Hüzünlü bir şarkının hangi melodisinde akmaya başladı bu gözyaşları? En son hangi aşkın ardından ‘seni asla unutmayacağım’ dedi bu yürek sessizce…Ne zaman bu kadar yoruldum bu kadar yıprandım?
.
Yalnız gezdiğim hangi sokakta vurgun yedi umutlarım acaba ve ben hangi ağacın gölgesine sığındığımda ifil ifil esen rüzgarları kasırga sandım? Neden bu kadar çabuk, kolay oldu vazgeçişlerim ve asla geri dönmeyişlerim. Nerede film koptu ve ne zaman iç çekişlerimi duymaz oldum? Gerçek coşkulardan uzaklaşalı ne kadar zaman geçti kim bilir?
Şimdi mi şimdi dudağında belli belirsiz bir gülümseme, hüzün taşıyan gözler, yıpranmış bir ruh ve birikintiye dönmüş anılarını birer birer seven bir kadın; aklına geldikçe,aklına estikçe…Sonra bir sigara yakıyor, sesine inat, geleceğine inat ve savuruyor tüm geçmiş zamanları , geçmesini beklediği zamanlara ulayarak…
Sahi, dertlerin üzerine elimi hafifçe koyabilmeyi ne zaman öğrendim ve ben nasıl bu kadar büyüdüm, olgunlaştım? Yaşlanmaktan hiç korkmuyorum, derdim oysa…Yorgunluklarım bulut arası yağmur gizlerinde saklı sanki.Bu güne kadar yoruldum yahu yeter, diyememekten mi acaba! Neden aşktan sevilmekten bu kadar korkar oldum, incinmişliklerim nereye kadar uzandı beynimin kıvrımlarında ki ben, her şeyden kaçar oldum.Şimdi umut diye bir şarkı var kulaklarımda gezinen ama sözlerini henüz duymadığım.Tutunabilmeyi başarsam…
Bir yürekten koparken diğer yürekte çoğalmakla mı başlar aşklar ya da aşk aynasıyla hiç yüzleşemeyecek kadar bitkin mi düşer sol yandaki can perisi? Neden tüm yaşananları unutmak ister ki insan? Ne büyük acı!
Geçmişteki tüm taşkınlıklarımın adını şımarıklık koydum ve içimdeki küçük kız çocuğuna artık yol verdim; hayatımın hangi sürecinde bana katılır da büyüyen yanımı çocuklaştırır bilmiyorum.
.
Yalnız gezdiğim hangi sokakta vurgun yedi umutlarım acaba ve ben hangi ağacın gölgesine sığındığımda ifil ifil esen rüzgarları kasırga sandım? Neden bu kadar çabuk, kolay oldu vazgeçişlerim ve asla geri dönmeyişlerim. Nerede film koptu ve ne zaman iç çekişlerimi duymaz oldum? Gerçek coşkulardan uzaklaşalı ne kadar zaman geçti kim bilir?
Şimdi mi şimdi dudağında belli belirsiz bir gülümseme, hüzün taşıyan gözler, yıpranmış bir ruh ve birikintiye dönmüş anılarını birer birer seven bir kadın; aklına geldikçe,aklına estikçe…Sonra bir sigara yakıyor, sesine inat, geleceğine inat ve savuruyor tüm geçmiş zamanları , geçmesini beklediği zamanlara ulayarak…
Sahi, dertlerin üzerine elimi hafifçe koyabilmeyi ne zaman öğrendim ve ben nasıl bu kadar büyüdüm, olgunlaştım? Yaşlanmaktan hiç korkmuyorum, derdim oysa…Yorgunluklarım bulut arası yağmur gizlerinde saklı sanki.Bu güne kadar yoruldum yahu yeter, diyememekten mi acaba! Neden aşktan sevilmekten bu kadar korkar oldum, incinmişliklerim nereye kadar uzandı beynimin kıvrımlarında ki ben, her şeyden kaçar oldum.Şimdi umut diye bir şarkı var kulaklarımda gezinen ama sözlerini henüz duymadığım.Tutunabilmeyi başarsam…
Bir yürekten koparken diğer yürekte çoğalmakla mı başlar aşklar ya da aşk aynasıyla hiç yüzleşemeyecek kadar bitkin mi düşer sol yandaki can perisi? Neden tüm yaşananları unutmak ister ki insan? Ne büyük acı!
Geçmişteki tüm taşkınlıklarımın adını şımarıklık koydum ve içimdeki küçük kız çocuğuna artık yol verdim; hayatımın hangi sürecinde bana katılır da büyüyen yanımı çocuklaştırır bilmiyorum.