Zekat

🕒 Konu sahibi 14 saat önce aktifti
3- ZEKAT
Zenginlerin belirli mal ve para birikimlerinin belirli bir miktarını, her yıl ihtiyaç sahiplerine vermek suretiyle yerine getirdikleri bir ibadettir.​
Zekat, toplumda huzur ve dayanışmayı sağlayan bir sosyal yardımlaşma sistemidir.​
Zekat, paraya olan aşırı tutkuyu azaltır, fertler arasında karşılıklı sevgi ve saygı duygularını geliştirerek servet düşmanlığını önler.​
Böylece toplumda huzur ve güvenin kökleşmesinde önemli rol oynar.​
 
Zekât Kimlere Verilmez?


1) Ana, baba, büyük ana ve büyük babalara,
2) Ogluna, oglunun çocuklarina,kizina, kizinin çocuklarina ve bunlardan dogan çocuklara,
3) Zenginlere,
4) Müslüman olmayanlara,
5) Kari-koca birbirlerine.

 
T.C.
BAŞBAKANLIK
DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı



Din İşleri Yüksek Kurulu,
2011 yılı sadaka-ı fıtır miktarının belirlenmesi görüşüldü. Yapılan müzakerelerden sonra:

Fıtır sadakası, Ramazan bayramına kavuşan ve temel ihtiyaçlarının dışında belli bir miktar mala sahip olan Müslümanların kendileri ve velâyetleri altındaki kişiler için yerine getirmekle yükümlü oldukları malî bir ibadettir. Yoksulların ihtiyaçlarının karşılanmasına katkıda bulunmak suretiyle toplumda karşılıklı sevgi ve kardeşlik bağlarının pekişmesine vesile olan bu mali ibadetin meşru kılınmasındaki temel hedeflerden biri, insanların paylaşma bilincini canlı tutmaktır. Bu sayede her Müslüman, ihtiyacı olan yoksullara az da olsa bir şeyler verebilmenin ve yardımlaşmanın sevincini yaşar. Bundan dolayıdır ki fıtır sadakası, zekâttan farklı olarak, daha geniş bir mükellef kitlesi tarafından yerine getirilir.

Kurulumuz, fıtır sadakasının Müslüman toplumların neredeyse tamamına yakın bir kesimi tarafından veriliyor olmasını da dikkate almak suretiyle;

Hem sadaka-i fıtır’ın asgarî miktarını belirleyen hadis-i şeriflere dayanarak, hem de ülkemizdeki mevcut sosyo-ekonomik hayat şartlarını ve bir kişinin günlük asgarî gıda ihtiyacını göz önünde bulundurarak 2011 yılı Ramazan ayının başlangıcından 2012 yılı Ramazan ayının başlangıcına kadar olan sürede sadaka-i fıtır miktarının 7,5 (Yedi Buçuk Lira) olarak belirlenmesine,

Belirlenen bu miktarın, “asgarî miktar” olduğunun, sadaka-i fıtırda verilecek meblağ konusunda bir üst sınırın olmadığının hatırlatılmasına,

Bu konuda ideal olanın, herkesin kendi hayat standartlarına göre asgari günlük gıda harcamalarına denk düşecek bir meblağı vermesinin tavsiye edilmesine,

Söz konusu meblağın, gıda gibi aynî olarak veya para şeklinde nakdî olarak ödenebileceğine karar verildi.

