Yonca kız kitap özeti
Kale kasabası, killi yamaçlar arasında yükselen büyük bir pe-ribacası üzerine kurulmuş bir Orta Çağ kalesidir Geçmiş çağlar-dan kalan bu kalede yaşayan insanlar da, her şeyleriyle o döne-min insanlarına benzemektedirler
Kasabanın erkekleri para kazanmak için uzak şehirlere ça-lışmaya giderler Kadınlar ise, evlerindeki dokuma tezgâhlarının başında harıl harıl bez dokurlar Bu bezler, İzmir ve Denizli’deki tüccarlar tarafından ördürülmektedir
Buranın çocukları, başka yerlerdeki çocuklar gibi oyun oy-namasını bilmezler ama masura sarmasını, mekik atmasını, tarar kullanmasını çok iyi becerirler
Yonca Kız, bu kasabada dünyaya geldi Annesi Gonca, baba-sı ise Mehmet Torlak idi Yonca Kız, daha kırk günlük iken, kasa-banın yeri heyelan bölgesi olduğu için, boşaltılması karan çıktı Şantiyeler kuruldu, dev gibi makineler çalışmaya başladı Üç yıl kasabanın erkekleri dışan gitmeyip, inşaat işinde çalıştılar Ancak, üç yıl sonunda, bu eski evlerde oturanların, parası karşılığında yeni yapılan evlere taşınabilecekleri karan açıklanınca, çaresiz İzmir’e göç etmeye karar verdiler
Mehmet Torlak’m İzmir’de oturan, fabrika sahibi, çok zengin olan teyzesinin oğlu ibrahim Bey’in yanma gitmeye karar verdi-ler
Yaptıkları uzun yolcukta Yonca Kız, gördüğü manzaralar-dan ve kalabalıklardan çok etkilenmişti Durmaksızın meraklı bakışlarla seyrediyor, her şeyi kavramaya çalışıyordu
izmir’de İbrahim Bey’in yazıhanesine vardıklarında, bir ak-raba gibi değil de, İş İstemeye gelmiş birileri gibi karşılandılar İbrahim Bey, buyurgan bir tavırla, Mehmet’in kapıcılık yapacağı-nı, Gonca’nın ise, köşkte ev işlerine yardım edeceğini belirttikten sonra, onları köşke yolladı
Köşke vardıklarında, İbrahim Bey’in hanımı ve kızı Şehvar’m soğuk karşılamalarına rağmen, Mehmet Torlak’ın tey-zesi Ayşe Hanım ve köşkte çalışan Arap Sultan Bacı, onları büyük bir içtenlikle bağırlarına bastılar Böylece, Yonca Kız ve ailesi için yeni bir hayat başlamış oldu
Ancak, bu kısa sürmedi Bir gün, Şehvar’ın kendi oyuncakla-rını kırıp, Yonca Kız’ın üzerine atması üzerine, evin hanımının takınmış olduğu tavır yüzünden, Yonca Kız ve anası sabahtan akşama kadar ağladılar Mehmet Torlak, akşam eve gelip durumu anlayınca, oradan ayrılmaya karar verdiler ve hemen bir mahalle-de küçük bir ev bulup taşındılar Ayşe Teyze, olanlara çok üzül-müştü Mehmet ise, kapıcılığı bırakıp, İbrahim Bey’in fabrikasın-da çalışmaya başladı
Fabrika ve oturdukları çevreden insanlar, gecekondu için
Boğaziçi sırtlarında bir arazi bulmuşlardı Her kes oraya hü-cum ediyordu Mehmet Torlak da bunlar arasındaydı Kendisine bir arsa ayarladıktan sonra, sıra evi yapmaya gelmişti Fakat ne tecrübesi, ne de parası vardı Fabrikadan bu işlerden anlayan birisini buldu O kendisine neyi nasıl yapacağını anlattı Bu arada, Mehmet’in teyze oğlu olduğunu bilmediği fabrika sahibinin de karaborsacılığını, vurgunculuğunu, memleketteki teyzesinin mi-rasına hile ile el koyup, teyzesi çocuklarını kandırdığını da söyle-di Mehmet’in kafası karışmıştı Ayşe Teyze’nin yanına gidip, ev için para lazım olduğunu, İbrahim Bey’in biraz borç verip vere-meyeceğini sordu Ayşe Teyze “tabii ki verir” deyip oğluna gön-derdi, t
