Günlük Yolunda gitmeyen adam

🕒 Konu sahibi 2 saat önce aktifti
On sekiz yaşına geldiğimde hayatımda ilk kez ciddi ve gerçek bir ilişkim olmuştu. O dönemde bir çok arkadaşım çok daha küçük yaşlarda flört işlerine başladığından bana göre geç kalınmış bir evre gibi görünüyordu ama takdir edersiniz ki aslında çok da anormal bir durum değil ilk kez on sekiz yaşındayken bir sevgili edinmiş olmam. İşin tuhaf tarafı, kızın benden tam dokuz yaş büyük olmasıydı ve tuhaf olan tek şey de bu değildi tabi ki. O dönemde arkadaş ortamımdaki herkesin sahip olduğu multi sınırlı ekonomik imkanlar karşısında, zengin sevgilimden haftalık olarak gelen hediye paketlerindeki sigaralar, pahalı markalardan parfümler, tişörtler vs. Buluşamadığınızda bile sizden ayrı çıktığı her alışverişinde size de bir şeyler alan bir sevgiliye sahip olduğunuzu düşünsenize. Arkadaşlarınızın sizin yerinizde olmak istemelerinden tutun da, telefonunuz bozulduğunda yenisini bile almak isteyecek, her konuda güven veren mükemmel ötesi bir sevgiliniz olması bir yandan harika hissettirip ayaklarınızın yere basmamasına neden olurken... diğer taraftan haberlerde sürekli çıkan, "internette tanışarak kendisinden 25 yaş büyük sevgilisiyle kayıplara karışan genç" haberleri karşısında annemin sürekli "osmannnnn :liv:" şeklinde gelen nidaları, sanki durumu fark etmişçesine sert ve umut kırıcıydı. Bu kızla evlenip mutlu bir yaşamı bu anneyle nasıl sağlayabilirdim. Bu acımasız haberler her gün TV'de dönüp dururken anneme bu kızdan nasıl bahsedebilirdim ki? Ama kararlıydım...
 
PES2019'un çıkmasına 2 gün kaldı
Oyunu deli gibi bekliyorum ama maliyeti çok yüksek. Kendime ayırdığım yıllık oyun bütçesinin üzerinde olması beni düşündürüyor. Bazen kafama esiyor, bas parayı al şu oyunu arkana bile bakma diyor içimden bir ses. Sonra aklıma Selim geliyor. O parayla 8 paket bez alırım diyorum. 8 Paket bez bizi 2 ay götürür. Sayısız ıslak mendil. Sonra diyorum ki, oğlum osman git bezi bimden al ordan arttırdığın parayla oyunu alırsın. Selim de büyüyünce oynar dua eder sana. Ulan baba ne iyi adamsın iyi ki babamsın falan der diyorum. Yine bir şekilde yolumu buluyorum anlayacağınız.
 
Ay ne kadar da düşünceli ve sorumluluk sahibi bir baba :p
 
Hayattaki en sevdiği gün cumartesi olan bir insanı nasıl öldürürsünüz biliyor musunuz?
Cumartesi nikaha davet ederek.
 
Ben de cumartesi uyumasina izin vermeyerek dersin sandimdi : ))
 
neymiş efendim saçımı niye dalinle yıkamışım selim'inmiş o. ya bi dk. arkadaşlar noluyo yaa. daha düne kadar yoktu ortalıkta beyefendi her şey benimdi şimdi ps koluna varıncaya kadar her şeye ortak oldu. kahvaltıda ortalama bi adam kadar, sucuğundan peynirine varıncaya kadar yiyor tv'ye terlikle vuruyor, kapı eşiğindeki profilleri söküyor biz bişey demiyoruz da bi dalini kullandık da mı kötü olduk yani. kapı eşiğini sökmek nedir ya napıyosun abi sen niye öyle şeyler yapıyosun babacım. biz iki medeni baba oğul olamayacak mıyız senle. ya şampuanım bitmiş diyorum neymiş sizin şirkette dalin kokusunu seven kızlar var dimi onlar için yıkıyosun, ya dostum meraklı mıyım ben bebek poposu gibi kokmaya. bitmiş işte :liv:
 
Düşünmek beni geriyo çünkü düşünürsem uçmayı bulurum diye korkuyorum.
Bir Semt Abisi
 
İsmail Devrim'in acısını iliklerimde hissediyorum. Baba olduktan sonra böyle şeylerden ciddi anlamda etkilenir oldum. Evladına bakmak, onun geleceğiyle ilgili kaygılanmak, onun her saniyesini mutlu geçirmesini sağlama düşüncesi. Bir takım şeyler ters gittiğinde güçlü bir karakteriniz yoksa hayat gerçekten yaşanılamaz bir yer haline gelebilir. Kaçımızda var bu güçlü karakter denen şey? İnanç, sabır, bilinç, yaşam enerjisi, yaşam kalitesi, standartlar...

Sonuçta Aston Martin marka bebek arabasına 41 bin TL verenlerle, oğluna okul üniforması alamadığı için intihar edenlerle aynı dünyada yaşıyoruz. Aston Martin bebek arabasına 41 bin TL veren adam diğerini görmediği sürece, bu acıları yaşamaya devam edeceğiz.
 
Sürekli alışveriş yaptığın yerin el değiştirmiş olması insanda bi kirletilmiş olma ne biliyim bi satılmış olma hissi uyandırıyor. Düzenli olarak lavaş aldığım pide fırını el değiştirmiş. Lavaş almaya gittiğimde yabancıları görünce far görmüş tavşan gibi kaldım. Hayır haber de vermiyorlar. Kardeşim bi haber verin de ona göre gidelim biz de elin yedi yabancı lavaş ustasının koynuna giriyomuş gibi hissetmeyelim yani.
 
Yine Cuma öncesi tuvalette mahsur kalacakmışım gibi bi his var içimde.
 
Japon balığı gibi adamım çok şükür. Her türlü havasız, nemli ve rutubetli ortamda yaşarımm bana mısın demem. BazÄı arkadadaşlarımızsa ingiltere kraliyet ailesinin soylu mensupları gibi ay burası kokuyo ay burası havasız. Ya kardeşim daha düne kadar babaniz köyde davar otlatıyordu, keçii peyniri yiyordunuz ne bu hava ya!??
 
Geçenlerde bir muhabbet esnasında teknoloji- sosyal medya diyeti diye bir şey konuşulmuştu. Az önce yine aklıma geldi şöyle bir okuyayım araştırayım dedim. İnstayı falan silin diyo. Oldu **Spam/Adversiting** bir de öpücük vereyim istersen?

Abi al elimden sosyal medya ağlarını playstation’ı falan. Ver bi de nokia 5110 babam gibi gezeyim ortalıkta. İlla enişte modunda mı takılalım? Muhabbetlerde sosyal gündemdem uzak olduğumuz için “müdür ne yaptın o dobloyu satabildin mi” tarzı şeyler mi konuşalım. Ne istiyorsunuz ya. Demiyo ki günde 25 saat instada takılmak yerine 2-3 saat takılın demiyo. Direk silin diyo ölün geberin diyo. Oldu **Spam/Adversiting**

O değilde harbi silmem lazım ya. Çok abarttım son dönemde. Selim de çok ilgileniyo. Hanım evden atıcak yakında.
 
Geri