Zarûri imân ve ibâdet bilgileri(1)

Konu sahibi son olarak 3465 gün önce görüldü
İmanı korumanın şartı

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
İnsandaki en büyük nimet, iman nimetidir. Bu nimet, elden kaçması en kolay nimettir. Bu imanın insanda hep kalması için şart, mümin kardeşlerini sevmektir. Kişi mümin kardeşlerini sevmezse, imanını yavaş yavaş kaybeder de haberi olmaz; çünkü hubb-i fillah ve buğd-i fillah imanın temelidir.

Dünyada en kıymetli şey imandır. İman, müminle ateş arasında perdedir. İmanımızın kıymetini bilmemiz gerekir.

Cüzzam çok bulaşıcı bir hastalıktır. Bir cüzzam hastasıyla bir odada yedi sene kalınsa, hastalığın bulaşmama ihtimali vardır; ama bir kötü kimseyle aynı binada kalınsa, hiç görüşülmese, rastlanmasa da ondan zarar gelmeme ihtimali yoktur. Onun için ev bir, anahtar bir olmalı. Bu mümkün değilse, iyi insanlarla aynı çatı altında oturmaya dikkat etmeli.

İyiliğin yayılması zordur. Kötülüğün yayılması kolaydır. Çünkü iyilik nefse ağır, kötülükse nefse kolay gelir.

Allahü teâlâ her şeyi sebeplerle yaratır. Böylece kudretini gizler. Mesela görmek için ışığa, konuşmak için havaya ihtiyaç vardır; ama ruhlar âlemi böyle değildir. Bir evliya ile irtibat kurup konuşmak için havaya, sese, dile vesaireye ihtiyaç yoktur. İnsan kalbiyle de konuşur. Bunun için de, yine üç şey lazımdır:
1- O zatın Evliya olduğuna inanmak,
2- Onu sevmek,
3- İtaat etmek.

Eshab-ı kiram, cömertlik, temizlik, edep ve tâbi olmakta İslam ahlakının numunesiydiler. Onları görenler, bunlar melek mi derlerdi. Her gittikleri yerde, bu ahlaklarını görenler, seve seve Müslüman oldular. Zaten bunlar İslamiyet’i anlatıyorlardı. Herkesin ebedi saadete kavuşmasını istiyorlardı. Gittikleri yerlerde yalnızca, İslamiyet’in anlatılmasına izin verilmesini istiyorlardı. Kılıçla müdahale yoktu; ama anlatılmasına mani olurlarsa, o zaman kılıca ihtiyaç duyuluyordu.

Bugünün işini yarına değil, biraz sonraya dahi bırakmamalıdır. Bir iş yapılacaksa, bunun hemen bitmesi lazım. Her işimizi kendimiz yapmalıyız, başkasından bir iş istersek, neticesini beklemeliyiz, yani takipçisi olmalıyız.

Ahir zamanda zulmet çok olur. Bir kimse evden abdestli çıksa, hiç günah işlemeden evine dönse bile, o günkü zulmeti temizlemek için, beş bin kelime-i tevhid söylemesi icap eder.

Ahir zamanda, insanların çoğunun yaptığının tersini yapan rahat eder; çünkü o zaman insanlar, hep nefislerinin peşinde olur. Nefis de insanı, hep helake sürükler.

Dinin ayakta durması iki şeyle olur: Birincisi ilim, ikincisi edebdir.

(Bir gün gelecek insanlar, şarapla suyu ayırt edemeyecekler) buyurulmuştur. Yani içkinin günah olduğunu bilmeden, düşünmeden içecekler.

 
Allahü teâlâ her şeyi sebeplerle yaratır. Böylece kudretini gizler. Mesela görmek için ışığa, konuşmak için havaya ihtiyaç vardır; ama ruhlar âlemi böyle değildir. Bir evliya ile irtibat kurup konuşmak için havaya, sese, dile vesaireye ihtiyaç yoktur. İnsan kalbiyle de konuşur. Bunun için de, yine üç şey lazımdır:
1- O zatın Evliya olduğuna inanmak,
2- Onu sevmek,
3- İtaat etmek.

