Zorun Başarılması

Konu sahibi son olarak 1008 gün önce görüldü
Zorun Başarılması

Çalışma odası darmadağınıktı.
Ders kitapları tek doğrultuda, defterler tek doğrultuda, ansiklopedi ve yardımcı kaynaklar da farklı farklı yerlerdeydi.
Fatmanur’un kafası da odası gibi darmadağınıktı.
Okumayı ve ders dinlemeyi seven tek talebe olduğu halde, çalışma metodunu tek türlü geliştirememişti.
Birçok şeyi inşa etmek istiyor ama tek türlü kendisini motive edemiyordu.
Anne ve babasının ilgisine karşın dağınıklığını tek türlü üstünden atamıyordu.
O gün yeniden ders çalışmak için odasına girmişti.
Bir bölüm derslerin kendisine göre ehemmiyetsiz olduğunu düşünerek, ders çalışmaya başlamıştı.
Gözleri kitap satırları arasında gezerken, kafası tamamiyle farklı yerlerdeydi.
Bu hayal aleminde, gezintisinin ne kadar sürdüğünün farkında değildi ki, tek anda odasının kapının çalınmasıyla kendisine geldi.
İçeriye sınıf dostu Merve girmişti.
Dağınık ortamı gören Merve;
-Herhalde zamansız ziyaret ettim, rahatsız ettiysem özür dilerim.
Fatmanur derhal yerinden doğruldu, elindeki kitapları masasına bırakarak;
-Merveciğim iyi ki geldin ben de hiç ders çalışma isteğim yoktu, bir miktar konuşuruz.
-Esasında ben de yarınki imtihana birlikte çalışırız diye gelmiştim.
-Bu ders oldukça önemli sayılmaz, ayrı olarak bu ortamda ruhum sıkılıyor.
Merve odanın içine şu şekilde tek göz attıktan sonra;
-Fatmanur istersen evvel şu odayı tek toplayalım.
Kitapları, defterleri, kalemleri yerlerine, giysileri de dolabına kaldıralım.
Bir de odayı havalandırıp süpürge tutalım.
-Ders çalışmakla bunların ne ilgisi var anlayamadım.
-Çalışma ortamının temiz tertipli ve derli toplu olması gerekli, ayrı olarak sıklıkla havalandırmada devasa yarar var, odaya bol oksijen girmeli.
-Diyelim ki bunları yaptım ben gende bu derse adapte olamıyorum.
-Haklısın fakat her şeyden evvel ilmin önemine inanman lazım olur.
Her ders ilmin tek alt dalıdır.
Cehaleti yenmemiz için ilim kuraldır.
Bu dersinin gelecekte sana ne kadar yardımca olacağını düşünürsen adapte olman basitleşir.
-Merveciğim bunda defa haklısın.
Hadi o vakit evvel odayı toplayalım.
İki dost, elbirliğiyle odayı güzel tek şeklinde topladılar ve havalandırdılar.
Şimdi ikisi de kendilerini henüz iyi hissediyorlardı.
-Evet, istersen yarınki imtihana kitabımızdaki hususları okuyarak başlayalım, kafamızda dersin dışında tek fikire yer vermememiz gerekli.
Herkes kendisi kitabından okumaya başlasın.
Fatmanur ve Merve suskunca kitaplarını okumaya başlamışlardı.
İlk konuyu bitirince Merve
Fatmanur’a baktı bir miktar sıkılmış olduğunu fark etti.
-Derslerimizde etkin olmak için sıkılsak da, bir miktar fedakarlık yapmamız kuraldır.
Hemen pes etmemeliyiz.
Her şey basit elde edilemez, bazı durumlarda güzel şeyler için defa zorluklara katlanmamız lazım olur.
-Haklısın ben bir miktar sıkıldım ama etkin olmak istiyorum.
O yüzden buna alışmam gerekmektedir sanırım.
-Şimdi sıra okuduğumuz konunun özetini çıkarmaya geldi.
Ders çalışırken ehemmiyetli yerlerini not alabilmek o bilginin kalıcı olmasını sağlar.
-Ben ders çalışırken hiç kağıt kalem kullanmıyorum.
Belki inanmayacaksın fakat matematik dersini dahi kafamda çözmeye çalışıyorum.
Derste dersi dinlememin kafi olacağını sanmıştım, demek bu sebepten etkin olamıyorum.
Fatmanur kendini suçlu hissetmişti.
Neden şuana kadar bunu düşünemediğinin kritiğini yapar iken, kapı vuruldu ve içeriye elinde çay tepsisi ve pastalarla validesi girdi.
-Çocuklar sizi kutlarım defa güzel ders çalışıyorsunuz.
Düşündüm de çay ve pastaya hayır demezsiniz herhalde.
