Yorum: Karşı Konulmaz Fırtına – Samantha Towle | The Mighty Storm

Konu sahibi son olarak 672 gün önce görüldü
kar%C5%9F%C4%B1-konulmaz-f%C4%B1rt%C4%B1na-193x300.jpg

Puanlama : A-

Yazar: Samantha Towle
Çevirmen: Tuğçe Nida Sevin & Nazlı Özgür
Sayfa Sayısı: 376
Dili: Türkçe
Yayınevi: Aspendos Yayınevi
Yayın Tarihi: Aralık 2014
Tür ve Yaş Grubu: Günümüz Aşk / Yeni Yetişkin (18+)

Goodreads Puanı: 4.24/5
Amazon Puanı: 4.40/5

Satın almak için: D&R

Tru Bennet, bir zamanlar en yakın arkadaşı ve âşık olduğu çocuk olan Jake Wethers’ı göreli on iki yıl olmuştu. Seksi, dövmeli ve dünyadaki en büyük gruplardan The Mighty Storm’un kurucusu ve çapkın solisti Jake Wethers, on dört yaşlarındayken ailesiyle İngiltere’den Amerika’ya taşınarak Tru’yu kalbi kırık bir şekilde bırakmıştı.

Tru, çalıştığı derginin müzik köşesi için Jake’le röportaj yapmaya gönderilince, yılların ardından birbirlerini gören bu iki eski âşık arasında eski duygular yeniden alevlenir. Ancak bu duyguların önünde bir engel vardır: Tru’nun iki yıllık erkek arkadaşı, Will.
Jake, Tru’ya reddedemeyeceği bir iş teklifinde bulunur: O ve grubuyla birlikte dünyayı gezmek. Ama işi kabul etmek ve grupla birlikte yolda olmak, Will’i geride bırakmak ve Jake’le haddinden fazla zaman geçirmek demek.

Tru, bir zamanlar kalbinin sahibi olan bu leziz kötü çocuğa karşı koyabilecek kadar güçlü mü, yoksa her şeyi dünyanın en ünlü çapkınıyla bir gece için riske mi atacak?
black-divider-no-background-hi-300x31.png

*Hafif spoiler içerir…

” Hayatımda sadece bir kızı sevdim Tru, o da sensin. Her zaman sendin. Nasıl seveceğimi bildiğim andan itibaren seni sevdim.”
Bugün yorumumu yeniden gözden geçirirken Jake’i bir kere daha alıp içime sokasım geldi, kabul ediyorum. Ben bu kitabı çok sevmiştim, umarım sizler de seversiniz. Çevirisini Nazlı Özgür ile birlikte yaptık, tümünü yapabilmiş olmayı umardım ama maalesef tamamını yetiştiremeyeceğim bir döneme denk gelmişti… Yine de bu kitabın içinde adımın geçmiş olmasına mutluyum :) Ama itiraf ediyorum, kapağı hiiiiç sevmedim!

Hani bazen, bazı kitaplar vardır… neden sevdiğinize tam olarak bir sebep belirleyemezsiniz ama bir şekilde size dokunur, hoşunuza gider. Ya kızı ya çocuğu ya da hikâyeyi sevmişsinizdir işte… Karşı Konulmaz Fırtına da benim için öyle kitaplardan.

İyi yazılmış, güzel, duygusal ve enfes bir erkek kahramana sahip bir Rockstar konulu aşk romanı. Ama yoruma geçmeden önce belirteyim, eğer aşk üçgeni, aldatma gibi konular size dokunuyorsa uzak durabilirsiniz, zira tanıtımdan da anlayabileceğiniz gibi, bu durum söz konusu…

Rockstar Romance dedikleri bu tür kitapların iyilerinden birkaç örnek okudum ve şimdiye kadar ki favorim Thoughtless’dı (Yorumum) şüphesiz, fakat Kiera’nın sinir bozucu karakteri kâbus gibiydi; kitabın yorumunda da yazdığım gibi katlanılması zor cinsten bir karakter. En azından Tru, o kadar rahatsız edici değildi, kararsızlıkta yarışırlar ona diyecek bir şeyim maalesef yok! Ama sanırım Jake Wethers ve Samantha Towle’un The Mighty Storm’u artık bu türdeki favorim…

Tru ve Jake çocukluk arkadaşları, birlikte büyümüş ve her şeyi birlikte yapmışlar, birlikte yaşamışlar. Ta ki, bir gün Jake annesi ile birlikte Amerika’ya taşınana kadar… Sonra mı? Sonra Jake ve Tru’nun iletişimi kopmuş, on dört yaşındalarken yolları ayrılmış.

Tru, İngiltere’de kendi hayatına devam etmiş ve çok sevdiği müzikten tam olarak kopamamış, müzik üzerine yazan bir gazeteci olmuş ve Jake… Jake ise, hayatına müzik ile devam etmiş ve dünyaca ünlü bir rock yıldızı olmuş. Ve tabii ki, bu şöhretin tüm getirilerinden sonuna kadar faydalan bir tanesi; kadınlar, uyuşturucu, alkol…

Jake en yakın arkadaşı ve The Mighty Storm’un önemli üyesi Johny’i alkol ve uyuşturucu neticesinde trajik bir şekilde kaybettiğinde, iyice dağıtır ve Japonya konserinde sahnede yaptıklarından sonra, rehabilitasyona gider. Ve artık kendine gelmiştir, Johny onuruna bir dünya turu düzenleyeceklerdir.

Tru’nun çalıştığı küçük müzik dergisi bu tur öncesi ve rehabilitasyon sonrası Jake’ten bir röportaj kopartmayı başaran ilklerdendir. Ve tahmin edin, kim gidecektir bu söyleşi için… Tabii ki, Tru!

