....Yürek Ağlarmış Gözden Önce....

Konu sahibi son olarak 1888 gün önce görüldü
Sana dair isteklerim oluyor.Kimi zaman derin ahlarım oluyorsun...

Sen;içinde baharı gizleyen kışımsın benim.Ve biliyorumo baharın güneşinde tenim esmer olmayacak hiç.Bana susmak düşecekpayıma kilitlenmiş bir yürek kalacak.Kaderi önceden belirlenmiş konuşmalar/bakışmalar olacak.Bir yerde aykırılığım tutup sarılsam da içimde sanasen bunu hiçbir zaman bilemeyeceksin.

Tabansız sevdalardan kopup sana sığınıyorum çoğu zaman.Soluk soluğa varıyorum yanına
ter kokarak tenim.Anne sütüne aşık bir bebek gibi duruluyorum sonra.

Git diyorum sanakalma yüreğimde bu kadar özleteceksen kendini.Bir bakışgözüm gözüne değiyor hissediyorum... Gitme diyorum...Kal geldiğin yerde...Ne gitmelerin bitiyor ne de benim sana kal demelerim...

Sonra kötü şansla başlayan ilklerimi hatırlıyorum.8 yaşında en samimi arkadaşımla aynı çocuğu sevişim çocuktum işte lolipop şekerli bir sevdaydıilk sinemaya gidişimde elektriklerin kesilişiilk kavgamdakio göremediğim çukur/ilk konsere gidişimde biletimi kaybedişim ve ilk aşık oluşumun asla mümkün olmayışı... Yani senin mümkün olmayışın...

Hangi aralıkta girmiştin içime anlamadım.Tüy gibi hafifusul usul inivermiştin yüreğime. Kabullenemedim önce...Kocaman yalanlar söyledim kendime.Ben dışımda tutmaya çalışırken seni[meğer içerde hakimiyetin çoktan başlamıştı.Kuşatmıştın dört yanımı ve kendim için çok geçti.. Yerle bir olmuştu her şey...Olmazsa olmazlarım yargılarım...

Kabullenmek zor sanıyordum acemi ama mükemmel bir aşkı taşıyabilmeyi... Ve en az acıyla kurtulmakmış gerçekten bizi bekleyen yalnızlıktan bir başınalığın mecburiyeti ile mucizelere umut bağlamakmış zor olan...Belli bir yerden sonra/bazı şeyleri aşmış olmanın olgunluğu ve kabullenme meziyetiyle üstesinden geliyorsun umutsuzluğunun...

Yani imkansızı mümkün kılmanın zor olduğunu biliyorsun.Çünkü biliyorsuno arada bir yol var ve bu yol uzun da olsa bir yere gidiyor.O bir susma türü sadeceo bir yaşam şekli.Ve her yalnız yaşamak ölmenin diğer yüzü.Bu yol öyleöylece durur.Seni aklıma getirenyüreğime düşüren bu yol değilkötü şansla başlayan bir ilkiniyi şansı sadece.

Düşüme düşüşün zamandan değildüşlerin gafı.

Nasıl bir şeydi[bu beni böyle yağmalayan?Şimdi karşı durmuyorum sananasılsa buluyorsun bir
yolunu ve sarmalıyorsun içimi dışımı.Ayak seslerini duyuyorum hangi yöne gittiğini bilemeden.
Ben yaşanmış bir aşkta eski yaralarıma yanıyorumsen yaralarına benden sevda sürüyorsun.
”Belki”lerden “ihtimal”lerden “keşke”lerden medet umuyorumsenin belki de yabancısı olduğun düşler büyüterek...

