Yılanların Öcü Kitap Özeti , Fakir Baykurt Yılanların Öcü Kitap Özeti

R
  • Kullanıcı Restful
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Kitap Kulübü
yılanların öcü dizisi konusu, yılanların öcü romanın kısa özeti, yılanların öcü romanı incelemesi, yılanların öcü kitap analizi, yılanların öcü romanının konusu, yılanların öcü özeti, yılanların öcü dizisinin konusunu aldığı kitap, fakir baykurt yılanların öcü kitap özeti , yılanların öcü kitabında ne anlatılıyor

Yılanların Öcü Karakterleri:
Irazca = Evladının sürekli yanında olan otoriter bir kişilik yapısındadır.
Bayram = Delikanlı,mert,cesur,sözüne güvenbilir bir delikanlıdır.
Muhtar = Para düşkünü,sadece kendini düşünen bencil birisidir.
Haceli = Pısırık,toplumun arkasına sığınan,bencil bir kişilik yapısına sahiptir.
Haceli’nin karısı Fatma
Bayram’ın karısı Haçça
Irazca’nın kardeşi Sultanca
Bekçi Mustafa
Kaymakam
Şakir Efendi gibi kişiler yer alır.

ROMANIN KONUSU
Kitap,yıllar önce bir köyde geçmiş toprak kavgasnı anlatır. Bu köyün yitik kahramanı Bayram ve onun haklı mücadelesi.

ROMANIN ANA FİKRİ
İnsan sırlar içinde yaşar ve bunu farkedemez.Fakat,etrafındaki insanlara ilgi gösteren sosyal insanlar bunu keşfederler ve hayattan tat almaya başlarlar.ne şekilde olursa olsun insanların hakkını yememeliyiz. Çünkü eninde sonunda adalet yerini bulacaktır.

KİTAP ÖZETİ
Olay Burdur’un Yeşilova ilçesine bağlı seksen haneli Karataş köyünde geçer.Deli Haceli ve karısı Fatma evlerinin çok nemli olmasından yakınarak tam Irazca ve ailesinin kaldığı evin önüne ev yaparlar.Bu sırada köye ziyarete gelecek kaymakamın haberi alınır..Kaymakamı ağırlamak adına çeşitli hazırlıklar tertip edilmeye başlanır.Bu iş önce Kara Bayram'ın kuzusunu çalmakla işe başlarlar.Köyün muhtarı kişisel menfaatleri için Haceli'ye destek olur ve bir gün muhtarlığa konuşmak vaadiyle çağırdığı Kara Bayram'ı birkaç adamına dövdürür.Hem kuzusundan hem de üstüne dayak yiyen oğlunu gören Irazca , intikam almak için bir gece Haceli'nin ev yapmak için kazdığı temelleri doldurur.Bayram ise ev yapımı için gerekli olan kerpiçleri parçalar.Sabah kalktığında bütün yaptıklarının yok olduğunu gören Haceli, öfkeyle o sırada hamile olan Haçça'ya taş atar ve onun düşük yapmasına sebep olur.Irazca , kaymakam köye ulaşmadan onun yolunu keser ve hakkını aramak için kaymakamdan destek ister.Kaymakam, kendisi için hazırlanan tüm tertibe ve eğlenceye katılmadan açılışı yapar ve Irazca'nın hakkının verilmesini ister, aksi halde kendisinin dava açacağını söyler.Muhtar kendisinin de suçlanacağını düşündüğü için Haceli'ye verdiği desteği keser ve Kara Bayram'a yanaşmaya çalışır.Haceli'nin bütün yaptıklarından vazgeçeceğini ve bir miktar maddi destek olacağının teminatını verse de Kara Bayram ikna olmaz ve şehre gidip dava açacağını söyler.Bütün bunlar olurken Haceli, karısı Fatma ile Kara Bayram'ın ilişkisini bilmemektedir.

