10. Münazara :Toplumsal yarar uğruna birey hakları feda edilebilir mi edilemez mi ?

Konu sahibi son olarak 66 gün önce görüldü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

Dediniz ki ;

"Milli bilinc , cogu erkek zaten zorla gidilmesinden yana degil , savundugunuz toplum milli bilinc oyle bir hale getirmis ki sistemi , bireyin haklarinin feda etmek isteyip istemedigi bile sorulmaz umursanmaz hale gelmis.
Zorla el koyuyor milli bilinc dediginiz toplum degilmidirki"

Savunduğunuz toplum nedir yahu? Milli bilinci savunmuyorsanız, zaten birey denen şeyden bahsedemezsiniz. Birey toplum içinde vardır. Eğer toplum yoksa, zaten birey denmez ona, şahıs kişi ne derseniz. Milli bilinç toplum değildir. Milli bilinç toplum içinde ki bireylerin birbiriyle yaşamasını öğrenmesine denir. Askerlik zorla gidilmesinden yana değil demişsiniz. Heh işte tam bu nokta da bizdensiniz! Bizdensiniz dedim çünkü; toplumun kısıtlamasına yer vermişsiniz. Gerekli olanda budur. Eğer toplum bireyin hakkını kısıtlayıp askere göndermiyorsa eğer, toplum için sonun başlangıcı olur bu.

--------------------------------------------------

Dediniz ki ;

"Peki neden toplum yararina , toplum erkek bireyler bu haklarini feda etmesini istemiyor"

Burada ne dediğinizi tam anlamadım. Erkek bireyler bu haklarını feda etmesini istemiyor demişsiniz. Hangi insan kendi haklarının kısıtlanmasını ister zaten ? Ama şöyle bir durum var ki; eğer benim haklarım kısıtlandığında toplum iyileşecekse, kısıtlasınlar! Ki; erkekler demişsiniz.. Ben istiyorum.

------------------------------------------------------

Dediniz ki;

"Yapmayin lutfe hangi hayat kadini istekli bir sekilde bedenini hemde kendi karina bile olmadigi halde pazarlar.
Gucu elinde tutan toplumun baskisiyla zorlamasiyla hakkini feda etmiyormu o kadinlar, baski dayak siddetle tutulmuyorlar mi o mekanlarda
Toplumun yararina ama pardon, o kadinlarin orda haklarini feda etmesi lazim ki birkac toplumsal ust duzeyde yonetici erkekler yada toplumun herhangi kisimdaki erkeklerin tatminsizliklerinin giderilmesi icin feda etmesi lazim.
Ister istekli ister isteksiz, cunku toplmsal yapinin erkekleri seks ihtiyaclarini gidermesi lazim."

Zina işleyeni idam edecek düzey de ki bir toplum, nasıl olur da baskılarıyla hayat kadınları diye bir statü oluşturur? Asıl siz yapmayın yahu, bu gün hayat kadınları, neden orada? Neden sokakta özgür bayanlar değil de onlar? Siz toplumu devletle bağdaştırmışsınız. Hangi toplumun örf yasaları adetleri kadının bedenini genelevlere sokar? O kadar çirkin bir cümle geçti ki; "Toplumun yararina ama pardon, o kadinlarin orda haklarini feda etmesi lazim ki birkac toplumsal ust duzeyde yonetici erkekler yada toplumun herhangi kisimdaki erkeklerin tatminsizliklerinin giderilmesi icin feda etmesi lazim." bu nedir. O kadını oraya sokan asla toplum değildir! Toplum da devlet değildir! Dediğim gibi kaldı ki; zina edeni idama sürükleyecek kadar örfi ve geleneği aşmış bir toplumun, kadını o genelevlere sokması mantıksızdır. Ve son olarak bu paragrafta ; "Ister istekli ister isteksiz, cunku toplmsal yapinin erkekleri seks ihtiyaclarini gidermesi lazim." Siz toplumu sadece erkeklerden oluşuyor sanmışsınız orası ayrı! Erkeğin seks ihtiyacının giderilmesi toplumsal bir boyutta değildir, bireyin kendi kişiliksizliği veya pisliğidir, asla toplum değildir. Ve eğer toplum yararına olacaksa da, ki hak değil ama hakları kısıtlanabilir! :)

-----------------------------------

Dediniz ki ;

"sanirim ben yanlis biliyorum. Toplum oturtmadimi bu zihni zaten , o erkek yapar! Bunu toplum demiyormu ki"

Evet siz yanlış biliyorsunuz. Bunu malesef toplum oturtmadı, bunu erkek bireyler oturttu, Bakın yine söylüyorum, toplum sadece erkeklerden oluşmaz, şu mantaliteyi çıkarın lisanınızdan. Eğer erkek yapar diyorlarsa bir yerde, bu kadınların suçudur. Ve siz sadece bir alanda kitlenmişsiniz, toplum dediğiniz sadece Türkiye sınırları içerisinde yok. Bugün medeni toplum dediğimiz kısma bakarsanız, kadınların daha egemen olduğunu da anlarsınız.
Şöyle bir cümle vermişsiniz ; "Bunu toplum demiyormu ki" Bunu toplum demez, siz dersiniz :)

...
 
Yok ben kurtuluş savaşından bahsediliyordu ona hitaben yazdım.

Devletin en temel amacı, ulusumuzun bütünlüğünü, cumhuriyeti ve demokrasiyi korumaktır. Temel hakların ve hürriyetlerin korunmasına en önemli görev devlete düşmektedir. Atatürk’e göre, devletin temel amacı; Memleket içinde güvenliği ve adaleti sağlamak ve devam ettirmektir. Böylece vatandaşların her çeşit özgürlüğü, güven altında bulundurulmuş olacaktır.