Benaslına dokunma ihtimallerinde mutlu oluyordum.
Ben seninle aynı coğrafyada yaşayabilme ihtimalinden huzur buluyordum.
Şimdi bilinci küflerinden kurtulmuş bir yürekle[IMGsüresi diğer aşklardan çok daha uzun olacak bir
aşkın ömrünü anlatıyorumsana dair yazılanlarda.
Şimdi bir sayfa dolusu cümlelerle bir imkansızlığın mucizeye dönüşünü anlatıyorum…
Şimdi bozgun sonrası imkansız bir zafer kazanan bir orduyumbir yenilgide zafer ne kadar
anlam taşıyorsa o kadar anlamlaşıyorum…
Şimdi ben dağıldıkça kurulan yeni düşlerde sana bakıyorum…
Umut hep var olacak

 
Aklımda yazmaya dair tek kelime yoktu.
Zaten günlerdide yazamıyor-dum.
Günler... Nasılda geçiyorlar sensiz böyle.
Oysa ben sensiz tek bir gün bile geçiremezken şimdi kim bilir nerelerdesin, kiminlesin...

Güvenmiştim, inanmıştım inanmasanda sevmiştim.
İnsan sevebilir mi kendinden b
aşka birini böyle delice...
Sevdim ben.
Boyumdan, yüreğimden büyük bir aşka malup geldim.

Şimdi ardından dökülen sözcüklerime aldanma sen, göz ardı et her zaman ki gibi.
Güvensizliğinle bitirdiğin bu sevgi'mi çek al kalbimden tümden.
Acı veriyor hayallerini hatırladıkça, söz verdiğin günlerin aklıma geliyor. Söz veriyorum bırakmayacağım demelerin.
Sana masum bir çocuk gibi inanmıştım,
Tüm hayallerim seninle birlikte hayat bulurken, sen bana gelmemiştin bile...

Bende olmayan yüreğiyle sevgimi dahi hissedemeyen, bana kilometrelerce uzak bir adamı sevmiş-im.
Ah o adam...
Oysa dokunuşlarından çok bakışlarını istemiştim. Birazda sevgisini...

Sustum artık. Dökülmüyor gözlerimden yaşlar. Haketmediğin bu sevgimide alıp gidiyorum hayatından.
Çok bile yazdım yine. Yine sonunu getiremiyorum kelimelerin her biri seni anlatıyor diye.
Yine, seni düşünüyorum. Gökyüzüne bakıpta kurduğumuz hayalleri.
Yine seni düşünüyorum bir akşam üstü, bir sahilde...
Yine seni düşünüyorum karanlığın en sessizinde...

Sabahı sabah ettim hayalinle.
Sensiz yeni bir güne başlıyorum. Buna alışıyorum hatta.
Günaydın sevgilim mesajların yok artık.
Seni seviyorum demelerin de yok.
Sen inanmasanda bana ben sana inanmıştım sevgilim.
Sen sevmesende ben sevmiştim.

Unutma, bir gün anlarsan gerçekten sevdiğimi gelme!
Çünkü sen gelene kadar ben gitmiş olacağım bu ellerden.
Çünkü sen gelene kadar ben bitmiş olacağım, sahte yüreklerde...
Sen gelene kadar, gömeceğim sevgini en derinlere....
 
