Çevremizde kimsenin göremediği, ihtiyaçlarını karşılayamadığı, hayatta kalmak için birbirlerini çekinmeden harcadıkları bir dünya düşünün ?
Arabasının direksiyonunda trafik ışığının yeşile dönmesini bekleyen bir adam ansınız kör olur... Hikayede böyle başlar...Ardından körlük salgını bütün ülkeye yayılır. Ne yönetim kalır ortada ne de düzen. Tam bir kaos ortamı oluşmuştur...
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Görebilmenin kıymetini fark etmemizi sağlayan güzel bir kitap. Fiziksel körlük anlatılmış gibi dursa da asıl anlatılan duygusal körlüktü bence
Okurken yaşar ya insan kitapları, bu duyguyu en yoğun hissettiğimi kitaplardan biriydi. Sanki oradaydım ve her an kör olabilirdim.
...
Kitap diliyle, akıcılığıyla, betimlemeleriyle harika bir anlatım sunuyor. Başlarda konuşmaların sadece virgülle ayrılması, karakterlerin isimlerinin olmayışı, paragraf yapılmayışı, düz bir metin olarak yazılmış olması garip gelmişti ancak karakterleri tanıyınca hiçte zor olmadı okumak.
Şuraya sizler için birkaç alıntı bırakalım
...
“Her hareketimizden önce bütün sonuçlarını tahmin etmeye çalışsak, bunları ciddi olarak düşünsek, önce kesin sonuçları, sonra olası sonuçları, sonra rastlantısal sonuçları, daha sonra da hayali sonuçları düşünmeye kalksak, kımıldayamayız bile, tek bir adım atamayız.”
...
“Herkesin bildiği gibi, kötülük, daima en kolay yapılan şeydir.”
...
“Kavga da her zaman için az çok bir tür körlüktür.”
...
Kesinlikle sizlere önerebileceğim harika bir kitaptı..