Yokluğuna Doyamadım / Varlığında Öldür Beni...

Konu sahibi son olarak 1894 gün önce görüldü
b-71416-ayr%C4%B1l%C4%B1k.jpg




Düştük / Kırıldık / Dağıldık

Önce düştüm dudaklardan / el oldum tanıdık bildiğim duraklarda
Dilsizim ve bi o kadar adressiz.
Gidiyorum karanlığın izdüşümüne saf tutarak.
Hesabım bitti / şimdi infazımı beklemekteyim.
Dudaklarımı ısırarak isyan ettiğim yetimliğime bir de öksüzlüğüm eklendi.
Artık ayaklarım beni aynı yere götürmüyor.
Sığındığım yerlerden tek tek kovulan ben,
şimdi el oldum tanıdık bildiğim yerlerde.
Gözlerimin nemi kurumadan yüreğimin adreslerine denk geliyor bulutlar.
Soyadımı taşıyan cümlelerden kovulan yüzümü bulamıyorum eski yerinde.
Ya ben uzaklardayım ya da biz ” biz ” olmaktan imtina etmekteyiz galiba.
Susuyorum bilmediklerime susarak.
Boyun büküyorum benden bihaber parçalara ağlamaklı gözyaşlarımı deste yaparak.
Elimde dört kişilik bir fotoğraf ve düşündüklerim.
En büyük parça babamdı; bizi ayakta tutan bizi biz yapan..
En büyük parçamızı, canımız kaybettik sonra da gayri ictimalarımız hep bir eksikti.
Babamız olmadan sanki o varmışcasına yaşayacak, savaşacaktık..
Ama olmadı..
Bölündük ilk önce sonra da düştük..
Eksildik birer birer.
Tesbih tanelerine mi özendik yoksa..
Biz bir hayattık dört parçaya ayrılmış..
Şimdi el olduk birbirimize..
Oysa biz hep bir’dik..
Şimdi her birimiz ayrı saflara düştük.
Bir kere düşmüşken içimizdeki canlar kırılmaz mı ?
Kırıkları toplamaya çalıştım / daha çok kırıldık kendi içimizde..
Ben bu savaşı kaybetmeyecektim.
Düştük diye dağılmayacaktık.
Kırıklarımızı sarıp yeniden ayağa kalkacaktık.
Bensiz kurulan sofralara ses çıkarmadım.
Bana biçilmiş tüm sıfatlara razı oldum.
Susmam istendi sustum, konuş denildi bana verilen tüm sufleleri söyledim dilimi ısırarak.
Bile bile gelen fırtınaya rağmen kırıklarımıza kendimi bastım.
her şeyimi benden olmayanlara ayırdım kendimi / isteklerimi öteledim.
Acaba sorunlar benden mi kaynaklanıyor diye eksik tuttum içimdekileri.
Bilmediğim yüzlere selam vermeye başladım ilk önce.
Yaralarımıza merhem diye kendimi basacakken,
gölgesini bile hatırlamadığım yerlerden topladım parçalarımızı.
Akşam üstleri yalnızlığa alıştım önce.
Ve bir gece bensiz toplanan umutların yabancı gözlerde yeşerdiğini gördüm bir sokak bankında.
Bir yanda canımın canı, bir yanda canımın diğer yarısı ve de yabancısı olduğum gözler..
Bir ben ek******..
Gözyaşıma tuz bastım o an..
Tutuldum / uzadım eksikliğime..
Ben kırıklarıma bir umut ararken, kırıklarım kırıklarına çoktan yamayı vurmuş..
Meğer bir ben fazlaymış cümlelere..
Ayıklandım biz’den / kırıklarımdan düştüm az önce..
Dağılmayı bekliyorum aynalara gözlerimin nemi miras bırakarak…
Düştük / Kırıldık / Dağıldık / Oysa biz hep bir’dik..
Şimdilerde evden işe giderken tertemiz bir yalnızlığını giyiniyorum üzerime.
İki oda bir salona sığdırdığım bir umut gökyüzünün altında nüfussuzluğuma isyan ediyorum. Kirpiklerimden birikmiş bulutlara sırlarımı verdikçe eriyor içimdekiler.
Yavaş yavaş bükülüyorum cocukluğuma.
Yeni bir umut yolculuğuna hazır olmayan bu yüreğe yine kefen örmekte ellerim.
Oysa ben sadece susmayı bilirim.
Yapabildiğim en iyi şeyin gitmek olduğunun farkında olsam da kendi içimden kovulmak öyle ağır ki..Kanatlarım kırık / düşlerim ise düştü kollarımdan.
Sevinebilirsin artık hüzün…
Zafer senindir.
Önce bizi bana düşürdün sonra da kırdın bizi..
Merak etme yakında da dağılırız biz.
Sen kalbini ferah tut..
Dudak payımda bir hayat vardı..
Al o da sana feda olsun…
Bana dair ne varsa ele geçir.
Kazandıklarımdan da feragat ediyorum..
Düştüğümü kabul ediyor,
kırıklarımı sana bırakıyor ve dağınıklığımı ilan ediyorum.
Ama tek bir şartım var..
Yüreğimdeki gül’e sakın dokunma…
Gözlerimdeki yeşeren beni dalından koparma..
Dudak kenarımdaki umuduma hüzün bulaştırma…
Ne olur sevdama yalnızlığı yakıştırma..
Ey her nefesi ölüm kokan hüzün ;
Beni sevdamdan ayırma….
Çünkü düştüğümde sadece ” o ” ellerimden tuttu..
Kırıklarıma sadece ” o ” dokundu…
Dağınıklığımda bana sadece ” o ” umut oldu…
Ey hayat…
Bana ölümleri müjdele ama
Sakın sevdama / Ona / umuduma dokunma….
Dokunma diyorum…
Dokunma…
 