Sana Nasıl Anlatayım Yüreğimin Derin Acılarını?
Dayanılmazlığın En Demlenmiş Saatlerinde Yazıyorum...
Uzun Zaman Oldu Yüreğimin Şehirlerinde Yağmursuz Bir Zamanın Kaldırım Taşlarını Adımlamayalı...
Şimdi Huzura İnat Üşüyorum Bu Şehirde...
Daha Bir Yorgun Daha Bir Kederli...
Her Şey Bir Yana da Vefasızlığındı Beni Vuran Kış Gibi... Neyi Nasıl Anlatacağıma Fırsat Verilmemişti Oysa...
Şimdi Bu Dünyaya Bile Fazla Geldiğimi Düşünürken...
Hak Etmediğim Acıların Derin Yaralarında Sızlıyorum...
Üzerime Yıkılan Suçsuzluğumun Ağırlığı Altında Ezilirken, Bir Sürü Neden Bir Sürü Bahanelerle Kırıldı Kalemim Zalim Ellerde...
Ben Bu Fırtınalı Denizde Senin Mücadeleni Verirken
Gemiden Şlk Ayrılanın Sen Olacağını da Düşünmemiştim Hiç...
Sen Sustun Hicranım Büyüdü...
Sen Sustun Başkaların Konuştu.
Şimdi Neyin Bedelidir Bana Ödettiğin?
Ne Yapmıştım ki Sana?
Giden Sendin, Mücadele Etmeyen Sen...
Söyle Sana Nasıl Anlatayım Yüreğimin Derin Acılarını?
Bir Ömür Boyu Hapsolduğum Sevdamın Zindanlarından Sana Nasıl Sesleneyim?
Canımın Yangınlarıdır Acıyla Kıvranıp Sonsuzluğa Gebe...
Sen Kırdın Hayat Kalemimi...
Senin İçin Neleri Feda Ettiğimi Bilemedin...
Hiç Bilemeyeceksin!
Bir İlkbahar Sevdasında Bulmuşken Seni Kış Denen Zemheri Ayazların
Zincirlenmiş Vakitlerine Hapsettin...
Yüreğimdeki Kor Soğukluğu Nereye Sığdırsam?
Duygularımın Asmalarına Tutunup, Her Gece Gözlerim Buğulanırken Fısıtltısıyla Sesleniyorum Sana...
Ve Hala Direniyorum Yokluğuna Tüm Mevsimsizliğime Rağmen...
Çağıl Çağıl Akan Nehirlerin Hıçkırırcasına Yağan Yağmurların En Hızlı Takipçisi Oldu Gözlerim...
Hala Gözlerimde Taze Kalan Bir Nem...
Hala Söylemekten Bıkmadığım Hazin Bir Beste Anlamadığın...

Sana Dair Ne Varsa Artık Birer Birer Dünü Geçmiş Yitik Sevdalarımda Kaldı...
Hep Sevinçlerimi Seninle Birlikte Bizde Birleştirdiğim Senden Arta Kalan Sevdamızda Yitirdim...
Buğulu Hayallerimin Puslu Görüntüsü Teker Teker Sende Kayboldukça
Tükenmenin Ne Demek Olduğu Kazınıyor Zihnime...
Şimdi Yarınlarda Olan Sevdamın Yasını Tutmak, Hayatın Romanını Yeniden Yazmak Gibi Bir Şey...

Bildiğim Tek Şey Var...
Sen Beni, Ben Gittikten Sonra Seveceksin...
İşte Beni de Bu Sevdan Öldürecek...
Artık Bir Ölüyüm Ben...
Bir Kez Daha Ölmek Bir Sevdanın Yitmesi Demekmiş Meğerse...
Şimdi Sana Dair Ne Varsa Bir Bir Geçiyor Önümden Son Kez...
Bir Kelebeğin Bir Günlük Hayatında Ölmeden Önce Son Kez Nefes Alması Gibi...
İlk Kez Gözlerim Yaşarıyor Derken Gözlerim Gerçekten Yaşarıyor...
Dökülen Her Yaşta Sen Bitiyorsun...
Son Damla Döküldüğünde Parmaklarım Sana Dair Son Kelimeleri Yazıyor Olacak...
Ve Sen Bende Benle Öleceksin...!!!

Nasıl Uyunabilir ki Gece Böyle?
Her Tarafından Karanlık Bir Kuşatmayla Çevirmişken Yüreğimi…
Nasıl Uyunabilir…
Uyuyamıyorum …
Sen Yoksun…
Sen Bütün Yağmurları Alıp Gittin Göğümden…
Kupkuru Kaldım…
Kupkuru Kurudum Sensizlikten…!!!
 
uzun bir zaman dilmi oldu buralara gelmeyeli
gönül kırgınlıgı hayal kırıklıkları dolu yıllardan dolayı
ugramadım yazmadım buralara bakmadım bile
ama bir sözüm vardı dostuma sen olmasan buralarda
senin için acılmıs bu konu baslıgına ve konularına
senin okudugunu düşünerek hissederek devam ettireceğime söz vermiştim
işte tekrar buralardayım yine, sende burada hep varmışsın gibi
actığım ve yazdığım konuları okuyacagını ve yüzünde tebessüm bırakacağından emin olarak
buralardayım... buralardayım dost özletme kendini...
 