Sevgili arkadaşlar yukarıdaki alıntıyı iyi okuyun. Bu pragraf, bizleri yüzyıllardan beridir ''Allah ile aldatanlar''ın ''Mankurtlaştırma'' dediğimiz birkaç üniversite bitirmiş bir insanın, ilkokulu bile dışarıdan bitirmiş birisine nasıl itaat ettiğinin vesikasıdır.
Evet bir insan böyle Mankurtlaşıyor ve kendi meclisini bombalıyor, polislerini, sivillerini, askerlerini bombalayıp şehit ediyor. Ülkesini düşmana peşkeş çekiyor.
Bu beyinleri iğfal edilmiş yaratıklar işte böyle ortaya çıkıyor üstünde bomba patlatıyor. İŞİD'e katılıyor.
Kesin itaat bu cemaat yapılanmalarının tümünde şarttır, etmezsen afaroz edilir ülkemizin hiçbir kurumunda hatta özel sektörde bile size iş verilmez.
Bunlar AKP li düzce milletvekilinin Cumhurbaşkanımız Recep Erdoğan hakkında sarfettiği, ''Allah'ın bütün vasırlarına sahiptir'' dediği gibi şeyhlerinin de Allah ile aynı vasıflara sahip olduğunu yani Peygamberden bile üstün olduğuna iman ederler.
Mankurtlaştırılmış bir insan yaşayan ölüdür. düzelmesi mümkün değildir çünkü beyni küçük yaştan beri böyle programlanmış olduğun dan ''ağaç yaşken eğilir'' misali tedavisi de mümkün değildir.
Maalesef ülkemiz bu haldedir.
Allah yar ve yardımcımız olsun!
 
Din nedir?
Din, insanları seâdet-i ebediyyeye, sonsuz seâdete, huzura götürmek için Allahü teâlâ tarafından gösterilen yol demektir.
Allahü teâlâ, Âdem aleyhisselâmdan beri, her bin senede, bir Peygamber vâsıtası ile insanlara bir din göndermiştir. Bu Peygamberlere "Resûl" denir.
Her asırda, en temiz bir insanı Peygamber yaparak, bunlar ile dinleri kuvvetlendirmiştir. Resûllere tâbi' olan, kendilerine yeni bir din gönderilmeyen bu Peygamberlere de, "Nebî" denir.
Bütün Peygamberler, hep aynı îmânı söylemiş, hepsi ümmetlerinden aynı şeylere îmân etmeği istemişlerdir. Fakat, kalb ile beden ile yapılması ve sakınılması lâzım olan şeyleri başka başka olduğundan, islâmlıkları, müslümanlıkları da ayrıdır.
 