Şimdi ikili on iki sene sonra ilk kez karşılaşacaktır. Jake, Tru’yu hatırlayacak mı? Tru’nun, geçtiğini sandığı hisleri yeniden alevlenecek mi?

“Jake Wehters, bir zamanlar âşık olduğum çocuk.”
Hikâye Tru’nun bakış açısıyla, onun ağzından anlatılıyor olmasına rağmen, Jake’in aslında Tru’dan hiç vazgeçmediğini, onu hayatında geri istediğini çok net bir şekilde anlıyor, onun tüm hislerini duyuyoruz. Ve Jake’in Tru’nun bir erkek arkadaşı olmasını da zerre kadar umursamadığını görüyoruz. Tru tüm bunları pek anlayamıyor, ayrı!

” Of… Jake, ben hariç her kadını seksi buluyor.”
İtiraf ediyorum, birkaç kere aç gözlerini Tru, diye silkeleyesim geldi kendisini. Neyse, Jake istediğini elde edebilmek uğruna Tru’nun reddedemeyeceği bir teklifte bulunur; The Mighty Storm ile birlikte dünya turnesine çıkacak ve Jake’in biyografisini yazacaktır. Bu hem kendi kariyeri için bulunmaz bir fırsat hem de küçük müzik dergisi için bir daha ele geçmeyecek bir şanstır. Tabii Tru bu teklifi geri çeviremez, Will’i geride bırakmak zorunda kalsa bile…

“Senin için hiçbir zaman yeterli olmayacağım, biliyorum. Ama sensiz bir işe yaramazım ve eğer seni, benim istediğim kadar istiyor olmak beni bencil bir adam yapıyorsa, öyle olsun. Çünkü senin içinde olmadığın bir hayatı yaşayamam.”
Yani Jake zaten kendisini anlatıyor, daha ne diyeyim ki :) Boş ver Tru’yu… ;)

Will’den de kısa bahsedeyim, zaten uzunca bahsedilecek bir karakter değil tahmin edersiniz ki… İlgili, düzenli, çalışkan, gelecek vadeden, aklı başında ve iyi bir adam. Yani, kitaplarda dönüp arkanızı kaçmanız gereken cinsten ;) anlayacağınız…

Kitabın ilk yarısı her şey neredeyse yolunda gidiyor, Tru tek gecelik bir ilişki için, iki yılını geçirdiği ve Jake’in tam tersi olan bir adamı riske atamayacağını görüyor ve elinden geldiğince direniyor… Ama tabii ki, kaçınılmaz olan gerçekleşiyor ve Jake’in yatağına giriyor… İşin güzel yanı, konunun bu noktası, kaçınılmaz olan şeklinde sunulduğu için, sadakatsizlik hafife alınmıyor ve mantıken sizi zorlayan bir durum, gözünüze normalmiş gibi sokulmuyor. Kitabın geri kalanında ise, Tru bir yandan karar vermeye çalışırken bir yandan da Jake’in bu şöhretli yaşamının bir parçası olmak isteyip istemediği noktasını sorguluyor ve tabii ki, Jake’in kötü çocuk yanının çok fazla gizli kalamadığını da belirtmeden edemeyeceğim, yani Tru’nun işi zor, işler bir hayli karışacak… Ve siz neler olacağını görmek istiyorsanız, okumalısınız!

İlk yarısında ikili arasındaki elektrik, gerilim son derece başarılı yansıtılmış ve dediğim gibi konu herkesin rahat karşılamayacağı bir konu olmasına rağmen, âdeta ikilinin birbiri için yaratılmış olduğuna ikna oluyor ve bunu beklemeye başlıyorsunuz. Sonrasında ise, en güzel yan, hikâye tekil şahıs ile anlatılmasına rağmen, Tru’nun içinde bulunduğu ikilemi yaşamanın yanısıra, bu ikilemin Jake üzerindeki etkilerini de, onun hareketleri ile neredeyse onun aklındaymışcasına görüyor ve yaşıyor olmaktı. Duygusallığın boyutu ve kararsızlığın sınırları fazla zorlanmamış, manipulatif bir hâl almamıştı.

Aynı anlatım başarısı ikili arasındaki yakın sahnelerde de hakim; seksi diyaloglar ve hikayenin duygusal yoğunluğu sayesinde, ikili arasındaki cinsel yoğunlukta okura rahatlıkla yansıyor.

“Senden ne istediğimi soruyorsun?” Gözleri önce dudaklarımda, sonra da gözlerimde gezinerek, “Seni istiyorum Tru. Sadece seni istiyorum. Tüm gün, her gün,” dedi.
Sadece sona doğru, genele bakıldığında, biraz fazla hızlanıyor ve çözülüyor, oysaki bu ikilinin henüz çözemediği yığınla sorunları var ;) Bunun da en büyük sebebi sanırım bir ikinci kitap olması, fakat yazarın okura bir mutlu son verme arzusuna engel olamaması… En azından yüreğimiz ağzımızda ikinci kitabı bekler kapatmıyoruz, bu kitabı. İkinci kitaba dair de yeteri kadar merak uyandıracak gelişme söz konusu… Bu yoğun ve seksi ilişkinin nereye gideceğini merak etmemek elde değil.

Buraya şunu da eklemeden edemeyeceğim; serinin ikinci kitabı Wethering The Storm’u da geçtiğimiz aylarda okudum ama açıkçası bunun yanında çooook zayıf kaldı, biraz hayal kırıklığı oldu…​
 
Geri