Servetim Olan Dostuma…
Ömrümün beni yok saymasını istediğim bir anımdaydım.
Gökyüzü bile bana ağlıyordu sanki… gözyaşlarım yalnız kalmasın diye mi yoksa ağladığım anlaşılmasın diye mi bilmiyordum.Tek bildiğim yağmurdan sonraki gökkuşağını anımsatan ve bana ışıl ışıl bakan gözlerinin sıcaklığıydı.
Senin sıcacık bakışların benim içimi ısıtırken benim şaşkın bakışlarım da seni şaşırtıyordu.

Kimdin sen?

Neden bakmıştın bana?

Herkes farketmezken farketse bile umursamadan geçerken sen neden durmuştun yanı başımda,neden eğilip iyi olmadığımı göre göre iyimisin diye sormuştun bana….

Sonrası…

Sonra bir yerde oturup uzun uzun konuşmalar ben konuştum sen dinledin…,ayrılırken bir sonra ki görüşme için ümit etmeler.

Anlamıştın geçirdiğim zor zamanları ,dertlerimi ,sıkıntılarımı ve bırakmak istemiyordun beni ellerimi ….ben bile vazgeçmişken kendimden sen vazgeçmiyordun benden.şimdi ardıma dönüp baktığımda anlıyorum ki meğer bitti denilen yerde başlıyormuş bir çok sey..

Bütün yollarımın sonuna geldiğimi zannettiğimde bana yeni yollar gösterdiğinde anladım.Artık hayata dair bir umudum kalmadığı bir anda bana umudun ne olduğunu ve aslında hiç bitmeyeceğini anlattığında anladım.

Ve bazı insanların bazı arkadaşlarından dostum diye bahsederken gözlerinin neden ışıl ışıl açılıp hasretle kapandığını anladım.

Şimdi bu bir teşekkür mektubu mudur anlatamadığım duygularım mıdır bilmiyorum.
Ama şunu biliyorum sen de benim dostum diyeceğim ve hayatıma bu cümleyle devam edeceğim birisin.

Hiç yaşamanı istemesemde ,
Eğer bir gün bir yerde, bir yağmurda senle ağlarsa senin de yağmurdan sonra bir gökkuşağın ve sana ışıl ışıl sıcacık bakanının olması dileğiyle…
melekcik.gif
 
Merhabalar yüreğimin güzel yüzü...


Satırlarıma başlamadan söylemek isterim ki, belki pek çok şey yokyazılacak. Yaşanmamışlıklara adanacak binlerce satır var belki. Ancak dosta uzanan kalem, masivaya yazılacak nice satırlardan evladır, değil mi?


Buna inanarak başlıyorum satırlarıma. Zaman, mumların ömrü kadar odamda. Yazabileceğim çok vaktim yok, biliyorum. Zamanımı en iyi şekilde kullanarak, kalemimin sana layık satırlara hamil olması temennim ile başlıyorum söze.


Bu gece mutluluktan bahsetmek istiyorum sana. Mutluluk nedir bilir misin dostum? Kime sual etsen mutluluğu, farklı cevpalar alırsın. Geçenlerde sordum mutluluk nedir diye, adımsız bir yürüyüş dedi bir arkadaşım. O halde ben mutlu olamam ki, ben adım atmadan yürüyemem.


Oturdum düşündüm sonra mutluluk nedir diye. Bana göre mutluluk, insanın gülüşüdür dostum. Hemen yüzünü asma, mutluluk bu kadar basit mi diye. Yalandan gülümsemeler de mutluluk mu oluyor o halde diye sorma. Sorma, çünkü dostun kalbi, insanın gülüşüdür dostum. Senin kalbin, benim gülüşümdür, mutluluğumdur. Sen dostum, iyi oldukça, yüreğin denizin masmavi ve dingin sularına o beyaz yelkenli ile yelken açtıkça gülüşüm artıyor. Ne zaman ki yüreğin, fırtınalara yakalanmakta, gülüşüm hazan çiçeği gibi sararıp soluyor.


