Yunus Emre Gökçe (yEg)'Den...

Konu sahibi son olarak 2419 gün önce görüldü
..
Aklım kar,
Aklım buz,
Şuur dondu,
Üşüten teni,
Buzul bir temmuz..

Git gide ölerek,
Ölüp-gülüp dirilerek,
Gelip sevip terk ederek,bilerek üzerek,
Sesimi sızan yar,
Kaç yaşında göz var ağladığının yalanında?
Kaç acında özün daha dar bırakır aklımdaki dar ağacında?

Lambanın cini kaçtı?
Beni senden çıkart,
Git,
KAÇ! edeceksin?


Emre GÖKCE
 
Kemikleşmiş leşlermiş,yüzünü maskeleyen mesken..

Var sayılandan öte,
Varlığını varedişime,
Sen küsur mevsimdir,
Sen kez beni sildim,

Yoktun..


Emre GÖKCE
 
..
Göçtükse ve Öldükse..
Sebep bir Aşk’çı sarsıntı sonucudur..

Enkaz dediğini sen kaz,
Çıkarma beni aklının altından!


Emre GÖKCE
 
Sırlarımla ben asırlandım,hasır bir bekleyişin hazıra düşkün yalnızlıklarında..
Hırs'sız kaldım,hırsızlığınla çaldığında da aklımı,
Mektuplarla,
Ve Leylek masallarının üç elma bitişli sonlarında kaldı Aşk..

Kusurlarımda vardı elbet ki,
Surlarımda vardı Sevgili,
Teninle,bozgun gülüşlerinle yıkılan..

Rast makamlarda anılarımıza rastlarız şimdi sadece,
Açılmadan boğulduğumuz bu denizde,rastgele-medik bir daha birbirimize..

Emre GÖKCE
 
Aşktan yana hep bir bildiğin vardı,bendim..
Dakikada çok kez ölürüm,
Daha önce de öldüm,
Dokunma şimdi,
Ölüm sebebim olarak artık gözlerini ön görürüm..

Yorgan döşek sana hastalanmak,
Ölmek yine sonu,
Ölüye dönmek yokluğunun Ana teması..

Aşk kurbanıyız,
Hiçbir uğra adak edilmemiş,
Katletmek Ana fikri,
Gerisi cinayete az teşebbüs,
Yaşatmamaya çok yeltenmek..

Aşk yine yaşanır elbet,
Gittiğinde Bitti’sel hayata girerek..

(FAİLİ MEŞHUR-I)

Emre GÖKCE
 
..
İlk u'yarısı bitti Alfabenin
Sonuç;

''Tanımadığın kelimelerle konuşmamalısın''

F'al bak sende inanmıyorsan Sevgili
Yüreğim k'abartılmış yalanları duyarken
Üç vakte kadar var diye duyduğum kısmetin üstünden içtiğim kaçıncı kahvedir bu hatırlamıyorum..


Emre GÖKCE
 
Sensizlik hayatıma eş değer bir kavramdır,
Tarihim seni affetse de Sevgili,
Yokluğun içimdeki en kadavracı kavgamdır..

Sekme olasılığı yüksek rastlantısal mutlulukların teğet geçmesi meselesinde,
Adrese teslim hüzünlerdik..
Hala anlamadın mı?
Bu cümleler hangi deprem sonrası bu kadar devrik?


(Sesini sildim,
Lakin sessizliğime bile sindin sonra sevdiğim) (bilesin..)
 
Sen giderken
...Kapıda kapandım dizlerine,hatırla..

Kapı da kapandı dizlerinin üstüne
Yetmedi
Gitmeyi kesti gözün,kesilmedi gidişin..

Hiç değilse bir defa gelmelisin
Bu yokluğuna sinmiş beni,sana silmeliyim..

Bensiz
O kadar kirlisin ki
Nazar bile değmeyecektir sana..

Emre GÖKCE
 
Beni unut!
Eski hiçbir sevgilini aramadan,
Sızın geçsin diye, hiç kimseye gönlünü bağlamadan,
Başkalarının omzunda ağlamadan, unut!

Yalnız bıraktığın gibi, yalnız unut!
Unuturken, unutulurken inanayım sevdiğine!

Emre GÖKCE / Unut... Git... Sin...
 
Nasıl da geçip gittin yanımdan,
Hiçbir zaman yanımda olmamış gibi.
El gibi...

Oysa ben kendimi hatırlamak için,
Unutmuyorum hâlâ seni.


Emre GÖKCE / Dün



‘‘AŞKMERAN’’ kitabından...
 
Âşıkken bile ayrılık şarkıları dinleyen iki ayrı nakarattık.
‘‘Biz’’i kanattık.

Bu ayrılık hastalığında,
Sana lokman mı hekim?

Yoksa ben,
Sensiz yediğim her lokmayı,haram mı bilmeliyim?


Emre GÖKCE / Ayrı’ca / Yargâh kitabından...
 
|| Ötesi, Berisi, Dahası… ||

Aşkın, seninle ödüllenemeyen yanıydı yalnızlık.
Ardı, nefes kesiği.
Ötesi yara, berisi bere, dahası izdir.

Geldiğim kadar gitmenin,
Hatırladığım kadar unutmanın,
Susturan ve üşüten avazlarıma, libas bulmanın vaktidir şimdi.

Çoğalmaya gelmişken, azalarak kaldım cehenneminde.
Benim için,
Öldüğünü görmemek için ölmek oldu artık hayat.
Yalnızlığın aşkla ödüllenemeyen yanısın, sen.

Ardı, biz.
Ötesi yâr, berisi ben, dahası anıdır.

Acının ve ağrının kentidir,
Hayatın hep arka odası.
Zamanın arka bahçesidir biraz da ve sadece hep ‘‘bir gün’’ olarak verilir, dün.
Benim yalnızlıkla cezalandırılmamdı, aşk.

Ardı, ruh âlemi.
Ötesi şer, berisi ecel, dahası kalptir.

Yüzdüğüm kadar boğulmanın,
Tanıdığım kadar yabancılaşmanın,
Eriten ve meleten kelimelere, deyiş bulmanın vaktidir şimdi.

Var olmaya gelmişken, yok olarak yakıldım ateşlerinde.

Benim için,
‘‘Unuttuğunu bilmemek için gitmek’’ oldu artık yollar.
Aşkın yalnızlıkla cezalandırdığıyım, ben.

Ardı, dua.
Ötesi ibret, berisi av, dahası cinnettir.

Hep kendi kendimi ıskalayan bir ahmağım sandım.
Yokluğunda kendimi bulamadığımı, aynadaki boşlukları gördükten sonra anladım.
Dudağındaki soğuk yatağa kıvrılan o sıcak nefesti, sessizlik.

Ardı, figan.
Ötesi dil, berisi şiir, dahası çığıltıdır.

Ben, sen, biz...
İç kanamaları durmayan üç ayrı hastayız şimdi. Hepimiz tekiliz.
Hepimiz aşk tarafından terk edileniz.

Yitirdiğim kadar bulmanın,
Uyuduğum kadar uyanmanın,
Can verdiğim saatlerin hesabından can almanın vaktidir, şimdi.
Yâr olmaya yüz tutmuşken, yârdan oldum kısmetlerin kıtlığında.

Ardı, boş.
Ötesi ömür, berisi karayazı, dahası yazgı hatasıdır.
Aşkın bir arada tutamadığı birbirini anımsatan iki ayrı yalandık, biz.
Buna sadece ayrılık kandı.
Ve o’nu bir yere,
Beni bir başka yere attı.

Ardı, azap.
Ötesi yok, berisi yokmuş, dahası yoktur.


Emre GÖKCE (yeG) ‘‘AŞKMERAN’’ kitabından...
 

Sonra, çengel bulmacalarda çıkıyorsun karşıma.
Üç harf,
‘‘Hayati sıvı’’ diyor.

Ellerimi, yüreğimi, kalemimi kanata kanata,
‘‘Sen’’ yazıyorum.
O’nlar ‘‘kan’’ diyor.

Ben zaten kanıyorum!
Bilmiyorlar, kanıyorum diye, ‘‘sen’’ yazıyorum.

Kan gibiyim…
Ömrüm öldürmeye,
Hayatım yaşatmaya çalışırken,
Uyuşmuyorum artık kendime bile.

Emre GÖKCE / Üç Harfli Engel Bulmaca
Aşkmeran Kitabından...
 
Yıllar canidir.
Ki ben felçliyim el’den aşağım tutmuyor.
Uykum da bu yüzden firari.
Uykum kan.
Uykum kir.
Uykum kum.
Hepsini gözlerime kaçır!
Gel dudaklarının arasında salla beni!
Uyurum belki.

‘‘Sus!’’ deyip sustu…
‘‘Dur!’’ deyip durmayan ve giden,
Gelip giderken tökezleten,
Sallanırken ‘‘düşer miyim?’’ endişesi gibi…
Ölürken dirilmenin mucizevî beklentisi kadar düşsel,
Delil yetersizliğiyle yetinen,
Kendi aklının dar geliriyle geçinen,
‘‘Kimlik kadar gerekli bir kadın…’’

İşte bu yüzden,
Eşidir kan, yaranın,
Bir gün mutlak kabukla aldatılan.
Kan yaranın kusma durumudur.
‘‘Öyle ki tüm yaralar kan kusar.’’
‘‘Beni kan tutar’’ diyen bir yaraya denk gelemezsiniz!
Kan tutmaz yarayı, akar!
Pıhtıdır yaranın tek yoldaşı, sargıdan önce yarayı kendisi sarar.
Kan yaranın ağlama durumudur.
‘‘Öyle ki tüm yaralar kan ağlar.’’
Yara, izinin ceddidir ve geçmeyen bir geçmiş kadar ciddidir.

Dün, an’ladığındır.
Gider anlamadan, üzerine gün örttükçe.
Ki gün gelir birlikte içilen şaraplar bile bir şarapnel parçası kadar can acıtabilir böylece.
Geçmiş, geçmeyen yaraların tekil adıdır.
Akar.
Ağlar.
Kusar.
Kabuk olur bağlar.
Sulanır göz göz, bunu en iyi gözü ardında kalanlar anlar.

Emre GÖKCE / Aşkmeran...
Aşkmeran Kitabından...
 
Yaralarımızın payına kalan,
Kin davasıdır artık sevgilim.

Gönül geçince ‘‘Gelme beklemem!’’ ve ‘‘Bekleme gelmem!’’ dediğin o çoraktan,
Yaradaki kan da benim gibi kurudu çoktan.

‘‘Yalnızlık, âşıkların içindeki acının Türkçesidir.’’

Ben yazdım...
Sen de yazdır yüreğine bir yere!

Ben okudum...
Sen de okut gözlerine gecelerce!

Ben ezberledim...
Sen de ezberlet bedenine sessizce!

Bir daha görememek için seni,
Kurtulursam dönememek için sana,
Ayak bileklerimi kestim ben az önce...

Ya öldü de!
Ya da artık süründüğümü düşün ömrünce.
Ama emin ol bundan böyle sana geri dönmeyeceğime!

Emre GÖKCE / Mimozaya Konan Yusufçuk
Aşkmeran Kitabından...
 
İzine giz düşmüş gece yarılarında,
Dizine yeni yaralar ekledin diye mi hizasız gidişlerin?

Terzisi kayıp söküklerdik seninle biz.
Terazisi hep eksik tartan döküklerdik kimi zaman da.

Gözlerimiz ayıpları örttü sandık kapadığımızda
Farkında mısın?

Ben şimdi yeni bir zaman eki arıyorum!
‘‘Ne sev‘‘miş’’tim!’’
Diye geçmişle hatırlamalı,

Ne de ‘‘Gel’ecek’’ bir gün.’’
Diyerek seni aklımda yaşatmalıyım!

Emre GÖKCE / Geçmiş Zaman
Aşkmeran Kitabından...
 
Geri