McTaggart, zamanı A ve B serisi olarak iki ayırıp ele almayı tercih etmiştir.
McTaggart’ın geçen yüzyılın başında kaleme aldığı “Zaman’ın Gerçekdışılığı” adlı çalışması zaman felsefesi hakkında oluşacak geniş bir literatürün köşe taşlarından biri olacaktır.
1. Gelecek, şimdi ve geçmiş birbirleriyle bağdaşmayan niteliklerdir.
2. Zamanın içindeki her olay bu niteliklerin hepsine sahipmiş gibi görünür.
3. Yukarıdaki iki önerme, olayların birbirleriyle bağdaşmayan nitelikler içermesi çelişkisini zorunlu kılar. (Ingthorsson:52)
Yukarıda bahsedilen ilk iki önerme aynı anda birbirleriyle doğru olamazmış gibi görünüyor. O halde çelişki tam olarak nerededir? Tam bu noktada çelişkiyi de görmek için önemli bir not düşmeliyiz; McTaggart’ın zaman hakkında yazdıkları, onun ontolojik kavrayışından bağımsız olamaz. Diğer bir dille onun zaman anlayışı ontolojisine bağlıdır ve daha iyi bir kavrayış için ontoloji anlayışı üzerine yoğunlaşmamız gerekmektedir. McTaggart’ın ontoloji anlayışına göz atalım.
McTaggart, “Varlığın Doğası” adlı metninde a priori olarak gerçeğin ve var olanın doğasının ontolojisinden söz etmektedir ve bazı argümanlar sunmaktadır. Bu ontoloji, gerçekliği oluşturan tözler, nitelikler ve ilişkiler gibi şeylerin doğalarını içerir. McTaggart’ın ontolojisi salt bir a priori ilkeden hareket etmekle kalmaz, aynı zaman ontolojisinin ampirik konulardaki teorik ve pratik sonuçlarını da değerlendirir ve deneysel gözlemleri ele alır. Bahsettiğimiz ontolojide ana ilkelerden birini şöyle ifade edebiliriz; nitelikler ve ilişkilerin gerçekliği, o niteliklere sahip olan ve o ilişkilere giren tözlerin varlığına bağlıdır. Bu ilke, McTaggart’ın temel bazı önermeleriyle ilişkilidir.
- Var olmayan hiçbir şey gerçek olamaz. Gerçeklik, varlıkla örtüşür. (McTaggart: 1988, 6 bölüm 2. kısım)
- Var oluştaki, böylelikle gerçeklikteki her şey, niteliklere sahip olan ve ilişkilere giren tözlerden oluşur. (2-McTaggart: 1988, bölüm 4-6)
- Var olmadığı halde gerçek olan, soyut önermeler veya olgular gibi şeyler yoktur. (McTaggart: 1988, bölüm 2)
Bu önermelerden anladığımız kadarıyla McTaggart için zamanın gerçekliği, zamanın var olan bir töz, var olan töze bağlı bir nitelik veya var olan tözler arasındaki ilişkiye bağlıdır. Diğer bir deyişle zamanın gerçekliğinin bir şartı, zamanın var olmasıdır. Eğer varlık ve gerçeklik örtüşürse, zaman var olanın ötesinde ve üzerinde bir şey olamaz. Eğer zamanın gerçekliği bahsettiğimiz türden bir yapıdaysa, "zamanın kipleri" yani "geçmiş, şimdi ve gelecek zaman" var mıdır? Örneğin "bir zamanlar var olmuş ama artık olmayan" veya "şimdi var olmayan ama var olacak olan" gibi kipler; yani sırasıyla "geçmiş ve gelecek zaman" var olabilir mi?
Sanki McTaggart şöyle cümleler kurmamızı istiyor gibidir; “… vardır, öyleyse gerçektir.” Eğer bu, onun ontolojik anlayışının uygun bir yorumuysa geçmiş zaman şu an var değildir ve gerçek olmamalıdır. Veya gelecek zaman şu an var değildir, öyleyse o da gerçek olmamalıdır. Peki şimdiki zaman? Şimdi, gerçekten var mıdır? McTaggart, var olmayan şeylerin gerçekliğini kabul etmemek konusunda ısrarcı gibi görünüyor. Erdem, şöylesi bir yorumda bulunmaktadır; “(bu yaklaşımda) … var olan hiçbir şeyin zamansal olmayacağını, bu sebeple zamanın da gerçek dışı olması gerektiğini ileri süren McTaggart …” (Erdem, 2010: 50) Bu notları ve yorumları ele aldıktan sonra şimdi A ve B serisinden söz edebiliriz.