KİTAP ÖZETİ 2

Bayram,köyünün doğru sözlü, bileği kuvvetli delikanlısıdır. Yıllarca bu köyde yaşamış,ömrünü bu topraklarda çalışmaya adamıştır. Az miktardaki toprağıyla geçinmeye,ürününün mahsülünü almak için uğraşır. Fakat birgün gelir köydeki arkadaşlarından birim olan Haceli,Bayram’ın evinin önündeki boş araziye ev yaptırmak ister. Bayram buna karşı çıkar. Köyün muhtarı bu boş arazinin satılmasına menfaati için,daha olaylar başlamadan önce karşı çıkmadığından,sürekli Haceli denilen o adama destek çıkmak zorunda kalır. İş öyle bir duruma varır ki muhtar Bayram’ı razı etmek için ayarladığı birkaç adamla dövdürtmek zorunda kalır. Buna rağmen Bayram hakkını savunur. Ve yanında her zaman ona destek çıkmış annesini bulur. Bu olaydan bir hafta sonra kaymakamın köye geleceği haberini duyan muhtar onu memnun etmek için bütün hazırlıkları yapar. Bayram’ın annesi haberi duyunca daha kaymakam gelmeden bir gün önce onun geleceği yolda,dövüldükten sonra sakat kalmış olan oğlunuda götürerek beklemeye başlar. Ve onu gördüğünde olup biten herşeyi anlatır. Kaymakam köye geldiğinde,köy muhtarı başta olmak üzere herkesi tersler. Bayram’ın evinin önüne ev yapılmaması için bir belge çıkartarak Bayram’a verir. Fakat,bu olayların şokunu üstümden atlatamayan Bayram’ın annesi delirir.

ROMANDA GEÇEN MEKAN
Yılanların Öcü romanında gerçek bir mekân seçilmiştir. Burdur’un Yeşilova ilçesine
bağlı seksen evli Karataş köyünde geçen olaylar, Kara Bayram’ın evi, Muhtarın evi,
Irazca’nın kardeşi Sultanca’nın evi, köyün camisi, Nuri’nin kahvesi gibi kapalı mekânlarla,
Haceli’nin ev yaptıracağı yer, köy meydanı, Kara Bayram’a ve Haceli’ye ait tarlalar
gibi açık mekânlarda geçer.
Kendi halinde yaşayan Kara Bayram’ın evi, yoksulluklarla dolu olmasına karşın köy
içinde olması sebebiyle esenlikli bir mekân olarak sunulur:
“Kara Bayram’ın babadan kalma evi köy içine bakıyordu... İki kattı. Altı ahır, samanlık,
koyun damı. Üstü iki oda bir “hayat”tı. Odalardan birinde oturur, yer içer, yatarlardı.

Birine de taktuk korlardı.”

ROMANDAKİ ZAMAN
Toplumsal ve siyasal yapının sorgulandığı roman, Demokrat Parti iktidarı (22 Mayıs
1950–27 Mayıs 1960) döneminin ilk yıllarını ele alır. Muhtarın, köylü-devlet ilişkisini
gözler önüne sermesi bakımından da dikkat çekici olan köylüye yaptığı konuşma, anlatının
geçtiği öykü zamanını gösterir:
“Bahusus şimdi ortalıkta bir demokratçılar var. Dikkat edin, çilik değil, çılık! Malum
ya, çilik başka, çılık başka. Demokratçılıktan amaç, herkes nerde sen de orda olacaksın
demektir. Şimdi bir işe başladın mı, çoğunluk diyorlar. Çoğunluk hayhayı bastı mı ‘Hayır’
deyenin hali harap. Anlaşıldı mı arkadaşlar? Bundan böyle muhaliflik, münafıklık
yoktur. ‘Hayır’ demek yasak edilmiştir.” (Baykurt, 2006: 82)
Romanda olaylar, çoğunlukla görülen geçmiş zamanla, artsüremli öyküleme yöntemiyle
sunulur:
“Irazca, ekmek etmek için ateşi hayattaki ocağa yaktı bu sabah. Unu dışarda eledi.
Hamuru dışarda yoğurdu.
Ahmet, Osman, Şerfe, içerde uyuyor.
Sığır sıpa köy içinde toplandı. Irazca zor şer aşağı inebildi. Eşeği, düveyi çıkardı
ahırdan. Hergeleye sürdü. Merdiven, her inip çıkışında yüreğine korku veriyor. İşler kızışmadan bir çözümüne bakmalı ne yapıp edip.” (Baykurt, 2006: 99)
Romanda yer yer dikkat çeken şimdiki zamanlı cümlelerle, eşsüremli bir öyküleme
yapılır. Öykü zamanıyla öyküleme zamanın çakıştığı bu bölümlerde okur, roman kişileri
ve olaylarla daha yakın iletişim kurar:
“Havana’nın Sivri’den doğru bir sis geliyor köyün üstüne. Ağır ağır geliyor sis...”


Alıntı.
 
Geri