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
 
Veren Açısından Öncelikle zekât, kelime manasından da hareketle bir temizlenmenin adıdır Zekât veren, bir yönden malını kirlerinden arındırmakta diğer yönden de günahlarının affına vesile olacak bir yola girmiş olmaktadır Zekâtı emrederken Allah (cc), ‘Onların mallarından, kendilerini temizleyecek ve yüceltecek bir sadaka al’ buyurarak bu noktalara dikkat çekerken, Peygamber Efendimiz de, ‘Allah zekâtı, geride kalan mallarımızı temizlemek için farz kıldı’ diyerek aynı noktanın altını çizmektedir Bu sebepledir ki Allah Rasûlü, kendi zatı ve yakın akrabalarına zekât ve sadaka almayı yasaklamıştır Çünkü aynı zamanda zekât, günahların ortadan kalkması için bir sebep ve kefarettir Diğer iyilik türleri ve ibadetler yanında zekâtı da sayan Yüce Mevla, bütün bunları, günahların affına birer vesile ve insanı cennete ulaştıracak unsurlar olarak anlatmaktadır
Bir başka açıdan bakıldığında zekâtı verilen mal, dinin şiddetle karşı çıktığı ‘kenz/stok’ olmaktan kurtulmakta ve meşruiyet kazanmaktadır Zekâtı verilmeden stok yapılan mal sahibinin ahirette karşılaşacağı azab şekillerini ifade eden ayet ve hadisler, böyle davranan bir mü’minin karşılaşacağı olumsuzlukları net bir şekilde ortaya koymaktadır
Zekât, Allah’ın verdiği malı yine O’nun için ve O’nun istediği yere vermekle, kulu Allah’a yaklaştırmakta ve böylelikle O’nun rızasını kazanmaya vesile olmaktadır Böyle bir hareket, rahmet kapılarının açılmasına sebep olur ve neticede eldeki mal, görünürde eksiliyor gibi gelse de aslında ilâhî bir bereketle kıymet kazanır Zira, Rahman’ın kullarına merhametle muamele, rahmet kapılarının açılması için en büyük vesiledir Birkaç yerinde Kur’ân, faizin malı küçülttüğünü anlatırken aksine zekât ve sadakanın ona bereket kattığını ve artışına sebep olduğunu vurgula¬makta, Peygamber Efendimiz de, ‘Sadaka (Zekât), maldan hiçbir şey eksiltmez’ diyerek aynı noktaya dikkat çekmektedir Yine, ‘İnfak et ki, infaka mazhar olasın’ şeklinde işin gerçek yönünü ortaya koyan Allah Rasûlü (aleyhissalatu vesselâm)’in şu sözleri oldukça dikkat çekicidir:
‘En temizinden -ki Allah en temizini kabul eder- veren birisinin sadakasını (zekâtını) Rahman olan Allah alır Bu bir hurma bile olsa, Rahman’ın eliyle öyle bereketlenir ki, Uhud dağından daha büyük olur Aynen sizden biriniz, tayını veya deve yavrusunu nasıl büyütürse Allah da malı öylece çoğaltır’
 
