan sonra yapılacak olan termik santrallerimizde kömür havzası yeniden tarıma kavuşturulursa çok faydalı olur. Ayrıca termik santrallerin ürettiği sıcak suyu kullanma imkanımız olursa bölgede seracılık yaygınlaşır. Yeni yapılacak olan termik santrallerde sıcak suyun kullanımı için gerekli olan sistemin yapılması çok önemlidir.”
Paksoy, seracılıkta en büyük girdinin ısı olduğunu belirterek, “Hazır sıcak suyumuz var. Bu sistem kurulduğunda Afşin ve Elbistan bölgesi seracılıkta dünya merkezi olabilir” ifadelerini kullandı.
Alıntıdır.
Link: “Elbistan’da kurulacak termik santraller tarıma da fayda sağlamalı” | Enerji Enstitüsü

Edit: Çevreye vereceği zarar minimize edilip, düzenli baca kontrolü ve zararlı gazların filtre edilmesinin sağlanması ve doğru yerde ve gereksinim halinde Termik santral'in kurulması oldukça faydalıdır. Dolayısıyla, enerji sektöründe dışa bağımlılık azalmış olur. Sonuç itibariyle dışardan alınacak enerji de termik veya benzeri santrallerde üretilmiş enerji olacaktır. Eğer çevreye kirliliği olacaksa da zaten çıkan dumanlar rüzgar yoluyla sınır tanımadan bulutlar aracılığyla başka ülkede asit yağmuru olarak yağıyor. Ülke sınırları dinlemeden her taraf doğa olarak kabul edilirse, o halde ortak atmosfer, ortak doğa anlayışıyla doğaya en az şekilde zarar verecek termik santrallerden faydalanılabilir.


Diğer yandan, Türkiye'de her zaman ve her işte olduğu gibi (maden facialar, inşaat işçi ölümleri, tersanedeki işçilerin kazada ölmeleri, kısaca dikkatsizlik ve vurdumduymazlık) termik santral kullanımında da sorumsuzca davranılması, Termik Santralden elde edilecek enerjiden vazgeçip kadercilik içerisinde beklemekle de olmaz. Durum böyle diye Termik santrale karşı çıkılmaz. Hatta olabildiğince -konuda da görüldüğü gibi- verimli kullanıldığında insanoğlu hayatında oldukça kolaylıklar sağlar. Ülke olarak da dışabağımlı ülkelere enerji ihracatı bile yapılabilir. Keza kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi(kurdistan)'ne zaten elektrik enerjisi ihracatı yapılmaktadır. Sadece parayı düşünüp, önlem almayan, çevre kirliliğine yol açan, elde edilen enerjinin yarısı yok olan ve toprağa ve doğaya gelişigüzel zarar veren bir düşüncenin ürünü olacak bir termik santral biz de istemeyiz. Bu, termik santrallerin değil, onları bu şekilde kullananların suçudur.
Sonuç itibariyle, yine de bir doğa kirlenmesi olacaktır fakat; mağarada yaşamıyoruz. Taş devrinde değiliz. Demirin, bakırın, araçların, v.s. elde edildiği fabrikalar da elektrikle çalışır ve hem çevreyi olabildiğince kirletir. Evlerde yaktığımız sobadan çıkan karbondioksit bile yine atmosfere zarar verir. Önemli olan bu sonuçların minimize erdilip maximum kar ve enerji sağlanmasıdır...
 
“Elbistan’da kurulacak termik santraller tarıma da fayda sağlamalı” | Enerji Enstitüsü

Bu yazıdan da anlaşılacağı gibi santrallerin zararlarından biride rant arkadaşlar. Rant kısmı daha politik bir şey olduğu için değinmicem; ancak fark ettiğiniz üzre yazıda 12 milyar dolardan başka hiç bir veri yok...
Olmalıymış, olabilirmiş...gibi sanrılar üzerinden değil üniversitelerin yaptığı bilimsel toprak ve su analizlerinden doğruları öğrenebilirsiniz.
Araştırıldığında onlarca veri çıkıyor.
 
