Günlük Yolunda gitmeyen adam

🟢 Konu yazarı şu anda aktif
Saçlarım yine sabah ereksiyonu yaşıyor. Uyurken bi insanın saçı nasıl bu kadar absürd şekiller alır ki? Yatarken kafa üstü mü duruyom napıyom bilmiyorum ki. Kafamın üstünden 30 kişilik bi kafile geçmiş gibi. Ağrıyo lan bi de. Neyse su falan içeyim de kendime geleyim :liv:
 
Kayıtlarda bulunması açısından, içeride çılgın bir kına gecesi partisi var. deliler gibi eğleniyorlar. Ben de çık iğliniyirim
 
egzama için kükürtlü sabun önerdiler. sadece onunla yıkanıyorum. kümese benzer lanet bi kokusu var. horoz gibi geziyorum ortalıkta :liv:
 
düne kadar gelecekle ilgili hayalleri olan masum çocuklardık. ne ara internetten klozet sıçratmasını engellemeyi araştıran insanlar olduk anlamadım. peçete koyun diyorlar. o zaman da tıkama yapıyormuş. hayır yani tiskiniyorum ne yapabilirim?
 
bir gün şu whatsapp grubuna gönderdiğim +18 içerikli şaka mesajlarını yanlışlıkla müşterilere falan göndereceğim diye çok korkuyorum.
 
Sadece uzun olduğu için takıma alınmış, pota altında bekleyip basket atan çocuklar gibidir yakışıklı adamlar. Yeteneksizdirler, oyun bilmezler, bilmelerine gerek de yoktur, top hep ellerine verilir çünkü. Diğerleri ise daha çok koşar, düşer, ter döker, potaya ulaşmak için zıplar. Daha çok sayı yapar. İstatistiklere bakın...
 
içimde ciddi bir para harcama arzusu var. üstelik hiç param yokken. çılgınlar gibi harcama yapmak istiyorum. umarım bi delilik yapıp ps storedan bf1'i almam. çoluğumun çocuğumun rızkını oyuna yatırmak istemiyorum. umarım bunu yapmam. ama yapacağım galiba :liv:
 
kulak makarnanın iç kısmına biriken salça sosu gibi adamım. ilk bakışta antipatik ama tattıkça tatlı sefimli.
 
Bu gece 5.sini gördüğüm çatışma rüyalarından artık battlefield 1'i satın almam gerektiği mesajı verildiğini anladım. Hazır çılgın bir indirime de girmişken en kısa zamanda görevimi yerine getirmeyi planlıyorum. Allah'ım sen affet yarebbim.
 
Saç düzleştiricisiyle adeta güreşmiş, bir savaş vermiş, binbir zahmetle saçlarını düzleştirebilmiş ancak sokağa çıkar çıkmaz sağanak yağışa maruz kalmış kıvırcık saçlı kız gibi hissediyorum kendimi. agresif, kompleksli, sinir ve gıcık. saçlarımı yolmak isteyen?
 
Yaklaşık 26 yıllık trolcüyüm. Ailemde ve yakın çevremde genciyle yaşlısıyla trollemediğim kimse kalmadı. Babamdan tut en küçük aile ferdine kadar, kundaktaki bebeğe kadar trollüğümden nasiplerini fazlasıyla almışlardır. Ancak birinin bedduası ciddi anlamda tutmuş olacak ki gün geldi devran döndü. Ben böyle trol görmedim.Kaynanamın elinde oyuncak oldum. Beni adeta bir stres topu gibi duvardan duvara çarpıyor. Bir şey söylüyor, dumur ediyor, hönk diye kalınca da patlatıyor kahkahayı. Osman abıznttın mı? diyor, he diyorum, zıt erenköy diyor basıyor kahkayı. Nasıl olacak bilmiyorum ama benim bu hikayeden aldığım mesaj şu, "ne ekersen onu biçersin :liv: "
 
Evlendikten 2 hafta sonra falandı... İş dönüşü kendi evim yerine annemlere gitmiş, yemek yemiş, çayı içmiştim ki hanımı hatırladım.

