Yüzyılı aşkın yaşayanların hikayeleri

Konu sahibi son olarak 4387 gün önce görüldü
Yüzyıllıkların Sırrı
Ortalama insan yaşamı dünya genelinde 60´larda son buluyor.
Ama bunu aşanların sayısı hiç de az değil. İşte size bir
araştırma; Ama asıl ilginç olan, yüzyılı aşan bu insanların
hiçbirisinin ortak bir yönü olmaması. Aralarında sigara
tiryakileri ve içki içenler var, hiç sebze yemeyip sürekli et
yiyenler de veya hiç sigara, içki kullanmayanlar... Kısacası
uzun yaşamın genel bir formülü yok, kişilere göre değişiyor.
Galiba gizem, insanın kendisini iyi tanımasında saklı...
Kayıtlara göre, en uzun ömürlü insan, Japon çiftçi Shigechi*
yo Izumi´dur. Izumi, 120 yıl ve 237 gün yaşadıktan sonra
1986’da öldü. Sigara düşmanlarına inat, 116 yaşına kadar si*
gara içmeye devam etti, son dört yılında sigarayı bıraktı ama
hergün şeker kamışı likörü (shoshu) içmeye devam etti. Aşağı*
da 111+yaş ve üstünde olanların listesi var. Kayıtlara resmen
geçmemiş ama Izumi’den daha fazla yaşamış 24 kişiyi içeren
66 kişi vardır. Fortean Times dergisinde 111 ile 139 yaş ara*
sında 37 kişinin de bir listesi bulunuyor. Ama bu kişiler, liste*
de yer olmadığı için yazılmadılar. Ayrıca mantıksız ve
kanıtsız bulunan birçok belge ve kişi listeye alınmadı.
Görünüşe göre, çok yaşamak için öne sürülen önerilerin ba*
şında az yemek yemek ve heyecanlanmamak geliyor.
Gerilimli, maceracı ve heyecanlı bir yaşam, sizi vaktinden ön*
ce mezara sokabilir. Hayvanlar üzerinde yapılan araştırma*
lar göstermiştir ki, uzun yaşamanın en iyi yolu, alınan kalori
miktarını düşürmektir. Önemli olan yağlar ve karbonhidratlar
değildir. Anahtar, düşük proteinle beraber, yeterli mineral ve
vitamini almaktır. Yüz yaşın üzerine çıkmış insanların çok bu*
lunduğu toplumlardaki insanların daha ufak tefek oldukları
ve batılı şişmanlardan % 40 daha az kalori aldıkları belirlen*
miştir. Tabii ki her zaman istisnalar vardır. Mesela Amerikalı
bir hurdacı olan Richard Lewis, 105 yaşına kadar yaşamıştır.
Ayda 7 kg. şeker (haftada 1.75 kg.), haftada bir düzine yu*
murta, hergün bir ya da iki şişe Thunderbird şarabı, yağa ba*
tırılmış kızarmış domuz tüketirdi. Haftada bir aile boyu kızar*
mış tavuk yerdi ve günde on gün sigara içerdi. Lewis özel bir
örnektir, zira tüm bilinen ve kanıtlanmış blimsel sonuçları
yıkmıştır.
