~melek~
Üye
-
- Katılım
- Eylül 27, 2013
-
- Mesajlar
- 256
-
- Tepkime puanı
- 0
-
- Puanları
- 266
-
- Yaş
- 28
Zaman...
Zaman acılarıma ilaçken değil
Zaman yaralarıma merhemken değil
Zaman umudun kalbinde kurşun yarasıyken anladım yalnızlığımın en kıymetlim olduğunu
Hangi ayın hangi günüydü gittiğin bilmiyorum ama kıştı. Senden sonra ne günlerim aydın ne de gecelerim iyi oldu. Sapsarı bir karanlık düştü payıma mirasından
gecelere bağışladığım. Fikrimin gölgede kalan gülleri bile donduramadı
gidişinin gülüşlerime açtığı yarayı. Sen kokmadı hiçbir bahar. Gözlerinde uyutmadan güneşi daha adını bile söyleyemeden dilim firakınla şereflendirdin çorak topraklarımdaki çocuk ruhumu. Aşkı anlatmadan
insanları anlatmadan
acıyı anlatmadan
korkuyu anlatmadan gittin! Anlamını öğretmediğin kelimeler toplamı bir hayatın azadesiyim
Şimdi; ışıklarına bedenime emanet edipte gittiğin sokak lambalarının kimsesizliğinde sana ağlamamayı öğrettiğim gözlerime anlatıyorum sensizliğin ne demek olduğunu… dilim döndüğünce kelimelerim yettiğince
yüreğimin sessizliğiyle.
Geçmişi olmayan küçücük bir köy gibiydim yokluğunda. Ellerim
yüreğim ve kelimelerimin imecesiyle sarfettiğim emeklerimde
değil ayak izlerine
yüreğinin sesine bile rastlayamadım. Sonra şehir şehir
kent-kent büyüdüm. İçimdeki sarı saçlı küçük kız terk ettiğin yaşta kalsa da ben büyüdüm! Geçmişi olmayan bir ülkeyim şimdi! Bahçelerinde demet demet karagüller yetiştirdiğim… Geçmişi olmayan ülkeyim şimdi! Okyanuslarında bin boğulup bir kurtulduğum… Ve sen! Sen hala acımasız bir avcı misali vuruyorsun serçelerimi. Sen vurdukça saçların beyazlaşıyor sen vurdukça yalnızlığım tenhalaşıyor bilmiyorsun…
Zamanın deniz kokulu günlerinin ardında kaybolan yüzünü aynalarda arıyorum. Yüzümdeki çizgilerden bir sen çiziyorum aksime bazen
korkuyorum! Ya döndüysen… Dönmen ihtilali olur cam kırığı gecelerimin. Bastıkça kanamazsa ayaklarım
karanlığım ala boyanmazsa günüm sıkıntıda
yüreğim pusuda
ben dardayım bilesin!
Ne çok dar boğazlardan geçirdi beni yokluğun
ne uzuuuun ve karanlık tünellerde tünetti yüreğimi eksikliğinin ezikliği bilemezsin… İnsan çok çaresiz kaldığı zaman küçücük bir saman çöpüne bile sarılabilirmiş. Benimse kelimelerim var. Peki ya sen? Sen hiç çaresiz kalmadın mı?
Hadi gel! Ayır dikenlerini güllerimden ayırabilirsen
etini tırnağımdan ayırdığın gibi… hadi gel.yağmur dolu bir kente akıttığım gözyaşlarımı topla eteklerine. Canımdan canını topladığın gibi. Yağmurda yaşlarımı bulabilirsen… Hadi gel. Varlığınla ayak bas toprağıma
ellerinde kış sesli çelenklerle.Vuslatının şiddetiyle sarsılsın ülkem. Şehirlerim bir bir yıkılsın
sularım çekilsin
kentlerdeki sürgünlüğüm vurulsun! Yeter ki seni bulayım desem de ben; sakın
sakın gel(me) sen! Affetmek erdemini barındıramadı yalnızlığım ruhumun içinde. Sadece sana değil
hayata dair biriktirdiğim ne varsa avuçlarımda
öğüttü değirmeninde bir
bir…Şimdi unufak olmuş düşlerimi savuruyorum gökyüzüne…yalnızlığın benden kıymetli olmasın diye!!!
Alıntı..
Zaman acılarıma ilaçken değil
Zaman yaralarıma merhemken değil
Zaman umudun kalbinde kurşun yarasıyken anladım yalnızlığımın en kıymetlim olduğunu
Hangi ayın hangi günüydü gittiğin bilmiyorum ama kıştı. Senden sonra ne günlerim aydın ne de gecelerim iyi oldu. Sapsarı bir karanlık düştü payıma mirasından
Şimdi; ışıklarına bedenime emanet edipte gittiğin sokak lambalarının kimsesizliğinde sana ağlamamayı öğrettiğim gözlerime anlatıyorum sensizliğin ne demek olduğunu… dilim döndüğünce kelimelerim yettiğince
Geçmişi olmayan küçücük bir köy gibiydim yokluğunda. Ellerim
Zamanın deniz kokulu günlerinin ardında kaybolan yüzünü aynalarda arıyorum. Yüzümdeki çizgilerden bir sen çiziyorum aksime bazen
Ne çok dar boğazlardan geçirdi beni yokluğun
Hadi gel! Ayır dikenlerini güllerimden ayırabilirsen
Alıntı..