ZUZUMBİLESİ

  • Kullanıcı EkSen
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forumsal - Yaşamdan Kesitler
Konu sahibi son olarak 43 gün önce görüldü
Babam imam. O gece eve geldiğinde pek telaşlıydı. Onu bu konuda çok uyarmıştık, ama insanlar başı dahi ağrısa okunmak için babama gelirlerdi. Yine o günlerde bize gelen bir kadın vardı İstanbul’dan gelmişlerdi, gayet normal görünen bir kadın olsa da sürekli boş boş biryere odaklanır ve kendi kendine Arapça konuşup dururdu.
Babam buna bir şeyler okuduğunda ise gözleri kızarır çığlık atıp bağırmaya başlardı.O zamanlar her şey normal gibi duruyordu. Sonra babam 21 Ağustos gecesi eve geldi ve o kadar aceleciydi ki “Tayin alıcam” dedi “Müftülükten münhal kadro sordum beni tayin edecekler, 15 güne orada başlayacağım ama yarın hazırlanın gideceğiz” dedi.
Dediği gibi de oldu, annem önemli eşyalarımızı hazırladı sadece, evdeki eski koltuklarımızı bile babam bırakmamızı ve acele gitmemiz gerektiğini söyledi.
Annemle gizli gizli konuşurlarken duydum, annem; babama; “Bu işlere bulaşmasaydın keşke” diyerek ağlıyordu. O gece hiç kötü alışkanlığı olmayan ve başını yastığa koyduğu anda uyuyan babam; geceyarısına kadar ışıklar yanık, oturup sigara içiyordu. Hiç babamı böyle görmemiştim sürekli düşünüyordu ve ağzı sürekli bir şeyler okuyup evin içine üflüyordu.
Gece sabaha karşı uyandım su içmek için kalktım ve mutfağa yürüdüm. Mutfağımızın camı, buz dolabından tam açılmazdı yarısı açılırdı, ışıkları açtım, tam karşıda küçük bir çocuk oturmuş beni izliyordu. O anda rüyada olduğumu sandım, insanın aklından o kadar şey geçiyordu ki, sanki kilitlendim ağzımı dahi oynatamıyordum kas katı kesildim, bağıramıyorum gözlerimi bile kırpamadım.
Sonra o çocuk birden kayboldu, ben hala konuşamıyorum ama yürüdüm geveleye geveleye konuşurken babam sesime uyanmış hemen yanıma geldi, anlamış olacak ki bir şeyler okudu kolonya sürdü yüzlerime, koklattı ne gördün dedi ve gördüklerimi ona anlattım.
Babam ağlamaya başladı o kadar sessiz ve içtendi, gözleri öyle acınası durumda bakıyordu ki ne diyeceğimi bilememiştim. Babam beni sabaha kadar okudu ben hala gördüğüm şeyin gerçekliğinden emin değildim. Babam beni okurken ben uyumuşum sabah uyandığımda babam yanımdaydı, annem uyanmış çamaşırları dürüyordu, babamın dizinde uyandım.
Çocukluğumdan beri bir kere bile yatmamıştım, ama koca bir herifken bunu babam bana yapmıştı. O dönem üniversite de 2 sene okumuştum yeniden başka 4 senelik bölüm okumak için çalışıyordum.
Uyandım babam yanaklarımı okşadı iyi olup olmadığımı sordu ben dünkü hadiseden hala emin değildim ve rüya mıydı acaba diye babama sordum, babam birşey demedi daha görmezsin dedi, boynuma takmam için bir muska yapmış dışını da güzelce poşet ile sarmış, boynuma asmamı istedi, bende astım.
 