Belli bir coğrafi yükseklikte bulunan yerleşim merkezlerinde
yaşayanların ömrü daha uzundur. Bu gibi yerleşim merkezle*
rinde kentsel yaşam biçimi ve yüksek kalorili yiyecekler yok*
tur. Bu bölgelerin içinde, Hindikuş Vadisi, Taşkent ve civarı,
Çin’in Guangi bölgesi ile Ekvator’un Vilcabamba vadisi yer
alırlar. Burada yaşayanlar acı bir pirinç şarabı içerler. Bu şa*
rap kertenkele, yılan, köpek, geyik penisinden ve 40 kadar ba*
haratlı bitkinin karışımından yapılır. Yüz yaşından fazla yaşa*
yanlara daima bunun sırrı sorulur. Cevaplar genelde şaşırtıcı*
dır, 112 yaşında bir kadın olan Divi Bastolumas Barbados’ta*
ki Fontabelle pilajındaki şezlongunda yatarken kendisiyle
yapılan röpörtajda uzun yaşamını biraz seks, biraz güneş, bi*
raz içki, tembellik ve çocuksuzluğa bağlıyordu. İngiltere, Not*
tinghamshire, Aversham kentinde yaşayan 102 yaşındaki
Henry Govier I. Dünya Savaşı’nda gazla zehirlenince, huzur i*
çinde ölmesi için evine gönderilmişti. Fakat Govier ölmedi ve
1992’de 102. doğum gününü kutladı, sağlıklı bir kalbe sahip ol*
masının nedenini viskiye ve çukulataya bağlıyor. Benzer uzun
yaşam biçimleri, 105 yaşındaki Polla Vanderpump, 101 yaşında*
ki Rhoda Renshaw ve 109 yaşındaki Ethel Tuch tarafından
da anlatıldı. 107 yaşındaki Louisa Wright ise sağlıklı bir yaşa*
mı hep kendi yolunda gitmesine bağlıyordu. 103 yaşındaki pi*
yanist George Lunn uzun yaşamını süt lapasına bağlıyor.
Lucy Pamsley (105) ve Etty Heaton (107)’da süt lapasının ke*
rametini savunuyorlar. Bir kasabın kızı olan 100 yaşındaki Ro*
se Troake ise dengeli bir beslenmeyi ve sosislerden uzak dur*
mayı öneriyor. Fakat bilinen en ilginç cevap 114 yaşındaki Au*
gusta Holtz’a aittir. Uzun yaşamanın sırrı sorulduğunda Zen
Budizm´e uygun bir cevap vermiş: “Sadece doğum günü kutla*
mak.” Yaşlıları araştıan 45 yaşındaki Paul Sieveking, FT
111+Yaşam Listesi´ni hazırladı; işte bazı örnekler;
M’barek Rhıouı (Yaş: 147?); Fas, Azrou kentindeki evinde Ma*
yıs 1991’de öldü. 12 kez evlendi ve geride 80 nin üzerinde ço*
cuk bıraktı. Fakat gerçek yaşı bilinmiyor. 30 yaşlarındayken
1874’de Sultan Mouley Hassan’ın ordusunda bir subaydı.
Abdül Müen Attiya Kafi (145); 1842’de doğdu ve 14 Ağustos
1988 yılında Suudi Arabistan’ın Taif kentinde öldü. Kral Ab*
dul Aziz’e hizmet etti.
Djedala Gouas (144); Cezayir’in en yaşlı kadınıydı ve Ekim
1988’de öldü. Hiçbir zaman doktora gitmedi, daima şifalı bit*
ki satan kişilere danıştı. 108 yaşındaki oğlu ve 98 yaşındaki
kızından daha çok yaşadı.
Barbara Yasaite (135+); Rusya´daki kayıtlara göre, 15 Tem*
muz 1855’te doğdu. Litvanya’nın Ramoshkiu kasabasında bir
terziydi. 125 yaşında bacağı kırılana kadar hiç doktora gitme*
di. Alkol, kahve veya çay hiç içmedi. Uzun ömürlülüğüne rağ*
men hiçbir erkekle beraber olmadı. “Erkekler politika ve sa*
vaş yaparlar, bu nedenle birinin bile hayatıma girmesini dü*
şünmedim” demişti.
Gong Laifa (132+); Mart 1862’de doğdu ve Çin’in Guizhou e*
yaletinde Nisan 1994’e kadar yaşadı. Gong Laifa, pirinç tar*
lasında günde 11 saat çalışıyordu. Uzun ömrünü temiz yaşa*
ma, sıkı çalışmaya, ve bekar olmasına bağlıyordu. Xinhua
Haber Ajansı; “Yüzyıllarca süren rutin yaşam uzun ömür için
bir anahtar olabilir” diyerek bunu açıklamaya çalışıyor.