“Elbistan’da kurulacak termik santraller tarıma da fayda sağlamalı”

Elbistan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Paksoy, bölgenin yapımı planlanan termik santrallerden tarımsal faaliyetlerinde de faydalanması gerektiğini söyledi.
Paksoy, yatırımı planlanan termik santrallerin seracılık için sıcak su kullanımına uygun şekilde yapılması gerektiğini kaydetti.
Bölgemiz 12 milyar dolarlık bir yatırım alacağını anımsatan Paksoy, şunları kaydetti: “Esnaflarımız ve iş adamlarımız buna göre kendisini ayarlıyor. Özellikle inşaat sektöründe büyük beklentiler var. Bu projenin iptal edilmesi sektörde bir boşluğa düşülmesine neden olur. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nın diğer yatırımcı ülkelerle Japonlar ve Güney Kore ile bu konudaki görüşmelerinin devam ettiğini duyuyoruz. Onlar alırsa beklentiler karşılanmış olur” dedi.
Enerji yatırımının tamamen iptal edilmesini düşünmediklerini ifade eden Paksoy, 4 termik santral olmasa dahi bir yada iki termik santralin bu bölgeye kurulacağını tahmin ettiklerini belirtti.
“Seracılıkta dünya merkezi olabiliriz”

Afşin-Elbistan’ın termik santraller bölgesi olarak görüldüğünü bildiren Paksoy, “Bu yatırımlar ülkeye kazandırılacaktır. Yalnız şunu belirtmek isterim ki termik santrallerin yapımına karşı değiliz. Yalnız termik santrallerin yerine nükleer bir santral yapılsa bundan daha iyi olur. Termik santrallerin yapımında toprak kaybımız çok oluyor. Dünya toprak reformu yaparken, ülkemizde termik santrallerin ihtiyacı için açılan kömür sahaları tekrar tarımsal alan olarak kazandırılmıyor. Bundan sonra yapılacak olan termik santrallerimizde kömür havzası yeniden tarıma kavuşturulursa çok faydalı olur. Ayrıca termik santrallerin ürettiği sıcak suyu kullanma imkanımız olursa bölgede seracılık yaygınlaşır. Yeni yapılacak olan termik santrallerde sıcak suyun kullanımı için gerekli olan sistemin yapılması çok önemlidir.”
Paksoy, seracılıkta en büyük girdinin ısı olduğunu belirterek, “Hazır sıcak suyumuz var. Bu sistem kurulduğunda Afşin ve Elbistan bölgesi seracılıkta dünya merkezi olabilir” ifadelerini kullandı.
Alıntıdır.
Link: “Elbistan’da kurulacak termik santraller tarıma da fayda sağlamalı” | Enerji Enstitüsü

Edit: Çevreye vereceği zarar minimize edilip, düzenli baca kontrolü ve zararlı gazların filtre edilmesinin sağlanması ve doğru yerde ve gereksinim halinde Termik santral'in kurulması oldukça faydalıdır. Dolayısıyla, enerji sektöründe dışa bağımlılık azalmış olur. Sonuç itibariyle dışardan alınacak enerji de termik veya benzeri santrallerde üretilmiş enerji olacaktır. Eğer çevreye kirliliği olacaksa da zaten çıkan dumanlar rüzgar yoluyla sınır tanımadan bulutlar aracılığyla başka ülkede asit yağmuru olarak yağıyor. Ülke sınırları dinlemeden her taraf doğa olarak kabul edilirse, o halde ortak atmosfer, ortak doğa anlayışıyla doğaya en az şekilde zarar verecek termik santrallerden faydalanılabilir.


Diğer yandan, Türkiye'de her zaman ve her işte olduğu gibi (maden facialar, inşaat işçi ölümleri, tersanedeki işçilerin kazada ölmeleri, kısaca dikkatsizlik ve vurdumduymazlık) termik santral kullanımında da sorumsuzca davranılması, Termik Santralden elde edilecek enerjiden vazgeçip kadercilik içerisinde beklemekle de olmaz. Durum böyle diye Termik santrale karşı çıkılmaz. Hatta olabildiğince -konuda da görüldüğü gibi- verimli kullanıldığında insanoğlu hayatında oldukça kolaylıklar sağlar. Ülke olarak da dışabağımlı ülkelere enerji ihracatı bile yapılabilir. Keza kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi(kurdistan)'ne zaten elektrik enerjisi ihracatı yapılmaktadır. Sadece parayı düşünüp, önlem almayan, çevre kirliliğine yol açan, elde edilen enerjinin yarısı yok olan ve toprağa ve doğaya gelişigüzel zarar veren bir düşüncenin ürünü olacak bir termik santral biz de istemeyiz. Bu, termik santrallerin değil, onları bu şekilde kullananların suçudur.
Sonuç itibariyle, yine de bir doğa kirlenmesi olacaktır fakat; mağarada yaşamıyoruz. Taş devrinde değiliz. Demirin, bakırın, araçların, v.s. elde edildiği fabrikalar da elektrikle çalışır ve hem çevreyi olabildiğince kirletir. Evlerde yaktığımız sobadan çıkan karbondioksit bile yine atmosfere zarar verir. Önemli olan bu sonuçların minimize erdilip maximum kar ve enerji sağlanmasıdır...