 


Az çok aynı yere çıktığımızı düşünüyorum, en azından bu yazınızla. Bende bunu diyorum. Birey hakları kısıtlanmamalı. Hak deyince aklınıza neden sadece "yaşama" ya da "eğitim" hakkı geliyor ki? Toplum yararına kısmına gelecek olursak o dönemin gerek dini gerekse siyasi şartları az çok onu gösteriyordu. Padişah yönetiminde, başka türlüsünü yapmak toplumun zararına olacak diye düşünmüşlerdi herhalde. Yaşamadan bilemeyiz tabi.

Bir hatayı yapmadan önce önlem almak mı daha iyidir, yoksa hatadan sonra başka çareler aramak mı? İkisi de iyidir ama hatayı yapmadan önce önlem almak daha iyidir. Felaketler, genellikle işaretleriyle birlikte gelirler. Bu gibi dönemlerde önlemler alırsak, felaket başımıza geldiğinde bireysel hakları kısıtlamak zorunda kalmayız. Konumuzla alakasını daha da açmak gerekirse, verdiğimiz örnekten ilerleyerek şunu diyebiliriz ; Eğer gerektiği yerde, gerektiği gibi halka da tam anlamıyla bir seçim hakkı verilseydi böyle olmazdı diye düşünüyorum. Evet seçme ve seçilme hakkı vardı o dönemde halkın, ama rayına oturmayan bir çok şeyin olduğunu da biliyorsunuzdur.

Peki hangisi daha iyi olurdu ? En başından halka tam anlamıyla hakları verilseydi, halkımız daha sonrada Kurtuluş Savaşı'nda o kadar acı ve zorluk çekmeseydi çok daha iyi olmaz mıydı? Tabi ki olurdu.

Diyeceksiniz ki yönetimi halka vermek olayları engeller miydi? Orasını da kesin bilemeyiz. Ama halk, yöneticisini değiştirebilirdi.

Özetle diyorum ki böyle kaos ortamları genellikle (doğal durumlar ve istisnalar dışında) halka yeterli hakkı vermemekten doğuyor. En azından, benim görüşüm böyle.



Dediniz ki ;

"Az çok aynı yere çıktığımızı düşünüyorum, en azından bu yazınızla. Bende bunu diyorum. Birey hakları kısıtlanmamalı. Hak deyince aklınıza neden sadece "yaşama" ya da "eğitim" hakkı geliyor ki? Toplum yararına kısmına gelecek olursak o dönemin gerek dini gerekse siyasi şartları az çok onu gösteriyordu. Padişah yönetiminde, başka türlüsünü yapmak toplumun zararına olacak diye düşünmüşlerdi herhalde. Yaşamadan bilemeyiz tabi."

Sadece yaşama, eğitim den bahsetmiyorum. Ekonomik özgürlüktende bahsettim, özgürce yaşamaktan da, ırk, din, siyasalıda verdim sanırım okumamışsınız. Evet Padişah döneminde, Mustafa Kemal'in arkadaşları dahi Padişahtan başka bir şey düşünmezken toplumun yararını düşünemediler :) Eğer birey olan Padişahın yetkileri kısıtlansaydı toplumun yararına olurdu.

-----------------------------------

Dediniz ki;

"Bir hatayı yapmadan önce önlem almak mı daha iyidir, yoksa hatadan sonra başka çareler aramak mı? İkisi de iyidir ama hatayı yapmadan önce önlem almak daha iyidir. Felaketler, genellikle işaretleriyle birlikte gelirler. Bu gibi dönemlerde önlemler alırsak, felaket başımıza geldiğinde bireysel hakları kısıtlamak zorunda kalmayız. Konumuzla alakasını daha da açmak gerekirse, verdiğimiz örnekten ilerleyerek şunu diyebiliriz ; Eğer gerektiği yerde, gerektiği gibi halka da tam anlamıyla bir seçim hakkı verilseydi böyle olmazdı diye düşünüyorum. Evet seçme ve seçilme hakkı vardı o dönemde halkın, ama rayına oturmayan bir çok şeyin olduğunu da biliyorsunuzdur."

Sanırım önlem alırken dahi, bireyin haklarının kısıtlanması gerektiğini biliyorsunuzdur :) Örnek vereyim hemen; Deprem yaşanacak bölgede, bireyin kısa süreli o bölgede ki "barınma" hakkı elinden alınabiliyor. Savaşta kişi kaybı önleme amacıyla "ekonomik" haklar kısıtlanabiliyor. Toplumda kaos'u önlemek amacıyla "parti kurma" hakkı elden alınabiliyor (Bkz: Kazım Karabekir'in kurduğu partiyi Mustafa Kemal'in çıkan olayları engellemek amacıyla kapatması). Sanırım burada istediğiniz kadar haktan bahsettim :)

-------------------------------------------------

Dediniz ki;

"Peki hangisi daha iyi olurdu ? En başından halka tam anlamıyla hakları verilseydi, halkımız daha sonrada Kurtuluş Savaşı'nda o kadar acı ve zorluk çekmeseydi çok daha iyi olmaz mıydı? Tabi ki olurdu. "

Dediğinizi tek bakış açısından almayın. Eğer dediğiniz gibi olsaydı aynı zamanda, Padişah, Padişah ailesi/hanedanları, devletin üst düzey yöneticileri, kadılar vs vs vs. bireylerin hakları toplum yararına kısıtlanmış olacaktı :)

----------------------------------------

Dediniz ki;

"Diyeceksiniz ki yönetimi halka vermek olayları engeller miydi? Orasını da kesin bilemeyiz. Ama halk, yöneticisini değiştirebilirdi.