McTaggart, olayların zamansal açıdan iki biçimde sınıflandırılacağını ifade eder. A serisinde olaylar arasında geçmiş, şimdi ve gelecek gibi kipler var. Bu kipler sabit değil değişkendir ve dinamik bir yapı sergiler. Örneğin olayların dinamik hareketiyle gelecek zaman, şimdiki zaman sonra ise geçmiş zaman kipinde değişim var olur; veya uzak olan bir gelecek olan bir olay, şimdi’nin ilerlemesiyle sırasıyla, yakın gelecek, şimdi, yakın geçmiş ve uzak geçmiş olur. Bahsettiğimiz iki yapıda kipli (tensed) zaman anlayışını varsaymaktadır ve A serisine dahildir. Dinamik, kipli-parçalı zaman anlayışı oldukça temeldir. B serisinde ise olaylar arasında kipli bir yapı değil, öncelik ve sonralık ve eşzamanlılık ilişkisi vardır ve bu ilişkiler sabittir. 1917 Bolşevik Devrimi, 1883 Marx’ın ölümünden sonradır, 2. Dünya Savaşı’ndan öncedir. Bu yaklaşımda A teorisindeki gibi bir değişim söz konusu değildir. Bu nedenle bu teoriye statik zaman teorisi veya kipsiz zaman teorisi de denir. McTaggart, A ve B serisinden söz ettikten sonra hangisinin zamanın doğası açısından daha temel olduğunu sorar ve kendi ontoloji anlayışıyla tutarlı olarak iki serinin de gerçek dışı olduğu sonucuna varır. Ulaşılan bu sonuca "McTaggart Paradoksu" ismi de verilmiştir. Ancak zaman felsefesi tartışmalarında zamanın gerçekdışılığı argümanı görece pek taraftar bulmamış, felsefecilerin büyük bir kısmı A serisinin mi yoksa B serisinin mi daha makul olduğunu tartışmışlardır.
McTaggart Paradoksu özet olarak olayları A ve B serisi olarak ayırır, A serisinin B serisine göre daha temel olduğunu ekler ve daha sonra A serisinin gerçekdışılığı sonucuna ulaşır. Böylece zaman gerçekdışıdır sonucuna ulaşılmış olur. Ancak tekrar belirtmek istiyoruz ki felsefeciler zamanın gerçekdışılığından ziyade A ve B serisi ayrımın kendisiyle ilgilenmeyi tercih etmiştir .
Zamanın A serisi (Dinamik-Kipli Zaman Teorisi) McTaggart, A serisinin geçmiş, şimdi ve gelecek zaman kiplerine dayandığını, insan algısı ve tecrübesine dayanmadığını ifade eder. Ancak varlığın gerçek doğasını yansıttığı için insan zihninde bir karşılığı olduğu notunu da özellikle düşer. Bu zaman teorisini savunanlara göre zamansal kiplerin varlığının en büyük kanıtlarından biri zamanın belirli bir yönde akıyor olmasıdır. Metafizik ve din felsefesi çalışmalarından tanıdığımız Robin Le Poidevin de bu görüşe katılmaktadır. Ona göre zamanın iki temel özelliği bulunur. İlk olarak zaman akar/geçer. İkinci olarak ise şimdiki zaman, biricik ve eşsizdir (İng: "unique"). Böylece zamanın akıyor olması, şimdi’nin sürekli değişmesidir. (Poidevin, 2003:122) Öyle ki Poidevin, hiçbir insan, dilsel ifade ve düşünceler mevcut olmasa dahi şimdi’nin var olacağını ifade eder. (Poidevin, 2003:123). O, değişim ve akış olmaksızın zamanın var olamayacağını iddia ederek A serisine daha yakın görünür. Bu dinamik zaman teorisinde, zamanın özsel olarak önceden sonraya, geçmişten geleceğe doğru hareket ettiğini ifade edilir. (Craig, 2011:160) Bu teoride olaylar birbirinden sonra meydana gelmektedir; örneğin geçmiş zamana ait olan dün, tekrar yaşanmaz; bugünden önce meydana gelmiştir. Kabaca söylersek bu teoriye göre geçmiş, şimdi ve gelecek zaman kipleri varlığa ait gerçek durumları ifade ederler.
Zamanın akıyor olduğuna yönelik insanların büyük bir çoğunluğunda bir sezgi mevcuttur. A serisinin dinamik yapısı bu sezgilerimizle de bir hayli uyuşmaktadır. A serisini savunanlar çoğunlukla bunu bir argüman olarak savunur ve B serisinin yani statik zaman anlayışımızın değişimi/akışı açıklayamadığını ve sezgilerimizle uyumlu olmadığını öne sürerek bir dizi eleştiri geliştirirler.
Bazı felsefeciler B serisinin zamansal kipleri kabul etmeyişinin en temel eleştiri noktalarından biri olarak görür. Eğer gerçekten zamanın kipleri yoksa, akış ve değişimle uyumlu olan bu kiplerin varlığına yönelik insanlardaki sezgilerin kaynağı nedir? Veya kipler yoksa akış ve değişim nasıl açıklanır? McTaggart’ın da zamanın var olması için değişimin varlığını zorunlu olduğu şeklindeki önermeyi kabul ettiğini hatırlatmakta fayda var.
