Zamanın kıymetini bilmek

🕒 Konu sahibi 6 saat önce aktifti
Uzm. Psk. Kıvılcım Yücelen / Zamanın kıymetini bilmek

Zamanın kıymeti nasıl bilinir? Bu sorunun cevabı hem çok basit hem de biraz zorlayıcı... Basitliği çok teknik bir strateji olmasından ileri geliyor; zorluğu ise o stratejiyi her gün her saat uygulayabilme becerisini kazanma sürecinin uzun olmasından kaynaklanıyor.

Zamanın kıymetini bilebilmek için öncelikle bu kaynağın sonsuz olmadığını sürekli aklımızda tutmamız gerekiyor. En baştan başlayacak olursak, sınırlı bir ömrümüz var; “son kullanma tarihimiz” bilgisi bizde yok, yani ne zaman öleceğimizi bilmiyoruz. Koskoca ömür dediğimiz süreye bu evrende yapılabilecek her şeyi sığdırmamız mümkün değil... Aynı sınırlılık durumunu, bir günün 24 saat olmasında ve bu sürenin 5-8 saatini uyuyarak geçiriyor olmamızda da görebiliriz. Yani her gün ne yapıyorsak bunun için 20 saatten az süremiz var.

Bu sınırlılık prensibi, zamanın kıymetini bilmek ve en iyi şekilde değerlendirebilmemiz için bize gereken en temel motivasyondur. Ancak bu motivasyon bizi hemen paniğe ve telaşa kapılarak her şeyi hızlıca tüketip bir diğer adıma geçme yönünde değil, çok farklı biçimde harekete geçirmelidir. Çünkü bu duygularla (panik ve telaş) zamanı yaşama yolunu seçersek kendimizi çok zorlarız ve sonunda elimizde tatmin değil sadece tükenmişlik ve basit keyifleri bile unutturan bir yorgunluk hissi kalır... Zamanın sınırlı oluşunun bilincinde olmak, bizi çok temel bir beceriyi kazanma yönünde motive etmelidir: Seçim yapmak ve içimize sinen kararlar verebilmek...

Ne kadar olduğunu bilmediğimiz bir ömrün “oh, çok iyi değerlendirdim” hissiyle kapanışını yapmak istiyorsak;

1- Her anın bize sunduğu seçenekleri sağlıklı algılayabilmeliyiz.

2- O zaman diliminin koşulları ve kendi benliğimiz arasında uyum köprüleri kurabilmeliyiz.

3- Bu köprüleri inşa ederken kendimizi ya da başkalarını kurban etmeden tatmin duygusunu yaşayabilmeliyiz.

Bu becerileri kısaca şöyle açıklayabiliriz. Her anın bize sunduğu seçenekleri sağlıklı algılamak demek, gerçekten sadece orada olanı görmek ve dikkate almak, fantastik kurgularla zihnimizi karıştırmamaktır. Gerçekten öyle olup olmadığını ya da olup olmayacağını kesin olarak bilmediğimiz olayları veya kişileri kendimize göre yorumlayıp peşin yargılarla hareket etmemektir. İçinde bulunduğumuz zaman diliminin koşulları ve kendi benliğimiz arasında uyum köprüleri kurmak ise öncelikle kendimizi iyi tanımamızı, kırmızı çizgilerimizi ve esneyebileceğimiz alanları çok iyi bilmemizi gerektirir. Sağlıklı algıladığımız koşullar ile kendi benliğimizi nasıl buluşturabileceğimize ancak o zaman sonradan pişman olmayacak biçimde karar verebiliriz. Eğer karşılaştığımız koşullar/insanlar buluşamayacağımız nitelikte ise, o ortama/insana veda edecek gücü bu sayede her zaman kendimizde bulabiliriz. En son beceri ise, bir öncekiyle çok bağlantılıdır. Koşullar ve kendimiz arasında kurduğumuz köprü, ne kendimizi ne de başkasını kurban etmek yoluyla inşa edilmemelidir. Eğer hayatın zorlantısız akşında koşullar/taraflar buluşabiliyorsa, bu en ideal biçimdir. Ancak eğer koşullara/insanlara uyum sağlayabilmek için kendi benliğimizden, özdeğerimizden, özsaygımızdan çok fazla harcıyorsak ya da koşulları/insanları kendi benliğimize göre çok fazla eğip bükmeye çalışıyorsak, orada doğal olmayan bir akış oluşur ve bir gün mutlaka hüsranla sonuçlanır.