Özetle diyorum ki böyle kaos ortamları genellikle (doğal durumlar ve istisnalar dışında) halka yeterli hakkı vermemekten doğuyor. En azından, benim görüşüm böyle. "

Halk yöneticisini değiştirebilirdi dediniz. Evet değiştirdi TBMM'nin kuruluşundan sonra, peki nasıl? Bireylerin yetkileri kısıtlandı. Padişah olsun, ailesi olsun, Şeyhülislam olsun, kadılar olsun, vezirler olsun, Seraskerler olsun hertürlüsünün yetkileri toplum yararına kısıtlandı.

Hayır benim görüşüm ise tam tersi; kaos ortamları halka yeterli hakkı vermemekten doğurmuyor. Halkın belirli bir kısmının haklarının fazlasıyla verilmesinden kaynaklanıyor :)

......
 
Kartalizm ;

Yazı fazla uzun olduğu için alıntılayamadım,kusura bakmayın. Ayrıca yazdıklarınızı okudum ama o ikisi konuşmanızın özeti niteliğindeydi.

Padişahın hakları kısıtlandı demişsiniz. Padişahın ki hak değildi , bunu sizinde bildiğinizi düşünüyorum. O bambaşka bir şey. O nasıl desek, ayrıcalık gibi bir şey. Ki konumuz da ayrıcalıklarımız kısıtlansın değil. Örnekten gidersek, bireyin padişahınki kadar geniş haklara sahip olduğu bir toplumu düşünemiyorum bile. Onlara hak demeyelim yani. Hak öyle olmaz :)

Önlemler konusunda da haklısınız. Ama kendiniz de dediniz, "o" bölgedeki barınma hakkı elinden alınıyor . Fakat devlet ona yeni bir yerde kısa süreli ve basit şartlarda da olsa, yer vermek zorunda. Komple çekip almıyor barınma hakkını. Yakın dönemdeki Van depreminde olduğu gibi. Devlet bu gibi kalıcı hakları kısa süreli de olsa tamamen alamaz. Zaten almamalı da. Kaldı ki diyelim ki aldı, bu bizim az önce konuştuğumuz şeye ters düşmez mi? Birey toplum için varsa, toplum da bu bireyi korumakla yükümlü değil midir?

Tekrar diyorum. Padişahın, Seraskerin, Vezir-i azam'ın yetki ve güçleri, hak değil büyük bir ayrıcalıktı. Öyle hak mı olur Allah aşkına :) Bizim bahsettiğimiz hak daha başka. Bunu sizde biliyorsunuz.

Bir söz vardı "Benim özgürlüğümün bitti yerde, başkasınınki başlar" diye. Burada da öyle bir durum var. Padişahın -sizin deyiminizle- hakları o kadar çoktu ki halkın haklarını kısıtlıyordu. Sizin dediğiniz gibi bazı kesimlere fazla ayrıcalık - ya da hak :) - vermek diğerlerinin hakkını kısıtlar, bu da kaosa yol açar. Şu sıralar haberlerde çok gördüğümüz olaylar da hep bu durumdan kaynaklanmıyor mu zaten ?
 
Örnek verelim POLİO diye bilinen bi cocuk felci hastalıgı var bunun tedavisi icin insanlar üstünde test yapılması gerekiyor diyelim bunun yan etkıleri olucak ama belki türkiyede deil dünyada 102121'lerce insanı kurtaracak bu deney başarili olursa ama başarisiz olursa bu ilacin yan etkileri olucak belkide sakat kalıcaksın toplumsal yarar ugruna haklarını feda edebilirmisin kendinizden yola cıkın :) ßu Devirde toplumsal yarar ugruna değil kişiler aileleri icin 1 mirasi bölüşemiyor ßirbirlerinin mallarına göz dikiyor büyükler ölünce 2 kardes mal kavgasına tutusuyor bırakın toplumu :) bugun haklarından vazgecen yarın kendinden vazgecer toplumu zaten birey olusturmakta kimse haklarını feda etmemeli vazgecmemeli.Cogu kişi kendini kurtarmak icin haklarınından vaz gecer ama bir başkası icin toplum icin kılını kıpıldatmaz.)

TOPLUMSAL YARAR UGRUNA BİREY HAKLARINI FEDA EDEBİLİR DİYENLER HANGİ HAKKINIZI FEDA ETTİNİZ
TOPLUMSAL YARAR UGRUNA BİTANE ÖRNEK VEREBİLİRMİSİNİZ ?
 
$ehzadE arkadaşımıza katılıyorum, her şeyi savaşa bağlamak yanlış. Savaş zamanı, tüm doğrular tepetaklak olur, seferberlik durumları çok farklıdır. Günümüzdeki örneklere de bakmak gerekir.

Toplum denilince akla sadece kendi ülkemizi ya da başka ülkeleri getirmek de tam anlamıyla doğru değil. Bireylerden oluşan kitlelere de toplum denir. Bunu bir örnekle daha da açalım.

Aranızda Ankaralı varsa bilirsiniz, bir süre önce yazın su sıkıntısı sorunu vardı. O yüzden de sular tüm gün gidip, akşam belirli saatlerde veriliyordu. Ankara da düz bir yer değil sonuçta. Yüksek, alçak yerleri var. Yukarıdaki bölgelere de suyun gitmesi zaten sıkıntı. Ancak durumu daha da sıkıntılı yapan, alçak yerlerdi. İnsanlar, ihtiyaçları kadar suyu aldıktan sonra bile hala su tüketmeye devam ettiklerinden dolayı benim gibi yüksek yerlerde oturanlara su ancak gece yarısına doğru geliyordu.

