Zaman Durdu Sanki

Konu sahibi son olarak 2619 gün önce görüldü
Yok sayarız her gün gördüğümüz insanları, nesneleri. Yok saymak derken, her gün baktığımız için göremeyiz. Bakarız ve geçeriz sadece. Sabah erken uyanmışsınızdır, bir de üstüne mutsuz adımlarla başlamışsınızdır güne. Dışarıya çıkarsınız, tanıdığınız biri en sevimli halinde karşınızda bir anda beliriverir. -Selaaaaaammm!
-Selam.
-Nasılsıınnn bugüünn?
- İyi sen?
-Ben de iyiyimmmm. Biliyor musun, o çok istediğim işe başladım. Çok güzel! Bir gün çayımı içmeye gel, olur mu?
-Senin adına çok sevindim. Çok acelem var. Gitmem lazım hemen. Kusura bakma olur mu? Hoşça kal.
-Tamaamm. Görüşürüüzzzzz canıııımmm…
Heyecanını görürsünüz, “Bu kadar heyecan, mutluluk bu sabahın köründe bir insanda nasıl mevcut olabilir, acaba?” diye düşünmekten kendinizi alamazsınız. “Neyse, ne!” diye geçiştirirsiniz, gereksiz bir ayrıntıymış gibi, vaktinizin bir kısmını çaldırmış gibi hissedersiniz. Öyle ya, ne diye güler yüzlü bu kadar, o saatte hem de. Olacak iş değil! Üstelik kendinizi iyi hissetmezken…
Güneş, tam tepenizde ışıldıyordur bir yandan. Aslında güneşi görünce mutlu olmak gerekir, hem de onu gördüğünüz an, rengiyle, sıcaklığıyla aydınlatması gerekir ruhunuzu, kötü de başlamış olsa, gün.
-Ama niye dün değil de bugün, tam da ben halsizken, güne mutlu başlamamışken aydınlatıyor ki her tarafı.
Karamsar bir yapıya sahip değilseniz ne olursa olsun, güzel bir şeyler görmenin ya da duymanın kendinize iyi geleceğinin bilincinde olmanız gerekir. Etrafınıza bakın.
-Aaaa, buraya portakal ağaçlarını kim koymuş. Limon ağaçları da varmış. O da ne! Bir sürü papatya, ne zaman bitivermiş, bu her gün geçtiğim yol kenarında?
Aslında daha önce gördüğünüz şeyler bunlar. Ama nedense canınız onları görmek istememiş ve hep yerinde olan, bakmaya devam ettiğiniz fakat görmemeye inat ettiğiniz şeyler, bugün sanki bir anda ortaya çıkıvermiş, yeniden.
-Neden yok saymışım ki ben bütün bunları? Ben değil miyim ki, küçük şeylerden mutlu olan?
Denge, her zaman yerinde olmayabilir. Güler yüzlü, hayatın her anından zevk almayı bilen insanları bile her zaman gülerken göremezsiniz. Onlar bazı anlar gelir, mutsuz olduklarını sanırlar. Aslına bakılırsa zaten hiç kimse, mütemadiyen mutlu olamaz. İnişleri çıkışları olmadan, arada bir denge bozulmadan adalet sağlanmaz ki. Bunlar olacak ki, en küçük bir şeyin bile ne kadar değerli ve güzel olduğu bir daha anlaşılsın, tekrar tekrar.
-Bugün sen yoksun! Mutsuz hissetmem, ondan.
Farkına varırsınız neden kendinizi iyi hissetmediğinizin. Suçlu olan, ne güneş ne uyku ne uyandığınız gün.
-Bugün seni daha çok özledim. Sesini duyarak başlamak güne ya da aynı şehirde aynı sabaha uyanmak varken seninle, sen burada yoksun. Aslında her şey, bütün güzelliğiyle, her zamanki gibi önümde. Hiçbir şey de sorun değilken bana, eksiklik var bir şeylerde. Özlemek var. Her an seni gelecekmiş gibi hissedip gelemeyeceğini bilmek, günü kötü yapan. Saniyeler bile, kendini bilerek yavaşlatıyor, senin yanımda olacağın zaman gelmesin diye. Ama nasıl da gösterdi güzel ağaçlar, papatyalar, kendini bugün bana. İnadına yapıyor, bu güneş de. Ne güzelliklerin onun aracılığıyla can bulduğunu ispatlamak için, ışığının beni nasıl mutlu ettiğini bile bile, seninle paylaşamayacağım bir gün geçirmek zorunda olduğumu bile bile yapıyor. İyi de yapıyor ama seninle aynı şehirde olmadığım halde en güzel haliyle cezp etmeye çalışsa da beni, ben nasıl bekliyorsam seni, o da bekleyecek ve senin bana geldiğin gün, en parlak halinde olacak, sırf ikimiz için…
 
Geri