Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
"Ruhumun bir parçası olan küçük eserimin gördüğü rağbet hakkında ancak şunu söyleyebilirim: Eserin İngilizcesi, şimdiye kadar on kere basılmıştır ve Avrupa'da on ülkenin diline çevrilmiş olduktan başka Uzakdoğu dillerinden Japonca ve Hintçeye de tercüme edilmiştir.
"Esere karşı gösterilen...
Tapınaklar yıkılmıştır.' İnsanoğlu İsa', Golgota'daki acı yeşil kırlara ve sonsuz topraklara bakmaktadır. Kurtulmuş dünyayı gördüğünde bitecektir acıları. İsa, bir mesih ve peygamberdi, ama aynı zamanda Nasıra'dan yola çıkmış bir insandı. İşte Cibran, İsa'yı insan olarak, bir ozan, bir bilge...
Cibran gençliğinde dünyayı kusursuz ve kötülüklerden uzak bir yer olarak tasarladı. Resmettiği yer kederlerden uzak, neşeli bir dünyaydı, kusursuzluğunu cehaletin bozamadığı aydınlık bir dünyaydı, batıl inanışları reddeden akıllı bir dünyaydı. Tasarladığı bu cennette adalet ve bilgelik...
"Ey aşk, ey soylu eliyle,
gökçe eliyle
arzularıma gem vuran,
ve benim açlığımı, susuzluğumu
onura ve ağırbaşlılığa
dönüştüren Tanrı soluğu,
izin verme, ne olur, izin verme,
zayıf benlimi ayartan
içimdeki gücün,
katılığın ve direngenliğin
ekmek yemesine, şarap içmesine." diyen Halil...
Bu dünyadan göç etmiş olan insanların, geri kalanlara öğütlerini öğrenmek ister misiniz? Nasıl mı? Geride bıraktıkları acılı yürekler aracılığıyla. Mezarlar Ne Söyler? kitabında okuyacağınız hikayelerde sizinle konuşanlara kulak verin. Öğreneceğiniz yeni şeyler olabilir.
Ağaçların arasından...
Evim bana diyor ki, “Beni bırakma, geçmişin burada yatıyor.” Yol bana diyor ki, “Gel, takip et beni, çünkü geleceğin bende.” Ben ise hem evime, hem de yola diyorum ki, “Ne geçmişim var, ne de geleceğim. Eğer burada kalır isem, kalışımda bir gidiş; ve eğer buradan gider isem gidişimde bir kalış...
Kardeşlerim, aziz kardeşlerim benim, Aşağıda yaban mersini koruluğunda Bir genç kız dans ediyor aya karşı, Saçlarında binlerce çiy yıldızı, Ayaklarında binlerce kanat.
Halil Cibran’ın 2. eseri olma özelliğini taşıyan kitap aynı zamanda yazarın sanatının gelişmesinin de habercisidir. Eseri farklı bir tarzla kaleme alan yazarın anlatımda sergilediği ustalık okuyucuyu derinden etkiliyor. Neyin habercisi olduğunuza karar verme zamanı…
“Gerçek olan şu ki:
Biz her...
Cibran'ın en sevilen yapıtı Ermiş'in devamı olan Ermişin Bahçesi, yazarın ölümünden sonra, 1933'te yayımlandı. Ermiş'in sonunda on iki yılını geçirdiği Orphalese kentinden ayrılarak denize açılan El Mustafa, doğduğu adaya, annesiyle babasının ebedi uykularına daldıkları bahçeye döner. Uzun bir...
Cibran’ın 1912’de yayımlanan romanı Kırık Kanatlar, Arap dilinde yazılmış ilk romanlardan biridir aynı zamanda. Selma Karami’yle Cibran olduğu tahmin edilen genç adamın imkânsız aşkının hikâyesi, pastoral şiir tadında bir aşk itirafıdır. Cibran bu içe işleyen metinde, Arap edebiyatında ilk kez...
Ulak Yayıncılık olarak, titiz bir çalışmayla Halil Cibran dizisini yayınlamaya devim ediyoruz. Halil Cibran'ın Aforizmalar'ı, O'nun derinliğini tam yansıtmasa da, bütünselliğini ortaya koyan bir eser.
Halil Cibran bizden biri olmasına rağmen, bu ülkenin kitap okurlarının çok yakından tanıdığı...
İnsana ait olan tüm çelişkileri, insanların günlük yaşantıları üzerinden bir mırıldanma, bize her gün anlatılan bir masal gibi yazan Halil Cibran, hayatın sıradan olaylarını tarihin imbiğinden süzerek ve seçerek anlatır. Yaşamda bir rehber arayanların yalnız olmadıklarını, ebedi arayışın hiç...
Azize tekrar söz söyleyerek : "Bize akıl ve hırstan bahset" dedi. O da cevap verdi:
Ruhlarınız nice nice zamanlar bir harp sahnesidir ve burada aklınız ve muhakemeniz hırs ve şehvetinize karşı savaşlara girer. Elimden gelseydi, ruhunuz içinde barış sağlamak, unsurlarınız arasındaki ahenksizliği...
Dün gece yeni bir mutlu olma yolu keşfetmiştim. İlk sefa sürüşümde bir melek ve bir şeytan palas pandıras geldiler. Evimin kapısının önüne dikelip yeni keyfim hakkında tartışmaya başladılar. Birisi “Bu bir günah!’’ diyerek yakındı, diğeri “Bu bir erdem!
Lazarus ve Sevgilisi adlı oyun, özel bir dinleyici topluluğuna okunduğu sırada Cibran 46 yaşındaydı.
Hayatının önemli olaylarını geride bırakmıştı.
Ermiş'in bütün dünyaya yayılan hayranları sabırsızlanıyordu.
Ve O, öleceğini biliyordu..
Özgürlük tahtı önünde ağaçlar, meltem dokunuşuyla titriyorlar. Özgürlüğün heybeti karşısında güneş ve ay ışığıyla seviniyorlar. Serçeler, özgürlüğü işitmek için ötüşüyor, çiçekler özgürlük ortamında nefeslerinin kokusunu yayıyor... Yeryüzündeki herşey, özgürlük şeref ve sevinciyle dolu tabiat...
Kavşakta rastladım ona. Bir harmani ve bir asadan başka bir şeyi yoktu. Yüzünde bir hüzün örtüsü; selamlaştık. "Evimi onurlandırın, misafirim olun." dedim ona.
Benimle geldi. Karım ve çocuklarım kapıda karşıladılar bizi. Onlara gülümsedi. Onlar da hoşnut oldular bu Tanrı misafirinden.
Sonra...
Nasıl aklımı kaçırdığımı soruyorsunuz. Açıklayayım: Tanrıların birçoğu tezahür etmeden çokça zaman önce günün birinde, derin bir uykudayken bir anda gözlerimi açtım ve kendi kendime biçimlendirip hayat verdiğim, yedi yıldır yanımdan ayırmadığım maskelerimin çalınmış olduğunu gördüm. Ve kalabalık...
Bir gün, güzellik ve çirkinlik bir deniz kıyısında karşılaştılar ve dediler, 'haydi denize girelim.' Giysilerini çıkartıp suda yüzdüler. Bir süre sonra, çirkinlik kıyıya dönüp, güzelliğin giysilerine büründü ve yoluna gitti. Güzellik de denizden çıktı, kendi giysilerini bulamadı; ama çıplak...