Clark Sedadi
 
bence dünyanın en çok mutluluk veren anlarından biri her gün bir yerlerde mutlaka bir çiğköftecide yaşanmaktadır. siz sipariş verirken daha cümlenizi bitirmeden, o koca yürekli adamın babacan tavırlarla, adeta sizi öpmek istercesine sıcak bir yüz ifadesi takınarak, kıvırcık içinde bir lokma ikram etmesidir. yüz ifadesini hayal edin... bıyıklı, duduş büzülmüş, gözler kısılmış ve kendinden son derece emin. ne yaptığını bilen, özgüveni yüksek bir çiğköfte ustası. müşterisinin kalbine koşarak gidiyor. onu ele geçiriyor... çiğköfte parçası ayaklarımın yere basmamasına neden oluyor. adeta mutluluktan çıldırıyorum. çiğköfteyi yerken büyüsüne kapılmış bir şekilde, kafamın içinde only you şarkısını dinlerken o maharetli ellerin çiğköfteyi mıncıklamasını seyrediyorum. işte gerçek mutluluk, gerçek sevgi, gerçek, tamamen gerçek.
 
pazar sabah kahvaltılarında sucuklu yımırta yiyen erkek mutluluğuyla pijamamı göbeğime kadar çekmiş, geniş hareketlerle traş olmak üzre ayna karşısına geçmiştim. erkekler bu psikolojiyle genelde sonucunun facia olduğunu bildikleri halde "önce sakalları keseyim, bıyıklı nasıl olurum acaba" fantezisine kapılırlar. işte o anlardan biriydi.

bilirsiniz işte, farklı stiller, o an, yüzdeki o ciddiyet, traş bıçağını yüzünüze dokundurmadan önceki son bakış ve kıvrımlı fücut hareketleri. işte oldu. tamamen bıyıklıydım ve o an ince bıyığım ve esmer tenimle ayhan ışık-burak özçivit karışımı birşey olduğumu farkettim. aynada gördüğüm adam nefisti. üzerine melemen damlamış beyaz atletli görüntüme gözlerimi kısarak bakıyordum. seksilikten aklımı kaybetmek üzereyken mutfakta "bi kerede yardım et be adam" diyerek söylenen eşime bir sürpriz yapmaya karar verdim. aynaya bakmayı bıraktığımda zihnimde tam bir burak özçivit idim. karşısına dikilip "seviyorsan git konuş bence" demeyi planlıyordum ki, tam banyodan çıkarken göz göze geldik. olaylar şöyle gelişti;

- se
+ahahahah fırıncılara benzemişsin kes şunu.
-:liv:

hanım hiç bir şey olmamış gibi ev temizliği faaliyetleri çerçevesinde yerdeki nesneleri toplamaya devam ediyordu. mutluydu. kalbimde açılan yaradan habersiz. bense boğazım düğümlenmiş, etrafı flu görmeye başlamıştım.
gururuma yediremedim hala bıyıklıyım. ama bu akşam keseceğim sanırım.
 
Cacık kasesindeki salatalık parçacıklarına benzetiyorum bazen kendimi. Hani şu kasenin en dibinde kalanlar, ısrarla kaşığa girmek istemeyen inatçı parçalar. Kasenin zeminine o kadar sıkı tutunmuş ki, kayıyor ama ayrılmıyor. Tabağın dışına çıkma riski olduğu için ondan iğreniyorsunuz. En sonunda da ekmekle sıyırmayı göze alıyorsunuz. Zaten kilo almak gibi bir sorununuz var, ne yeseniz yarıyor. Gel be salatalık, ekmekle aldırma kendi diyorsunuz. Yiyorsunuz ama pişmansınız. Pişman, düşünceli, kızgın... O küçük parçalara kızıyorsunuz. İşte öyle sevimsiz öyle gıcık oluyorum kendime.
 
Geri