Çünkü insanlar korkuyordu. Su tekrar gidecek, susuz kalacağız, susuz kalırsak ne yaparız diye. Toplumsal yarar uğruna, kendi kişisel haklarından feragat etmiyorlardı.Belki bende alçak yerlerde otursam, bende suyu erken kapatmazdım. Su hayat demek çünkü. Su her alanda gerekli. Kişisel haklar da böyle işte.
 
i$te o dereceye gelmi$izki artik birak milletimizi toplumumuzu du$unmeyi kendi ailemizi bile du$unmez olduk kendi yararimiz ugruna, bugun hakkndan vazgecen kendinden vazgecer demi$sin, toplum ugruna (ben toplumdan maksat millet demek istiyom) yarari olacaksa gerekliyse hakkindan vazgecersin, tabiki oyle ota gule de hakkindan vazgecmelisin demiyom, artik herkes kendi hesabini du$unup karde$ini bo$verdigi icin belkide bu kadar cok daginigiz, toplum toplum olmaktan cikmi$ bireyler kendilerini du$une du$une, hakkindan vazgec derkende kaz mezar icine gir demiyoz :cici:
ha o birey haksiz nasil ya$icak derseniz onuda bilemem ama,
ben acikcasi hakkimi feda etmedim daha, cunku ya$adigim yerde pek hakkim oldugu soylenilemez, bunu kendi toplumlarinin yarari icin bana vermediler , yani insan haksiz da ya$iyo demek istedigim biraz kari$tirdim ama :o


yani demek istedigim o ki, gerekirse gercekten gerekliyse birey toplumu du$unmeli, birey toplumu du$unmezse, toplum bireyi du$unemez hale gelir, birey toplum icin hakkindan vazgeciyo ama toplum ona sahip cikmiyo diye gordum yanli$ hatirlamiyosam, i$te bunun sebebi toplumun icindeki bireylerin de toplumu du$unmediginden kaynaklanan bi durum, cunku toplum bireyden ibaret, her birey toplum, hakkini feda eden birey de toplumdan, hakkini feda etmeyende.
 
i$te o dereceye gelmi$izki artik birak milletimizi toplumumuzu du$unmeyi kendi ailemizi bile du$unmez olduk kendi yararimiz ugruna, bugun hakkndan vazgecen kendinden vazgecer demi$sin, toplum ugruna (ben toplumdan maksat millet demek istiyom) yarari olacaksa gerekliyse hakkindan vazgecersin, tabiki oyle ota gule de hakkindan vazgecmelisin demiyom, artik herkes kendi hesabini du$unup karde$ini bo$verdigi icin belkide bu kadar cok daginigiz, toplum toplum olmaktan cikmi$ bireyler kendilerini du$une du$une, hakkindan vazgec derkende kaz mezar icine gir demiyoz :cici:
ha o birey haksiz nasil ya$icak derseniz onuda bilemem ama,
ben acikcasi hakkimi feda etmedim daha, cunku ya$adigim yerde pek hakkim oldugu soylenilemez, bunu kendi toplumlarinin yarari icin bana vermediler , yani insan haksiz da ya$iyo demek istedigim biraz kari$tirdim ama :o


yani demek istedigim o ki, gerekirse gercekten gerekliyse birey toplumu du$unmeli, birey toplumu du$unmezse, toplum bireyi du$unemez hale gelir, birey toplum icin hakkindan vazgeciyo ama toplum ona sahip cikmiyo diye gordum yanli$ hatirlamiyosam, i$te bunun sebebi toplumun icindeki bireylerin de toplumu du$unmediginden kaynaklanan bi durum, cunku toplum bireyden ibaret, her birey toplum, hakkini feda eden birey de toplumdan, hakkini feda etmeyende.

oturdugun bina yıkılacak yerine avm yapılacak avm'de yüzlerce kişi iş sayibi olcak
ekmek parasını kazancak oturdugun konuttan vazgecermisin.toplumsal amac ugruna haklarından vazgecermisin gecmezsin Toplumu degil ailemizi bile düşüncek duruma gelmeşiz aynen ben kimsenin toplumsal ugruna haklarından vazgecegini sanmiyorum kendinizden yola cıkan diyinki ben su hakkımdan vaz gectim savundugunuz şeyi başta kendiniz yapmiş olunki savunabilin diyebilirim.
 
ben turkiyede olsam ba$ka konut arardim, evet bunu yapardim $ehzade,
benim bi ev ta$imama bakiyosa binlerin i$ bulmasi ben hic tereddut etmem,
ama tabi olaya 'banane ben evimden ta$inmam sirf bazilari i$ bulsun diye'
yonunden bakilirsa ben onlara hidayetten ba$ka bi$ey dileyemem,
ne demek ya binlerce aile ekmek parasi kazanacak, ben sirf 'evimi terk etmem!'
gibi basit bi kaprisle buna engel olmaya cali$icam, hayir bu boyle olmaz,
benzerini du$unmeyene merhamet edilmez, o i$ arayanlarin yerinde sende bende olabilirdik, evde oturanin yerindede i$ arayanlar, onlar ben evimi terk etmem!
deseler sen veyahut ben muhakkak ' ekmek parasi, ailemin rizki icin evini terk etmiyo '
deriz, ben derim en azindan.
Ama tabi bu boyle iki kelimeyle kabul edilcek bi$ey degil, baki$ acimiz yanli$,
topluma rahatça sirt cevirir hale gelmi$iz...
 