Sen üzgün olduğunda, yüreğime karlar yağıyor. Evet, kar güzeldir ama yüreğe düşmedikçe. O zaman kış çöreklenir yüreğime tüm fırtına ve şiddeti ile. Ne zaman sen iyi olursun, gelir konar yüreğime yaz mevsimi. Tüm bereketi ile yayılır etrafıma. Benim mevsimlerimde aylar yok dostum. Benim mevsimlerim, dostun yüreğinde.


Bir insanın hayatına kaç mevsim sığar ki en fazla? Bir ömür kaç mevsimliktir? Ama dostlarla ömre sığacak mevsimler ziyadeleşmekte. Baharlara ayrı tatlar katıyor dostun varlığı. Kışlar dahi en güzel şekillerine bürünüyor dostun dokunuşuyla. İnsanın yüreğinde mevsimler açan dostluklar ne kadar da kıymetlidir değil mi?


Dostluk bağımda açan gül... Kocaman bir sessizlik çoğu zaman yaşamlarımız. Çoğu zaman kimse birbirinin sesini bile duymaz. Yanımızda dediklerimiz kimi zaman çok uzaklarımızdadır. Ama dostun yüreği, bırakmaz insanı.

Engin denizlerde, yunuslarla bulurum kendimi bazen, korkutmaz suların derinliği. Kızgın kumlarda kervanlarla yolculuk ederken bulurum kendimi, korkutmaz sıcağı soğuyu. Çünkü bilirim dostum, kendimi bulduğum deniz ve kumdan deryalar, senin yüreğindir...



Yüreğin, yüreğimin dört mevsimidir. Yaşadığım en güzel dört mevsim sensin. Muhabbet suyu ile beslediğim, tüm sevgimi verdiğim en güzel çiçeksin. Hiç solmaman en büyük arzum dur, bilesin...


Zaman, mumların ömrü kadardır odamda dedim ya, ne çabuk geçti bak. Mum dibine varıyor artık. Mumlar sönmeden mektubumu tamamlamak isterim. Unutma, kokusunu özleyen yağmur, tane tane yağar toprağa. Dostun adını söyler tüm hububata. Dostunu özleyen yürek, satır satır döker kağıda. Muhabbetini döker tüm kelimata. Dosttan gelen bir ses, karanlığı böler, gülüş çizer dudaklarıma. Yüreğin gülüşümdür ve gülüşüm mutluluğum... En güzel dosta dost olmak temennim ile...
msn_rose.gif
msn_rose.gif
msn_rose.gif
 
Yıllardır içinde sakladığın ve haykırmak için biriktirdiğin sevda sözlerinle gel...
Ya da konuşma ...

Tek bir söz bile söyleme, suskunluğunla gel.
Utangaçlığın, güçsüzlüğün, üzerini yalanlarla örttüğün hatalarınla gel...
...
Sana kendini anlatman için hiç fırsat vermeyen insanları bırak bir kenara...
Onlar hep zamanını çaldı senin.
Sen askını saklarken hoyrat ellerden,
Onlar her seferinde bir çentik açıp yüreğine, büyüttüler yaranı ... kanattılar....

Sen paylaşmak adına içindeki mavilikleri sunarken onlara, yıldızsız gecelerin karanlığa çektiler seni. Kimliğini çaldılar.
Uyuyamadığın bütün uykuları, üşüdüğün kış sabahlarını, iç sıkıntısıyla geçirdiğin bütün akşamları, Seni yatağından sıçratan kabuslarını topla öyle gel.
Arzuladığın ama ertelediğin ne varsa hepsini alıp gel...

Ben koşulsuzca sevmeye hazırım seni..
Sorgulamadan, yargılamadan, değiştirmeye çalışmadan, seni sevmeye hazırım
Hayati seninle yeniden keşfetmeye, seninle yaşanacak sevdanın isimsiz neferi olmaya hazırım.
Gel ve sarıl bana...
Bu sahte hayatların ortasında inandığım tek gerçek sen ol.
Suç ortağım ol, aşık olmak sucunu birlikte isleyelim.
Bekleyişle tüketme beni.
Gel ve sarıl, son bulsun kalabalığın ortasında asırlardır süren korkunç yalnızlığım
Vazgeçilmezim olmak için gel.
Seni kaybetmekten öyle korkayım ki, düşüncesi bile titretsin yüreğimi.