ZEKÂTIN ÖDENME ZAMANI

zekat-956562323.jpg


Fakihler şartları gerçekleşen malda zekâtın derhal (fevrî) yani sene biter bitmez ödenmesi gerektiğinde görüş birliğine varmışlardır. Çünkü malda gerçekleşen zekât borcu, artık kul hakkıdır. Bu borcun ödenmesini -özürsüz olarak- geriye bırakmak câiz değildir. Hanefî mezhebinde fetvaya esas olan görüş bu olduğu gibi, İmam Şâfiî, İmam Mâlik ve Ahmed b. Hanbel'in görüşü de bu yöndedir.
İslâm'da prensip olarak ibadetler hemen yerine getirilmesi istenen bir husustur. Çünkü Cenâb-ı Allah, "Hayırlar(ı işlemede) yarış yapınız" (Âl-i İmrân 3/133) buyurur. Bütün hayır işlerinde acele etmek övüldüğüne göre, malda gerçekleşen fakir hakkının bir an önce hak sahiplerine ödenmesi de övülmeye değer bir iştir.
Altın, gümüş ve parada, ticaret malları ve hayvanlarda zekât, bir kamerî yılın tamamlanması ile farz olur ve bu mallardan zekât her senede bir defaya mahsus olmak üzere ödenir.
Toprak ürünlerinden zekât, senede kaç kere ürün alınırsa o kadar verilir. Yani bir araziden bir senede iki kere mahsul alan kişi iki kere zekât verir.
Toprak ürünlerinde zekâtın vücûb vakti konusunda farklı görüşler bulunmakla birlikte ağırlıklı görüş, bunun hasat esnasında olduğu yönündedir. Bununla birlikte olgunlaşmaya başladığı andan itibaren takriben hesaplanıp verilebileceği gibi, hasattan kısa bir müddet sonra vermek de mümkündür. Toprak ürünleri hasattan sonra sahibinin kusuru olmaksızın helâk olsa veya çalınsa zekâtı düşer. Bu tarihleme meyveler için de geçerlidir.
Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelîler madenlerde zekâtın, nisab miktarı maden istihsal edilmesiyle, Hanefî ve Hanbelîler de balda zekâtın, nisab miktarı bal elde edilmesiyle vâcip olacağı görüşündedir. Ancak toprak ürünlerinden zekât, ekinler sürülmeden, meyveler de toplanmadan alınmaz.
Görüldüğü gibi toprak ürünlerinden zekât tahsili güneş takvim sistemine göre "hasat zamanı"; hububat harmanlanıp sapından çıkarılınca, meyveler toplanınca yapılmaktadır. Madenlerin de elde edilince zekâtı ödenmektedir. Bunların dışındaki mallar; altın, gümüş, para, ticaret malları ve hayvanlar ise üzerinden bir kamerî yıl geçmekle zekâta tâbi olmaktadır. Acaba bu ikinci grup malların zekât borçlarını mükellef isterse sene dolmadan da verebilir mi? Veya bunun aksi olarak zekât borcu ertesi yıla tehir edilebilir mi?
Hz. Ali'den rivayet edilen bir hadiste Hz. Peygamber, amcası Abbas'ın zekâtını vaktinden önce ödeyip ödeyemeyeceğini sorması üzerine ona ödeyebileceğini söylemiş, Abbas da iki senelik zekât borcunu peşin ödemiştir (Ebû Dâvûd, "Zekât", 22, 37; İbn Mâce, "Zekât", 7).
Fakihlerin çoğunluğu, bu uygulamadan hareketle, zekâtın vücûb sebebi nisab bulunduğu takdirde kişinin zekâtını vaktinden önce ödeyebileceğini söylemişlerdir. Ebû Hanîfe, Şâfiî ve Ahmed b. Hanbel bu görüştedir.
İmam Mâlik ile Dâvûd ez-Zâhirî ise, mal ister nisaba ulaşsın ister ulaşmasın vaktinden önce zekâtının verilmesinin câiz olmadığı görüşündedir. Bu iki müctehide göre, sene geçme şartı (havl) nisab gibi zekâtın vücûb şartlarından olup, nasıl namaz vaktinden önce kılınmazsa zekât da vaktinden önce ödenemez.
