Allahü teâlâ, hepimizi, doğru yoldan ayırmasın! Din büyüklerinin kitâblarından haberi olmayıp, dînin vesîkalarını, islâmiyyetin delîllerini ve senedlerini işitmeyip de dînini, sonradan meydâna çıkan târîhlerden öğrenenleri ve yalnız hayâl ve inâd ile konuşanları ve yazanları işitmekden, yazılarını okumakdan ve onlara aldanmakdan muhâfaza buyursun! Âmîn.Îmânı olanlar, îmânın tadını tadanlar, Ehl-i sünnet âlimlerinin “rahime-hümullahü teâlâ” kitâblarından alınan sözlere ve yazılara sarılır. Bunlardan zevk alır.Din adamı geçinen câhillerin, sözlerinden ve yazılarından nefret eder, kaçar.
(Birgivî vasıyyetnâmesi)şerhinde buyuruyor ki, (Ehl-i sünnet mezhebini ve bu âlimlerin bildirdiği îtikadı öğrenip, îtikatını buna göre düzeltmek her müslümana farzdır. Bunu herkes öğrenmelidir. Câhil kalmamalıdır. Zîrâ, islâmiyete uymıyan îtikatın büyük zararı vardır. Zamanımızda bid'atler her tarafa yayıldı. Ehl-i sünnet vel-cemaat îtikatını bilen az kaldı. Bu câhillik bütün dünyayı kapladı. İlmi ile amel eden âlimlerin sözlerine güvenilir. Çok kimseler vardır ki, ilimden mahrumdur. Fakat, âlim şekline girmiş, şöhret sahibi olmuşlardır. Bunların şekllerine ve şöhretlerine aldanmamalıdır. Zamanımızda, birçok câhil, şeyh ve mürşid adı ile ve büyük din âlimi adı ile, müslümanları aldatıyor. Allahü teâlâ, müslümanları bunlara aldanmaktan korusun! Bu sapıklardan çok sakınmalıdır. Din adamı geçinen herkesin sözüne ve kitabına uymamalıdır. Fıkh kitabından alınmamış, modaya göre verilmiş olan fetvâlara, kararlara uymamalı, ehlini arayıp bulup, ondan sormalı, doğrusunu öğrenmelidir). İslâm âlimlerinin bu nasihatlerini her müslüman, kulağına küpe yapmalı, aklını başına toplayıp, sapık kitapların yaldızlı reklâmlarına, şaşırtıcı propagandalarına aldanmamalıdır.
Amellerde, ibâdetlerde, ictihâd derecesine yükselmiş olan âlimlerden birini seçerek, her işinde bunu taklîd etmesi lâzımdır. Dört mezhepten birini taklîd eder.(İctihâd),nasslarda açık bildirilmemiş, kapalı bildirilmiş olan bilgileri anlamak, açıklamak demektir. Âyet-i kerimelere ve hadis-i şeriflere(Nass)denir. İctihâd yapmak şartlarına mâlik olan derin âlimlere(Müctehid)denir. Hicretten dörtyüz sene sonra, müctehid yetişmedi. Müctehide ihtiyaç da kalmadı. Çünkü, Allahü teâlâ ve Onun resûlü Muhammed aleyhisselâm, kıyâmete kadar, hayat şekllerinde ve fen vâsıtalarında yapılacak değişikliklerin, yeniliklerin hepsine şâmil olan ahkâmın hepsini bildirdiler. Müctehidler de, bunların hepsini anlayıp, açıkladılar. Sonra gelen âlimler, bu ahkâmın, yeni hâdiselere nasıl tatbîk edileceklerini, tefsîr ve fıkh kitaplarında bildirirler.(Müceddid)denen bu âlimler kıyâmete kadar mevcuttur.(Fen vâsıtaları değişti. Yeni hâdiselerle karşılaşıyoruz. Din adamları toplanarak yeni tefsîrler yazılmalı, yeni ictihâdlar yapılmalıdır) diyerek, nasslara ilâveler, değişiklikler yapmak lâzım olduğunu savunanların(Zındık)ve islâm düşmanı oldukları anlaşılır.
Amellerde, ibâdetlerde, ictihâd derecesine yükselmiş olan âlimlerden birini seçerek, her işinde bunu taklîd etmesi lâzımdır. Dört mezhepten birini taklîd eder.(İctihâd),nasslarda açık bildirilmemiş, kapalı bildirilmiş olan bilgileri anlamak, açıklamak demektir. Âyet-i kerimelere ve hadis-i şeriflere(Nass)denir. İctihâd yapmak şartlarına mâlik olan derin âlimlere(Müctehid)denir. Hicretten dörtyüz sene sonra, müctehid yetişmedi. Müctehide ihtiyaç da kalmadı. Çünkü, Allahü teâlâ ve Onun resûlü Muhammed aleyhisselâm, kıyâmete kadar, hayat şekllerinde ve fen vâsıtalarında yapılacak değişikliklerin, yeniliklerin hepsine şâmil olan ahkâmın hepsini bildirdiler. Müctehidler de, bunların hepsini anlayıp, açıkladılar. Sonra gelen âlimler, bu ahkâmın, yeni hâdiselere nasıl tatbîk edileceklerini, tefsîr ve fıkh kitaplarında bildirirler.(Müceddid)denen bu âlimler kıyâmete kadar mevcuttur.(Fen vâsıtaları değişti. Yeni hâdiselerle karşılaşıyoruz. Din adamları toplanarak yeni tefsîrler yazılmalı, yeni ictihâdlar yapılmalıdır) diyerek, nasslara ilâveler, değişiklikler yapmak lâzım olduğunu savunanların(Zındık)ve islâm düşmanı oldukları anlaşılır.