Sakın çıkarma dedi bende zaten korkuyordum çıkarmaya cesaret edemezdim.Babamla beraber eski evimizi kilitleyip, yeni köyümüze gitmek üzere arabaya bindik, o zaman toros marka arabamız vardı, hep birlikte binip yeni köyümüze gittik.
30-35 kilometre mesafede ama şehre daha uzak, imamlar şehre yakın yere inmek ister ama biz dahada yükseliyorduk. Köye vardığımızda köyde kimse yoktu, çünkü yayla olan bir yerdi, artık orasının insanları yazın gelir kışın giderler kalan hane sayısı 4-5 kişi anca olurdu.
Gittiğimizde kimse yoktu, babam muhtarın telefonunu buldu, muhtar, imam evinin anahtarını getirdi, adam iyi birine benziyordu ama biraz tuhaf davranışları vardı. Evi temizlemek için teyzemler anneannemler geldiler, ev zaten küçüktü akşama kadar bitmişti, akşamda eşyalarımızı taşıdık artık apar topar bir şekilde yeni bir hayat kurmaya çalışıyorduk.
Eve taşındığımız akşam televizyonun çanak antenini falan da kurduk. Saat 12 civarlarıydı, artık yatma zamanı gelmişti. Ama uyumaya niyetimiz yoktu.
Annem ekmek olmadığı için getirdiğimiz un ile sabah için ekmek hamuru yapıyordu. Ben ise televizyonun kanal ayarlamalarını yapıyordum. Babamın gözlerinde korku vardı; o da bir kitaptan bir şeyler yazıyordu, bir yandan da bir hoca ile telefonda konuşuyordu.
İlk gecemizde her şey normaldi, sabah kalktığımızda da babamda normal gibiydi annem hep endişeliydi ama neler olduğunu herkes az çok biliyordu, kimse birbiri ile bu konu hakkında konuşmuyordu. abam gece yazdığı muskayı sabah anneme verdi ve annemde evin kapısının girişinde tahtanın altına sıkıştırdı.
Bir sonraki gece hiç unutamam hava çok sıcaktı o yüzden tüm kapılar açıktı. Bir de evin çatısı yoktu üstü normal betondu bu yüzden hava çok sıcak oluyordu. Tam karşımda ise perdesi olmayan pencere vardı.
Camın önünde birileri vardı ama olduğumuz yerde bizden başka duran birkaç hane vardı onlarda yaşlı insandılar, gecenin o saatinde orada kimse olamazdı.
Babamı uyandırdım kalktık babam görünce; Este… züebu… dedi, bir anda karşıdaki şeyler yok oldular, yani bildiğin buhar olup uçtular. Babam hemen telefona sarıldı bir adamı aradı adamlar 2 saat sonra bizim kapımıza geldiler; sakallı bir hoca ve yanında damadı vardı, köyün girişine kadar geldiler.
Hocayı almak için elimizde fenerler ile yola indik annem de camdan bize bakıyordu sokak lambalarında bir tuhaflık vardı senkronize olarak yanıyordu.
 
to be continued..
 
Babam hızlı ol dedi, bu da benim daha da korkmama sebep oluyordu. Arabanın ışıkları etrafı aydınlattı fenerleri söndürdük. Ama hoca arabadan inmiyordu. Sakalları bembeyaz uzun ve beyaz giyinmiş bir hocaydı. Belki adını duymuşsunuzdur; Rıdvan Hoca diye biridir yer söylemeyeceğim ki yanlış olmasın.
Rıdvan hoca inmedi arabadan damadı indi selamlaştık ama hoca hala inmiyordu, babam kapısını açmaya gitti hocam buyurun dedi. Hoca bir şeyler okuyordu bizde bozmadık 5 dakika kadar hocanın ağız mırıltılarının bitmesini bekledik. Bittikten sonra hoş bulduk deyip selam verdi.
Arabadan iner inmezde bana baktı ve bana okumaya başladı o anda bayılacak gibi oldum, ama nasıl bir his, kalbim yerinden çıkacakmış gibi oldum. Hoca babama bir şeylerfısıldadı babam bana baktı o an gözlerinde bana olan üzüntüsünü gördüm. Neler oluyordu ben ne yaptım da bunlar oldu hiç anlamış değildim.
Hoca ile eve doğru yürümeye başladık. Eve yaklaştığımızda evin ışığında sanki içeride dans ediliyormuş gibi gölgeler dolaşıyordu, yüzlerce gölge duvarlarda dolanıyordu. Babam hemen anneme seslendi gecenin bir yarısı etrafta bizden başka kimse yoktu.
Babamla koşarak eve gittik eve girdiğimizde annem bahsettiğim odada normal bir şekilde oturuyordu, bizi hiç duymadığını söyledi ama bu imkansızdı, eve girdiğimizde gölge falan kalmamıştı.
Hoca ile damadı da arkamızdan yavaş yavaş gelmişler içeri girdi ve hoca girer girmez kapıdaki muskaları çıkar başka bir şey yazacağım dedi. Daha muskalardan kimse bahsetmemişti. Babam hiç şaşırmamıştı bile tamam hocam dedi.
Hoca evi okudu kapı eşiklerine muskalar koydu. En son oturduk annem çay yaptı gecenin o vaktinde, oturduk biraz en son bu delikanlıyı da okuyacam dedi, beni karşısına aldı bana abdestin varmı dedi yok dedim abdest al dedi, ama gitmeye korkuyordum.
Babam benimle banyoya geldi babamda abdest aldı. Hoca beni yere oturtturdu o koltukta oturdu, sonra bana sıkışırsan bana söyle dedi, anneme de bana su bardağı vermesini söyledi, bir tanede iğne istedi ve okumaya başladı.
Hoca önce sessizce bir şeyler okudu ve boynundaki muskayı çıkar dedi. Muskayı çıkarınca sanki dilim geriye doğru kaçıyordu, boğulacakmış gibi oldum. Hoca da o anda dilinde bir tuhaflık olursa söyle dedi, ben dilimdeki tuhaflığı daha kötü olmadan söyledim, su iç dedi ve okumaya devam etti.
Hoca okudukça sanki etraf gözümde kararmaya başladı sanki bir noktaya odaklanınca gözünü kırpmazsan zamanla ortalık kararırya. (isteyen bunu deneyerek yaşadığım şeyi anlayabilir) artık gözlerim tamamen karanlığa gömülecekken elime batan iğnenin verdiği acı ile tık diye kendime geldim.
 