Cebinde sakladığın suskunluğun depreşti yüreğimin iç denizlerinde.
Bir sancı, bir yokluk bu kadar soğuk mu olur.
Kan revan ellerim.
Oysa benim ellerim gül kokardı..
Ayaklarım toz toprak..
Oysa benim ayak izlerim hep maviye benzerdi.
Cümlelerim çırılçıplak kalmış, bağdaş kurdum yaralarımın en rüzgarlı tepesine..
Hani seninle bir çınar ağacına isimlerimizi kazıyacağımız rüzgarlı tepe vardı ya..
hatırladın mı..
Sonra denize bakıp bakıp gözlerimizin rengine boyayacaktık tüm bulutları..
Yaralarıma basacak tuz kalmadı / gidişinin arifesinde..
Sen belli etmesen de bir gidiş hazırlığı seziyorum dudaklarında.
Bana dair kurduğun cümleler yok etrafımda..
Yıldızlar göğümden çekilmiş.
Perdeler, cam kenarı özlemler yok avuç içi terlemelerinde..
Ben sana sıfat bulamazken sen beni bir gidiş cümlesinin belirtisiz öznesine bırakıyorsun beni..
Gitme diye cümleler kurmayacağım sana..
Çünki sana ne kadar cümle kursam da ikna edemedim seni.
Tıpkı sana siyahı yakıştıramadığım halde siyahı üstüne bürünmekten çekinmediğin gibi.
Tıpkı senin gözlerine baharı layık gördüğüm halde içinden sonbaharı silemediğim gibi..
Bıraktım artık…
Sadece bir sorunun cevabını arıyorum gözlerinde..
O benden gizlediğin perdelediğin gözlerinden…
Soruyorum sana;
Ellerimizde diktiğimiz güllerin,
Yüreğimizde büyüttüğümüz Elif’in
Katili olmamı istiyorsun benden ?
Suskunluğunun orucunu bir cümle ile aç ta söyle bana..
Kimin katili olacağım ben..
Senin mi yoksa kendimimin mi…
Sustuğun yer o kadar büyük ki..
Yaralarımı bölüp bölüp yapıştırdıkça kapanmıyor suskunluğun..
Dudaklarına bağladığın tüm sorguları çöz de gel artık..
Ya da yaralarıma basacak tuzları iade et bana…
Yoksa içimdeki tüm susmaları ilmekleyeceğim boğazıma.
 