Sanırım yanlış anlaşılmışız. Biz böyle tepki göstermelerinin, insanların böyle davranmalarının bencillik yada sizin deyiminizle egoistlik olduğunu söylemedik. İnsanlar böyle yapmakta haklı. Mantıklı olan budur. Hala aynı şeyi diyorum, her şey savaş demek değil. Vatan millet söz konusu olduğunda tabi ki yapılan yapılır. Başka şeyleri diyoruz biz.

Kendi verdiğim örnekten gidersek, insanlar suyu kapatmıyordu bizde daha yukarıda oturanlar olarak biraz mağdur oluyorduk ama bende alçakta otursam belki bende böyle yapardım. Siz de böyle yapardınız, çünkü mantıklı olan bu. Su önemli çünkü. İçme suyu olarak demiyorum, içme suyu olarak zaten kullanılmıyordu ama temizlik için gerekliydi. İnsanlar da bunu gözden çıkaramıyordu ki çıkarmamalıydı da.

Bireysel haklar, öyle kolay kolay feda edilemez diyorum ben. Hangi birimiz bireysel hakkımızı feda ettik ki? Var mı örneği olan ? Feda etmeden konuşmak, her zaman kolaydır :)
 
ben turkiyede olsam ba$ka konut arardim, evet bunu yapardim $ehzade,
benim bi ev ta$imama bakiyosa binlerin i$ bulmasi ben hic tereddut etmem,
ama tabi olaya 'banane ben evimden ta$inmam sirf bazilari i$ bulsun diye'
yonunden bakilirsa ben onlara hidayetten ba$ka bi$ey dileyemem,
ne demek ya binlerce aile ekmek parasi kazanacak, ben sirf 'evimi terk etmem!'
gibi basit bi kaprisle buna engel olmaya cali$icam, hayir bu boyle olmaz,
benzerini du$unmeyene merhamet edilmez, o i$ arayanlarin yerinde sende bende olabilirdik, evde oturanin yerindede i$ arayanlar, onlar ben evimi terk etmem!
deseler sen veyahut ben muhakkak ' ekmek parasi, ailemin rizki icin evini terk etmiyo '
deriz, ben derim en azindan.
Ama tabi bu boyle iki kelimeyle kabul edilcek bi$ey degil, baki$ acimiz yanli$,
topluma rahatça sirt cevirir hale gelmi$iz...

Hayır Sen O evi terketmezsin Orda Annen Baban Yaşadi Anilarin Sevinclerin Hüzünlerin var
toplumsal yarar uğruna haklarından vazgecmek israilde filistinde gidip onlara destek olmak demek onları bu zülümden kurtarmak demek degil mi? Ama Savaşlari Örnek Veriyoruz Ucu bizi Dokununca Biz Dahil oluyoruz Toplumsal Yarar ugruna degil kendi canimiz icin gelecek icin yarin icin
alone. nin verdigi örnek cok güzel eger o suyu kaparsan kendin susuz kalırsın Bunuda Yapıcak delikanlı yok hemen hemen :) Belediyeler Ramazan'da erzak Dagıtıyor Fakirler icin Sıraya Bakıyorum Annesi girmiş kocası girmiş 4 cocugu var o girmiş Hep Bana Rab bana demişler birak birazda baskaları alsın Ama Sende haklısın Dogru demişissin topluma rahatça sirt cevirir hale gelmi$iz
 
sanirim bende yanli$ anla$ildim :kiki:
ben siz egoistlik dediniz demedimki egoistlik olur dedim ben dedim yani siz degil :d

bende zaten her onune gelen hakkini feda etsin demedim :o
gercekten gerekliyse dedim, tabiki oyle onune gelen her firsatta 'oh! ben hakkimi feda etmeliyim'
demeliyiz demiyom bende, insanoglu o kadar da saf degil, ne zaman hakkini feda etmesi gerektigini bilir, ben o belirli zamanlari diyom, sen mesela su ornegi vermi$sin yanli$ anlamadiysam alt zeminde oturan suyu kapatmiyo yukaridakine su gitmiyo dimi :o pek anlayamadimda (:
bu konudan baz alayim,
peki ya alttaki suyu hic kapatmamak yerine yukaridakiyle konu$up anla$saydi?
bo$yere hakkindan vazgecme gibi bi sorun olmazdi,
tabi bu tez dogru anladiysam i$ gorur eger yanli$ anladiysam k bakma, turkcem pek iyi denilmez :d

hangimiz hak feda ettikki demi$sin, hak feda edilmedende insan du$uncesini savunup konu$abilir,
tabi sadakat ispat ister, zamani gelince eger o ki$ide hakkindan vazgecemiyosa, dediklerinin bi degeri kalmaz zaten, ama bu dediklerininde yanli$ oldugu anlamina gelmez (:
 
bana soru sordun, evini terkedermisin diye, bende sana insan gibi cevap verdim evet terk ederim diye, lutfen benim verdigim cevaba beni benden iyi biliyormu$un gibi hayir terk etmezdin deme, cok kotu sinirime gidiyo. :pat:

anilarin ve hatiralarin buyuklugu binlerin i$ bulmasinin buyuklugunun yaninda zerre kalir, evet ikinci ornegindede haklisin, ama ne biliyon ben elimden geleni yapmiyom?
onlara yardim etmek illaki israile filistine gitmek degil, cani gonulden dertlenmek demek, alone bacinin ornegine cevap verdiydim ben az onceki postta :kiki:
erzaklar belkide yetmiyodu? belki ihtiyaclarini kar$ilamadigi icin girdiler?
onlari yargilayamayiz ne diyodu Peygamber (s.a.v) "Bilmiyorlar ELLAHim, bilseler yapmazlardi".
belkide onlarda bilmiyo? yada icinde olduklari durum oyle gerektiriyo, ben bu ornege cevap veremicem $ehzade k bakma, o imtihanla, açlik ve yoklukla sinanmmak cok zor, bilmedigim halde konu$amicam.