Ben o an uyumuştum bunu sonradan düşündüğümde anlıyorum. Hoca kanını em dedi kanımı parmağımdan emdim sonra okumaya devam etti, abdestimde bozulmuştu. Hoca tekrar okumaya devam etti, ben gözüm kararacak gibi olunca hocanın elini sıkıyordum.
Annem başımda su veriyor sürekli, gözleri kıp kırmızı olmuş anneminde öylece bana bakıyordu. Anneme bakarken hoca kafamı kendisine doğru çevirdi gözlerime baktığını hatırlıyorum sadece…
Hayatımda yaklaşık bir 7 saatlik bir bölüm yok oldu, bildiğin yok oldu. Hiç hatırlayamadığım bir 7 saat.. Gündüz olmuştu uyandım kimse yoktu etrafımda, babam daha göreve başlamamıştı. Annemin de yanında yan komşu yaşlı teyze vardı oturuyorlardı, uyandığımda dünü hatırladım ve sadece hocanın gözlerime son bakışı aklımdaydı. Bayıldım sandım ben demek ki hatırlamıyorum diye düşünüyordum.
Dışarı çıktım evin kapısından, çıktığımda doğrudan merdiven var dört tane basamağı olan, merdivenleri indim, evin önünde oturaklar vardı, hoca ve babam oturuyorlardı, kapıda araba yoktu damat gitmişti.
Elimde bir acı hissettim, sağ orta parmağım delik deşik olmuştu, resmen parçalanmıştı. Babamın yanına gittim, babam bana baktı hemen ayağa kalktı, ne oldu oğlum ne oldu sana böyle ahlar vahlar çekti ama ben en son hocanın gözlerini hatırlıyordum sadece.
Hoca bana hiç bakmadı, selam verdim almadı. Bana neden böyle yaptığını düşünüyordum, meğerse beni gördüğü anda beni okumaya başlamış, bitirdikten sonra selamımı aldı.
Dün bizi iyi hırpaladın imamın oğlu dedi gülerek, ben babama baktım babam da bir şeyler okuyordu o sıra, herkesin ağzında bir mırıldanmadır gidiyordu.
Hoca anlattı ki ben gözünün içine baktıktan sonra hocaya küfürler saydırmışım, demediğimi bırakmamışım. İşin enteresanı ise ben ben bunların hepsini Arapça söylemişim.
Hoca parmağına batırmadık iğne bırakmadım oğlum ama bu mahlukatlar kabilesinden, babanın yaptığı hatayı şimdi sen çekiyorsun dedi, babamla göz göze geldiler.
Bir süre daha durduktan sonra Hocanın damadı geldi ve köyden ayrıldılar. Babama beni yalnız bırakmamaları konusunda birçok telkin vermiş olacak ki babam nereye gitse sende gel diyordu. Aslında hayatımda buraya kadar her şey normaldi…
 
new episode every thursday..
 