İbrahim Bey Mehmet’i her zaman ki buyurgan tavrı ile değil, candan bir dostu imiş gibi karşıladı İstediği beş yüz lirayı verip
“daha ne kadar gerekirse gel vereyim, aramızda paranın lafı mı olur?” dedi Mehmet bin bir şükran duyguları ile yanından ayrıldı
Ev sahibi olacaklar diye, evde bir bayram havası vardı Üç gün sonra ev yapacakları yere geldiklerinde, kendi arsalarının birileri tarafından alınmış olduğunu gördüler Aralarında kavga çıktı Kavga sırasında Mehmet, kimliği bilinemeyen birisi tarafın-dan bıçaklanarak öldürüldü Gonca Kadın, ağlayarak kendini yerlerden yerlere atıyordu Yonca Kız ise daha ölümün ne oldu-ğunu bilemeyecek yaşta idi “Baban cennete gitti” diyenlere inanı-yordu Ancak, cennete gidenin bir daha dönmeyeceğini söyledik-lerinde o da ağlamaya başladı
Yonca Kız’ın Kocaninesi:
Ayşe Teyze, Mehmet’in Ölüm haberini bir hafta sonra oğlun-dan öğrenince, Mehmet ve ortada kalan çocukları için günlerce ağladı Çocuklara sahip çıkmak istiyor, ancak huysuz gelini yü-zünden köşke getiremiyordu Bursa’daki zengin ve çocuğu olma-yan kız kardeşi Hatice’nin yanına göndermeye karar verip, mek-tup yazdı
Hatice Hanım birkaç gün sonra geldi Gonca Kadın evde İşte iken, gelip evde gördüğü Yonca kızı çok sevdi Yonca Kız’da, “Kocaninem” dediği Hatice Hanım’ı çok sevmişti…
Yonca Kız’ın Yeni Dostları:
Gonca Ana, önce gitmemek için ayak direttiyse de, Yonca Kız’ın geleceğini düşünerek razı oldu Bir kez daha yolculuğa Çıktılar Yonca Kız, Kocanine’sinin dizinin dibinde yolları seyre-diyordu Halinden çok memnundu
Bursa’ya varınca, şehirdeki minarelerin çokluğu, Yonca Kız’ı çok şaşırtmıştı Konağa gelince, daha da şaşırdı Çünkü onu bü-yük bir sürpriz bekliyordu Bir bebek yüzünden olanları öğrenen Hatice Hanım, Yonca Kız’ın odasına çok güzel bir bebek koy-durtmuştu Yonca Kız, Kocaninesine sarıldı, öptü öptü Gonca Ana da çok duygulanmıştı Kocasını düşünerek o da gözyaşları dökmeye başladı
Sonra bahçeyi gezmeye çıktılar Karam isimli çoban köpeği İle tanıştılar Kümesteki hayvanlara yem attılar Bahçede ayrıca, Ada Tavşanları, Tavus kuşları da vardı Ve bir de “Beşir Bey” denilen maymun Yonca Kız ve anasının mutluluklarına diyecek yoktu
Yonca Kız:
Yeni hayatlarına çabuk alıştılar Hatice Hanım, Gonca A-na/ya “Gelinim” diyor, onun fazla iş yapmasına izin vermiyordu
Hatice Hanım, Yonca Kız iyi yetişsin diye onun odasını eğiti-ci oyuncaklarla doldurdu Ana okuluna yazdırdı Yonca Kız oku-lunu çok sevdi Arkadaşları ile çok iyi geçiniyor, onlara her konu-da yardımcı oluyordu Arkadaşlarına evdeki hayvanları anlatıyor, onların taklitlerini yapıyordu Bir gün, birkaç arkadaşını eve geti-rip, Kocanine’den izin alarak onları gösterdi de Çocuklar çok sevinmişler, Yonca Kız’ın arkadaşlarının yanındaki İtibarı da artmıştı Hele hele, Kocanine’nin öğretmen ve diğer çocukların da gelip gezebileceklerini söyleyince,dünyalar kendilerinin olmuştu