Îmân nedir?
Îmân, Muhammed aleyhisselâmın, Peygamber olarak bildirdiği şeyleri, akla, tecrübeye ve felsefeye danışmaksızın, tasdîk ve i'tikâd etmektir, inanmaktır.
Akla uygun olduğu için tasdîk ederse, aklı tasdîk etmiş olur. Resûlü tasdîk etmiş olmaz. Veyâhud, Resûlü ve aklı birlikte tasdîk etmiş olur ki, o zaman Peygambere i'timâd tam olmaz. İ'timâd tam olmayınca, îmân olmaz. Çünkü, îmân parçalanamaz. Akıl, Resûlün "sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem" bildirdiklerini uygun bulursa, bu aklın kâmil, selîm olduğu anlaşılır.
İnanılması lâzım şey için, tecrübî ilimlere danışıp, tecrübeye uygun ise, inanır, tecrübe ile isbât edemeyince, inanmaz veya şüpheye düşerse, o zaman, tecrübesine inanmış olup, Resûle inanmamış olur ki, böyle îmân, kâmil değil, zâten îmân olmaz. Çünkü, îmân parçalanamaz. Az ve çok olmaz.
Din bilgileri, felsefe ile ölçülmeğe kalkışılırsa, bu sefer felsefeciye inanılmış olup, Peygambere inanılmış olmaz.
Allahü teâlânın var olduğunu ve Muhammed aleyhisselâmın, Allahın Peygamberi olduğunu anlamakta, aklın, felsefî ve tecrübî ilimlerin yardımı büyüktür. Fakat, bunların yardımı ile Peygambere inanıldıktan sonra, Onun bildirdiği şeylerin herbiri için akla, felsefeye ve tecrübî ilimlere danışmak doğru olmaz.
Çünkü, akıl ile tecrübe ve felsefe yolu ile elde edilen birçok bilginin, zamanla değişmekte, yenileri bulununca, eskilerinin atılmakta olduğunu gösteren misâller, literatürlerde az değildir.
O hâlde îmân, Resûl-i Ekrem efendimizin , Allahü teâlâ tarafından, Peygamber olarak, bütün insanlara getirdiği ve bildirdiği emirlerin hepsine i'timâd ve i'tikâd etmektir. Bu emirlerin, bilgilerin herhangi birine inanmamak veya şüphe etmek küfür olur, ya'nî insanın dinden çıkmasına sebep olur.
İnanmamayı gösteren her söz ve her iş, ister şaka olarak, isterse gönülden olmıyarak olsun, küfür olur. Zorlanarak veya yanılarak olursa, küfür olmaz.
Îmânı ve farzları ve harâmları ya'nî dînin emir ve yasaklarını öğrenmek, bilmek şarttır. Îmân edip de ibâdet edene, dînin emir ve yasaklarını yerine getirene "Müslüman" denir. Farzları yapıp harâmlardan kaçınan, tam müslümandır. İnandığı hâlde, dînin emir ve yasaklarını yerine getirmiyen mü'min olsa da müslümanlığı tam değildir. Amelsiz îmân sahibinin, âhırete îmânla gitmesi güç olur.
Îmân, muma benzer; dînin emir ve yasakları, mumun ışığını koruyan fener gibidir. Mum ile birlikte fener de, "İslâmiyyet"tir. Fenersiz, muhafazasız mum çabuk söner. Îmânsız, islâm olamaz. İslâm olmayınca, îmân da yok olur.
 
Galip tekin rumuzlu kimse, imanı korumanın birinci şartı dediğin 'O zatın Evliya olduğuna inanmak' cümlendeki evliya kavramını Kur'an'a göre açıklayıverde herkes öğrensin.
"Doğrusu Rablerinin azabından kimse güvende değildir." (Mearic/ 28.ayet) Güvende olmayan biri bizi nasıl koruyacak. Alimlerin azam'ı Ebu Hanife beni evliya edinin demiş mi? Şafii, Malik, İbn hanbel, Maturidi, Eş'ari vb. demiş mi?
"Rabbimiz! Bizi doğru yola erdirdikten sonra kalblerimizi eğriltme, katından bize rahmet bağışla; şüphesiz Sen sonsuz bağışta bulunansın." (Al-i İmran/ 8.ayet)
Fatiha suresi.
Rabbimiz'den başkası sabit tutamaz. Resulullah(sav) amcası Ebu Talib'e yardımcı olamadı.
"Sen, sevdiğini doğru yola eriştiremezsin, ama Allah, dilediğini doğru yola eriştirir. Doğru yola girecekleri en iyi O bilir." (Kasas/ 56.ayet)
 
Ya evliya değilse? Koşulsuz itaat yalnız Allah'adır.

Tarikat işine girmeyin günahkar girer, müşrik olarak çıkabilirsiniz. İlim öğrenin ve onunla salih amel yaparak iyilik etmeye bakın.

Yalnız Allah'a kulluk eder, yalnız ondan yardım dileriz.
 
Geri