Kime Fazlasın / Kime Eksik


Görüyorum, sokağını kaybetmiş küçük bir kız duruyor ıslak gözbebeklerinde.
Tüm suçları kabul etmişcesine suskun.
Tüm hüzünleri kendi dudaklarıyla emecek kadar durgun.
Kelime boylarında bir deliveren yetişmekte.
Gölgesinde ise sancılar belirmekte.
Sınır boylarında adressizliğin.
Söyle bana hangi adressizlik senin?
Gözlerindeki korku kime ait,
bedenindeki recm izleri kimden kalma,
dudaklarının arasındaki boşluk kimden sana miras kalmakta ?
Biliyorum susacaksın adın gibi..
Göm cümleleri dudak kenarlarına.
Susmaya devam et boylu boyunca.
Susabildiğin kadar büyüdüğünü unutma.
Tattığın acı kadar büyürsün.
Yediğin ayrılık acısı kadar olgunlaşırsın.
Yoksa büyümek istemiyor musun ?
Hep mi küçük kalmak, hep mi suskun kalmak istersin ?
Herkes yol alırken hayatın derin suskularında,
sen susuyorsun aynanın karşısında.
Ayak izlerinden belli eğikliğin.
İstifledim eteklerinden dökülen cümleleri.
Sen susarsan ben dile gelirim;
Ey Azrail;
Cesedime vurulmuş etiketin duvağını kaldırdım / öp beni artık.
Hem de alnımdan..
Sızmasın içimdeki birikmişler,irinleşmesin bir türlü kapamayadığım gediklerim.
Kollarımı sıvadım, kendi cenazemin arifesindeyim.
Yüreğimin morluklarını ancak ölüm paklar.
Sicillerim, eksildiğim yüreklerden ancak beni kara toprak kurtarır.
Açın yolları ey karanlık.
ben geliyorum.
Elif ‘in saçlarındadır zincirlerim.
Körpe bir dal iken sevgi agacında, budayın beni gövdemin en kalın yerinden.
Susuşlarımdan asın beni.
Gölgelerimin soğukluğu yetmezmiş gibi bir de yüreğimin sıcaklığına akıtın ayrılığı.
” Hangi Çığlık Denk Gelir Ki Dudak Payı Boşluklara”
Hangi ayrılık senin ?
Hangi yüz senin ?
Yüreğinden dökülmeyen mürekkebin hatrına konuş.
Sen ki; acıya kanat geren’din.
Sen ki; Yusuf’u kuyulardan düzlüğe çeken’din.
Sen ki, acıya gözyaşını verip umudu filizlendiren’din. Ş
imdi hangi yüze çevirdin kıblegâhını ?
Hangi saf’a durdu gözlerin.
Bilmediğin yerdeyim deme bana.
Aynanın karşısında yüzünün bilinmezliğinde, yüreğinin ötesinde kendine gülümsemektesin.
Göremiyorsan, kır o aynayı..
Kırıklarından topla dağınık saçlarını…
Sürükleme cesedini sen / sonbahar kaldıracak ya adressizliğini..
Hangi cümlenin sonunda kırıldı düşlerin..
Hangi mahrem ellerin zorlamasıyla alındı içindeki kanamalı çocuk ?
Susma diyorum sana susma.
Becerebildiğin tek şey, boynunu büküp suskunluğun secdesine başını koymak mıdır ?
Unutmak dururken masada, yüreğine recm emrini vermek neyin nesi ?
Tükür kil tutmaz toprağın yüzüne.
Kaldır cesedini ortalık yerden.
Sesinin kısıldığı yerden konuş, duyulmasa da haykır eksikliğini.
Susturulsa da sen fazlalığını bırak tabutuna.
Söylesene ” sen kime fazlasın / kime eksik..”
Üryanlığını örtmeye kalkıştıkça öbür yamaların sökülüyor dikişlerinden.
Uğraşma kendi ayaklarına çorap örmeye.
Gözünü yumup yeltenme artık kendine çelmeler takmaya.
Olduğun yerde dönme öylece, çevir yüzünü gökyüzüne.
Korkma adım atmaktan.
Sen ki ;yeni bir bebek değilsin…
Koca bir kız oldun, gözlerini büyüt ve sık bileklerini kelepçelerinden.
Kanın donduğu yerde ölürsün o kadar.
Susma diyorum sana susma..
Elif sustu derlerse benim ahvalim ne olur acep ?
Bu zan seni kaç gün yaşatır ?
Bu itham seni kaç gün daha götürür. ?
Hayır kaldıramazsın bu zânnı / bir suçun altından bir daha kalkamaz gönlün.
En iyisi vur kendini en ince yerinden / öylece kalsın us’un.
Kime fazlasın / kime eksik.
Sorma bu soruyu kendine.
Çünki en iyi cevabı suskunluğun verecektir.
Bil ki kalbin acırsa bu sorunun cevabını ararken eksikliğin dikilecek karşına.
Yok kalbin sevdiğine acırsa işte o zaman fazlalığın zuhur edecek.
Şimdi bedbin ve hodgam bir nefsin zulmüne inat sen besmele’nin safına gir. Z
üleyha’lığına zelâl getirtme..
Suskunluğuna bir de helallik istetme.
Unutma ” bu dünyada sana ancak unuttuğun kadar yaşama hakkı verildi “
Unut, unutulduğun yerden..
Kırılsa da içindekiler,
Unutulduğun kadar yaşarsın.
Kime fazla isen orada unutulursun..
Kime eksik isen orada kendini bulursun…
 
