yolsuzlukla mücadele için UNCAC kuruldu.

Konu sahibi son olarak 3632 gün önce görüldü
Japonya’da yapılan son G7 Liderler Zirvesi’nde, yolsuzluk ve rüşvetle, küresel düzeyde mücadele kararı alındı. Yayınlanan sonuç bildirisinde de, Birleşmiş Milletler bünyesinde yolsuzlukla mücadele için UNCAC (United Nations Convention Against Corruption) adıyla, yeni bir organizasyon oluşturulması, BM üyesi ülkelerde, yolsuzlukla mücadele uluslararası taahhüt anlaşmasının imzaya açılması kararlaştırıldı. Ayrıca OECD bünyesindeki Yolsuzluk, Rüşvet ve Kara Paranın Aklanmasıyla Mücadele Mali Eylem Gücü’nün (FATF) takviyesi ve güçlendirilmesi, yetkilerinin artırılması kararı alındı. BM ve OECD bünyesindeki bu iki organizasyon, sadece dünyada değil, üye ülkelerde yolsuzluk ve rüşvetin izlenmesi, önlenmesi, takibi ve suçluların yakalanmasıyla görevli ve yetkili olacak. İster siyasetçi, ister işadamı ister bürokrat tüm sorumluların ortaya çıkarılması söz konusu. Kamu ihalelerinin, kamu alımlarının şeffaflığı, küresel düzeyde tüm ülkelerde takibe alınacak. İçerdeki yolsuzluklar da, bu organizasyonların yetki alanına alınıyor. Yargıya talimatla, yolsuzluk dosyalarının kapatılması dönemi bitiyor. 17-25 Aralık dosyasını yargıç ve savcıları değiştirerek kapatan, rüşvetçi bakanları TBMM’de parmak hesabıyla aklayanların yakasına şimdi, kurulacak yeni küresel organizasyonlar, dünyanın her yerinde yapışacak.“

Yeni dönemde Zarrab davasının da UNCAC üzerinden Türkiye’ye ve bağlantılı tüm diğer ülkelere uzanacaktır.

“Küresel rüşvet ve yolsuzluk çarkına akan trilyonlarca dolar yüzünden, Türkiye gibi pek çok ülkenin geri kaldığı, halkların yoksullaştığı, kaynakların rüşvet ve yolsuzlukla küçük bir azınlığın cebine aktığı, gerek Londra’daki Yolsuzluk zirvesinde gerekse G7 zirvesinde tescil edildi. Şimdi, bu kaynakların ulusal ekonomilere ve küresel ekonomiye kazandırılması süreci başlatılıyor. BM bünyesinde oluşacak UNCAC ve OECD bünyesinde güçlendirilecek FATF üzerinden, tüm para transferleri, yasadışı rüşvet çarkları takibe alınacak. Şeffaflık ve yolsuzlukla mücadele yasası düzenlemeleriyle ilgili AB taahhütlerinden kurtulmak için, vize muafiyeti anlaşmasına rest çeken Cumhurbaşkanı ve AKP iktidarı, belki AB dışında kalarak, bu taahhütten kaçabilir. Ancak, BM Yolsuzluk ve Rüşvetle Mücadele Anlaşması’na imza koymaktan kaçarlarsa, tüm dünyadan dışlanacaklar. Artık Reza Zarrab davası, sadece Türkiye ya da New York’la sınırlı kalmayacak. Zarrab üzerinden tüm bağlantılar, uluslararası dava ve soruşturma konusu haline gelecek.”

**

Tayyip, başkalarının ailelerine, evlatlarına, aile ilişkilerine çok sataştı, "dindar nesil yetiştireceğim" diyerek kutsal değerleri çok istismar etti, Tayyip en büyük zararı dine ve dindarlara verdi ve pek çok insanı dinden soğuttu,şu anda gerçek dindarların Tayyip'e verdiği oy oranında çok büyük bir düşüş vardır.

**

Sivas Katliamında görev alan tüm avukatlar bugün AKP’den milletvekili.

Malzemeden çalarak, çürük binalar yapıp, 17 Ağustos depreminde, binlerce yurttaşımızın ölümüne neden olan müteahhitler hâlâ belediye başkanlığı görevini yürütmekte…

Deniz Feneri hâlâ belirsizliğini koruyor. Adam gibi soruşturma, inceleme yapıp, gerçekleri ortaya dökmek isteyen savcılar görevden alındı.

Deniz Feneri vurguncuları serbest şimdi… Özgür…

Ülkemiz, AKP’nin 14 yıldan bu yana yürüttüğü yanlış iç ve dış politikaların cezasını çekmektedir.

Bir taraftan IŞİD füzeleri, bir taraftan PKK mermileri başımıza yağmur gibi yağıyor… Canlı bombalar da işin cabası…

Sonuç ortada… Ülke kan gölüne döndü… Her gün şehit cenazeleri geliyor…

Şeriatçı terör örgütleri, şeriat tohumlarını ülkemiz topraklarına ekmeye, yerleştirmeye başladılar bile…

AKP, geçmişte PKK’ya bir kez destek verdiyse, İslamcı terör örgütlerine 10 kez destek verdi. TIR’lar dolusu silah ve lojistik malzeme gönderdi.

Daha da önemlisi onların yurdumuzda bürolar açmasını, özgürce dolaşmasını görmezden geldi. Ellerini kollarını sallayarak militanların sınırlarımızdan Kuzey Irak’a giriş – çıkış yapmalarını serbest bıraktı…

Ne de olsa onlarla ideolojik gönül bağları vardı… Her ikisi de Sünni’ydi ve RTE, Suriye’ye karşı, bir koyup üç alma sevdasına düşmüş, gözünü halifeliğe dikmişti… Emevi Camiinde namaz kılacağını tüm dünyaya ilan etmişti…

Bu terör çetesinin bugün ülkemizde cami çevrelerinde 700 bürosu olduğu söylenmektedir…

Ayrıca şeriatçı terör militanları ülkemizde lüks villalarda, kadınları ile birlikte yaşamaktadırlar. IŞİD komutanları lüks otellerde toplantılar, görüşmeler yapmakta…

AKP Ülkeyi bu duruma getirdikten sonra yavaş yavaş hatasını anlamaya başladı ve şimdi bu durumdan çıkış yolları aramaktadır.

Sıkıştığı köşeden kurtulmak isterken daha büyük bir yanlış uygulama ile iyice bataklığa gömülmektedir.

Zorbalık, Baskı, Korkutma, Haksızlık, hukuksuzluk, yolsuzluk,talan gibi ne kadar pislik varsa hepsini kullanarak iktidarını korumaya çalışmaktadır.

Erdoğan'ı ve AKP'yi bu durumdan çıkartacak bir tek şey vardır:

Erdoğan, Atatürk ilke ve devrimlerine dört elle sarılmalıdır. Atatürkçülük ve laiklik rakı kadehlerinden ziyade zihniyette olmalıdır. Atatürkçülük, nutuk atmak yerine, dünyaya ve olaylara Atatürk gözü ile Atatürkçe bakmakla mümkün olacağı her yaşta insana öğretilmelidir.

Erdoğan Atatürkçü değildir,şuuraltında Atatürk özentisi olabilir,fakat kaderin cilvesine bakın ki bu gün tek kurtuluş yolu Atatürkçülüktür.
 
Geri