Zekâtın zamanında ödenmesi, ihtiyaç sahiplerinin haklarını doğrudan ilgilendirdiğinden, mükellefin haklı ve geçerli bir sebep bulunmaksızın zekât borcunu geciktirmesi doğru bulunmaz. Hatta fıkıh kitaplarında, zaruret olmaksızın zekâtı vaktinde ödemeyen kişinin şahitliğinin kabul edilmeyeceği, onun bu fiiliyle tıpkı, istendiğinde emaneti sahibine iade etmeyen emanetçi konumunda olacağı ifade edilerek zekâtın vaktinde ödenmesinin önemi vurgulanmak istenmiştir.
İslâm'daki "kolaylaştırma" prensibine uyarak zekât borcunun mâkul bir süre geciktirilmesi câizdir. Meselâ zekâtın yerine ulaşmasını temin gayesiyle daha muhtaç fakirleri aramak, gurbette olan fakir akrabaya zekât göndermek veya zekât malına o anda mükellefin ihtiyacının bulunması, daha sonra borcunu ödemesi halinde iktisadî bir sıkıntıdan kurtulmasının söz konusu olması gibi sebeplerle zekât borcunun ödenmesi bir süre geciktirilebilir. Ancak bu erteleme süresi içinde zekât mal telef olursa, tahakkuk eden zekât miktarını öder. Çünkü zekât borcu doğmuş, mükellef verme imkânına da kavuşmuş, ama herhangi bir sebeple ödemeyi geciktirmiştir.
Hz. Ömer'in, kıtlık yılında güç duruma düşen zekât mükelleflerinin zekât borçlarını ertesi yıla ertelediği rivayet edilir. Fakihlerin çoğunluğu Hz. Ömer'in bu uygulamasını esas alarak zekât borcunun ödenmesinde böyle bir ihtiyaçtan dolayı erteleme yapılabileceği görüşüne varmışlardır. Ancak Ahmed b. Hanbel ve bazı Mâlikî fakihleri ise durum ne olursa olsun zekât borcunun ertelenemeyeceği görüşündedir.
Öteden beri müslümanlar zekât borçlarını rahmet ayı olan ramazan ayında ödemeyi âdet haline getirmiş iseler de, zekâtın ödenmesi için tayin edilmiş bir gün veya ay yoktur. Aslolan, vücûb şartları gerçekleşince zekâtın ödenmesidir.
Bir malda zekât borcu doğduktan sonra, bu borç ödenmeden önce o mal çalınmak, kaybolmak, gasbedilmek gibi yollarla helâk olsa; mükellef ister ödeme imkânına sahip olsun veya olmasın, Hanefîler'e göre zekât borcu düşer. Fakat bu malı bağış veya satış yoluyla tüketirse zekât borcu düşmez, zekâtını vermesi gerekir.
Fakihlerin çoğunluğuna göre ise bu durumda zekât borcu düşmez. Mükellefin onu yeniden ödemesi gerekir. Ancak İmam Mâlik'e göre, telef olduklarında hayvanların zekâtı ödenmez.
Hanefîler, zekâtın mükellefin niyetiyle eda edilen ve niyâbet kabul etmeyen bir ibadet olduğunu ileri sürerek, mükellefin ölmesiyle zekât borcunun da düşeceğini söylemişlerdir. Ancak ölen vasiyet etmişse mirasının üçte bir miktarından zekât borcu ödenir. Vasiyet etmemiş ise mal vârislerine intikal eder. Fakat, vârisleri ödeme mecburiyetinde değillerdir. Ama öderlerse bu nâfile bir sadaka yerine geçer. Çünkü zekât bir ibadettir. Her ibadet gibi niyetle eda edilir. Borçlunun ölmesi sebebiyle niyet olmadığından borç da düşer. Hanefîler zekât borcunu ödemeden ölen kimsenin, namazı, orucu terkederek ölen kimse gibi günahkâr ve borçlu olarak öldüğü ve geride kalanların onu bu borçtan kurtaramayacağı görüşündedirler.
Zekâtın niyete dayalı bir ibadet olma vasfından çok ihtiyaç sahiplerinin hakkını ilgilendiren yönünü ön planda tutan cumhura göre ise, zekât borcu mükellefin ölümü ile ortadan kalkmaz. Aksine ölen vasiyet etmese de terikesinden ödenir. Namaz ve oruç bedenî ibadetlerdir. Onların yerine getirilmesi için başkasını vekil tayin etmek mümkün değildir. Malî bir ibadet olan zekâtta ise vekâlet geçerlidir. Çocuk ve akıl hastasının mallarından velileri nasıl zekât ödemekle mükellefse ölenin vârisleri de onun zekât borcunu ödemekle sorumludur.
 