Elbistan ve Türkiye'nin diğer bölgelerinde ; kurulmuş ve kurulacak olan Termik Santrallerin insanlara ve çevreye olan zararı göz önünde iken , madenlerimizin sanayi ham maddesi olarak kullanılmasından yanayım.


Lakin ülke olarak bazı zenginliklerimizi kullanamıyoruz bile.


Rüzgar enerjisi, güneş enerjisi ve jeo termal enerji kaynakları olduğu sürece dışa bağımlılık söz konusu değildir.
Yeter ki kaynakları doğru şekilde kullanabilelim.
 


Elbistan ve Türkiye'nin diğer bölgelerinde ; kurulmuş ve kurulacak olan Termik Santrallerin insanlara ve çevreye olan zararı göz önünde.

Rüzgar enerjisi, güneş enerjisi ve jeo termal enerji kaynakları olduğu sürece dışa bağımlılık söz konusu değildir.
Yeter ki kaynakları doğru şekilde kullanabilelim.
Tabi canım! O kadar çok yeterli ki ve biz de paramızı savurmak için daha masraflı kurulumu olan ve sürekli yakıt ihtiyacı duyan termik santral kuruyoruz! Çatalcada bir sürü rüzgar enerjisiyle elektrik üreten rüzgar türbinlerinin ürettiği elektrik Çatalca'ya ancak yetiyor. Her yerde de rüzgar enerjisinden faydalnılacak Çatalca'daki gibi coğrafik uygunlukta yerler yok. Öyle rakam vermekle ve var ama siz yapmıyorsunuz demekle de olmaz.
 
Tabi canım! O kadar çok yeterli ki ve biz de paramızı savurmak için daha masraflı kurulumu olan ve sürekli yakıt ihtiyacı duyan termik santral kuruyoruz! Çatalcada bir sürü rüzgar enerjisiyle elektrik üreten rüzgar türbinlerinin ürettiği elektrik Çatalca'ya ancak yetiyor. Her yerde de rüzgar enerjisinden faydalnılacak Çatalca'daki gibi coğrafik uygunlukta yerler yok. Öyle rakam vermekle ve var ama siz yapmıyorsunuz demekle de olmaz.

"Masraf" demişsin devlet aldığı paya bakıyor.
Fabrikaları kuran birçok kuruluş yabancı şirketlere ait.
Devlet tükenebilir enerji kaynaklarını doğru bir şekilde işletemezken sırf birilerinin cebi dolacak diye doğal kaynaklarımızı tüketmek ne derece doğru?
 


"Masraf" demişsin devlet aldığı paya bakıyor.
Fabrikaları kuran birçok kuruluş yabancı şirketlere ait.
Devlet tükenebilir enerji kaynaklarını doğru bir şekilde işletemezken sırf birilerinin cebi dolacak diye doğal kaynaklarımızı tüketmek ne derece doğru?
Ambarlı Termik santrali 1970 yılında yapılmıştır. Ozamanlar devlet yapardı :) Devlete aitti ve taa ki özelleşmeler olana kadar. Neyse, bu ayrı konu. Yahu o kömürü satmak için çıkarıyorlar. Babalarının hayrına termik santral sahiplerine verecek değiller. Ayrıca kapital düzende yaşıyorsun. Bu olmasını istediğin şeyler komünal düzende olur. Her şey devletin olacak ve her kes eşit şekilde faydalanacak ve birilerinin cebi dolmayacak. Yabancı yatırımcılar da ela gözümüz ya da kara kaşımız için Türkiye'ye yatırım yapacak değil. Termik santral kurmak bir yatırımdır. Para kazanacaklar tabi :)
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri