Yusuf ile züleyha

Konu sahibi son olarak 3024 gün önce görüldü
Aslı Zelicka'dır, Potifar'ın eşi ve Yusuf'un aşkı, su perisi olduğu da söylenir ama dünyanın en büyük aşkıdır belki de Züleyha'nın aşkı.

Yusuf, İbrani Peygamberi'dir. Yakup peygamberin oğlu... Yusuf'un serüveni Tevrat'ta, Tekvin bölümündedir. Yusuf, Kur'an'ı Kerim'de de yer alır [Yusuf Suresi]. Aşkları masal değil , öykü değil, efsanedir artık.

Kenan ülkesinde yaşayan Yusuf - ki adı İbranice Yosaf'dır- babası Yakup peygamber tarafından çok sevilince onu kıskanan kardeşleri tarafından kör kuyuya atılır.Ve kervancılar tarafından kurtularak köle olarak Mısır'da satılır. "Mısır Azizi" Kıtfir satın alır onu. Çok güzel bir erkektir Yusuf. Kıtfir'in karısı Züleyha çılgınca aşık olur.

Züleyha'nin Hz. Yusuf'a karşı duyduğu aşk tanımsızdır. Bütün servet ve güzelliğini onun uğrunda harcamıştır. Kocasına, ailesine tüm Mısır halkına karşı durmuştur bu aşk.. Derler ki yetmiş deve yükü mücevher ve gerdanlığını vardır hiçbir şey gözünde değildir... "Bugün Yusuf'u gördüm" diyen, ondan haber veren herkese onları zengin edecek değerde mücevher dağıtırmış..

Aşkın ağır tutkusuyla karşılaştığı herkesi "Yusuf" diye çağırır olmuş, o kadar ki, başını geceleri gökyüzüne kaldırdığı zaman Yusuf'un adını yıldızların dizilerek yazdığını iddia edermiş.

Fakat Yusuf efendisiyle evli olan Züleyha'nın aşkına karşılık vermesi olanaksızmış. Aşkını kalbine gömüp susmuş sadece.. Oysa Züleyha kendini kınayan tüm insanlara sevdasını haykırıyormuş. Hatta şöyle bir söylence vardır.

"Züleyha, birgün bütün kadınları evine davet etmiş.. Sofra düzenleyerek önlerine meyve koymuş ve onları soymakı için bıçak vermiş.. Kadınlar meyveleri yemeye başlayacakları sırada, Yusuf'a seslenerek, "Onların yanına çık" demiş. Karşılarına çıkan Yusuf'u gören kadınlar güzelliği karşısında öyle büyülenmişler ki bıçakla parmaklarını kesmişler de farkına bile varmamışlar." " İşte sizin gördüğünüz güzellik benim Aşkımdır! " diye haykırmış Züleyha.

Fakat Züleyha'nın ağır aşkı Yusuf'un zindanı boylamasına neden olmuş. Yıllarca peygamber sabrıyla zındanın ağır çilesini çekmiş Yusuf Peygamber. Sonra yine bir söylenceye göre Mısır kralının tabiri olanaksız rüyasını doğru olarak yorumlayınca Hz. Yusuf hapisten çıkmış. Ve bu arada Kıtfir öldüğü için Züleyha'yla evlenmiş.




MEKTUP
ZÜLEYHA'NIN YUSUF'A MEKTUP YAZMASI

...

"Yusuf" yazdı Züleyha,sayfanın ortasına.Hala hitaptaydı kalemi,bir satır ileri geçemedi.

Bir satır ileri geçsem hitaptan,dedi,yanacağım.Ses verdi içinden bir ses:"Yan o zaman,yan o zaman!"

Züleyha devam etti:

"Ah benim Yusuf'um,ah benim,ah/senim,dedi,başka bir şey diyemedi."

Züleyha Yusuf'a bir mektup yazmaya başlayınca "Yusuf "diye başladı,"Yusuf " diye bitirdi.Gördü ki hitaptan öteye geçemedi.Anladı ki aşkın namesinde ser-nameden öte kelam yok.Ve Züleyha'nın lügatinde "Yusuf"tan öte sözcük yok.

"Yusuf,dedi,kelamım artık sende hükümsüz.Ama kelamımın hükümsüz kaldığı bu yerde beni küçümseme.Bil ki kelamdan da ötede sadece ah var,ah ki dünya onun üzerinde durur,gökkubbe onun hararetiyle döner.."
Züleyha'nın gülümsemesi

"Bir gün Züleyha, arkalığına beyaz sümbül dalları işlenmiş tahtırevanıyla geçiyordu kütüphanelerin ve tapınakların kenti olan kentinin sokaklarından.

Görkemli bir alayla geldiğini görenler saygı ve hayranlıkla kenara çekiliyor ve Züleyha'ya yol açıyorlardı. Zengin ve güçlüydü, en fazla da güzeldi. Ve kimse kırmızı gülleri saçına Züleyha gibi takamazdı.

Birden bir meczub, ehil arslanları, atları ve arabaları aşarak Züleyha'nın tahtırevanının önünde dikiliverdi, yürüyüş durdu. Züleyha tül cibinliği aralayarak bu duraklamanın nedeninin anlamak istedi.

Gözlerini kaldırarak Züleyha'nın yüzüne bakmaya başladı meczub, "Züleyha..." dedi, "sevindir beni!" Züleyha kölelerine meczubun sevindirilmesi için işaret etti.

Köleler mor renkli kadife bir keseyi uzattılar avucuna; ama meczub oralı bile olmadı.
"Züleyha..." dedi, "Sevindir beni, bana gülümse! Başka bir şey istemem."
Züleyha bu sesi hatırladı ve yüzüne dikkatlice bakınca, aşkını reddettiği silik bir yığın sima arasından bir zamanların ordu kumandanını tanıdı. Usulca gülümsedi.(...)

Başını önüne eğen meczub sessiz ve sakin geldiği gibi çekiliverdi.

O günden sonra Mısır'ın lisanına "sadaka vermek" anlamına gelen yeni bir deyim yerleşti: Züleyha'nın gülümsemesi."

YUSUF İLE ZÜLEYHA'dan(kalbin üzerinde titreyen hüzün)

.........Rabbim,dedi Yusuf,sen bana,kendi isteğimin dışında şu iklimde ve şu odada bulunduğum şu anda,Züleyha'yı istememeyi isteyebilmeyi nasib et. Katından bir esirgeme ver. Değil mi ki, isteğe yaklaşınca,istememeyi istemek artık imkansızlaşır. Bu yüzden değil mi Rabbim,senden gelen yasaklar "yapma"ile değil"yaklaşma"emri ile başlar. Yaklaşırsam eğer şu içimdeki doğal olan akışla Züleyha'nın ırmağına,yaklaştıktan sonra "yapmam"diyemem. Üstelik yaklaşırsam eğer yapmamayı da artık dua edemem. Daha kolay olan "yapma" değil "yaklaşma".

Öyleyse aslolan :"yaklaşma"Öyleyse Rabbim insan yaratılmışlığımın sorumluluğuyla en fazla baş başa kaldığım şu anda,şu odada,sen bana istememeyi isteyebilmeyi nasib et. Beni insan yaratılmışlığın en doğal akışını kendine ait olmayandan sakındıracak güçle insan et.

Rabbim,diye devam etti Yusuf duasına.İ stemeyi istemek kadar istememeyi istemek de zor. Biliyorum ki katından bir koruma dökülmezse varlığıma,nefsimin altından kalkamam.Son hızla aşağı doğru ilerleyen bir teknenin içinde yukarı doğru koşarak Bahr-i Umman'ı aşamam.Benim tedbirim senin takdirinden küçüktür.

Böyle dua edince Yusuf,ona Rabbinden bir işaret geldi.Her şeyin kalpte başlayıp kalpte bittiği mevsimde,her şeyin kalpteki rengine göre isim aldığı yerde. Masun ve masum olan Yusuf bu duayı etmiş olma yürekliliği ile peygamberdi.Ve o iffet demekti.
SONRA:YUSUF'UN ELLERİ

Yusuf'un elleri bir salkım üzüm

Bir ak zambak ,şakağında Yusuf'un eli

Kimi parmakları elif,tırnakları karanfil

Kimi parmakları kalem,tırnakları gül

Elleri Yusuf'un


Elmacık kemiklerinde gezinirken bir dağ lalesi,incecik bıyıklarının üzerinden geçerken bir demet kiraz çiçeği,gül yağıyla ovalarken sakalını bir sümbül çelengi.siyah,simsiyah saçlarınıngecesine düşerken Yusuf'un elleri,bir nar çiçeği.

Bir nar çiçeğini ezebilir mi benim Yusuf'um

Yusuf'un elleri yoksa ben de yokum

Yusuf'un elleri,alnında bir esmer kelebek,Yusuf'un eli şahdamarında,Züleyha'ya yakın ölüm

Dudaklarının üzerinde duraklıyorsa bir an,Züleyha'nın kalbi demektir Yusuf'un elleri

Çenesine dayalıysa Yusuf'un elleri, Züleyha'nın kalbinde demektir Yusuf'un eli

Kaç zamanı araladı Yusuf'un elleri

Kaç zamandır yed-i beyza Yusuf'un eli

Yanağında gezinirken,bir demet nergis,bir sap suçiçeği Yusuf'un elleri

Bir yasemen dalı,dizinin üzerinde unutulmuşsaYusuf'un sağ eli

Bir Yusuf çiçeği

Yusuf'un sol eli

....

ZÜLEYHA'NIN YUSUF'U HATIRLAMASI

Zaman geldi zaman geçti.

Züleyha efendi,Yusuf köleydi.Ama Züleyha bir kadın,Yusuf bir erkek şimdi.

Kim kaderin Züleyha'yı köle etmek için önce Yusuf'u pazarlara düşürdüğünü tahmin edebilirdi ki?Yusuf'un gelişi ahir ise evvelin yittiğinden kim söz edebilirdi?Değil mi ki evvel olan bazen ahir gelirdi.

Geceydi.Aşk,gökyüzünün tabakalarını inip de birer birer,Züleyha'nın kalbinin zarına değdi,o en içteki fuada işledi.

Yusuf'un kokusu dokundu önce Züleyha'nın ruhuna.Sonra sesi.

Oysa Züleyha rüyasında ne kokuyu,ne de sesi bilmişti.

Sesi ve kokusu ruhuna çarptığında,Züleyha,Yusuf'u hatırladı.

Züleyha Yusuf'u hatırladı ama bu ilk hatırlayışta tenden cana,candan tene dönecek olan döngü içinde önce teniyle hatırladı.

Bir kadınla bir erkeğin birbirine irtibatlanmasında,yalnız başına kaldığında eksik kalan o basamakta hatırladı.Güzelliği farketmeden güzelliğin cezbesinde kaldı.

Züleyha uyandı.

Ama Züleyha,rüyasında bir velinin şüphesiyle değil,teninin ürperişiyle uyandı.

Bir yangının hararetine düşen tapınaklar geldi tapınaklar geçti içinden Züleyha'nın .

Kendisi bilmiyordu,hiç kimseler henüz bilmiyordu.Ama yürünecek yolu vardı.

Ku-yı dilaraya hu demeye,

Kalbin hassas terazisine düşmeye,

Çok çile,

Çok gözyaşı,

Çok zaman vardı.

Geceydi.

Nil kıyısında gece hiç bu kadar yağmurlu,yağmur hiç bu kadar karanlık olmamıştı.

Yusuf'un elleri,Yusuf'un gözleri,Yusuf'un alnı.

Yusuf şimdilik Züleyha için sadece bu kadardı.
.......................

Züleyha kendi kalbine baktığında,Yusuf'u neden sevdiğini ve Yusuf'u nasıl sevdiğini merak etti ilk kez.Perdeler kalktı kalbinin üstünden.Işık.

"Yusuf,seni sevdiysem"dedi Züleyha,hükümdarın tahtına hükümdardan başkası oturamayacağından.Şehzade için saklanan giysiler ancak şehzadenin bedenine uyacağından.Padişahların ülkeler fethettiği görülmüştür de,kölelerin ülkeler fethettiğine bir Yusuf'ta tanık olmuşuzdur.Görüyorsun ya Yusuf,seni sevdiysem yazgım bana yapacak başka bir şey bırakmamış olduğundan.Senin güzelliğin gibi benim de muhabbetimin nedeni

olmadığından.......

( Anlatımlar Nazan BEKİROĞLU'nun kitabından alıntılardır)​
 
Yusuf en çok,Züleyha onun
gözbebeklerine mühürlüyken güzeldi..."

Bilirim Züleyha'nın yükü ağır, lâkin Yusuf'un gömleğine mi biçilsin bunca kahır..

züleyhaya dediler -ay çıktı.Züleyha dedi Yusuf mu baktı ...
 
