BirDevrinSonu
Üye
-
- Katılım
- Ocak 10, 2010
-
- Mesajlar
- 38,600
-
- Tepkime puanı
- 3,180
-
- Puanları
- 354
-
- Konum
- Napıcan ?
nsanlar yaşlanıyorlar; ama olgunlaşmıyorlar. Kucaklamayı, hoş görmeyi ve sabretmeyi öğrenemiyorlar. Kızıyorlar; suçluyorlar, parmakları kabahatli olarak hep başkalarını gösteriyor; yetmiyor bazen yumruklarını sallıyorlar. Bazen haklılar da. Karşılarındaki kişi kendilerini delirtiyor.
Ne var ki, başka bir yol var. Sinirden delirmek, sürekli başkasına kızıp onu suçlamanın, tartışmanın dışında bir yol var.
Ahmet Bey, araba sürerken aniden sağ sokaktan bir araba üstüne fırlıyor; neredeyse kaza olacak, yan sokaktan fırlayan arabanın içindeki yaşlıca sürücü kadın açık bir şekilde hatalı. Ahmet Bey pencereyi açar ve bağırır: “Allah cezanı versin kadın, sokaktan ana yola böyle mi çıkılır!” Yükselmeyi öğrenmiş.
Adam kurt gibi acıkmış bir şekilde akşam eve gelir; hayalinde harika bir yemek vardır. Ancak karısının yemek için eti pişirdiğini ama yemeğin yanına pilav ya da makarna gibi tamamlayıcı bir şey hazırlamadığını fark eder. Açlıktan gözü döner ve karısına bağırır: “Kadın, bütün gün evde oturuyorsun, akşam eve geliyorum, bir yemek hazır değil. Ne iş yapıyorsun sen bu evde!”
Otobüs oldukça doludur. Yeni binen yolcular, ortadaki bir öğrenci grubu sohbete dalarak ilerlemediği için önde sıkışıp kalırlar. Yeni binen bir amca, çocukların sohbet edip ilerlemediğini görünce kızar: “Katır tepesiceler, yürümek için illa otobüse bir katırın binip sizi tepmesi mi lazım?” Çocuklardan biri, “Yoo, amca. Sen de binsen olur.” deyince adam bastonunu çocuğa doğru sallamaya başladı: “Yol açın da şu çocuğun hakkından geleyim.”
Ahmet, Hasan ile buluşacaktır. Ne var ki, Hasan geç kalır. 10 dakika, 20 dakika geçer ama Hasan gelmez. Hasan’a telefon açar. Hasan telefonu meşgule alır. Bu arada 30 dakika geçer. Ahmet, beklediği için iyice kızar. Buluşma saatinden 35 dakika sonra Hasan gelir. Ahmet gözlerinden ateş çıkarak, “Sen ne biçim bir insansın, geç kaldığın yetmiyormuş gibi haber de vermiyorsun.” der.
Beş yaşındaki Osman’ın ailesi Ömerlere misafirliğe gitmiştir. İki çocuk oyun odasında bir treni paylaşamamaktadır. Osman, “Bırak biraz da ben oynayayım.” der. Ömer de “Deminden beri sen oynuyorsun.” diye karşılık verir. Ardından Osman, Ömer’in elindeki treni almaya çalışır. İki çocuk birbirlerine girerler.
Ne var ki, başka bir yol var. Sinirden delirmek, sürekli başkasına kızıp onu suçlamanın, tartışmanın dışında bir yol var.
Ahmet Bey, araba sürerken aniden sağ sokaktan bir araba üstüne fırlıyor; neredeyse kaza olacak, yan sokaktan fırlayan arabanın içindeki yaşlıca sürücü kadın açık bir şekilde hatalı. Ahmet Bey pencereyi açar ve bağırır: “Allah cezanı versin kadın, sokaktan ana yola böyle mi çıkılır!” Yükselmeyi öğrenmiş.
Adam kurt gibi acıkmış bir şekilde akşam eve gelir; hayalinde harika bir yemek vardır. Ancak karısının yemek için eti pişirdiğini ama yemeğin yanına pilav ya da makarna gibi tamamlayıcı bir şey hazırlamadığını fark eder. Açlıktan gözü döner ve karısına bağırır: “Kadın, bütün gün evde oturuyorsun, akşam eve geliyorum, bir yemek hazır değil. Ne iş yapıyorsun sen bu evde!”
Otobüs oldukça doludur. Yeni binen yolcular, ortadaki bir öğrenci grubu sohbete dalarak ilerlemediği için önde sıkışıp kalırlar. Yeni binen bir amca, çocukların sohbet edip ilerlemediğini görünce kızar: “Katır tepesiceler, yürümek için illa otobüse bir katırın binip sizi tepmesi mi lazım?” Çocuklardan biri, “Yoo, amca. Sen de binsen olur.” deyince adam bastonunu çocuğa doğru sallamaya başladı: “Yol açın da şu çocuğun hakkından geleyim.”
Ahmet, Hasan ile buluşacaktır. Ne var ki, Hasan geç kalır. 10 dakika, 20 dakika geçer ama Hasan gelmez. Hasan’a telefon açar. Hasan telefonu meşgule alır. Bu arada 30 dakika geçer. Ahmet, beklediği için iyice kızar. Buluşma saatinden 35 dakika sonra Hasan gelir. Ahmet gözlerinden ateş çıkarak, “Sen ne biçim bir insansın, geç kaldığın yetmiyormuş gibi haber de vermiyorsun.” der.
Beş yaşındaki Osman’ın ailesi Ömerlere misafirliğe gitmiştir. İki çocuk oyun odasında bir treni paylaşamamaktadır. Osman, “Bırak biraz da ben oynayayım.” der. Ömer de “Deminden beri sen oynuyorsun.” diye karşılık verir. Ardından Osman, Ömer’in elindeki treni almaya çalışır. İki çocuk birbirlerine girerler.