ve son olarak topluma sirt ceviri hale gelmi$iz diyon,
bu dogru bi$ey degil, defalarca dedim birey kendini harcasin demiyom ben, ama toplumada yuz ceviremeyiz, yarin bir gun de bize yuz cevirilir, insanligini kaybederse bi insan, merhametini, o toplumda ne i$e yararki?
ancak toplumu zehirlemeye i$ gorur, ve etkiledigi bireylerde o toplumun zararina i$ gorur, bunlarida hep hesaba almak lazim.
toplumdan banane deyipte ko$emize cekilemeyiz, davrani$larimizin bedelini kim çekicek ? zurriyetimiz etkilenicek bu durumdan, onun icin bana dokunmayan yilan bin ya$asin misali davranmamaliyiz. (:
 
KitKat Sinirlenme korkarım ama ben :(Ne biliyosun Elimden geleni yapiyorum demişsin Filistin ve israil icin ordakı huzurun saglanması yapıyorsan söylermisin bilelim Bugune kadar birey olarak ne yaptin toplumsal yarar ugruna benım verdigim örnek aç gözlülük toplumu düşünmemek bi eve 10 poşet erzak verilirse sonda kalanlar ne yapar ? Herkezın hakkı birdir Bana göre kımse Geride kalan toplumu düşünmez once kendini düşünür bu %98 böyledir.
 
$ehzadE arkadaşımız çok güzel bir yere değinmiş. Şu evine 10 torba yardım götürenlerle ilgili. Söylediğim konuya çok girmek istemiyorum ama bilindiği gibi çeşitli yardımlar var ve bu yardımlar herkes için var. İnsanlara sorarsan, maddi durumu iyi olsa bile "Benim durumum yok, şöyle böyle zor günler geçiriyorum" der. Çok az insan halinden memnun bu dünyada. Herkesin sıkıntısı kendine göre büyük sonuçta.

O evine 10 tane götüren baba da diyor ki "Benim durumum en kötüsü". Bu düşünce de ona göre 10 torba yardım almasının izahı gibi. Belki bunu dağıtıcı görevliler de görüyor ama adamın haline acıyıp ses etmiyorlar.

Ama ya o kuyruğun sonundakiler ? Farkında olmadan onların da hakları elinden alınıyor. Bunu dağıtıcıya sorsan der ki "Adamın hali kötüydü, yardım ettim." Toplumsal bir yarar sağlamış sonuçta. Durum böyle mi peki? Değil. Sırf toplumsal yarar olsun diye, sondaki adamı aç bıraktın sen, onun hakkını aldın.

O kuyruğa giren bir çok insanın durumu kötü. Kimse o rezilliği boşu boşuna çekmez yoksa. Normal haklar da böyle. Niye bir başkası için adam kendisi sefalet çeksin? Herkes tek değil. Şimdi KitKat beni de o tahtayla kovalama ama sende ileride evlensen, çocukların olsa bu kadar kolay terk edebilir misin evini ? O çocuklar senin eline bakıyor sonuçta, tek değilsin, düşünmen gereken çocuklar var. Neden haklarını feda edesin ki ?
 
yok korkma o kdr kotu degilim yahu :heyoo:
i$te bende diyom ya, sadece kendini degil karde$inide du$unucen diye,
bir eve 10 po$et erzak gidiyosa bu o evdekinin cimriligi yuzunden degilmi?
eger 5 yetiyosa oda toplumu du$unmeyen birey demektir, sadece kendisini kendi evlatlarini du$unup ba$kalarinin evlatlarini goz onunde bulundurmuyorsa, buda onun insanligina kalmi$, tabi boyle insanlar cogaldikca zaten bireyin haklari feda edilir edilmez konulari cikiyo.
Hic 'banane ondan' kelimesi cikmasaydi, herkes karde$ine deger verip kendi gibi gozetseydi, bugun bu kdr izdiham da olmazdi, senin dedigin gibi, o erzak dagitimlarinda mesela bi eve 10 po$et gitmezdi.


i$te yukarda ddigim gibi, maddi durumu iyi olan birey bile yardim aliyosa,
onun yuzunden ihtiyaci olan alamiyo, digerini du$unmuyorr buda daha cok ihtiyac sahibi cikariyo meydana,
tabi herkesin sIkintisi kendine gore buyuk, ama ihtiyaci kadar alsa o kuyrugun sonundakilerde rahatca ihtiyacini gorur, bunlar hep bencillikten doguyo.
o gorevlilerde sondakilerin hakkina giriyo, bi bireyi du$unup aciyip fazla vererek geriye kalan 10 bireyi harciyorlar, buda farkina varmadan
a$iriliga giriyo, bu toplumsal yarar degil bireysel yarar yapmi$ oluyo,
eger toplumsal yarar yapmak isteseydi, adamin durumuna gore gerekeni verip geri kalanida diger ihtiyaci olana verirdi.


yeni bir eve cikmakta ne var ben anlayamadim harbiden :dusun:
cocugum bile olsa, ben onlara bu 'hak hukuk' meselesini anlatirim,
cocuklari anneleri babalari yonlendirir hayata, eger ben onlara guzel ornek olursam onlarda ilerde karde$lerini arkalarinda birakip kendimden ba$kasi umrumda degil demezler, ve bu boyle devam ederse bir gun eminim bir gun insanlar aralarinda karde$lik hukukunu gozetecekler.


heheheh cok uzun oldu vallahi aklimdan geceni yazdim :kiki:
 