Aynaya baktı Züleyha ve dedi; buldum seni Yusuf.Meğer buradaymışsın; yanımda.Meğer ordaymışsın; karşımda. Meğer içimdeymişsin; dışımda.Meğer görünüşümde, görünmede, görünmeyende.Hepsinde ve hiçbirinde



İçin ağlasa da kim duyar seni ?Kim anlar
dışardan olup biteni? Yusuf''un yüzünü görenler bilir Züleyhanı
kalbine batan dikeni,,,
 
Kalbinin büyüklüğü terkedebildiklerinin miktarıyla ölçülmekse

Aşkın adı; Züleyha kalbin sınırsızlığı kadar Aşktı.
 
Züleyha olmak mi daha zordur yusuf olmak mi ?
Peki ya Zindan olmak ? kimin zindani kimin aydinligidir sizce ?
Bu dünyada Kac Kadin Züleyha ? Rüyalarin hangisi gercekti ?
Yusufu Kuyuya atan Kardeslerimiydi ? peki ya yusufu Zindana attiran,Züleyhamiydi?

Aşk, Züleyha olacağını bile bile... Yusuf'a vurulmaktır. Yusuf olduğunu bile bile... Kuyuya atılmaktır. Kuyu olduğunu bile bile... Yusuf'u saklamaktır. Aşk; hem Züleyha hem Yusuf hem de kuyu... Aşk; olduğunu olabilmektir belki de...
 
Züleyha , görünürde kuyu gibi gözükse de , saraya giden yoldur
gerçekte.. Yusuf , Züleyha kuyusundan saraya varır.. demek ki , sarayın yolu
kuyudan geçer.. demek ki , Züleyha , yoldur iz dir Yusuf a.. bu yol ulaştırır Züleyhayı Yusufa , Yusufu saraya.. ikisini Yaradana..

Ne Yusuf-i sabrım var,ne çelikten iradem,ne de peşimden koşan
Züleyha ’m
Gelmez oldu kervanım,yoruldum……..
Çıkmazlardayım,kerem etmezse
Rabb’im dardayım, Yusuf gibi,
...susuz kalmış,kör kuyulardayım...
 
Sen bütün sağırlığınla duymazken beni; gözlerimde yankı bulan suskunluğumu Yusuf duydu sadece... Oysa ben ne Yusuf kadar aşktım, ne Züleyha kadar aşık... Yakup kadar kördüm sadece... Bu yüzden bir tek gece kaldı ömrü delik ceplerimde... Öyle bir gece ki; yıldızları adınla söndürüp, düşürdüm solgun günceme... Ayı gözler......inde boğdum... Ve gelen güneş Yusuf'unu armağan etti Yakub'a, senin gözlerinde... Ama sen; Yakub'u kör ettin Yusuf yüzlü gidişinle...
 
Yusuf göl, ben göle görüntüsü düşen mehtabın ardındayım...
Yusuf ayna, ben aynaya yansıyan ışığın tayfındayım...
Yusuf sûret, ben sûretten içre aslolanın sevdasındayım...
Nakşı görüp de, nakkaşa nasıl kayıtsız kalayım?
Varlığım ve mahiyetim, nasibim ve görevim
......O'ndan ve O'nun içinse,
O'ndan gelen ışığa gözlerimi nasıl kapayayım???
 
Can sırrı kuyularda gizli Yusuf’um… Kuyuda yitmeden can olunmaz, can alınıp can satılmaz Yusuf’um… Yitmeye lâyık kıl ruhumu… Yitir ki Can olayım yitir ki can bulayım… Yitir ki ermeye canın(m)a lâyık olayım…

Ve aldırma… Diyorlar ya “Âşıklar ölmez Yusuf’um…”
 
İş Ne Yusuf'dadır Nede Züleyha'da...
İş, Yusuf'a Güzellik ve iffeti Verip... Züleyha'nın Gönlüne Yusuf'u Koyanda
 
İçin ağlasa da kim duyar seni ?Kim anlar
dışardan olup biteni? Yusuf''un yüzünü görenler bilir Züleyhanı
kalbine batan dikeni,,,
 
YUSUF’UN PEŞİNE düşmek için Züleyha olmak gerekir. Züleyha aşk
öykülerindeki tek mücadeleci kadın figürüdür. Ne Leyla, ne Aslı, ne de
Şirin aşık atabilir onunla. Züleyha Mısır’ın nilüferi. Nilüfer,
kadınların asırlardır kapıştığı bir rayiha, nam-ı diğer Lotus çiçeği,
Züleyha’nın kokusu. Bugün hala Kahire’nin göbeğinde ...duran lotus
kulesiyle Yukarı Mısır’ın sembolü. Züleyha, Yusuf’un mana-i ismiyle de
olsa değerini bilmiş ve uğruna makamını, şöhretini, itibarını, mal ve
mülkünü, saltanat sahibi eşini, ve dahi ömrünü feda etmiş kadın. Yusuf
için değmez mi?
 
apaçık delil şudur ki, Züleyha, sonu nasıl olursa olsun, Yusuf’la
anılır olmuştur. Kıssaların en güzelinde insanların en güzeline adı
bitişmiş, onunla beka bulmuştur. Ona bundan güzel ödül mü olur?

