bu konuya daha önce yazmak istemiştim ama o an hep bir aksilik çıktığı için ertelemiştim. en son tekrar konuya baktığımda kilitlendiğini ve 'siyasi ve ayrıştırıcı konular yasaktır' ibareli bir uyarıyla karşılaşmıştım. konuyu açanın eski admin olması hasebiyle bu tablo biraz tebessüm ettirmedi değil... neyse konuya dair saptamalar dışında çözümün bir cevabı olmak oldukça zor. soruna genelde ülke hükümranlarınca stalin'e nazire edercesine 'insan yoksa, sorunda yok' düsturuyla yaklaşıldığı için kürt sorununa paralel olarak alevi sorunu da şiddetle ve katliamlarla anılmakta. dersim maraş, sivas, hatta gazi gibi konjonktürleri bir tarafa bırakalım, aleviler kendilerini cumhuriyet tarihinde hiç olmadığı kadar güvensiz hissediyorlar. şahsımın rejimi siyasi aygıtla ve dolayısıyla genel toplumla kurdukları pragmatik ama kontrollü ve korunaklı ilişkiyi yerle bir etti. ancak tehdit bugüne kadar bir tür "bulaşma" korkusuyla* bigane kaldıkları, hakkında derin bilgisizlik içinde oldukları mecralardan, uluslararası siyasal islam cephesinden ve sünni derin anadolu'dan geldiği için içeriğini bir türlü teşhis edemiyorlar. belki de tehdit kaynağının umduğu, istediği şekilde daha fazla kabuklarına çekilip zihnen izole oluyorlar. bu daralma alevi kimliğine en yüzeysel, en klişe kimlik kodlarıyla, ezberleriyle birlikte sarılmalarına yol açıyor. ve ben de alevilik üzerine konuşurken bahsi kerbela ile açan, karmatilerden, islam tarihinde bağdaştırmacı topluluklardan bahsettiğimde yüzüme tuhafça bakan alevi bir arkadaşımla tartışmamın ertesinde bunları yazmak durumunda kalıyorum...
*varma yezidin yanına
çirki bulaşır tenine
yazık değil mi canına
can muhammed ali'nindir