Yine de ;

Konu sahibi son olarak 887 gün önce görüldü
Bazen insan herkesi kendine yakın görüyor. Elini uzatsa sıkıca tutacak bir el gibi görüyor yabancıları bile.
Sokakta herkes güzel geliyor gözüne. Kiminin saçı, boyu posu. Kiminin gülüşü, duruşu ya da bakışı çekiyor insanı.
Bunu sakın karıştırmayın ama. Bu bir şehvet patlaması değil içimizde kopan. Yaralanmak da diyemiyorum. Acı çekmek olabilir. Ama sonu yine acı.

Son iki 3 gecemin özeti bu kısaca. Yaşadıklarım bunlar… Oysa neler var yapmak istediğim, içten içe kendimi zor zapt ettiğim. Görmezden geldiğim çok şey var içimi acıtan…

Bir yandan da umursamıyorum. Ne de olsa yapabilecek çok fazla bir şeyim yok. Onu da biliyorum…
Ne yapabilirim ki?

Zincir vuramam ki ona. Ya da “DUR” diyemem. Gitmek varsa kafasında gitmeli zaten…

Daha önce durdurmayı da denedim nede olsa. Sonuç yine aynı oldu. Huzur içinde yenen, bu gün bile yeni tanıştığım birinci dereceden akrabalarının yanında bile, sohbet konusu olan bir yemekten ibaret sonuç.
Bu defa yapmayacağım. Bu defa onu durdurmaya kalmayacağım. Gitmek istiyorsa gitmeli. Aklı benimle olmayan, İzmir’de olsa ne olur. Olmasa ne olur…
Bu da çok mu ağır oldu? Neyse… Olsun o kadar...

Haberi ilk aldığımda, dedim ki “Bir şeyler yapmalıyım”. Ama ne yapabilirdim ki? Hayatını kendisi kurmak, kendi ayakları üstünde, kimseye ve hiçbir şeye ihtiyaç duymadan yaşamak olan birine “DUR” demek kolay değil ki öyle. Angel-A da izlediğimiz gibi mi olacak sanıyorsunuz sonu? O melek gibi; “Beni kurtardın. Hayatım artık senin” mi diyecek sanıyorsunuz? Yok öyle bir dünya…
Kusura bakmayın da, bir bok yapamazsınız.

Sonra bir fikir geldi aklıma. Dedim ki gideyim, ne kadar insan varsa daha önce gördüğü ya da az çok tanıdığı, hepsinin de içinde olduğu bir kısa film çekeyim.
Biri çıksın desin ki; DUR… Bir diğeri GİTME!!

Boyozcusu belirsin sonra ekranda; HANİ EVLENECEKTİK? NEREYE GİDİYORSUN? desin…

Güzel olur dedim, kendi kendime. Hatta hoşuna gider diye, boş bir apartmana girip alt ses dialog ile bir plan bile çekerim diye düşündüm. Boş apartmanda; ÖZLEMEYECEK MİSİN BENİ? diyen bir alt ses…. Gülerdi belki…
Midyecisi, DürümcüTeyze, Sokak Sanatçısı, sahilde saksafon çalan Erdoğan Abi, Şarapçısı, Tinercisi, Hot Dog satanlar, Fal bakanlar, Greenpeace için para yerine numarasını isteyenler bile olacaktı.

Sonra vazgeçtim. Bir yandan bu durumu değiştirmenin, bir şeye yarar getirmeyeceğini düşündüm. Gitmek istiyorsa gitmeliydi… Bir yandan da, yine kızacaktı, hoşuna gitmeyecekti belki de. Bıktım artık. Beni insanlara rezil etmenden bıktım. Mecbur değilim bunları çekmeye. Sana ne ulan! Sana nee!! bile diyebilirdi.

Aslında, en kötüsünün olacağını bilsem bile yapmam lazımdı belki de. Ama yapmadım… Yapamadım…
Nede olsa kendi hayatı ve bugüne kadar hep kendi karar verdi yapmak istediğine. Ve biz hiç ortak kararlar alabilecek konumda olmadık. Sevgili değiliz ki biz…

Gitmek istiyorsa gitmeli... Ama kalması da lazım…
Bilmiyorum ya da beynim benimle kafa buluyor şu an. İçinde zıt yarımın bana bakıp “Baksana aptal aşık ne hale geldi” diyerek kötü adam kahkahaları attığını hissediyorum. Hatta adım gibi eminim bundan.
Ona son bir kez sarılmak isterdim…

Bilmiyorum. Öperdim belki de… Neyse… Bu kadar yeterli sanırım. Susuyorum ve susacağım… Nedeni çok açık. Hiç bir şey yapamam ki ben. Gitmek istiyorsa gitmeli…
 
Geri