Yönümüz

🕒 Konu sahibi 9 saat önce aktifti
Yönümüz

Türkiye Cumhuriyeti'nin ilerlemesi hangi yöne doğru olacaktı? Yeni devlet kurulurken, Milli Mücadele döneminde Büyük Millet Meclisi'nde ve bunun çalışmalarında da devletin felsefesi, ilerleyeceği yönün mücadelesi vardı.

Meclis, iki gruba ayrılmıştı. İkinci grup, yani devletin felsefesini İslamcı anlayışta düşünenler yavaş yavaş idareden uzaklaşacaktı veya uzaklaştırılacaktı ama Meclis'teki iki grup arasında yaşanan mücadelelerden en önemlilerinden biri de eğitimde yaşanıyordu. Çünkü eğitim sayesinde gelecek nesiller yetiştirilecekti ve devletin felsefesi eğitim üzerinden nesillere aktarılacaktı.

1921 yılında Ankara'da Maarif Kongresi toplandı. Kongre birçok yönden önemliydi. Bana göre en önemli yanı, Yunanlılar Eskişehir'i de geçmiş ve Polatlı'ya yaklaşmışlardı ve kongre toplanıyordu. Kongreye katılımın tüm yurttan olması esas alınmıştı lakin devletin bir bütçesi olmadığı için katılan eğitimcilerin birçoğu kendi imkanlarıyla gelmiştir ki katılım çoğunlukla Ankara'dan olmuştur. 250 civarında eğitimci ile Milli Mücadele'nin en zorlu günlerinde eğitimcilerin bu toplantısının özelliklerinden biri şunu göstermekteydi: Milli Mücadele'ye inanç tamdı. Yeni Türk devleti kurulacaktı. Kurulacağına inanıldığı için de yeni devletin eğitim planlaması yapılacaktı. Tabi kongre planladığı kadar uzun ve detaylı olmadı çünkü Yunanlılar'ın ilerleyişi ve savaşın en kritik safhasında olması etkiledi ve 2 hafta gibi kısa bir sürede bitti.

2 hafta süren kongrede birçok konu tartışıldı. İşlenecek derslere kadar birçok konu görüşüldü. Mustafa Kemal'in bizzat katıldığı ilk günde, Mustafa Kemal tüm eğitimcilerle teker teker görüşmüştü. Bu, eğitime ve eğitimcilere verilen önemin somut göstergesiydi. Mustafa Kemal'in açılış konuşmasında da belirttiği şekilde, yeni devletin yönü, eğitim felsefesi şu şekilde olacaktı: Geçmişin batıl inançlarından, sığ hale gelmiş eğitim anlayışından ve Batı'nın etkisinden uzak, Türk'ün kendi özünü yansıtacak bir eğitim anlayışından bahsediliyordu.

Kongrenin sancısı ise Meclis'te yaşanacaktı ve kongre için büyük çabalar gösteren -günümüzdeki adıyla- Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver istifa edecekti. Bahsini ettiğim iki grup arasındaki tartışma kongreye yansıyacaktı. İslamcı grup, devlet daha resmi olarak kurulmadan bile devletin yeni anlayışının karşısındaydı. Kongrenin bütçesinden, bakanlığın iyi çalışmadığından dem vurularak Hamdullah Suphi'yi güvenoylamasına iten bir sürece yol açtılar. Hamdullah Suphi, gereken güvenoyunu almıştı lakin karşı tarafında sayıca çok olmasından ötürü istifa edecekti.

Türkiye Cumhuriyeti, yönünü resmi olarak kurulmadan Milli Mücadele döneminde belirlemişti. Türkiye Cumhuriyeti, Türk'ün kendi kültürünü, tarihini, maddi ve manevi değerlerini kapsayan bir yol izleyecekti. Çağdaş Dünya'ya, kendisi olarak ilerleyecekti. Lakin içeride mücadele sürüyordu.

Cumhuriyet ilan edildikten sonra II. Meclis dönemine girildi. İslamcılar gitgide uzaklaştırılıyordu ve devlet, kendi özüne doğru yol almak için, Atatürk'ün çizdiği yolda ilerleyecekti.

Burada kendi özüne yaklaşmaktan sapılıp, daha çok Batıcılığa ilerlendiği eleştirileri yapılsa da ben buna çoğunlukla katılmıyorum. Atatürk döneminde TDK ve TTK açılarak devletin kendi özünü araştırması, dilini araştırması, uygulaması için tüm adımlar atılmıştı. Sadece çağdaş Dünya ile aynı yolda ilerlemek için Batı'dan gereken inkılaplar alındı.


23.02.2014
22.25​
 
Geri