Tam İlmihal’de, nisaba malik olsalar bile, ilim öğrenen ve öğretenlere zekat vermek efdaldir diyor. Yani bugünkü profesörlere ve üniversite öğrencilerine zengin de olsalar zekat verilir mi denmek isteniyor?

Hayır. Ancak din ilmi tahsil eden ve din ilmi öğretenlere zekat vermek caizdir.

Bir hoca, zengin de olsa her çeşit öğrenciye zekat verilebileceğini söyledi. Zekat fakirin hakkı değil mi? Zengine nasıl verilir? Öğrenci olmanın ayrıcalığı nedir?



Her çeşit öğrenciye zekat verilmez. Müslüman ve fakir olma şartı aranır. Fakir olmayan öğrencilerden biri istisnadır. O da din ilmini öğrenen ve öğretenlerdir. Din kitaplarında şöyle bildiriliyor:
Din bilgilerini öğrenmekte ve öğretmekte olanlar da, zengin olsalar bile, çalışıp kazanmaya vakitleri olmadığı için zekat alabilirler. (Dürr-ül-muhtar)

İbni Abidin hazretleri Dürr-ül-muhtarın bu ifadesini açıklarken buyuruyor ki:
Cami-ul-fetava’da bildirilen hadis-i şerifte, (İlim öğrenmekte olanın kırk yıllık nafakası olsa da, buna zekat vermek caizdir) buyuruldu.

Bir hadis-i şerifte de, şu zenginlerin de zekat alabileceği bildirilmiştir:
Allah yolunda cihad eden, borçlu ve borcunu ödeyemeyen zengin, kendi memleketinde zengin olduğu halde, bulunduğu yerde parasız kalan ve çok alacağı varsa da, alamayıp muhtaç kalan Müslümanlar. (Ebu Davud)
 
Zekâtın Mahiyeti

Zekât lûgat deyiminde temizlik, bereket, çoğalma, güzel övgü manalarını taşır. Din deyiminde ise; "Bir malın belli bir miktarını, belli bir zaman sonra hak sahibi olan bir kısım müslümanlara Yüce Allah'ın rızası için tamamen temlik etmek (mülkiyetine geçirmek)tir."


Zekât, kulların kulluk görevindeki sadakatlerine delâlet eder. Bu yöndendir ki, zekâta "sadaka"da denmiştir. Bununla beraber "sadaka" sözü, zekâttan daha kapsamlı mana taşır. Vacibleri de, nafileleri de içine alır.


Zekât vermeye, "Tezkiye", zekât verene de "Müzekkî" denilir. Şahidler hakkında yapılan övgüye de "Tezkiye" dendiği bilinmektedir.


Zekât vermek farzdır. Peygamberimizin hicretlerinin ikinci yılında, oruçtan önce farz kılınmıştır. İslâm'ın şartlarından birini teşkil etmektedir. Belli miktarda bulunan nakid paraların ve ticaret mallarının üzerinden bir yıl geçince, zekâtlarını geciktirmeden hemen vermek gerekir. Çünkü bu zekât mallarına yoksulların hakkı geçmiş oluyor. Artık bu hakkı özürsüz olarak geciktirmek caiz olmaz.


Diğer bir görüşe göre, zekâtın verilmesi geciktirmeli olarak farzdır. Sene sonunda hemen verilmesi gerekmez. Zekât borcu olan kimse, bunu hayatta bulunduğu sürece ödeyebilir. Ödeyemeden ölürse, o zaman günahkâr olur. Fakat doğru olan birinci görüştür.


Zekâtın aşikâre verilmesi daha faziletlidir. Çünkü bu şekilde verilmesi, başkalarına bir örnek olur ve teşvîk yerine geçer. Kendisi hakkında, zekât vermiyor diye, kötü bir zannı da kaldırmış olur. Zekât bir farz olduğu için, bunun yerine getirilmesinde gösteriş olmaz. Nafile olarak verilen sadakalarda ise, durum böyle değildir. Bunların gizli verilmesi ve gösteriş yapılmasına engel olunması daha faziletlidir.

0148.gif



[FONT=&quot]وَأَقِيمُواْ الصَّلاَةَ وَآتُواْ الزَّكَاةَ وَارْكَعُواْ مَعَ الرَّاكِعِينَ[/FONT]

Namazı dosdoğru kılın zekatı verin ve rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin (2/43)




[FONT=&quot]إِنَّ الَّذِينَ آمَنُواْ وَعَمِلُواْ الصَّالِحَاتِ وَأَقَامُواْ الصَّلاَةَ وَآتَوُاْ الزَّكَاةَ لَهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ وَلاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ[/FONT]


İman edip güzel amellerde bulunanlar namazı dosdoğru kılanlar ve zekatı verenler; şüphesiz onların ecirleri Rablerinin katındadır Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır (2/277)




[FONT=&quot]فَإِن تَابُواْ وَأَقَامُواْ الصَّلاَةَ وَآتَوُاْ الزَّكَاةَ فَإِخْوَانُكُمْ فِي الدِّينِ وَنُفَصِّلُ الآيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ[/FONT]

Eğer onlar tevbe edip namazı kılarlarsa ve zekatı verirlerse artık onlar sizin dinde kardeşlerinizdir Bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklarız (9/11)
 
Hangi Mallara ve Ne Oranda Zekat Verilir?