Gong hiçbir zaman alkol veya ilaç almadı. Her gün iki öğün
mısır ve pirinç yiyordu. Resmi bir raporda (AFP 18 Nisan
1994) 146. doğum gününü kutlamış olabileceği yazıyor.
Mevlud Dawltadze (131+); Gürcistan´da Gorekety kentindeki
evinde Ağustos 1988’de doğum gününü kutladı.
Bushtaı Brezenian (138); 1991’de Bağımsız Kafkas Çeçen
Cumhuriyeti’nde 130 yaşındaki eşcinsel sevgilisi Giorgi Sal*
messi yüzünden üne kavuştu. Eşcinsel çift, 1881’de birbirleri*
ne aşık oldular ve birlikteliklerinin 110. yıldönümünü İnsan
Hakları göstericileriyle kutlamaya karar verdiler.
Kabilo Kıptoo (130); Nijerya’nın Kararia kentinde yaşayan
bir kadındı. Haziran 1987’de öldü zannedilerek, tabutu meza*
ra indirilirken tabuttan kalkmıştır ama sonra gerçekten öldü.
Ouma Pammy Manuei (126+); “Afrika´nın Anası” adıyla tanı*
nan bu kadın, 1991 Mayısında doğum gününü yıllarca ebelik
yaptığı Johannesburg, Newclare’de kutladı. Hatırladığı kada*
rıyla Johannesburg, ilk gördüğünde birkaç kulübeden ibaretti.
Hiç hastaneye gitmedi ve ilaç kullanmadı ve 11 çocuğunun bi*
ri dışında hepsinden fazla yaşadı.
Jackson Pollard (123+); Ocak 1990’da ABD, Georgia’da Milled*
geville kentinde Central State Hastanesi’nin huzur evinde ya*
şıyordu. Buraya 17 yıl önce getirilmişti. Sosyal Güvenlik Ba*
kanlığı, Jackson’un doğumgününü 15 Aralık 1869 olarak belir*
lemişti. Ama yaşlı adam 1886’nın yeni yılında doğduğunu söy*
lüyordu. 13 kişilik bir ailenin üyesiydi. Georgia yakınlarında
Hawkinsville kasabasında bir çiftlikte doğmuştu. Bu dönemler*
de beyaz toprak sahiplerinin yanındaki siyah köleler, işçi ola*
rak kaydedilirlerdi. O ise yaşamının büyük bir bölümünü tren
yolları için çalışarak geçirmişti. İspanyol-Amerikan Sava*
şı’nda ve 1. Dünya Savaşı’nda ordudaydı. Sonra İngiltere´ye
ve Almanya’ya geçti. Orduda çalıştığına dair hiçbir belge bu*
lunamadı ama o döneme ait belgelerin bulunduğu binalar yan*
mıştı. Önerileri şunlardı: “Alkolden uzak durun. İyi sebzeleri
yiyin, asla ama asla sıska bir kadınla evlenmeyin, kaliteli bir
pipo için ve Tanrı’ya güvenin.” Dediğine göre, 117 yıldır siga*
ra içiyordu fakat sigarasını hiç değiştirmedi. Sadece Prens Al*
bert tütünü kullanıyordu.
Bawa Daouda (126), Batı Afrika’nın Nijerya kentinde Baga*
gi köyünde yaşadığı ve oraların en yaşlı büyücü doktoru oldu*
ğu ve Ocak 1994’te öldüğü söyleniyor. 1868’de doğmuştu. Şa*
hitler ölmeden önce tüm dişlerinin tam olduğunu söylediler.
Geride iki kadın 17 çocuk bıraktı. Son çocuğu, Daouda 115 ya*
şındayken doğmuştu. Söylenenlere göre, büyü gücü vardı ve
bakışlarıyla halkı bir anda etkiliyordu. İnançlara göre Bawa,
yağmur yağdırıcı ve “Şeytani güçler”in efendisiydi. Kuşları
ve böcekleri, düşmanlarının mahsüllerini harap etmeleri için
kullandına inanılıyordu.Müslümanlara karşıydı. Yöredeki E*
mir’in mescitini ziyaret ettiğinde O’nun “Tanrı’nın Evi”nden zi*
yade küçük bir sığınak olduğunu söyledi. Fakat bu sığınakta
tek bir insanın bile olmadığını ekliyordu.
Jeanne Louise Calment (119+; 21 Şubat 1875’te Fransa’da Ar*
les’de doğdu ve 1994 Ağustosunda aynı yerde öldü. Doktoru
Jeanne’nin bu uzun yaşamını onun mizacına bağlıyor. Jeanne
arkadaşlarına “gülerek öleceğimden eminim, herkese mesa*
jım şöyle; Uzun yaşamak istiyorsanız gülmeyi bilin.”diye diyor*
du. Jeanne 110 yaşında bisiklete biniyordu ve bir günde içtiği
iki sigarayı 117 yaşında bıraktı. Doktoru “...başka insanlara
muhtaç olacağı için korkuyor”diyordu. Jeanne yatmadan ön*
ce akşamüstleri hala çikolata yiyordu. 1889’da 14 yaşınday*
ken babasının dükkanından tuval almaya gelen Vincent Van
Gogh ile karşılaşmıştı. Jeanne ondan pek fazla etkilenmemiş*
ti, çok çirkin, sevimsiz, kaba ve sağlıksız bulmuştu. “Ondan ö*
zür dilerim ama onu Dingo diye çağırırdık.” diyordu. Van
Gogh Jeanne’nin yaşadığı kasabada alkolik, kumarbaz ve si*
nirli biri olarak biliniyordu. Jeanne, 1896’da evlendi ve bir kı*
zı oldu. Ama kızı 60 yıl önce yani 36 yaşında öldü.
Kong Ying (123); Çin’in en yaşlı kadını olarak biliniyordu, 16
Temmuz 1994’de Guangdong’da anfizemiden öldü. 1871’de
doğmuştu, 15 yaşında evlendi ve dört çocuğu oldu. 1993’te 75
yaşındaki oğlu onun uzun yaşamının sırrını açıkladı. Ona göre
bu sır fiziksel çalışmaydı. Tarla sürmek, odun kesmek, bambu
toplamak onu güçlendirmişti.
İlyas Jafarow (122) ve karısı Khatyn (118); 103. evlilik yıldö*
nümlerini 1988’de Kafkasya´da Yanshak kasabasında kutladı*
lar. Tass Haber Ajansı´na göre 1 Ekim 1885’te evlenmişlerdi
ve yaklaşık 200 torunları vardı.
Jovanka Vasilyeviç (120); Aralık 1977’de Yugoslav Yaşlılar Ör*
gütü´nün onur konuğu olduğunda yeni dişlerinin çıktığı sap*
tandı.
Antonio Portale (119) ve karısı Selina (116); 102 yıldır evli ol*
duklarını ve hala doyurucu bir cinsel yaşantıları olduğunu
söylüyorlardı. 11 çocukları, 49 torunları, 97 torun çocukları
ve 112 torun çocuklarının çocukları vardı. Antonio röpörtajın*
da şöyle diyordu: “Uzun yaşamın sırrı her gece sevişecek iyi
bir karınızın olmasıdır.”
Musha Apızı(118+); Çin’in güney Xinjiang eyaletinde 1988 A*
ğustosunda 118 yaşına giren bir müslümandı, ve iki yeni dişi
çıkmıştı. Aynı dönemde Çin’de 115 ile 129 yaşları arasında 15
kişi olduğu söyleniyordu. Ayrıca Çin’lilerin doğumları hemen
aile ağacına işlendiği için bu konuda sahtekarlık mümkün
değil. Üstelik oyalanarak geçirilmiş seneler kutsal atalara ya*
pılmış birer hakaret sayılıyor.