Yaygın bir yaklaşıma göre değişim, bir olayın yok olmasıyla veya başka bir olaya dönüşmesiyle değil, olayın A serisi açısından niteliklerinde meydana gelen farklılaşmalarla gerçekleşir. (Erdem, 2010: 54) Örneğin Fatih Sultan Mehmet’in ölümü bir zamanlar uzak bir gelecekken sonra sırayla, yakın gelecek, şimdi ve geçmiş ve daha sonra uzak geçmiş olmuştur. Bu örnekte de olduğu gibi değişim olacak, buna en uygun olan teori A serisiymiş gibi görünüyor. Eğer bu doğruysa A serisi olmaksızın B serisi olamaz, çünkü değişimi A serisi açıklar ve değişim olmaksızın zaman olamaz. A serisinin McTaggart için daha temel görülmesinin sebebi budur. McTaggart’ın yapması gereken şey şimdi A serisinin gerçekdışı olduğunu kanıtlamaktır, böylece zamanın gerçekdışılığı argümanı kurulmuş olur. Önce zamanın özsel olarak kipli olması gerektiğini savunulur sonra ise kipli zamanın kendisiyle çeliştiği ifade edilir; zamanın gerçekdışılığı argümanın temeli çok kısaca budur.
Kipli zaman anlayışı olarak A serisinin akış ve değişimle uyumlu olduğu önermesinden sonra bu serideki zamansal niteliklerin gerçekliğe uygun olup olmadığı sorusu gündeme gelir. Hatırlanacağı gibi McTaggart için var olmak, gerçekliğe bağlıdır. Eğer bu ontoloji doğru ise var olan olayların nitelikleri olarak zamansal kipler, birbirlerini dışlar mı? Eğer bu kiplerin aynı anda var olduğu varsayımına dayanırsanız, ki McTaggart eşit ve aynı anda oldukları varsayımına dayanmaktadır, bir uyumsuzluk söz konusu olur. Her bir olay zamansal kiplerden biri veya diğeri olur ancak hiçbir olay kiplerden birinden daha fazlası olamaz. Yani aynı anda bir olayın iki kipte olması mümkün değildir. Eğer bir olay şimdi’de ise gelecek ve geçmişte değildir, geçmişteyse gelecekte ve şimdi’de değildir, gelecekteyse geçmiş ve şimdi’de değildir. İrem’in ilk çocuğu olan Doğukan’ı doğurması kiplerden aynı anda sadece birinde bulunabilir. Eğer olaylar zaman içerisinde gelecek, şimdi ve geçmiş arasında hareket ediyorsa zaman içerisindeki her şeyin bu kiplerde bulunması gerekir. Ancak McTaggart için kipler birbirini dışlayan uyumsuz niteliklerdir; hareket halinde olan bir şimdi’nin varlığı çelişki doğurmaktadır. McTaggart’ın geçmiş, şimdi geleceği eşit biçimde gerçek olarak düşündüğünü tekrar hatırlatarak Oaklander’ın, bu yaklaşımı nasıl bir argüman biçiminde ifade ettiğine bakalım:
- Eğer bir kavramın gerçekliğe uygulanması çelişki doğuruyorsa, bu kavram gerçeklik için doğru (true of reality) olamaz.
- Zaman, A serisini ve zamansal oluşu içine alır (ki bunlarla ya var ya da yok olur), yani eğer A serisi bir çelişkiyi içine alıyorsa zaman da bir çelişkiyi içine alır.
- A serisinin ve zaman oluşun gerçekliğe uygulanması bir çelişkiyi içine alır.
- Öyleyse ne A serisi ne de zamansal oluş gerçeklik için doğrudur, dolayısıyla zaman gerçek dışıdır. (Oaklander, 2004:158)
A serisinin bir farklı alt türü olan Şimdicilik (Presentism) konuya dair farklı varsayımlarla hareket etmektedir. Bu görüşe göre geçmiş ve gelecek yoktur, yalnızca şimdi vardır. (Craig:144) Zamansal oluş olayların kiplerindeki bir değişiklik değil nesnelerin var veya yok olmalarını da ifade eder. Yani olaylar zamansal oluşta kipler değil, varlık veya yokluk açısından değişime uğrar. Olayların geçmiş olması bir zamanlar şimdi, gelecek olması ise ileride şimdi olacağı anlamına gelir; böylece çelişki ortadan kalkmış olur. Craig’in McTaggart’a eleştirisi zamanı ele alırken hem ezelilik noktasından zamansız bir bakış açısıyla konuya yaklaşması hem de bu tasvire kipleri yerleştirmesidir.