Altın ve Gümüş (Ziynet olarak veya mal olarak) %2.5

Madeni veya kağıt para %2.5

Ticaret malları %2.5

Toprak ürünleri;

Doğal Sulama Ürünlerinde %10, Emek ile sulanan Ürünlerde %5

Bal %10

Maden ve Define %20

Deniz Ürünleri %20

Hayvanlar miktar ve türüne göre hesaplanır:

Tüm hayvanlar için, çoğunluk zamanı merada otlayanlara zekat verilir.

Deve adedine göre:

5-9 için 1 ad koyun

10-14 için 2 " "

15-19 için 3 " "

20-24 için 4 " "

25-35 için 1 ad iki yaşında dişi deve

36-45 için 1 ad üç yaşında dişi deve

46-60 için 1 ad dört yaşında dişi deve

61-75 için 1 ad beş yaşında dişi deve

76-90 için 2 ad üç yaşında dişi deve

91-120 için 2 ad beş yaşında dişi deve

121'den sonra tekrar baştan başlanır.

Koyun:

1-39 zekattan muaftır

40-120 için 1 koyun

121-200 için 2 koyun

201-399 için 3 koyun

400-500 için 4 koyun

Sığır:

1-29 zekattan muaftır

30-40 için 1 ad iki yaşına basmış erkek veya dişi buzağı

41-59 çin 1 ad üç yaşına girmiş erkek veya dişi dana

60 için 2 ad bir yaşını bitirmiş buzağı

+30'larda bir buzağı 40'larda bir dana şeklinde devam eder.

At:

Ticari olarak yetiştirilmesi durumunda %2.5

Ticareti yapılan diğer hayvanlarda ticari zekat oranları (%2.5) uygulanır.

Sanayi Yatırım ve Üretim Araçları:

Sabit Varlıklar zekattan muaf

Dönen Varlıklar + Net Kâr için %2.5

Kira Gelirleri:

Araç ve bina gibi mülklere zekat uygulanmaz, kira getirileri var ise ve yıllık tutarı nisap miktarına ulaşıyor ise bu gelire %2.5 zekat uygulanır (Bazı görüşlere göre bu oran tarımdaki gibi %10 olmalıdır).

Maaş, Ücret, Serbest Meslek Kazançları

Bu gelirlerin yıllık tutarları, ihtiyaçlar ve borçlar düşüldükten sonra %2.5 oranında zekata tabi olur.

Hisse Senedi

Alım satımı yapılmak üzere bulunduruluyorsa ticari mal hükmünde olup kendisine ve temettü gelirine %2.5 uygulanır.

Yatırım amacı ile bulundurulan hisse senetleri ise, mevcut bilançodan zekata tabi olan miktarın (bkz. Sanayi yatırım zekatı) hisseye isabet eden kısmına ve temettü gelirine %2.5 oranında uygulanır.
 
Zekatı Verilecek Malın Özellikleri Nelerdir?

1. Tam mülkiyet: Sözkonusu malın hem kendisinin, hem de menfaatlerinin tam olarak sahibi olması gerekir (detaylar için bkz.Zekata tabi olan ve olmayan mallara örnekler).

2. Nema: Malın sahibine gelir, kâr, fayda temin etme özelliğine sahip olmasıdır.

3. İhtiyaç Fazlası Olması: Malın sahibinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin temel ihtyaçlarının dışında olması gerekir.

Kişinin yeme, içme, barınma, sağlık, seyahat, dinlenme, eğitim, meslek edinme gibi ihtiyaçları, aşırıya kaçmamak suretiyle, temel ihtiyaçlar olarak kabul edilebilir.Temel ihtiyaç kavramı, toplumun genel ekonomik seviyesi dikkate alınmak suretiyle düşünülmelidir.