Nyakatolo Tchissengo (118); Angola’nın Luvales kabilesinin
kraliçesiydi ve Portekizlilerle yapılan savaşta büyük bir ün ka*
zanmıştı. Temmuz 1992’de ölünceye kadar uluslararası ilişki*
lerde Başkan Jose Eduardo dos Santos’a danışmanıydı.
Emma Thomas (117 yıl, 67 gün); 20 Ağustos 1871’de Mary*
land’da Emma Broadwater olarak doğdu (doğum sertifikası
bulunamadı). Maryland’da 4 Kasım 1988’de öldü. İki kez evlen*
di, 12 çocuğu oldu. Yaşayan 81 torunu ve 3 tane torun çocu*
ğu vardı.
Walter Nothway (117); Doğu Alaska’da Athabascan yerlileri*
nin lideriydi. 21 Kasım 1993’te Kanada sınırına yakın bir kasa*
bada öldü. 92 yaşında bir karısı ve 100’e yakın akrabası
vardı.
Taarda Terıiharetei (116 yıl, 180 gün); Tahiti’ye 125 mil ya*
kınlardaki Polenez adasında yaşadı ve Ocak 1990’da öldü. Ya*
şı adadakiler tarafından saygı görüyordu çünkü 1890 olayları
hakkında geniş bilgisi vardı.
Zoabi (116); Galilee kentinde yaşayan İsrailli bir adamdı. 3
değişik karısından olma çocuklarından 139 torunu vardı.
1994’te 85 yaşındaki bir kadınla evlendi. Uzun yaşamının sırrı*
nı şöyle açıklıyordu; "Hergün bir bardak eritilmiş margarin ve
bir bardak zeytinyağı içerim. Hiçbir zaman sigara içmedim ve
sadece bir kez hastaneye yattım."
Carrıe White (116 yıl, 88 gün); 18 Kasım 1874’te Carrie Joyner
olarak doğmuştu ve 14 Şubat 1991’de Florida Polatka’da öl*
müştür. Carrie bir piano hocasıydı ve bir demirci olan John
White ile evlendi. 1909’da 35. doğum gününün bir gün sonra*
sında kocası onu psikoz tifo hastalığından dolayı Florida Sta*
te Hastanesine yatırdı. Hastalık bilinç kaybına neden oldu ve
yaklaşık iki hafta sürdü. Fakat Carrie White 75 yıl boyunca
hastanede kaldı. Daha sonra 1986’da Polatka’daki Putman
bakımevine nakledildi. 1988’de Guinnes Rekorlar Kitabı onu
dünyanın en yaşlı insanı olarak ilan etti.
Charlotte Hughes (115 yıl, 229 gün); 1 Ağustos 1877’de doğdu
ve Cleveland, Redcar’daki St Davis Bakımevi’nde 17 Mart
1993’de öldü. 13 yaşında öğretmen oldu ve emekli olduktan
50 yıl sonra evlendi. Kocası 103 yaşına kadar yaşadı. Charlot*
te 115. doğumgününü yumurta, konyak ve soğuk etli bir kah*
valtıyla kutladı. Uzun yaşamını iyi beslenmeye, dürüst bir ya*
şantıya ve 10 Kutsal Emir´e uymasına bağlıyordu.
Prom Kaewerorarm (115); Bangkok’ludur, hala yaşıyor. 1993
´de 106 yaşındayken 3. eşi olan Bai Ohnok’la evlenmeyi planlı*
yordu. Yaşlılar için yapılan bir sağlık konferansında tanışmış*
lardı. Uzun yaşam için tavsiyeleri şunlar: İçki, sigara yok.
Hergün biraz balık ve meyve yemek gerekir. Ayrıca hergün 5
tane iyi pişmiş biber yemek insanı zinde tutar.