Hocanın gittiği gece hepimiz aynı odada yatıyorduk, camlar kapalı perdeler çekili evin ışığı yanıyordu ama annemlerde uyuyorlardı yerlerede yatak sermiştik.
Ben koltukta yatıyordum annemle babam yerdeki döşekte yatıyorlardı. Gece herkes uyuyordu ben uyuyamadım ne yaptıysam dalamadım uykuya, ışık gözüme çok geliyordu kalktım ışığı kapattım hava zaten aydınlanacaktı 2 saate diye düşündüm.
Yattım uyumuşum ki normal olmayan bir rüya gördüm, babamın eski görev yaptığı köydeki evdeydim hava kıp kırmızıydı sanki güneşin önüne bir şey koymuşlar da gece lambası gibi olmuştu ama güneş batmak üzereydi.
Derenin kenarında dolaşıyordum ve arkası bana dönük davul zurna oynayan birilerini gördüm ve burası bir dere kenarıydı… Burada düğün mü olur diye gittim.
Küçücük bir ışık ve etrafında binlerce kişi dönüyorlardı ama puslu kimseyi seçemiyorum bende uzaktan izliyordum. Bir anda içlerinden biri beni arkası dönük fark etti ve hepsi durup bana baktılar. Yüzleri var ama görünmüyor sadece başlarının olduğunu seçebiliyordum hepsi bu…
Bana doğru yürümeye başladılar, o an uyandım ve yattığım yerde değil diğer annemlerin yatak odasındaydım. Uyandığımda perdeler açıktı…Dışarıdan vuran güçlü bir ay ışığı vardı ve camdan gelen ışık yeri aydınlatıyordu.
Yanı başımda oturan bir kız çocuğu vardı benim yatağımın başındaki yastık koyduğum tahtada bana bakıyordu, gözleri ateş gibiydi kıpkırmızı, unutamam o gözleri bana bakıyordu ama hareket etmiyordu.
El… s… eh… diye bir ses duydum, gözlerimi pencerenin önüne çevirdim, sadece hareket eden gözlerimdi tüm vücudum kilitlenmişti ağzımı bile oynatamıyordum. Pencerenin önünde 3 tane zayıf, sıska şerliler vardı. Biri kadın gibi vücudu öyle görünüyordu, diğer ikisi aynı boyda ve aynı sıskalıkta saçları küt küt yüzleri çok zayıftı ve gözlerini bana dikmişlerdi.
İçimden dua okuyacaktım zinneküm dedi sağ taraftaki şerli varlık Arkalarından vuran ay ışığı onla rı tamamen gölge gibi gösteriyordu ama onların da gölgeleri yere düşüyordu. Bunlar gölge olamazdı karşımda duruyorlardı.
Sıska olanlardan biri başını kaldırdı diğer üçünün başları önüne, yere bakıyorlardı. Başımdaki çocuğu göremiyordum onlara odaklıydım ve hareket edemiyordum.
Sıska olan bir adım öne attı gölgesi üzerime düştü o an gözlerinden resmen alevler çıkıyordu. Ağzımı hareket ettiremesem de içimde dua okumaya yeltenir yeltenmez elini bana uzattı, La (Hayır) dedi, o an dilimde kilitlendi sanki, dua da okuyamaz oldum, 3 kere “Lime lime lime” (Neden) dedi.
Ben Arapça bilen biri değilim o an söylenenleri nasıl anladığımı bilmiyorum. Bana soruyu sorduktan sonra ben çözüldüm, normaldim, yataktan sıçradım ama yataktan ayağa kalkmadım nedendir bilmiyorum onunla konuşmak istedim, hiç bilmediğim Arapçayı onlar gibi konuşmaya başladım, ona bakarak Mâ ismuk (Adın ne) dedim..
T. Ç. dedi, diğerleri de başlarını kaldırıp bana baktılar ben o an bir şey yapmalarından korktum hemen ayağa kalkıp odanın ışığını açtım. Sadece ayakta durdukları yerde kül gibi beyaz kahverengi arası bir yığın vardı.
Koşup çığlık atarak babamların yattığı odaya koştum. Babam sesime irkilmiş olacak ki oda ne oldu ne oldu diye bağırdı, gel dedim elinden tuttum odaya götürdüm annemde geldi, yerdeki küller hala duruyordu, babam zaten hemen anladı olayı, muskan nerede dedi muskam boynumda yatmıştım ama nedense boynumda değildi. O muska hiçbir yerde değildi.
O gece ben yatığım yataktan yatak odasına giderken her ne oldu ise o sırada çıkmış olmalıydı ama onu hiç bulamadık. Sonra annem su içirdi damağını çek falan dedi Ne olacak böyle falan derken babam o akşam bize olanları anlattı.
İstanbul’dan babama kendini okutmaya gelen kadına musallat olan şerliler varmış, kadında bu yüzden geliyormuş bize, kadın bayıldığı zaman babam ondan çıkan şerlilerinin eve dağıldığını, ama onları evden asılan muskalarla çıkacağını düşündüğünü söyledi. Tabi çıkacaklardı belkide, o muska onlara ızdırap veriyordu ama o gece yaşanan başka bir hadise olayı bu duruma getirmişti.
Peki neydi o hadise bunları neden ben yaşıyordum…
Gün ışımıştı babam sabah namazını kıldı sende kıl dedi, beraber sabah namazını kıldık camide, sonra yine oturduk babam bana muskayı bulamadığımız için başka bir tane muska yazdı, sakın haricen çıkarma bir banyo ve tuvalete girerken çıkar dedi.
O gün akşama kadar normaldi, babamla camiye gittik oturduk, köydeki diğer insanlarla tanıştık, onlara yaşadıklarımızdan asla bahsetmedim bizi deli sanmasınlar diye.
Annem de biz yokken evde durmuyordu, evin önünde depo vardı yol ile aynı hizada onun üzerinde etrafı izlerdi yada tarla vermişlerdi anneme, daha doğrusu imam evinin tarlası vardı oradan ekip dikebilecektik annem de onlara bakmaya gidiyordu.
 
Geri