4. Nisab: Zekat verilmesi için Malın miktarının gereken alt limitleri hadislerde şu şekildedir;

  • Gümüş 200 dirhem = 561.2 gr

  • Altın 20 miskal = 80.18 gr

  • Deve 5 adet

  • Sığır 30 adet

  • Koyun 40 adet
Kaynaklardan anlaşılan, bu miktarların kişinin ailesi için yıllık harcama tutarı olduğudur. Bundan yola çıkarak kişinin yıllık gelirinin ve ailesinin ihtiyacı olan miktarın karşılaştırılarak alt limitin belirlenmesi mümkündür.

5. Yıllanma: Bazı Malların sahip olunmasının üzerinden 1 kameri yıl geçmiş olması gerekir. Bunlar, altın, gümüş, parasal değerler, ticaret malları ve hayvanlardır.

Toprak mahsulleri, madenler, defineler için yıl şartı aranmaz. Gelir elde edildiğinde ödenmesi gerekir.

6. Borç karşılığı olmama: Elde bulunan nisab miktarından fazla olan mal, borç karşılığı olmamalıdır.

Yani malın parası ödenmiş miktarı, nisab miktarından fazla olmalıdır. Bu borçlar şahıslara olan ve zekat gibi verilmek zorunda olunan borçları kapsar.

Toprak mahsullerinde yine, bu şart aranmaz.

 
Zekatın Şartları

1. Niyet: Zekat verilirken, o malın zekat olarak verildiğine niyet etmek gereklidir. Bazen tek seferde verilmediği için, miktarın hesaplandığı sırada bir kere zekat niyeti ile verilmesine karar verilmesi de yeterli görülmüştür.

2. Temlik:
Zekat miktarının verildiği kişinin mülkiyetine geçmesidir. Alan kişinin bu zekatı istediği gibi harcayabileceği şekilde eline geçmelidir.

Mesela fakirlere yemek yedirmek, zekata girmez.

Fakat yemek yemeleri için para veya mal şeklinde kendilerine verilmesi zekat olur. Çünkü bu kişiler, artık kendilerinin olan maldan yemiş olurlar.

 
Zekatın Ödenme Zamanı

Zekat ödemesi için belli bir ay veya gün yoktur.

Üzerinden bir yıl geçmesi gereken gelirler için yıl dolduğunda, gerekmeyenler için ise gelir elde edildiğinde makul süre içinde vermek şart olur.

Geciktirilmemelidir, fakat önceden de ödemesi yapılabilir (gelecek senelerin zekatı verilebilir).
 
Ramazanda Zekat Vermek

Ramazanda Zekat Vermek Nasıl Hesaplanır


Fitrenin ramazan ayında verilmesi zorunludur.

Zira bu tamamen oruçla ilgili bir ibadettir.

Peygamberimizden gelen bir hadis şöyledir:

Kim fıtır sadakasını bayram namazından önce verirse bu, makbul bir zekât olur.

Kim de namazdan sonra verirse artık bu, sadakalardan bir sadaka olur.

Zekât ise yıllık bir ibadettir.

Elde bulunan para, mal, altın, hayvan vs. gibi üzerinden bir kameri yıl (354 gün) geçtiği zaman bunların zekâtlarının verilmesi gerekir.

Dolayısıyla zekât, fitre gibi Ramazana has bir ibadet değildir. Ramazan dışında da verilir.

Zekât nelerden verilir?

Cevap:
Dört türlü zekât malı vardır:

1- Senenin ekseri zamanında, çayırda parasız otlayan dört ayaklı hayvanlar.

2- Altın ile gümüş.

3- Ticâret için alınıp, ticâret için saklanılan ticâret eşyâsı.

4- Yağmur suyu veya ırmak, dere suyu ile sulanan, topraktan çıkan mahsüller.

Bunların zekâtına (Uşur) denir. Uşur, mahsûlün onda biridir. Kul borcu olan, borcunu düşmez. Uşrunu tam verir.
 
Geri