Arthur Lang (115 yıl, 96 gün); Ohio’nun Van Wert şehrinde 4
Mayıs 1877’de doğdu. Boksör ve işadamıydı. Doğal nedenler*
den dolayı 8 Ağustos 1992’de Chicago’da öldü. Sürücü ehliye*
tinde doğumu 4 Mayıs 1893 olarak yazıyordu. Fakat dediğine
göre yaşını küçültüp 19 yaşında bir kızla evlenmek için
1916’ya kadar gerçek yaşını saklamış ve kızın akrabalarından
korktuğu için 38 yaşında olduğunu ancak evlendikten sonra a*
çıklamıştı.
Margaret Skeete (115); Virginia’nın Radford kentinde 7 Ma*
yıs 1994’de öldü. Ölümünden üç hafta önce yatalak oldu. Do*
ğumu Teksas Nüfus Memurluğu’nca 1880 olarak gösterilmişti.
Böylece nüfus kaydında iki yaş daha büyük görünüyordu. U*
zun yaşamayı bol şeker yemeye bağlıyordu.
Isram Sonoo (144 yıl, 353 gün); 15 Ekim 1874’de doğdu, 3 E*
kim 1989’da Mauritus’da öldü. Hep et, balık ve meyve yerdi a*
ma sebzeye el sürmezdi.
Anna Elıza Williams (114 yıl, 208 gün); Anna Taylor olarak 2
Temmuz 1873’de Worcestershire’da doğdu ve özel hizmetçi ola*
rak 27 Kasım 1987’de Swansea, Galler’de öldü.
Wakka Shirahama (114 yıl, 82 gün); 26 Mart 1878’de Japon*
ya’da doğdu.Temmuz 1992’de Japonya’nın Miyazaki kentinde
öldü.9 çocuğu vardı.Kocası Shutaro 1939’da öldü.Uzun yaşa*
mını, sabah ve akşam şekerle birlikte soya fasulyesi çorba*
sına, pirince ve öğlenleri de ballı sütle meyve yemesine bağlı*
yordu.
Daisy Adams (113 yıl ve 160 gün); 30 Temmuz 1880’de doğdu,
8 Aralık 1993’te İngiltere, Derbyshire’ın Cresley Kilisesi’nde
öldü. 11 çocuğundan en küçüğü, Derbyshire’da vaizlik yapı*
yordu. Kocası William, I. Dünya Savaşı´nın ilk gününde ölmüş*
tü. Geride 5 çocuk bıraktı. Mazbut bir yaşam süren basit bir
kadındı.
Ettıe May Green (113); ABD, Batı Virginia’nin Lindsdale ken*
tinde 1992’de öldü. 9 çocuğunun beşinden daha fazla yaşa*
yan 73 yıllık bir duldu. Uzun yaşamını, hergün milk-shake iç*
mesine, vitaminlere ve sakin bir yaşantıya bağlıyordu.
John Evans (112 yıl 292 gün); 19 Ağustos 1877’de doğdu, 10
Temmuz 1990’da Batı Glamorgan’da babasının yaptığı bir ku*
lübede öldü. İlk kez 13 yaşındayken maden işçiliğine başladı
ve 73 yaşında maden kurumunca emekli edildi. 95 yaşına ka*
dar sebze tarlasında çalıştı. 108 yaşında kalp cihazı kullanan
en yaşlı insan olarak biliniyordu. 110 yaşında ilk kez Lon*
dra’yı ziyaret etti. Uzun yaşamını, merdiven çıkmaya, tütün,
alkol ve kumardan uzak durmaya, hergün bir tas kepek ve sı*
cak suyla karışık bal yemeye bağlıyordu.
Evangelos Zabetakis (114); Kasım 1992’de Girit’de doğum gü*
nünü kutlarken öldü. Hiç sigara içmeyen bu okul öğretmeni u*
zun yaşamın sırrını etle birlikte bir bardak şarap içmesine
bağlıyordu.