Odanın düzen ve düzenini gören Pakize Hanım, bu farklılığı Merve’ye borçlu olduğunu anlamıştı.
Çalışmalarını bölmek istemediği için Pakize Hanım onları yalnız bıraktı.
Fatmanur çayını yudumlamaya başladığında Merve hala gözünü kitaptan alamamıştı.
Fatmanur bu hareketi bir miktar mübalağalı buldu ve uyarmadan edemedi;
-Merveciğim bırak bundan sonra şu kitabı, evvel çayımızı içelim.
-Hemen bırakıyorum fakat evvel şurayı bitireyim, defa alakamı çekti.
-Tamam canım sana ne söylesem derhal tek yolunu bulup tek şeyler söylüyorsun.
-Evet, yeniden bişi söyleyeceğim sıkı dur.
“Merak ilmin hocasıdır.†Şayet merak edersen öğrenirsin, yok ise ilim öğrenmen olası değil.
-Desene, evvel merak edeceksin ki araştırıp öğrenebilesin.
-Evet, defa doğru tek belirleme.
Şimdi çaylarımızı içtik, istersen yeniden çalışmamıza dönelim.
Ama bu kez konuyu okuduktan ardından birbirimize sual soralım.
-Nasıl istersen.
Fatmanur ve Merve ders çalışmaya kendilerini kaptırmışlardı.
Pakize Hanım bazen kapıdan onları izlediğinde o kadar zevkle ders çalışıyorlardı ki, hayranlıkla onları takip ediyordu.
Bir yönlerden de öğle yemeği çalışmaları yapıyordu.
İki dost saatlerin sebep geçtiğinin farkında dahi değillerdi.
Fatmanur anlayamıyorum dediği hususları anlamaya başlamıştı.
Anladıkça sevinç duymaya, dersleri daha fazla sevmeye başlamıştı.
Vaktin süratle ilerlemesi karınlarının iyice acıkmasına yol açmıştı.
Pakize Hanım çocukları yemeğe çağrı ettiğinde iştahla masanın başına oturmuşlardı.
Yemek esnasındaki konuşmalar dersler çevreninde oluyordu.
çalıştıkları konuların anlaşılıp anlaşılmadığı hususundaydı.
Bir vakit ardından yeniden çalışma odasına geçtiklerinde Merve kitaplıktaki kapağı açılmamış tek kitabı almış sahifelerini çeviriyordu ki;
-Merveciğim istersen bir miktar dinlenelim öyle ders çalışalım.
-Dinlenmek demek boş oturmak anlamına gelmez.
Farklı tek yapıt okumak ya da ders çalışmak kişiyi dinlendirir.
Mesela matematik çalışırken yorulduğunda tarih ya da edebiyat çalışmak kişiyi dinlendirir.
Kısacası; sayısal derslerden ardından sözel, artık da sayısal dersleri çalışmak kişiyi dinlendirir.
-İşin açığı ben hiç bu tür düşünmemiştim.
Dinlenmek demek hiçbir şeyle uğraşmamak olarak biliyordum.
Bundan ardından tavsiyenize uyacağım.
-Birde şunu ifade etmek istiyorum ki, ilim öğrenirken iman zevki içinde öğrenmeye çalışırsan aklında kalsın.
Ayrıca başkalarına da anlat ki, kafanda daha çok yer etsin.
Böylece daha fazla etkin olabilesi.
-Merveciğim sana defa teşekkür ediyorum, bu gün ilk kez bu kadar güzel ders çalıştım.
Bu kadar orijinal metotlar bildiğin durumda sebep şuana kadar söylemedin.
-Bunları anlatmam için kısmet bu güneymiş, çokta geç kalınmış sayılmaz bundan ileri yaşamında bunlara ilgi edersen etkin olursun.
Fatmanur bundan ileri yaşamında oldukça başarılı tek talebe olmuştu.
O, ders çalışmaktan sıkılma işini bırakmış, severek e isteyerek ders çalışıyordu.
Bu da onu başarıdan başarıya taşıyordu.
Merve’den almış bulunduğu bu metotları arkadaşlarına ve kendinden küçüklere anlatıyor ve bundan da sevinç duyuyordu.
Fatmanur Türkçe öğretmeninden duymuş bulunduğu şu tümceyi asla unutmadığı gibi, kendine de kılavuz etmişti.
O tümce şuydu “ okuduğunuz ilimler, kainatın sırlarını keşfe yönelik olmalı, yararlı olan ilimlere bilhassa sarılmalısınız.†Fatmanur’un dilinden düşürmediği şu dörtlük ona sürekli kılavuz olmuştu.
İlim ilim bilmektir,
İlim kendin bilmektir.
Sen kendisini bilmezsen,
Ya nice okumaktır.
CEMALETTİN YAZICI
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Geri