AŞK İKİ PERDE



"İyi OyuncuLarız" (!)



Aylarca beklediklerimizi hiç özlememiş gibi yapabiliriz, kürsüde en muhalif yanlarımızı en taraftar yanımız haline sokarız, sokakta hepimiz hanımefendi beyefendiyiz de içimizde hepimiz biraz hafif kadın biraz serseri adamlarız...
Hayattayız, kimimiz yeteneksiz figüranlar kimimiz oscarlık oyuncularız...



Son kez aşk...



Son kez sahne...



Çekilme Sırası Bende (!)



.
. .
. . .




Bırak kalsınlar konuldukları yerde Acılar,
Bırak yaşandığı kadar yaşansın aramızda sıkışanlar…
Sen sadece benden gittin, benim içimden,
Ben sadece olduğum yerde kaldım, gittiğin yerde…
Soru sormadan aramızda anlaşılamayanlara yaptığımız yorumlar,
Ve hayatımızı zorlaştıran o tuhaf bakışlar…
Bırak kalsınlar…


10icy1d.jpg



Ne sen varsın evde ne de ben var olsam da yok olduğun yerde,
Şimdi sözlerin bittiği an, yaşananların hatırlandığı an işte…
Belki de sen ve ben değildik başrolde!
Garip gelebilir ama ben seni ilk günden beridir sevmiyorum,
Ne zaman aynı odada elimi nereye koyacağımı bilemeden karşında durdum,
O Gün Sana "Aşık"Oldum;



.
. .
. . .



Öyle bir Duygunun içinde Öyle bir Değişiyor ki İnsan,
Kendini Anlıyor önce, kendini Sevdiğini Hatırlıyor,
Replikler gitgide Aynı, Roller gitgide Sıcak…
Seyirciler Gitgide Uyuyor…



""Biz Sadece Kendimize Oynuyor GibiyiZ / Biz Sadece Kendimize Ağlıyor Gibiyiz…
Bırak Aksınlar…""



""İçime akan zehir beni uyandırıyor bir gece vakti
Seni benden ayıran bu zehir utandırıyor beni kendime duyduğum Acıma Duygusundan!



Bırak Acısınlar…""



""Tüm organlarım, tüm duygularım, tüm Uykularım…
Bırak Çürüsünler…""



Bizim sürdüremediğimizi Onlar nasıl Sürdürsünler…



İşte şimdi kadınlığımın tümünü erkekliğinin tümüne bıraktım, al!
İki doğru hayat, nasıl bir tek yalanla yok olur Anlayamadım Hala…



wvsevm.jpg


Ah dedim…



Ah, Keşke Hep Tahta Bebeklerle Oynasaydık,
"Büyümeseydik " hep Cüce Kalsaydık,



Yaşadıklarımızın farkında olmadan, bitenleri de hemen yeni başlangıçlarla kapatsaydık…
Delindik…
Zar gibi, uzun yollar gibi, atmosfer gibi…
Çürüdük, sevişirken masada unuttuğumuz elmalar gibi…
Kullandıkça paslanan demir korkuluklar gibi…
Eridik, dışarıda bırakılan ve kendi kendine bakteri üreten etler gibi…
Kokuştuk Biz de işte Sonunda(!)



Aşk bize de ilk perdede güzeldi…
Aşk bizde de mola vermişti…
Seyirciler bir nefes sigara peşinde,
Biz seninle ezberdeyiz replikleri yaşadığımız her yerde, kuliste…
Aşk bizde de son perdede bitermiş,
Bitti de!
Aşk hep tek bir sahnede iki perde oynanır,



Oynadık / Oyun Böyle (!)
 