Gulam Hüseyin Ferdussi (114); İran’da bir çiftçiydi. Kasım
1993’de Saveh bölgesinde öldü. Ölmesinden kısa bir süre önce*
sine kadar çiftliğinde çalıştı. Her zaman yiyeceklerini belirli
bir programla yiyordu. Hiç doktora gitmedi ve ilaç almadı.
Tüm uzun yaşam metodlarını ailesi Irna Haber Ajansı´na an*
lattı.
Glen Post (113); Temmuz 1987’de ABD, Ohio, Colombusta’da
bir huzurevinde kalıyordu. Aslında 1869 yılında doğduğunu id*
dia ediyordu. Ünlü soyguncu Jessie James ile tanıştığını ve İs*
panya savaşına katıldığını da iddia ediyor.
Rebecca Hewinson (112 yıl, 338 gün); Rebecca Ramsdale ola*
rak 19 Ekim 1881’de doğdu ve 22 Eylül 1994’de doğduğu yer o*
lan Grimsby’de öldü. 1905 yılında evlendi ve kocası 1920’ler*
de öldü. Uzun yaşamını, her gün bir bardak porto şarabına ve
limona bağlıyordu.
Caroline Maud Mockridge (112 yıl, 330 gün); 11 Aralık
1874’de doğdu, 6 Kasım 1987’de Avusturalya’nın Geelong ka*
sabasında öldü. Bir ilkokul öğretmeni ve amatör müzisyendi.
110 yaşına kadar hiç sigara içmedi ve alkol kullanmadı. Ama
sonraki iki yıl boyunca her gün bir bardak beyaz ispanyol şa*
rabı içti.
Callie Young (112 yıl 10 gün); ABD, Kuzey Carolina, Shelby’de
13 Eylül 1876’da doğdu. Ohio Lebanon’da 23 Eylül 1988’de öl*
dü. 1938’de Cicinnati’ye yerleşmeden önce hizmetçi olarak
çalıştı. Bir basketbol fanatiğiydi ve üç gayrimeşru çocuğun
annesiydi. Dediğine göre; iyi bir erkek ve içki onu uzun yaşat*
mıştı. 140 tane torunu ve torun çocuğu vardı,
Joaquim Cesaro Da Silva (112); Brezilya, Balia’da 3 Aralık
1877’de doğdu. Nova Esperanca’da şeker kamışı ve kahve iş*
çisi olarak çalıştı. Bir yeşilaycıydı ama her ay bilinmeyen bir
bitki karışımı içerdi. 27 Eylül 1989’da 27 yaşındaki karısından
bir çocuğu oldu. Daha önce üç karısı olmuştu ve 32 çocuğu
vardı. En yaşlı oğlu 82 yaşında öldü. Kasaba hakimi Marcose
Sargio Daros bebeği kaydetmişti. Joaquim’in yaşını da nüfus
kayıtlarına bakarak deftere yazmıştı.
Rosia Ellis (112+); 4 Ağustos 1994’de Detroit’teki evine bir
hırsız girdiğini açıkladı. Rosia hırsızı pontolonunun ağından tu*
tarak yakaladı. Fakat o an hırsız kadını yere attı. Kapı kom*
şusu Halti Jones bağırışları duyunca Rosia’nın yardımına koş*
tu; hırsız yakalamıştı.
Elnora Johnson (111 yıl, 340 gün); 12 Ekim 1882’de Missisi*
pi’nin New Albany kentinde Elnora Cornwell olarak doğdu ve
17 Eylül 1994’de Denwer’de öldü. İçki ve sigara içmedi. Yal*
nız, özel yapılmış şekerli çöreklerden yerdi. Amerika’nın en
yaşlı kadınıydı. Doğum günü dökümanları herkesçe kabul edil*
mişti. Kocası ise I.Dünya Savaşı’na katıldı ve bir daha dönme*
di
 
Geri