Hatice Hanım, evin bahçenin bir bölümünü çocuklar için o-yun parkı yapmaya karar verdi Ancak, bunu hiç kimseye söyle-medi Gonca Ana ve Yonca Kız’ı, kaplıcası olan bir otele, birkaç gün istirahat etmeleri için gönderdi Bütün hazırlıklarını tamam-ladıktan sonra çağırdı
23 Nisan kutlamalarına Yonca Kız ve okulu da katılıyordu Yarışmada kendi sınıflan birinci olunca çok sevindiler Ancak, sırada onları bekleyen başka sürprizler de vardı Öğretmen ve bütün sınıf arkadaşları ile birlikte konağa gidip, oyun bahçesini gördüklerinde sevinçlerinden havalara zıpladılar
•
İlkokula başlama günü geldiğinde, Yonca Kız’ın nüfus kağı-dı olmadığı ortaya çıkınca, Hatice Hanım, Yonca Kız’ı kendi nü-fusuna kaydettirmeye karar verdi Bunu sadece Ayşe Teyze’ye söyledi Ayşe Teyze bu karan evdekilere söyleyince, hem gelini hem de oğlu, çok sinirlenip, olmadık hakareti saydılar Ayşe Tey-ze bu duruma çok üzüldü ve Sultan Bacı’yı da yanına alarak, köşkten ayrılıp, Bursa’ya geldi
Köşktekiler, bu misafirlere çok sevindiler Hatice Hanım, “Bunların gözü doymaz, zaten Yonca Kız olmasaydı, her şeyimi Kızı-lay’a bırakacaktım” dedi
Şimdi Yonca Kız’ın iki tane Kocaninesi vardı
O yaz hep birlikte Uludağ’a tatile çıktılar Kışın başka güzel olan Uludağ, yazın da bir başka güzeldi Hatice Hanım, köşkteki maymun ve köpeği de getirtmiş, onlara otelin bahçesinde kalacak yer yapnrtmıştı Günler neşe içinde gelip, geçiyordu Sadece hasta-lanan Sultan Bacı bir süreliğine aralanndan ayrılmak zorunda kal-mıştı
Kale kasabası, killi yamaçlar arasında yükselen büyük bir pe-ribacası üzerine kurulmuş bir Orta Çağ kalesidir Geçmiş çağlar-dan kalan bu kalede yaşayan insanlar da, her şeyleriyle o döne-min insanlarına benzemektedirler
Kasabanın erkekleri para kazanmak için uzak şehirlere ça-lışmaya giderler Kadınlar ise, evlerindeki dokuma tezgâhlarının başında harıl harıl bez dokurlar Bu bezler, İzmir ve Denizli’deki tüccarlar tarafından ördürülmektedir
Buranın çocukları, başka yerlerdeki çocuklar gibi oyun oy-namasını bilmezler ama masura sarmasını, mekik atmasını, tarar kullanmasını çok iyi becerirler
Yonca Kız, bu kasabada dünyaya geldi Annesi Gonca, baba-sı ise Mehmet Torlak idi Yonca Kız, daha kırk günlük iken, kasa-banın yeri heyelan bölgesi olduğu için, boşaltılması karan çıktı Şantiyeler kuruldu, dev gibi makineler çalışmaya başladı Üç yıl kasabanın erkekleri dışan gitmeyip, inşaat işinde çalıştılar Ancak, üç yıl sonunda, bu eski evlerde oturanların, parası karşılığında yeni yapılan evlere taşınabilecekleri karan açıklanınca, çaresiz İzmir’e göç etmeye karar verdiler
Mehmet Torlak’m İzmir’de oturan, fabrika sahibi, çok zengin olan teyzesinin oğlu ibrahim Bey’in yanma gitmeye karar verdi-ler
Yaptıkları uzun yolcukta Yonca Kız, gördüğü manzaralar-dan ve kalabalıklardan çok etkilenmişti Durmaksızın meraklı bakışlarla seyrediyor, her şeyi kavramaya çalışıyordu