Yüregimde devrimler yarattım



hmmmqp5.jpg



Sen gittin içimde sende kalan kırıntılar , bir sabah namazı eşliğinde içimde hiç büyümemiş bir çocuk mezarı, gözlerim Suskun, yüreğimde ayazlar, martılar firarda, bu bir veda..
Sen gittin karanlığa gömüldüm, yalnızlığa sürüldüm, yüreğimde çatlaklar, yüzümde cam kırıklıkları.
Söylenmemiş sözleri iki dudak arasında sıkıştırıp kuruttum
ve yazdım sensiz gecen her saniyenin küf tutmuş duvarlarına sana dair pas tutmaya mahkum acı dolu sözleri.
Yarınlarımı avuç içinde parçaladım göz kenarında beklettiğim seni “gözyaşlarıma teslim ettim.“


333et4.jpg



Küçük bir çocuğun korkulu bakışları arasında yitirdim sabrımı.
Hayallerim tepe taklak, nedenler yanı başımda sözlerim ağır, yüreğimde acı ..
Cevabı olmayan sorular biriktirdim sessizliğin koynunda
Yarını olmayan tozlu yollara saptım, bir kelebeğin yaşamı kadar yaşam biçtim kendime.
Yüreğimi idam sehpası bilip nefesimi iki gözünün hayalleri arasında sallandırdım
Sen gittin yaşam ve sen arasındaki çizgiyi sırat bildim
Yüreğimde devrimler yarattım, hayallerimin sınırlarını aştım
Bir zamanlar uçmaya yeltenen kanatlarımı kırdım bir bir .
Kalemimi kağıda sapladım, senli cümlelerin canına okudum
Zamansız uyandım senli düşlerden, rüyalarım karmakarışık
Bir şehir yaratmıştım düşümde içinde ağlayan çocuklar
Yağmurlar yağıyordu iç tenim ıslaktı benim
Sen gittin çığlıklar devrildi üzerime, ağıtlar yaktım karanlığın en ücra köşelerinde.
Etrafımdaki manzaralar uykusuz, çocuk gülüşlerimde saklı her şey
Gitmeseydin, gözlerine salıncak kurup sallanacaktım çocuksu masumiyetimle.
Sen gittin
İsyanları çoğalttım gözlerimin tetiğinde bir bir döktüm mermi çekirdeklerini ayak uçlarıma
Kanayan dudaklarıma tuz bastım.
İzmaritler üzerinde bıraktığın ruj izlerine bakıp ağladım sensiz günlerin arifesinde
Ama yoksun ya ciğerimde söndürdüm yokluğunda yakılan haddi hesabı olmayan sigara izmaritlerini.
Şimdi kelimelerim kör, cümlelerim topal kaldı
Sen gittin bir yarım sende kaldı, sen geçen tüm yollar işgalde.
Hüzün işlemeli ağıtlar krosu eşliğinde bitirdim yokluğunun pas tutmuş umutsuz çığlıklarını.
Müziksiz şarkılar arasında küfürlü sözler oldum ..
Öksüz kalmış benliğimin zamanlarında kaybettim berraklığımı.
Kendi masalımı yazıyorum ölüm biçtiğim sonlarıma doğru bir varmışlarda bir yokmuşlar da diye başlayan
Meşgul bir ton, kırık bir hece bıraktım ardımda, dönülmez tövbelere gömdüm kendimi.
Anonim türkülerin boşluğuna bırakıyorum parçalarımı
Sen gittin ötenazi nöbetlerinde söndürdüm sensiz doğacak güneşi gözbebeklerimde.
 


Yalnızca sitem



eecals.jpg



çığlığım boğazımı kesti
kana(ya) madım
-de halindeyim acıların

as001.jpg


her şeye susuyorum artık
susuzluğum dilimin ucu, kemiksiz

as002.jpg


ölümlerden ölüm beğendim, üzerime olmadı
zor günler için sakladığım bir intihar vardı cebimde
çıkarttım baktım, kurtlanmış
sebebi var elbet bu gözyaşlarının
anlamaya çalışmayın, anlayın


bir ressamın tuvalinden düştüm
hiçbir renk kurtaramadı beni
beyazlar giymiş bir duygunun içinde,
ismim sırdır artık