Öyle ya Yusuf’a fâni dünya dardır, ona ancak dâr-ı bekada kavuşulur
 
Yusuf kuyuda da mutluydu,Züleyha'nın yanında da..
Şimdilerde ne Züleyhalar yetiyor Aşka,
ne de kuyudakilerin yüreği sabra..
 
Yusuf,dedi Züleyha, sana, gel kaderim ol, demem. O kadar ki, güldeki sevda, çöldeki ateş, denizdeki su kadar kadersin bana.Bak alnına, iki kaşının ortasına. Orada benim mührüm var. Alnımın yazısı olduğun kadar, alnına da yazıyım.
 
Yusuf dedi Züleyha


aşk zorlu bir sınav



ben bu sınavı en baştan ve gönüllü mü kaybettim?

Hayır işte! Yitirmiş görünsem de kazancımsın sen benim.

Ve şer gibi görünsem de göreceksin

yitirdiğin ne varsa benim sana açtığım kuyuda hayrın olacağım sonunda
 
Aşkın kendisi miydi güzel olan, yoksa Yusuf'un güzelliği miydi ?

Yusuf'un gözlerine dalıp yanmak mı aşk, kuyuya atılıp ölmek mi ?..

Aşkını zindana gönderip, bir daha görmemeyi tercih eden Züleyha mı iradeli, Züleyha'nın isteklerine boyun eğmeyen Yusuf mu ?

Efendisine aşık olan Yusuf mu daha özgüvenli, yoksa kölesine aşık olan Züleyha mı ?



Alnımın
yazısı olduğun kadar, alnına da yazıyım. Değil mi ki sen Yusuf
güzelisin, gömleğin çoktan yırtık senin. Ve değil mi ki ben tecelli
etmesem eksik kalır sana dair kader. "Senin kaderin benim tecellim.",
kaderimde zindan varsa, Yusufluğum su götürmez benim.
 
Ey Gönül! AŞK, delil ister; şüpheden uzak kesin bir hüküm kurabilmek için kanıt ister..

Zira çok zordur Yusuf'u (as) görmeyen gözün Züleyha'yı anlaması;

Oysa çok kolaydır Yusuf'u (as) görmeyen gözün Züleyha'yı kınaması...
 
Taş duvarlarparmaklıklar şahit ki

Gecenin tam ortasındayım ve suyun kıyısındayım

Züleyha vargördüğüm Züleyha`nın arkasında!

Gökteki yıldız hatırladı ben ile`l-ebed hatırladım.

Ey dalgaları beyaz denizin gül-i siyahı Züleyha

İştetam şuraya;

İki kaşımın arasından ortalayarak hayatı

Yangında güle dönüştürerek hayatı

Tırnaklarımkazarak her kelimeyi taş döşeğimin yanındaki

Benden önce var olan ve benden sonra da var olacak olan esmer duvara

Yazıyorum ki Züleyhahatırlamanın da ötesinde seni hatırladım.

Günsaatmevsim;Rabbimin yazdığı günaynı saataynı mevsim...

Ben;Yusufezelden levh-i mahfuz sathına Züleyha`nın adıyla birlikte yazıldı ismim.

Ve kelam var olduğu müddetçe

Yani ebede kadar Züleyha`nın adıyla yan yana yazılacak benim ismim...

Yazdıran;Rabbim!

''Nazan Bekiroğlu''
 
Yusuf göl, ben göle görüntüsü düşen mehtabın ardındayım...

Yusuf ayna, ben aynaya yansıyan ışığın tayfındayım...

Yusuf sûret, ben sûretten içre aslolanın sevdasındayım...

Nakşı görüp de, nakkaşa nasıl kayıtsız kalayım?

Varlığım ve mahiyetim, nasibim ve görevim

O'ndan ve O'nun içinse,

O'ndan gelen ışığa gözlerimi nasıl kapayayım???

Nazan Bekiroğlu
 
Geri