izmir’de İbrahim Bey’in yazıhanesine vardıklarında, bir ak-raba gibi değil de, İş İstemeye gelmiş birileri gibi karşılandılar İbrahim Bey, buyurgan bir tavırla, Mehmet’in kapıcılık yapacağı-nı, Gonca’nın ise, köşkte ev işlerine yardım edeceğini belirttikten sonra, onları köşke yolladı
Köşke vardıklarında, İbrahim Bey’in hanımı ve kızı Şehvar’m soğuk karşılamalarına rağmen, Mehmet Torlak’ın tey-zesi Ayşe Hanım ve köşkte çalışan Arap Sultan Bacı, onları büyük bir içtenlikle bağırlarına bastılar Böylece, Yonca Kız ve ailesi için yeni bir hayat başlamış oldu
Ancak, bu kısa sürmedi Bir gün, Şehvar’ın kendi oyuncakla-rını kırıp, Yonca Kız’ın üzerine atması üzerine, evin hanımının takınmış olduğu tavır yüzünden, Yonca Kız ve anası sabahtan akşama kadar ağladılar Mehmet Torlak, akşam eve gelip durumu anlayınca, oradan ayrılmaya karar verdiler ve hemen bir mahalle-de küçük bir ev bulup taşındılar Ayşe Teyze, olanlara çok üzül-müştü Mehmet ise, kapıcılığı bırakıp, İbrahim Bey’in fabrikasın-da çalışmaya başladı
Fabrika ve oturdukları çevreden insanlar, gecekondu için
Boğaziçi sırtlarında bir arazi bulmuşlardı Her kes oraya hü-cum ediyordu Mehmet Torlak da bunlar arasındaydı Kendisine bir arsa ayarladıktan sonra, sıra evi yapmaya gelmişti Fakat ne tecrübesi, ne de parası vardı Fabrikadan bu işlerden anlayan birisini buldu O kendisine neyi nasıl yapacağını anlattı Bu arada, Mehmet’in teyze oğlu olduğunu bilmediği fabrika sahibinin de karaborsacılığını, vurgunculuğunu, memleketteki teyzesinin mi-rasına hile ile el koyup, teyzesi çocuklarını kandırdığını da söyle-di Mehmet’in kafası karışmıştı Ayşe Teyze’nin yanına gidip, ev için para lazım olduğunu, İbrahim Bey’in biraz borç verip vere-meyeceğini sordu Ayşe Teyze “tabii ki verir” deyip oğluna gön-derdi, t
İbrahim Bey Mehmet’i her zaman ki buyurgan tavrı ile değil, candan bir dostu imiş gibi karşıladı İstediği beş yüz lirayı verip
“daha ne kadar gerekirse gel vereyim, aramızda paranın lafı mı olur?” dedi Mehmet bin bir şükran duyguları ile yanından ayrıldı
Ev sahibi olacaklar diye, evde bir bayram havası vardı Üç gün sonra ev yapacakları yere geldiklerinde, kendi arsalarının birileri tarafından alınmış olduğunu gördüler Aralarında kavga çıktı Kavga sırasında Mehmet, kimliği bilinemeyen birisi tarafın-dan bıçaklanarak öldürüldü Gonca Kadın, ağlayarak kendini yerlerden yerlere atıyordu Yonca Kız ise daha ölümün ne oldu-ğunu bilemeyecek yaşta idi “Baban cennete gitti” diyenlere inanı-yordu Ancak, cennete gidenin bir daha dönmeyeceğini söyledik-lerinde o da ağlamaya başladı
Yonca Kız’ın Kocaninesi:
Ayşe Teyze, Mehmet’in Ölüm haberini bir hafta sonra oğlun-dan öğrenince, Mehmet ve ortada kalan çocukları için günlerce ağladı Çocuklara sahip çıkmak istiyor, ancak huysuz gelini yü-zünden köşke getiremiyordu Bursa’daki zengin ve çocuğu olma-yan kız kardeşi Hatice’nin yanına göndermeye karar verip, mek-tup yazdı
Hatice Hanım birkaç gün sonra geldi Gonca Kadın evde İşte iken, gelip evde gördüğü Yonca kızı çok sevdi Yonca Kız’da, “Kocaninem” dediği Hatice Hanım’ı çok sevmişti…
Yonca Kız’ın Yeni Dostları:
