Yörük kime denir, Yörüklerin yaşamı ve kültürü hakkında kısa bilgi.
Anadolu’nun çeşitli yörelerinde, toprağa bağlanmadan yaşayan ve konar göçer de denen göçebe Türkmenlere, Yörükler adı verilir.
Yörük topluluklarını, hayvancılıkla geçinen Oğuz Türkleri oluşturdu. Oğuzların bir bölümü toprağa yerleşmişti, bazıları da yaşamlarını göçebe olarak sürdürüyordu. Bu göçebe Türkmenlere, toprağa yerleşenlerden ayırt etmek için, Yörük adı verildi.
Yürüklerin kışlak ve yaylak denilen iki ayrı barınakları vardı. Kışın daha sıcak, kıyıya yakın ovalara inerler, yazın hayvan sürüleriyle birlikte yaylalara çıkarlardı. Bu yazlık ve kışlık yerlere yörük obası adı verilirdi. Aynı soydan gelen oba halkına oymak denir, oymakların başında da oymak beyleri bulunurdu.
Yörükler Hakkında Bilgi
Oymak beyi, ya da oymağın en yaşlısı, hangi günü uygun bulursa, ilkbaharda o gün obalar hep birden ve her zaman aynı yoldan yaylağa doğru yola çıkar, belli bir yaylağı olmayan Yörükler yaylak kiralarlardı. Herkesin sürüsü bu yaylakta otlar, hayvan ürünleri burada toplanır, herkesin hayvanları özel mühürle damgalanırdı.
Yörükler deve tüyünden kıl çadırlarını, giyeceklerini, kendi hayvanlarından elde ettikleri iplikle dokurlar, ayrıca, «kilim», «cicim», «seli» yaparlardı.
Yörük çadırı, ailenin eviydi. Kadınların dokuduğu bu çadır, orta direğin çevresindeki 5,7,9… direk üstüne kurulurdu. Bir tür tavanlı çadır olan bu evin kapısı (bazen üç tane), «tütsü deliği» denen bacası, pencereleri vardı. Büyük çadırlarda, hayvanlar için yer, ayrı odalar bulunurdu. Direklerin her birinin, çadırı taşımaktan öte görevleri de vardı: Silah direği; mutfak direği; giysi direği; vb. Su geçirmez çadırları kötülüklerden korumak için giriş kapısına tılsımlar asılır, çadırın yatmalık bölümünde yataklar, «erzak» bölümünde dokuma çuvallar bulunurdu. Oturmalık bölümüne minderler konur ve herkesin hangi minderlere oturacağı çadır töresini bilenlerce, bilinirdi.
Daha Osmanlı döneminde, konar göçerleri toprağa yerleştirmek için belli bir «iskân siyaseti» uygulandı; tam olmasa da birçok oba toprağa bağlandı. Günümüzde Anadolu’da çok az kalan Yörükler, zengin bir folklor ve etnografya kaynağıdırlar ve bu açıdan halkbilimcilerin ilgisini çekmektedirler
Anadolu’nun çeşitli yörelerinde, toprağa bağlanmadan yaşayan ve konar göçer de denen göçebe Türkmenlere, Yörükler adı verilir.
Yörük topluluklarını, hayvancılıkla geçinen Oğuz Türkleri oluşturdu. Oğuzların bir bölümü toprağa yerleşmişti, bazıları da yaşamlarını göçebe olarak sürdürüyordu. Bu göçebe Türkmenlere, toprağa yerleşenlerden ayırt etmek için, Yörük adı verildi.
Yürüklerin kışlak ve yaylak denilen iki ayrı barınakları vardı. Kışın daha sıcak, kıyıya yakın ovalara inerler, yazın hayvan sürüleriyle birlikte yaylalara çıkarlardı. Bu yazlık ve kışlık yerlere yörük obası adı verilirdi. Aynı soydan gelen oba halkına oymak denir, oymakların başında da oymak beyleri bulunurdu.
Yörükler Hakkında Bilgi
Oymak beyi, ya da oymağın en yaşlısı, hangi günü uygun bulursa, ilkbaharda o gün obalar hep birden ve her zaman aynı yoldan yaylağa doğru yola çıkar, belli bir yaylağı olmayan Yörükler yaylak kiralarlardı. Herkesin sürüsü bu yaylakta otlar, hayvan ürünleri burada toplanır, herkesin hayvanları özel mühürle damgalanırdı.
Yörükler deve tüyünden kıl çadırlarını, giyeceklerini, kendi hayvanlarından elde ettikleri iplikle dokurlar, ayrıca, «kilim», «cicim», «seli» yaparlardı.
Yörük çadırı, ailenin eviydi. Kadınların dokuduğu bu çadır, orta direğin çevresindeki 5,7,9… direk üstüne kurulurdu. Bir tür tavanlı çadır olan bu evin kapısı (bazen üç tane), «tütsü deliği» denen bacası, pencereleri vardı. Büyük çadırlarda, hayvanlar için yer, ayrı odalar bulunurdu. Direklerin her birinin, çadırı taşımaktan öte görevleri de vardı: Silah direği; mutfak direği; giysi direği; vb. Su geçirmez çadırları kötülüklerden korumak için giriş kapısına tılsımlar asılır, çadırın yatmalık bölümünde yataklar, «erzak» bölümünde dokuma çuvallar bulunurdu. Oturmalık bölümüne minderler konur ve herkesin hangi minderlere oturacağı çadır töresini bilenlerce, bilinirdi.
Daha Osmanlı döneminde, konar göçerleri toprağa yerleştirmek için belli bir «iskân siyaseti» uygulandı; tam olmasa da birçok oba toprağa bağlandı. Günümüzde Anadolu’da çok az kalan Yörükler, zengin bir folklor ve etnografya kaynağıdırlar ve bu açıdan halkbilimcilerin ilgisini çekmektedirler