teksas tombis
Bronz Üye
-
- Katılım
- Temmuz 25, 2015
-
- Mesajlar
- 4,356
-
- Tepkime puanı
- 4
-
- Puanları
- 293
-
- Yaş
- 42
ZİLLET DEVRİ
İmâm-ı Ca’fer-i Sâdık rahmetullahi aleyh Mina’da oturmuş sohbet ederlerken, yanlarına bir dilenci geliyor. Onlar o sırada üzüm yiyiyorlarmış. Dilenci bana bir şeyler verin diyor. Onlar da koparıp bir salkım üzüm uzatıyorlar. Dilenci ben üzüm istemem, bana para verin, diyor. İmâm da, para yok diyor. Dilenci de oradan ayrılıyor. Fakat hemen pişman olup geri dönüyor ve tamam üzüm alabilirim diyor. İmâm, sana üzüm yok, yola devam diyor. Bir müddet sonra başka bir dilenci daha geliyor ve o da Allah rızası için bir şeyler istiyor. Ona da üzüm uzatıyorlar. Dilenci üzümü alıp, yâ Rabbi ne merhametlisin, bu âciz kuluna bir salkım üzüm verdin deyince, bir salkım daha veriyorlar. Şükre devam edince, İmâm yanındakine paran var mı? Yirmi dirhem var, deyince. Ver deyip onu da dilenciye veriyor. Şükre devam ettikçe, İmâm çıkarıp bu defa gömleğini veriyor. Dilenci neyse gidiyor. Bunun üzerine İmâm buyuruyor ki; birinci dilenci verilen ni’mete şükretmedi elinden alındı. Şükreden dilenci ise, şükrettikçe ni’met arttırıldı. Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı kerîmde mealen; verdiğim ni’mete şükrederseniz arttırırım, ama verdiğim ni’meti az görür şükretmezseniz elinizden alır sonra da size çok acı azab ederim, buyuruyor.
NOT;
Osmanlı ve Hindistan imparatorluklarının ahalisi, özellikle mektep okumuşları bu islam devleti nimetine şükür bir yana ihanet ettiler. İhanette yarıştılar. Ve cenab-ı hak bu iki devlet nimetini yer yüzünden kaldırdı. Sadece osmanlılar birinci dünya savaşında bir milyon şehid verdiler, devletleri de gavurun eline geçti. Ogün bugün islam alemi gavur başılarının önünde süklüm püklüm tam bir ZİLLET DEVRİ yaşıyor.
İmâm-ı Ca’fer-i Sâdık rahmetullahi aleyh Mina’da oturmuş sohbet ederlerken, yanlarına bir dilenci geliyor. Onlar o sırada üzüm yiyiyorlarmış. Dilenci bana bir şeyler verin diyor. Onlar da koparıp bir salkım üzüm uzatıyorlar. Dilenci ben üzüm istemem, bana para verin, diyor. İmâm da, para yok diyor. Dilenci de oradan ayrılıyor. Fakat hemen pişman olup geri dönüyor ve tamam üzüm alabilirim diyor. İmâm, sana üzüm yok, yola devam diyor. Bir müddet sonra başka bir dilenci daha geliyor ve o da Allah rızası için bir şeyler istiyor. Ona da üzüm uzatıyorlar. Dilenci üzümü alıp, yâ Rabbi ne merhametlisin, bu âciz kuluna bir salkım üzüm verdin deyince, bir salkım daha veriyorlar. Şükre devam edince, İmâm yanındakine paran var mı? Yirmi dirhem var, deyince. Ver deyip onu da dilenciye veriyor. Şükre devam ettikçe, İmâm çıkarıp bu defa gömleğini veriyor. Dilenci neyse gidiyor. Bunun üzerine İmâm buyuruyor ki; birinci dilenci verilen ni’mete şükretmedi elinden alındı. Şükreden dilenci ise, şükrettikçe ni’met arttırıldı. Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı kerîmde mealen; verdiğim ni’mete şükrederseniz arttırırım, ama verdiğim ni’meti az görür şükretmezseniz elinizden alır sonra da size çok acı azab ederim, buyuruyor.
NOT;
Osmanlı ve Hindistan imparatorluklarının ahalisi, özellikle mektep okumuşları bu islam devleti nimetine şükür bir yana ihanet ettiler. İhanette yarıştılar. Ve cenab-ı hak bu iki devlet nimetini yer yüzünden kaldırdı. Sadece osmanlılar birinci dünya savaşında bir milyon şehid verdiler, devletleri de gavurun eline geçti. Ogün bugün islam alemi gavur başılarının önünde süklüm püklüm tam bir ZİLLET DEVRİ yaşıyor.