Yöneticilik ruhu,
Yöneticilik:
Daha çok belirlenen amaçlar doğrultusunda gücünü yetkiden alan başkalarına iş
yaptırma sanatıdır.
İyi bir yöneticinin sahip olması gereken özellikleri klasik bir şekilde saymak yerine şu
örnek olayı aktarmak, görevin önemini daha etkin bir şekilde kavratacaktır. (Geçmiş bir
tarihte yayınlanan ve bütün dünyanın ilgisini çeken bir dialogtan alınmıştır.)
Bir gün, odama giren bir memur bana:
-Efendim, siz birlikte çalıştığım arkadaşların birini bir derece terfi ettirdiniz. Yaş ve
kademe bakımından aramızda bir fark yoktur. Öğrenimimiz de aynı. O benden daha yakışıklı
da değil. Böyle olduğu halde beni terfi ettirmiyorsunuz,dedi..
İşe dalmış şekilde mırıldandım:
-Sokakta gürültüler var, duyuyor musunuz, nedir acaba?
Memur can sıkıntısı ile cevap verdi:
-Gidip sorayım efendim. Efendim
Biraz sonra döndü,
-Bir arabaymış efendim,
-Yükü neymiş?
-Gidip bakayım efendim.
Döndüğünde:23
-Arabanın yükü bir sürü çuval efendim.
-Çuvallarda ne varmış?
-Gidip bakayım efendim.
Biraz sonra döndüğünde:
-Çuvallarda çimento varmış efendim.
-Bu araba nereye gidiyormuş?
-Gidip bakayım efendim.
Biraz sonra dönüp cevap verdi.
- X ve Y inşaat şirketinin merkez şantiyesine gidiyormuş efendim.
- Çok güzel. Şimdi bana terfi eden arkadaşını çağırır mısınız? Hani şu haksız yere terfi
eden arkadaşınız.
Diğeri geldi. Ben mırıldandım:
- Sokakta bir takım gürültüler oluyor. Nedir acaba?
- Gidip bakayım efendim.
Döndüğü zaman şöyle cevap verdi.
- Kırk çuval portland çimentosu yüklü bir araba. Çimentoların menşei New Orleans. X
ve Y inşaat şirketinin merkez şantiyesine gidiyormuş. Uluslararası ulaşıma ait kamyon,
çuvalları istasyondan almış, çuvallardan biri yolda patladığı için şimdi bunun yerini
değiştirmeye çalışıyorlarmış.
Yöneticilik:
Daha çok belirlenen amaçlar doğrultusunda gücünü yetkiden alan başkalarına iş
yaptırma sanatıdır.
İyi bir yöneticinin sahip olması gereken özellikleri klasik bir şekilde saymak yerine şu
örnek olayı aktarmak, görevin önemini daha etkin bir şekilde kavratacaktır. (Geçmiş bir
tarihte yayınlanan ve bütün dünyanın ilgisini çeken bir dialogtan alınmıştır.)
Bir gün, odama giren bir memur bana:
-Efendim, siz birlikte çalıştığım arkadaşların birini bir derece terfi ettirdiniz. Yaş ve
kademe bakımından aramızda bir fark yoktur. Öğrenimimiz de aynı. O benden daha yakışıklı
da değil. Böyle olduğu halde beni terfi ettirmiyorsunuz,dedi..
İşe dalmış şekilde mırıldandım:
-Sokakta gürültüler var, duyuyor musunuz, nedir acaba?
Memur can sıkıntısı ile cevap verdi:
-Gidip sorayım efendim. Efendim
Biraz sonra döndü,
-Bir arabaymış efendim,
-Yükü neymiş?
-Gidip bakayım efendim.
Döndüğünde:23
-Arabanın yükü bir sürü çuval efendim.
-Çuvallarda ne varmış?
-Gidip bakayım efendim.
Biraz sonra döndüğünde:
-Çuvallarda çimento varmış efendim.
-Bu araba nereye gidiyormuş?
-Gidip bakayım efendim.
Biraz sonra dönüp cevap verdi.
- X ve Y inşaat şirketinin merkez şantiyesine gidiyormuş efendim.
- Çok güzel. Şimdi bana terfi eden arkadaşını çağırır mısınız? Hani şu haksız yere terfi
eden arkadaşınız.
Diğeri geldi. Ben mırıldandım:
- Sokakta bir takım gürültüler oluyor. Nedir acaba?
- Gidip bakayım efendim.
Döndüğü zaman şöyle cevap verdi.
- Kırk çuval portland çimentosu yüklü bir araba. Çimentoların menşei New Orleans. X
ve Y inşaat şirketinin merkez şantiyesine gidiyormuş. Uluslararası ulaşıma ait kamyon,
çuvalları istasyondan almış, çuvallardan biri yolda patladığı için şimdi bunun yerini
değiştirmeye çalışıyorlarmış.