Sonuç olarak kısıtlı zamanımızı iyi değerlendirmek, özümüze uygun seçimler yapabilmek ve sonucu ne olursa olsun bu kararlarımızın sorumluluğunu taşımak, yani “kendi” olabilmenin gururunu taşımaktır. Ne kadar olduğunu bilmediğimiz bir ömrün hakkını ancak o zaman vermiş oluruz...

Kaynak
 
Sürekli ertelemek de insanın zamanı doğru kullanmasına engel oluyor ayrıca ileri tarihte ne olacağının garantisi mi var?
An'da kalmak ve o anı en verimli şekilde kullanmanın yoluna bakmak gerekiyor.
 
İyi de herkesin zamana ihtiyacı olmuyor. Misal ben bir Kastamonu çomarıyım. Zamanım olsa ne olacak "kızılcık şerbeti" nin eski bölümlerini falan izler yine heba ederim zamanı.

Zaman, zeki insanlara lazım.
 
Yoruluyoruz, istesek te değerlendiremyoruz.
 
Yoruluyoruz, istesek te değerlendiremyoruz.
Onu diyorum abi. Sen ne biliyorsun ki ne yapacaksın zamanla? Misal Allah 500 sene ömür verse ne yapacaksın. Dur lan iki atom parçalayım bakayım demezsin. İki dil öğrenmezsin. Ardeşen'den başka yere gitmez dünyayı tanımaya çalışmazsin. Zaman israf bizim gibiler için.
 
Ne oluyor kıymet bilince yerinde mi sayacağız
 
Onu diyorum abi. Sen ne biliyorsun ki ne yapacaksın zamanla? Misal Allah 500 sene ömür verse ne yapacaksın. Dur lan iki atom parçalayım bakayım demezsin. İki dil öğrenmezsin. Ardeşen'den başka yere gitmez dünyayı tanımaya çalışmazsin. Zaman israf bizim gibiler için.
Şu an kışlık odun hazırlıyorum ve bir an önce bitsin istiyorum. Ama yorulup erteliyorum. Yorulunca da hiç bir şeyin tadı çıkmıyor. Zamanımız olsa da, ya gücümüz yetmiyor, ya da imkanımız olmuyor. Mecburen akışını izliyoruz. Bazen de tembeliz.
 
harbi insan üzülüyor ya zaman geçiyor. yaşlanıyoruz şurda 2024 e ne kaldı bir yaş daha alacagız...! SAD
 
Onu diyorum abi. Sen ne biliyorsun ki ne yapacaksın zamanla? Misal Allah 500 sene ömür verse ne yapacaksın. Dur lan iki atom parçalayım bakayım demezsin. İki dil öğrenmezsin. Ardeşen'den başka yere gitmez dünyayı tanımaya çalışmazsin. Zaman israf bizim gibiler için.
Emekliliğe ne kadar kaldı abi?
 
Geçmiş de gelecek de sadece bir yanılsama ve ne geleceği planlayabilirsiniz ne de geçmişi değiştirecek gücünüz vardır. Sahip olduğunuz tek gerçeklik ise yaşadığınız AN'dır.

İki saniye sonrası bile garanti değil ve bu sebeple sadece anı doğru kullanmak sureti ile geleceğinizi de otomatik olarak şekillendirebilirsiniz. O kadar çok birbirini etkileyen bilinmeyen koşul var ki bu seçeneklerden hangisine denk geleceğinizi bilemezsiniz ancak doğru işler yapmaya çalışırsanız, en azından olumsuz durumları teğet geçme şansınız olabilir.
 
zaman sadece birazcik zaman..
 
Zaman herkes için kaçınılmaz bir son olacağı gibi bir ödülde olabilir. İçinde yaşadığınız her saatin, her dakikanın, her saniyenin ve hatta her salisenin bile değeri vardır. Bir hastaya, bir mahkuma, bir askere vs vs. zamanı kısıtlı olan kişilerin daha iyi anlayabileceği bir olgu gibi bakmak lazım. O anları iyi değerlendirmek gerekiyor. Pişmanlıklar olacağı gibi mutluluklar da olacaktır. Bunlar kalıcı mı olacak hayır. Zamanla gerek pişmanlıkların da mutlulukların da da yok olabileceğini idrak edince içinde yaşadığın anını kıymetini anlıyor insan. O yüzden iyisiyle de kötüsüyle de kıymetini bilmek lazım. Şükürden ziyade içinde yaşadığın ana hamd etmek gerekiyor. :)
 
Zamanin kıymetini bilmek, mutluluğun formülü, iyi ilişkinin sirlari vb.
Boş yazılar, boş muhabbetler.
 
Geri