Örnek verelim POLİO diye bilinen bi cocuk felci hastalıgı var bunun tedavisi icin insanlar üstünde test yapılması gerekiyor diyelim bunun yan etkıleri olucak ama belki türkiyede deil dünyada 102121'lerce insanı kurtaracak bu deney başarili olursa ama başarisiz olursa bu ilacin yan etkileri olucak belkide sakat kalıcaksın toplumsal yarar ugruna haklarını feda edebilirmisin kendinizden yola cıkın :) ßu Devirde toplumsal yarar ugruna değil kişiler aileleri icin 1 mirasi bölüşemiyor ßirbirlerinin mallarına göz dikiyor büyükler ölünce 2 kardes mal kavgasına tutusuyor bırakın toplumu :) bugun haklarından vazgecen yarın kendinden vazgecer toplumu zaten birey olusturmakta kimse haklarını feda etmemeli vazgecmemeli.Cogu kişi kendini kurtarmak icin haklarınından vaz gecer ama bir başkası icin toplum icin kılını kıpıldatmaz.)

TOPLUMSAL YARAR UGRUNA BİREY HAKLARINI FEDA EDEBİLİR DİYENLER HANGİ HAKKINIZI FEDA ETTİNİZ
TOPLUMSAL YARAR UGRUNA BİTANE ÖRNEK VEREBİLİRMİSİNİZ ?

Verdiğiniz örnek biraz konu dışı olmuş. Ayrıca, bugün deneyler hayvanlar üzerinde de yapılabiliyor. Aile örneği ise yine tamamen yanlış, aile mirası bireyin hakkıdır evet, ama toplum bunda rol oynamaz burayı atlamışsınız!

Evet örnek vereyim hemen, Şahsen ben kendi, ekonomik özgürlüğümü ve düşünce hakkımı feda ettim, toplumda ki bireylerin canları yanmasın diye :)

Kızılayda onlarca insan, yeşilayda yüzlerce insan, akutta, bölgesel, ulusal deprem örgütlerinin hepsinde bireyler kendi haklarından vazgeçiyorlar, kafanızı kaldırın ve görün! :)


..
 
Kartalizm ;

Yazı fazla uzun olduğu için alıntılayamadım,kusura bakmayın. Ayrıca yazdıklarınızı okudum ama o ikisi konuşmanızın özeti niteliğindeydi.

Padişahın hakları kısıtlandı demişsiniz. Padişahın ki hak değildi , bunu sizinde bildiğinizi düşünüyorum. O bambaşka bir şey. O nasıl desek, ayrıcalık gibi bir şey. Ki konumuz da ayrıcalıklarımız kısıtlansın değil. Örnekten gidersek, bireyin padişahınki kadar geniş haklara sahip olduğu bir toplumu düşünemiyorum bile. Onlara hak demeyelim yani. Hak öyle olmaz :)

Önlemler konusunda da haklısınız. Ama kendiniz de dediniz, "o" bölgedeki barınma hakkı elinden alınıyor . Fakat devlet ona yeni bir yerde kısa süreli ve basit şartlarda da olsa, yer vermek zorunda. Komple çekip almıyor barınma hakkını. Yakın dönemdeki Van depreminde olduğu gibi. Devlet bu gibi kalıcı hakları kısa süreli de olsa tamamen alamaz. Zaten almamalı da. Kaldı ki diyelim ki aldı, bu bizim az önce konuştuğumuz şeye ters düşmez mi? Birey toplum için varsa, toplum da bu bireyi korumakla yükümlü değil midir?

Tekrar diyorum. Padişahın, Seraskerin, Vezir-i azam'ın yetki ve güçleri, hak değil büyük bir ayrıcalıktı. Öyle hak mı olur Allah aşkına :) Bizim bahsettiğimiz hak daha başka. Bunu sizde biliyorsunuz.

Bir söz vardı "Benim özgürlüğümün bitti yerde, başkasınınki başlar" diye. Burada da öyle bir durum var. Padişahın -sizin deyiminizle- hakları o kadar çoktu ki halkın haklarını kısıtlıyordu. Sizin dediğiniz gibi bazı kesimlere fazla ayrıcalık - ya da hak :) - vermek diğerlerinin hakkını kısıtlar, bu da kaosa yol açar. Şu sıralar haberlerde çok gördüğümüz olaylar da hep bu durumdan kaynaklanmıyor mu zaten ?

Ah ah, siz yanlış anlamışsınız, padişahın ki bir ayrıcalık değil! O na bu hakkı veren, yine toplumun kendisidir :) Örnek vereyim hemen, "Çöküş" Filmini izlediniz mi bilmiyorum, orada geçen bir diyaloğu aktarayım hemen.

General Bakan'a gelir ve der ki; o kadar insanı ölüme göndermek mantıklı mıdır?
Bakanın cevabı; bize bu yetkiyi insanlar verdi, şimdi bedelini ödüyorlar.."
Bilmem anlatabildim mi :)

Yazımın özeti değildi. Okursanız sizin diyaloglarınıza karşı olduğunu da anlarsınız :)

-------------------------------------

Devlet almıyor demişsiniz. Tokinin veya devletin deprem riskli bölgelerde, 5 katlık binaların yerine 2 katlı binalar verdiğini de sanırım biliyorsunuzdur :) Kaldı ki, 3 ailenin barınma hakkı elinden alınıyor! Buna dikkat edin :)

-------------

Yine söylüyorum, Serasker'in Padişahın hakları vardı ayrıcalıkları değil. Yine başka bir örnek vereyim :) Hz. Ali ile Muaviye'yi hepiniz bilirsiniz. Ora da ki halifelik, toplumun isteğiyle gerçekleşti. Daha sonra Muaviye bunu saltana çevirdi oğluna nakletti :) Burada da gördüğümüz gibi onlara o hakkı veren toplumun ta kendisiydi, ve kısıtlamalıydı!

