Nedendir bilinmez ama ; küçükler hep büyümek ister...
Doktor olmak ister ; hasta insanlar hic acı çekmesin , hiç kimse ölmesin diye...
Polis olmak isterler ; dünyada kötü insanlar kalmasın diye...
Oysa şimdi, hayat her birini başka bir yere sürükledi.
Hiç biri , okuduğu masal kitabındaki kahramanlar gibi olamadı.
Herzaman gülemediler!
Sevdiklerini kaybetmemek gibi bir lüksü yoktu hiç kimsenin... Zor da olsa öğrendiler.
Alışmak zor geldi ... Belki de inanmak güç oldu ...
"Sen büyüdükçe , dertlerin de büyüyecek... Keşke hep küçük kalsan..." derdi annelerimiz.
Hangimiz inandık dertlerin büyüyeceğine?
Herşey güzel olacaktı sanki ?!?
"A$k" vardı tabi birde;
On yaşından sonra, daha bir çok zaman geçirdik aynanın karşısında. Kelebekler uçuşuyordu bedenimizde ,
ama sevdiğimiz çocuk bakmayınca da otururduk köşeye... Hiç kimseye belli etmeden , o kocaman gözlerimizden damlalar akardı usul usul , kazağımıza silsekte annelerimiz hemen anlardı ve okadar ciddiye almazlardı..
"Daha ne 'A$KLAR' yaşayacaksın bebeğim..." demeleri yokmuydu...
Yine anlamadılar (!) diye söylenirdik... Ne kadarda doğruymuş meğer..
Şimdi anlatırken gülüp geçiyoruz..
Büyüdük de noldu ki?
Aşk-mış , hayat-mış..!
Sönüyor işte, acıtıyor içini zaman zaman...
Çekip gitmek istiyorsun ; ama iyi biliyorsun ,dertler peşini bırakmayacak . Belki seni terketmeyen tek sey...
Ve zaman geliyor, çok sevdiğin dostlarının ,aslında "gerçek" dost olmadığını anlıyorsun. Bir darbe de ordan yedin... (!)
Hadi çık işin içinden! Kime güveneceksin ki?
Bedenindeki kelebekler bile terkediyor seni... (!)
Zaten 3 gün değil mi kelebeklerin ömrü?
Yine iyi dayandılar diyorsun ve avutuyorsun kendini..
Senin dostun sadece sensin. Bunu er geç anlıyorsun..
Yarın ne olacak diye düşünmek bile istemiyorsun ama "dün'lerini" çok özlüyorsun işte ...
"Keşke dönebilsem" diyorsun,
Ama, "KEŞKE"lerin de faydası yok..
Doktor olmak ister ; hasta insanlar hic acı çekmesin , hiç kimse ölmesin diye...
Polis olmak isterler ; dünyada kötü insanlar kalmasın diye...
Oysa şimdi, hayat her birini başka bir yere sürükledi.
Hiç biri , okuduğu masal kitabındaki kahramanlar gibi olamadı.
Herzaman gülemediler!
Sevdiklerini kaybetmemek gibi bir lüksü yoktu hiç kimsenin... Zor da olsa öğrendiler.
Alışmak zor geldi ... Belki de inanmak güç oldu ...
"Sen büyüdükçe , dertlerin de büyüyecek... Keşke hep küçük kalsan..." derdi annelerimiz.
Hangimiz inandık dertlerin büyüyeceğine?
Herşey güzel olacaktı sanki ?!?
"A$k" vardı tabi birde;
On yaşından sonra, daha bir çok zaman geçirdik aynanın karşısında. Kelebekler uçuşuyordu bedenimizde ,
ama sevdiğimiz çocuk bakmayınca da otururduk köşeye... Hiç kimseye belli etmeden , o kocaman gözlerimizden damlalar akardı usul usul , kazağımıza silsekte annelerimiz hemen anlardı ve okadar ciddiye almazlardı..
"Daha ne 'A$KLAR' yaşayacaksın bebeğim..." demeleri yokmuydu...
Yine anlamadılar (!) diye söylenirdik... Ne kadarda doğruymuş meğer..
Şimdi anlatırken gülüp geçiyoruz..
Büyüdük de noldu ki?
Aşk-mış , hayat-mış..!
Sönüyor işte, acıtıyor içini zaman zaman...
Çekip gitmek istiyorsun ; ama iyi biliyorsun ,dertler peşini bırakmayacak . Belki seni terketmeyen tek sey...
Ve zaman geliyor, çok sevdiğin dostlarının ,aslında "gerçek" dost olmadığını anlıyorsun. Bir darbe de ordan yedin... (!)
Hadi çık işin içinden! Kime güveneceksin ki?
Bedenindeki kelebekler bile terkediyor seni... (!)
Zaten 3 gün değil mi kelebeklerin ömrü?
Yine iyi dayandılar diyorsun ve avutuyorsun kendini..
Senin dostun sadece sensin. Bunu er geç anlıyorsun..
Yarın ne olacak diye düşünmek bile istemiyorsun ama "dün'lerini" çok özlüyorsun işte ...
"Keşke dönebilsem" diyorsun,
Ama, "KEŞKE"lerin de faydası yok..