Sen olmadan yaşanmayacağını bileyim, sen olmadan geçecek bir gün bile yaralasın, acıtsın kalbimi.
Bekleme artik gel.
Başkalarının asla göremediği, bir tek benimle konuşan içindeki o deli çocuğu ortaya çıkartmak için gel.
Korunmaya muhtaç bir çocuk o biliyorum.
Korkma, kimsenin onu incitmesine izin vermem ...
Güven bana...

"Birine güvenmenin insanda yaratacağı müthiş huzuru duyarak gel.
Gel ve ağla."

Bunca yıl çektiğin acılardan bir çırpıda sıyrılmak için sarıl boynuma ve ağla.
Gözyaşlarınla birlikte akıp gitsin hepsi. Seninle ağlarım ben de.
Ben de sıyrılrım yüreğimi sömüren kimliksiz sevdalardan.
Bir tek sana kalırım kendim olarak.
Bir tek sana hiçbir şey beklemeden sunabilirim benliğimi.
Sadece bana gel yar...
Yıllardır aşık girmemiş karanlık odalarımı aydınlatmak için sadece bana gel.

Ben Sevmeye Hazırım Seni...
Sonsuza Dek....
 
hasat zamanı

ahh hoyrat yüreğim
yorgun mu düştün,
ne o taş mı çektin sırtında sanki
kerpiçten örülmüş duvarlarına,
mevsimlik işçi mi taşıdın
sevda ekilmiş tarlalarına,
mevsim hasat zamanı
sen yorgun düşmüşsün,
ahh hoyrat yüreğim
bak bakalım tarladaki alın terine
kaç ekmişsin kaç biçeceksin
kaça kaç vermiş toprağın,
atalarından duymuştun, ne ekersen onu biçersin,
sen sevda tohumları ekmiştin toprağına
biçeceğin avuç dolusu sevda olmalıydı,
ne olmuş, kim dokunmuş
ayaz mı vurmuş
dolu mu düşmüş ki
biçtiğin yalnızlık oldu
hasat zamanında…
 
yolyordam bilmeyen bir seyyah gibi ruhum...
yürüyorum ardıma bakmadan yolumu bulmaya çalışıyorum...
etraf karanlık...
bir ses bir ışık arıyorum...
yürüyorum...
yavaş yavaş büyüyor gözbebeklerim...
karanlık esir alıyor bedenimi...

dimaların alamayacağı bir sessizlik duyuyorum en derinlerden...
SEN deyip bi çığlık koparan ...
BEN deyip söyleyecek söz bulamayan...

karanlığa inat şahlanıp koşmak içimde var...
ama bu belirsizliğe teslim bedenim...
bekliyorum umutsuz sessiz ve kayıp...
gelmiyorsun...

ne sana sığınabiliyorum nede kendime sığabiliyorum...
günler hep gece...
bekliyorum gelmiyorsun...

karanlığın ötesinde bir ışık görmek için gözbebeklerim dahada büyük eskisine göre...
burdaki sessizlikte sağır olmak üzere yüreğim...
dengesini kaybediyor bedenim...

seslenişimi duymuyor kimse...
KİMSEZLİĞİMİN İÇİNDE BOĞULUYORUM...
yavaş yavaş dibe çekiliyorum...

duy artık sessizliğimi...
duy artık yüreğimi...
susmuyorumda artık nasıl olsa...
avaz avaz hüküm sürüyor suskunluklarım...

burdayım bul beni kurtar hoyrat karanlıklardan...
Z A M A N S I Z L I Ğ I M A İ N A T . . .
yolun sonunda ki NUR sen ol...
ve ben sende kendimi bulayım...

ve ben sende KAYBOLAYIM...
...karanlıkda değil...
şunu unutma ...
etraf rengarenk olsada...
karanlıkta ne görebilirsin ki..
 