-------------------

Ve dediniz ki;

"Bir söz vardı "Benim özgürlüğümün bitti yerde, başkasınınki başlar" diye. Burada da öyle bir durum var. Padişahın -sizin deyiminizle- hakları o kadar çoktu ki halkın haklarını kısıtlıyordu. Sizin dediğiniz gibi bazı kesimlere fazla ayrıcalık - ya da hak :) - vermek diğerlerinin hakkını kısıtlar, bu da kaosa yol açar. Şu sıralar haberlerde çok gördüğümüz olaylar da hep bu durumdan kaynaklanmıyor mu zaten ?"

Bura da benim görüşümü savunmuşsunuz :) Yani kendinize ters düştünüz. Evet Padişahın hakları çoktu ve kısıtlanmalıydı, toplum eğer kısıtlasaydı ki TBMM'de bunu görüyoruz, toplum yararına bireyin hakları kısıtlanmış olmayacak mıydı? Evet haberlerde görüyoruz, neticede toplum bireyin haklarını kısıtlamadığı zaman bu sorun ortaya çıkıyor :)



...
 
$ehzadE arkadaşımıza katılıyorum, her şeyi savaşa bağlamak yanlış. Savaş zamanı, tüm doğrular tepetaklak olur, seferberlik durumları çok farklıdır. Günümüzdeki örneklere de bakmak gerekir.

Toplum denilince akla sadece kendi ülkemizi ya da başka ülkeleri getirmek de tam anlamıyla doğru değil. Bireylerden oluşan kitlelere de toplum denir. Bunu bir örnekle daha da açalım.

Aranızda Ankaralı varsa bilirsiniz, bir süre önce yazın su sıkıntısı sorunu vardı. O yüzden de sular tüm gün gidip, akşam belirli saatlerde veriliyordu. Ankara da düz bir yer değil sonuçta. Yüksek, alçak yerleri var. Yukarıdaki bölgelere de suyun gitmesi zaten sıkıntı. Ancak durumu daha da sıkıntılı yapan, alçak yerlerdi. İnsanlar, ihtiyaçları kadar suyu aldıktan sonra bile hala su tüketmeye devam ettiklerinden dolayı benim gibi yüksek yerlerde oturanlara su ancak gece yarısına doğru geliyordu.

Çünkü insanlar korkuyordu. Su tekrar gidecek, susuz kalacağız, susuz kalırsak ne yaparız diye. Toplumsal yarar uğruna, kendi kişisel haklarından feragat etmiyorlardı.Belki bende alçak yerlerde otursam, bende suyu erken kapatmazdım. Su hayat demek çünkü. Su her alanda gerekli. Kişisel haklar da böyle işte.


İki - üç post önceye bakarsanız, demiştim ki; toplumu sadece kendi ülkenizde almayınız.

Ayrıca toplumu kendi ülkenizle almayın deyip, Ankara örneğini vermenizde çok manidar olmuş! :)

Savaş zamanı ve seferberlikten bahsettiniz. Allah aşkına yahu, zaten olağanüstü hal veya durumlar olmadıkça birey hakları neden kısıtlansın? Hadi bir örnek vereyim, bilindiği üzere İstanbul'da köprü deniz yolları, hava sahaları vs vs bir çok yer inşaa edildi. Orada ki insanlar da vazgeçtiler kendi ulaşım haklarından, daha sonra toplumun yararına olacağı için.

Siz hiç mi gönüllülük diye bir şey duymadınız? Gönüllülük nedir? İnsan kendi toplumuna fayda etmediği sürece sizce gönüllü olabilir mi? :)

İkinci dünya savaşı sırasında, Stalin'in kendi üst düzey Subayları'nı ihanetle suçlaması nedeniyle asmasının temel sebebi, ülkenin o savaştan toplum yararına, çok az kaybı olarak çıkmasıydı ve neticede Subaylar, yani insanların hakları ellerinden alındı.

Osmanlı devletinde suç işleyen bireyin topraklarına ve mallarına el konurdu. Bunun nedeni toplumsal faydadır tamamen! Bir daha olmamasıdır! Bunu da bilirsiniz :)

..
 
oturdugun bina yıkılacak yerine avm yapılacak avm'de yüzlerce kişi iş sayibi olcak
ekmek parasını kazancak oturdugun konuttan vazgecermisin.toplumsal amac ugruna haklarından vazgecermisin gecmezsin Toplumu degil ailemizi bile düşüncek duruma gelmeşiz aynen ben kimsenin toplumsal ugruna haklarından vazgecegini sanmiyorum kendinizden yola cıkan diyinki ben su hakkımdan vaz gectim savundugunuz şeyi başta kendiniz yapmiş olunki savunabilin diyebilirim.

Eğer siz toplumu değil ailenizi bile düşünemeyecek duruma geldiyseniz, afedersiniz bu sizin sorununuz :) Bizim tam 50 metre yakınımızda, Avm, Sağlık ocağı vb şeyler yapıldı. İnsanlar orada ki özel mülkiyet haklarından vazgeçtiler. Ve şuan takır takır o yerleri kullanıyorlar.

Savunduğumuz şeyi yapıyoruz evet! Örneğin zekât veriyoruz. Kendi ekonomik özgürlüğümüzden feragat ediyoruz. Ama topluma bi' kazancımız var.


Eğer toplumuna veya milletine fayda sağlayamayacak bir düşünceye ulaştıysanız, vay milletin haline!

 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri