B
BuYuCu
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Barçın Yinanç ve M. Kaan Kurtuluş, Dış Politika ile İçli Dışlı'da yorumladı
Ellere var da bize yok mu? Yunanistan’a uçaklar, Somali’ye dolarlar...
Uluslararası yardımın kodları.
Taliban Kabil’e ilerliyor, sığınmacı krizi derinleşiyor.
T24 dış politika yorumcusu Barçın Yinanç ve dış politika editörü M. Kaan Kurtuluş yorumladı.
M. Kaan Kurtuluş:
"Taliban'ın ilerleyişi sürüyor. 10 kadar şehir merkezi ele geçirilmiş durumda. 90 gün içinde Kabil düşecek diyen raporlar var. Bu da Afganistan'ın Taliban'ın eline geçmesi anlamına geliyor. Ankara tıpkı Amerika gibi Taliban'ın yollarını durdurmaya çalışıyor"
Barçın Yinanç:
"Afganistan uzmanlarının altını çizdiği konu var, Afganistan tarihinde hiçbir gücün yüzde 60-70'den fazla hakimiyeti ele alamadığı. Sahadaki uzmanlar çatışmanın devam ettiğini, verilen yerlerin yeniden alınabildiğini söyleyebiliyorlar. Ama durum çok ciddi. Türkiye'nin de artık bu saatten sonra Kabil Havalimanı'nın güvenliğini sağlamaktan geri adım atması çok mümkün olmayacağından, bir an önce Taliban'la Afgan hükümeti arasında bir ateşkes... Türkiye'nin tek başına sorumluluk alması çok zor olacak. Erdoğan televizyon programında "Taliban lideriyle bir araya gelme durumum olabilir" dedi."
"Taliban Afganistan'da en önemli aktörü. Türkiye açısından Taliban doğrudan düşman kategorisine sokulmadı, hiçbir zaman da muhatap alınmadı. Taliban'ı Türkiye bir şekilde tepkisini çekmemeyi başarabildi. Afganistan meselesi o kadar önemli ki, Erdoğan'ın göçmen kriziyle baş etmem için Taliban lideriyle görüşmem önemli olabilir mesajını iç kamuoyu rahatlıkla içselleştirir mi emin değilim."
"Sığınmacı krizini yönetememe durumu hakim Türkiye'de. Bazı spekülasyonlarda deniyor ki, Erdoğan Brüksel'e gittiğinde Biden'la baş başa görüşmeye gitti. Tercümanlardan bir tanesi eski AKP milletvekilinin kızı olması nedeniyle konumu tartışıldı. Atılan iddialar Türkiye il Amerika göçmenler konusunda anlaşma yaptılar, açıklanmıyor. Cumhurbaşkanıyla Biden belki Afgan mültecilerle ilgili görüşmüş olabilirler. Burada asıl önemli olan, yapılan anlaşmadan bağımsız olarak, göçmen konusunda bir anlaşma olduğuna dair elimizde veri yok. Şöyle bir görüntü var, Afganlar savaştan kaçıyorlar ve kitleler halinde Türkiye'ye geliyorlar. Neden bu önlenmiyor? Biz bunun cevabını alamıyoruz. Cumhurbaşkanı Suriyelilerden farklı olarak aslında engellemeye dönük ifadeler kullanıyor. Duvarın yükseltildiğine dair. Neden bir önlem alınmıyor, neden rahatlatıcı bir açıklama yapılmıyor, bu sorular cevapsız kaldığı sürece spekülasyonlar çalışmaya devam ediyor."
"Muhalefetin soru sorması çok doğal. Altındağ'daki olaylardan muhalefeti sorumlu tutmak da meseleleri doğru adreste görmemek, suçu başkalarına atmak oluyor. Ben şaşırıyorum, Cumhurbaşkanı çıkıp bir sakinlik çağrısı yapabilir. Bana öyle geliyor ki, bundan özellikle imtina ediyor. Çünkü bu çağrıya rağmen saldırılar devam ederse otoritesi sorgulanacağı için, böyle bir çağrıda da bulunmak istemiyor."
"Yangınların bir numaralı sorunu iklim değişikliğiydi. Bu konuda Türkiye'nin önümüzdeki günlerde diplomatik olarak eli sıkışacaktır. Kendisine sözler verilmişti biz sana yardım edeceğiz diye. Bundan sonra Türkiye Paris İklim Anlaşması'nı Meclis'ten geçirmedi. Türkiye çok basit bir şekilde diyor ki "Ben Paris İklim Anlaşması'nın bana getirdiği yükümlülükleri kaldırmak istemiyorum. Büyümeye devam ederken dünyayı kirletmeye devam edeceğim." Ama bunu derken Türkiye'de yangın oluyor, seller oluyor. Bu konu kesinlikle önümüzdeki günlerde gündeme gelecektir."
"Çavuşoğlu Antalyalı. En son gördüğümde Antalyalı çiftçilere yapılacak yardımları açıklıyordu. Özellikle uluslararası yardımların talep edilmesi konusunda hükümet ciddi şekilde eleştirildi. Bazıları hatırlatmışlar bu tür durumlarda Dışişleri'nde bir kriz masası oluşturulur. Afganistan'da kriz büyüyor, Erdoğan bir yetkilimi gönderdim diyor."
"Özellikle İklim Anlaşması'nı Türkiye ben imzalamam derken, bir yandan da dünyada en çok insani yardım yapan ilk 4 ülke arasına girip bunu gururla anlatması tabii ki büyük bir çelişki. Türkiye'nin çevresine yardım etmek istemesi çok doğal. Zaten burada eleştiri meselesi Yunanistan'a yardım uçağı göndermesi değil. Bekir Pakdemirli'nin çelişkili açıklamalar yapması. Bir taraftan THK'yı kötülemek için elimizde uçak yok dedikten sonra, elimizdeki iki uçağı Yunanistan'a gönderiyoruz demesi çelişki yaratıyor. THK'nın elindeki uçakların 4 milyon dolarla tamir edilmesi söz konusuyken, Somali'ye birden bire sanırım 30 milyon gönderilmesi insanlarda bir rahatsızlık yaratıyor. Türkiye'nin Afrika gündeminin oluşması çok önemli. Ancak burada kamuoyuna biz şu amaçla yardım yapıyoruz dense, belki kamuoyu tamam diyecek. Somali gerçekten büyük bir kriz içinde. Oraya giden paralar acaba bir kara deliğe mi gidiyor diye insan sormadan edemiyor."
"Türkiye bu duruma bakınca şöyle düşünüyor; Türkiye