Gonca Ana, önce gitmemek için ayak direttiyse de, Yonca Kız’ın geleceğini düşünerek razı oldu Bir kez daha yolculuğa Çıktılar Yonca Kız, Kocanine’sinin dizinin dibinde yolları seyre-diyordu Halinden çok memnundu
Bursa’ya varınca, şehirdeki minarelerin çokluğu, Yonca Kız’ı çok şaşırtmıştı Konağa gelince, daha da şaşırdı Çünkü onu bü-yük bir sürpriz bekliyordu Bir bebek yüzünden olanları öğrenen Hatice Hanım, Yonca Kız’ın odasına çok güzel bir bebek koy-durtmuştu Yonca Kız, Kocaninesine sarıldı, öptü öptü Gonca Ana da çok duygulanmıştı Kocasını düşünerek o da gözyaşları dökmeye başladı
Sonra bahçeyi gezmeye çıktılar Karam isimli çoban köpeği İle tanıştılar Kümesteki hayvanlara yem attılar Bahçede ayrıca, Ada Tavşanları, Tavus kuşları da vardı Ve bir de “Beşir Bey” denilen maymun Yonca Kız ve anasının mutluluklarına diyecek yoktu
Yonca Kız:
Yeni hayatlarına çabuk alıştılar Hatice Hanım, Gonca A-na/ya “Gelinim” diyor, onun fazla iş yapmasına izin vermiyordu
Hatice Hanım, Yonca Kız iyi yetişsin diye onun odasını eğiti-ci oyuncaklarla doldurdu Ana okuluna yazdırdı Yonca Kız oku-lunu çok sevdi Arkadaşları ile çok iyi geçiniyor, onlara her konu-da yardımcı oluyordu Arkadaşlarına evdeki hayvanları anlatıyor, onların taklitlerini yapıyordu Bir gün, birkaç arkadaşını eve geti-rip, Kocanine’den izin alarak onları gösterdi de Çocuklar çok sevinmişler, Yonca Kız’ın arkadaşlarının yanındaki İtibarı da artmıştı Hele hele, Kocanine’nin öğretmen ve diğer çocukların da gelip gezebileceklerini söyleyince,dünyalar kendilerinin olmuştu
Hatice Hanım, evin bahçenin bir bölümünü çocuklar için o-yun parkı yapmaya karar verdi Ancak, bunu hiç kimseye söyle-medi Gonca Ana ve Yonca Kız’ı, kaplıcası olan bir otele, birkaç gün istirahat etmeleri için gönderdi Bütün hazırlıklarını tamam-ladıktan sonra çağırdı
23 Nisan kutlamalarına Yonca Kız ve okulu da katılıyordu Yarışmada kendi sınıflan birinci olunca çok sevindiler Ancak, sırada onları bekleyen başka sürprizler de vardı Öğretmen ve bütün sınıf arkadaşları ile birlikte konağa gidip, oyun bahçesini gördüklerinde sevinçlerinden havalara zıpladılar
•
İlkokula başlama günü geldiğinde, Yonca Kız’ın nüfus kağı-dı olmadığı ortaya çıkınca, Hatice Hanım, Yonca Kız’ı kendi nü-fusuna kaydettirmeye karar verdi Bunu sadece Ayşe Teyze’ye söyledi Ayşe Teyze bu karan evdekilere söyleyince, hem gelini hem de oğlu, çok sinirlenip, olmadık hakareti saydılar Ayşe Tey-ze bu duruma çok üzüldü ve Sultan Bacı’yı da yanına alarak, köşkten ayrılıp, Bursa’ya geldi
Köşktekiler, bu misafirlere çok sevindiler Hatice Hanım, “Bunların gözü doymaz, zaten Yonca Kız olmasaydı, her şeyimi Kızı-lay’a bırakacaktım” dedi
Şimdi Yonca Kız’ın iki tane Kocaninesi vardı
O yaz hep birlikte Uludağ’a tatile çıktılar Kışın başka güzel olan Uludağ, yazın da bir başka güzeldi Hatice Hanım, köşkteki maymun ve köpeği de getirtmiş, onlara otelin bahçesinde kalacak yer yapnrtmıştı Günler neşe içinde gelip, geçiyordu Sadece hasta-lanan Sultan Bacı bir süreliğine aralanndan ayrılmak zorunda kal-mıştı