- bir kaç ince sızım var, görüşlerinize hazırdır üstadım

as003.jpg


ne istediğini bilen sevdalarım olmadı hiç
büyük kavuşmalarımda
hep küçük özlemleri sevdim
küçük sarılmaları
küçük bekleyişleri
büyüklerini sevecek kadar zaman verilmedi


arzularıma haber saldım, gelmediler
nerede unuttum ateşli bedenimin alfabesini..?
hangi ketum dil yaladı geçti haykırışlarımı..?

as004.jpg


size bir sır vereceğim,
galiba (d) üşüyorum


hv%C4%9Bzd%20GG5.gif


vurgun zamanlarındayım İzmir’in
yalnızlık ırzıma geçse doğuracağım!
Doğuracağım özlemin canına kıyanların eşgalini

hv%C4%9Bzd%20GG5.gif


hadi toprak ana! Seviş ruhumla
ve temizle diline biber sürülmüş dudakları
görmüyor musun..? Bana bir şeyler oluyor

eenmsd.jpg


bedenimden bir deniz geçiyor,
dalgaları göğsüme vurup geri çekiliyor
hangi mevsimin rahminden çıkartacağım başını yüreğimin..?
bu dalgalar öksüzlüğümü çok fena acıtıyor

hv%C4%9Bzd%20GG5.gif


-sol anahtarınızı rica edeceğim, şarkılarım içimde nefessiz kaldı

sdeas.jpg


zehirli bir ihanet aktı yanaklardan
atılan bir imzayla onaylandı unutulduğum
gelinlik bir kız gibiydi düşlerim oysa, kaçırıldı
kimlerin yatağında nergis kokusuysa, orada kalsın
2006357010544827260_rseasd.jpg


çocuk kalan yanım! . Sen sakın üzülme
seni yeniden güldürebilmek için arınacağım bu lekeli acılardan
babamı affettiğim gün, sevdalarımı da affedeceğim
soyacağım yüreğimi yeniden ulu orta. Utanmadan,
sevişeceğim yeniden kana kana, kan(a) madan

hv%C4%9Bzd%20GG5.gif


sen de biliyorsun ki;
saçlarına kır düşmüş mavi bir geceydi sevdam
kayan bir yıldız da dilek olsaydık da,
bizi tutsaydı...
 
50881686.gif


AFFET BENİ YÜREĞİM..

Umudumu ezip geçti yüreğimin hüznü…
masmavi hayallere kapattı yollarını koyu sessizliklere merhaba derken….
Şimdi ağır yükler bindi omuzlarıma
taşıyabilir miyim bilmiyorum…
Gözlerim anlamsız bakarken bugüne bile
yarınların hayalini kurabilir miyim?
Küçük bir çocuğun ürkek bakışlarıyla görüyorum hayatı
Yeri,göğü,çiçeği,ağacı…
En güzeli düşünürken en kötüyü yaşayan gözlerle…
Yaşanamayanların hayal kırıklığı…
Yaşanmışların pişmanlığı…
Yaşanacakların korkusuyla…
Sonbaharın umarsızca sararıp dökülen yaprakları gibi
Güzel düşlerimin rüzgârla savruluşunu izlemek
Gün be gün…
Çok zormuş yüreğim… Öylesine zor…
Söylesene yüreğim
Gündüzün aydınlığı zifiri karanlıklara eş mi olacaktı?
Benim her anım gece mi olacaktı….
Cevapsız sorular sıralanıyor ardı ardına beynimde
Tıkadım kulaklarımı duymasın hiçbir şeyi diye
En yalnız anımda sığınmışken Yaradana
İstemem yanıma gelmesin kimse…
Sevinçlerimi bilinmeyen yarınlara gömdüm
Ve biliyorum yüreğim tek suçlu benim
Yaşadığım her acıyı ben sende biriktirdim
Gözyaşlarımı sende sakladım
Avaz avaz bağırmadım
Çığlığımı duyurmadım
Ne varsa dilimde derinliğine attım…
Öyle hüzünlere boğdum ki seni
Mutluluğa ayıracak yer bırakmadım…
Sitemim sadece kendime
Kızgınlığım da…
Umudumu ezip geçti yüreğimin hüznü desem de
Umudumu hüznüme yenik düşüren benim…
Ben yüreğime söz geçiremedim
Ben yüreğimi güldüremedim…
 
Geri