yırtık ayakkabıdan utanmak

Konu sahibi son olarak 1515 gün önce görüldü
(okuyor musun kardeş :p)

faqirlikte dünya markası olan eugene, memur çocuğudur. 90'ların sonu, 2000'lerin başı ankara ayazında okula gider, ayakkabısı yırtıktır. önceleri utanır. tahtaya bile kalkamaz; canı sıkılır görürler diye.

sonra işçi çocuğu yasin'i, murat'ı, tanır, memur çocuğu ethem'i, aysu'yu tanır. ve daha kendi gibi olan bir çoğunu kardeş beller. onlar da öyledir. safı bellidir artık. sınıf bilinci oluşur.

eugene'in sırtında 6 senelik parka var, hala utanmıyor. ayakkabısı toz toprak, çamur arlanmıyor. memur babasının 4-5 parça kıyafeti vardı diye utanmasa don gömlek çıkacak sokağa şrfsz. :p bi gün karun kadar zengin olsa dahi üç kuruş için isyan edecek pislik. pislik be. vatan hayını. :p

özetle, yırtık ayakkabıdan utanmak, bizi adam eden şeydir.
 
Fukaralık hikayeleri ve durumları hep içimi yakmıştır.​
 
parayı bulunca aslını unutmazsan eğer insan yapan durumlardan biridir
 
Güzel ve samimi bir yazı. Yüreğinize sağlık.
Şunu da belirtmek isterim. Kazancını hep ayakkabılara yatıran ve her kıyafete ayrı ayakkabı derdine düşmüş olanlar da tüketim şımarıklığına kapılabilir. Böyle insanlara değil yırtık ayakkabılıya saygım var. Gösteriş peşinde değil, insanlık hali onunkisi.
Gerek yok israfa da. Şükür de diyebilmeli insan.
 
Kızların erkeklerde ellere ve ayakkabısının temizliğine bakarım sözü yüzünden maaşını hep ayakkabıya yatıran mecnun halâ bekardır.
selam olsun evli ama yırtık ayakkaplı adamlara.
 
"Kışı sevmem ben
Damı akan evler
Ayakkabısı delik çocuklar
Ocağı yanmayan analar
Utanan babalar gelir aklıma”

Sunay Akın

Yoksulluk, yokluk çok şey öğretir insana, bir çocuk yırtık ayakkabısından utanır evet ama babalar daha fazla utanır bazen. Benim babam da öyle gururlu bir adamdı yokluk içinde büyüdük gizli gizli ağladığını görürdüm çoğu zaman.
Şimdi ise her halimize bin şükür.
 
Seneyi hatılamıyorum (2000 li bi şey) Antalya'da kale'de bir aile çay bahçeşsi vardı. (Belki hala var) Sıcakta kimse gezmek istemediği için oraya yalnız gitmiştim. Garsonun ayakkabıları dikkatimi çekti. Çok eski ve yırtıktılar. Onlara sadece birer önlük verilmişti. Ne kadar kazanıyorlardı bilmiyorum. Göz göze gelmemeye özen gösterdim. Canımı uzun süre sıkan olaylardan biri. Bir de hiç ayakkabısı olmayan bir kadın ile karşılaşmıştım. Mevsim kış ve yanında da küçük bir kız çocuğu. Yanımdan geçerken çocuğa söylediği bir cümleyi hayatım boyunca unutamam. Orası bende kalsın.
 
Hic yirtik ayakkabim olmadi.
 
Montumun yaka kısımları dışarıdan bakınca kemirilmiş gibi görünüyor , surekli onu giyerim
Arada aklima geliyor ama dusunmem gereken daha onemli şeyler olmalıki fazla takılmamı engelliyor.
 
Hic ayakkabim olmadi ki.
 
Yırtık pantolondan utanmıyorsun da, yırtık ayakkabıdan mı utanacaksın ?
 
Geçen bastonlu sakalli dedenin biri minibüs beklerken yaklaştı yanıma yaka bağır açık sogukta :) Sigara içeceğine kendine bir pantolon al heryeri yırtılmış dedi. Kah kah kah güldü:) Ben de amca sen de bağrını kapat hasta olursun dedim. Kalktı gitti :/
 
İstemsiz oluşan bir mahcubiyettir o aslında. Yaşamak zorunda kalınan yokluğa bir sessiz isyandır.
 
Geri