BURADAYIM
Bir gün keşke dememek için buradayım
Bu gün keşke dememek için yanındayım
Keşkelerimin içinde boğulmamak için
Keşkelerimle ağlamamak için buradayım
Yolun sonunu göremediğim için
Yolun sonunu görmediğim için yanındayım
Gözyaşlarımı silmen için
Rüzgarımla sana esmek için buradayım
Karanlığıma bir mum yakmak
Karanlığımda seni bulmak için buradayım
Ölümlerde bir umutla beklemek
Ölümlerde seni görmemek için buradayım
Çığlıklarımda seni anmamak
Çığlıklarımda seni haykırmamak için buradayım
Bir gün, bir gün daha geçtiğinde başka bir gün
Her günümde seni kaybetmemek için buradayım
Acı yüklü hayallerime inat
Hayallerimi seninle süslemek için buradayım
Bir gün pişman olmamak için buradayım
Bu gün seni andığımda başka bir gün
Olmayacağını bildiğim için ben buradayım…
 
Bugün bu sensiz şehrin kaçıncı günündeyim
Sensiz sokakların kaçıncı çıkmazındayım bilmiyorum…
Bu gece gönlüm yine mağrur ve kelimelerim yine suskun..
Yine sensizlik düştü yüreğime…
Hiç kimsenin bilmediği bir sen varsın ben de
Hiç kimsenin yazamadığı anla/ya/madığı anlatamadığı
Ve mısralarımı çürüten bir sen…

Bir sen varsın ben de benden de öte…
Aynadaki suretim olan sen…
Ayna demişken sevgili;
Bugün şöyle bir baktım da kendime
Bir an bu ben miyim? Dedim…
Saatlerce izledim kendimi…


Eğer ki aynalar yalan söylemiyorsa;
Şu an da karşımda duran zavallı ve yaralı bir adam var
Yılların götürdüklerine sessizce ardından bakan bir adam…
Ne çok şey götürmüş yıllar meğerse benden..
Gülüşlerimi gamzelerimi bir tane dahi çizik olmayan yüzümü…
Şimdi tanıyamıyorum kendimi
Alnım kırışmış yüzümde sayısını bilmediğim çizikler…
Ve yorgun düşmüş göz kapaklarım…
Ne tuhaf değil mi?
Hâlbuki daha 18 yaşında
Ve gençliğimin baharındayım…
Başka eller tuttum..
Başka tenlere sarıldım
Ama her tuttuğum elde
Her sarıldığım ten de
Hep seni aradım...
Ben kime gittiyse hep sana döndüm
Yani anlayacağın her zaman olduğu gibi sensizliği yine başaramadım…
Artık vazgeçtim bir başkasında seni aramaktan....
Ben seni sen de yaşamak istiyorum
Seni sen de bulmak…

Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın olurmuş ya
Benim KADINIM yok sen yoksun
Bu yüzden yaşamak dışında hiçbir şeyi başaramıyorum
Tabi nefes almak yaşamaksa
virgul.gif
yaşıyorum…

Gökyüzünde gözlerin karşımda hayalin
Ve elimde sigaram…
Seni içip duracağım sabahlara kadar…
Önce ciğerlerime kadar çekeceğim
Beni zehirlediğini hissedeceğim…
Sonrada geceye üfleyeceğim seni..


Biliyor musun artık ne zamanla ne de takvimlerle alakam kaldı?
Bugün ayın kaçı bilmiyorum bile ya da saatin kaç olduğunu…
Tek bildiğim bir şey var SENİ hala ÇOK ÖZLÜYORUM…
Ne zaman geleceksin diye sormayacağım sana..
Çünkü sen zamansız gelirsin…
Hiç ummadığım bir anda..


Gitmene kızmıyorum DÖN eceksin çünkü
Biliyorum…
Aşkım GİT…
Öyle bir git ki benden;
Hoşçakal bile diyemeden
Kendine iyi bak temennileri dilemeden
Ve birazdan dönecekmiş edasıyla git..
Dönmek için git SEVGİLİM
Mühim değil sen gelmesen de ben beklerim…



UMUT

zamanın cinnet geçirdiği
ve benliğimin şuurunu yitirdiği bir gün...
 
Geri