Anu
Üye
-
- Katılım
- Ağustos 31, 2019
-
- Mesajlar
- 1,618
-
- Tepkime puanı
- 3,023
-
- Puanları
- 349
-
- Web sitesi
- fikrielmas.com.tr
entel maganda bir konu açmıştı ve güzel bir soru sormuştu
big bang öncesi ne vardı?
Ben de yer küre ve güneş sisteminin oluşum evrelerini yazdım.
Jeolojik çalışmalar yerkürenin bugünkü durumu hakkında bilgiler verir. Ayrıca jeolojik çalışmalarla yerkürenin durumu da araştırılır. Güneş sisteminin oluşum ve gelişim söz konusu yüzyıllar boyunca birçok ünlü bilim adamını yakından ilgilendirmiş ve bu konuda değişik teoriler ortaya atılmıştır. Kont de Buffon’un 200 yıl kadar önceki düşüncesine göre büyük bir gök cisminin Güneş’e çarpmasıyla Güneş’ten irili ufaklı parçalar kopmuş ve uzaklara fırlamışlardır. Bu parçacıklar daha sonra gezegenleri meydana getirmiştir.
Yerkürenin iç kısmı radyoaktivite tarafından verilen enerji ile çalışan dengeli ısı motoru olarak düşünülebilir. Bu olay yeryüzünün nasıl oluştuğu ile doğrudan ilişkilidir. Eğer düşünülen bu radyoaktif motor yavaş hızla çalışmış olsaydı bütün jeolojik olaylar daha yavaş çalışmış olacaktı. Kıtasal bloklar bugünkü jeolojik durumunu almayabilir, okyanus ve atmosferin oluşumu için gerekli su ve gazlar volkanizma tarafından yeryüzüne ulaştırılamayabilirdi. Demir kütleleri eriyip sıvı dış çekirdeği oluşturamayabilirdi ve bugünkü manyetik alan olmayabilirdi. Bu durumda yerküre tıpkı ayda olduğu gibi ölü ve krater kanyonlarından oluşmuş olabilirdi. Radyoaktivite enerjisinin gereğinden fazla olması durumunda jeolojik olaylar olduğundan daha hızlı gelişebilirdi. Volkanik gaz ve toz kütleleri Güneş enerjisinin Dünya’ya ulaşmasının engelleyebilir ve atmosfer olduğundan daha fazla yoğun olabilirdi. Hızlı gelişen jeolojik olaylar günlük depremler ve volkanik patlamalara sebep olabilirdi. Yerküremizin oluşumunun ilk evrelerinde böyle bir jeolojik oluşum gelişmiş olabilir.
Yaklaşık 4.7 milyar yıl önce olduğu düşünülen bir olay sonucu gezegenler oluşmaya başlamış ve çeşitli ilginç düzenlilik ve gruplaşma ortaya çıkmıştır. Gezegenlerin orijini:
1. Bütün gezegenler Güneş etrafında aynı yönde dönmektedir. Hemen hemen hepsi aynı düzlemde olmak üzere yaklaşık dairesel olan eliptik yörüngeler üzerinde dalmaktadır. Gezegenlerin çoğunun uyduları (Ör: Dünya’nın etrafında dönen Ay) aynı yönde dönmektedir.
2. Venüs ve Uranüs’ün haricinde bütün gezegenler Güneş etrafındaki yörüngelerin en uygun yönde kendi etraflarında dönmektedir. Yani kuzey kutbundan güney kutbuna bakıldığında saat yönünün tersi yönde dönmektedir.
3. Her bir gezegen yaklaşık bir önceki gezegene göre Güneş’e 2 kat daha uzak yer almaktadır. Buna Titius-Bode kuralı denir.
4. Güneş, bütün Güneş sisteminin toplam kütle olarak %99,9’unu oluşturmasına rağmen açısal momentumun %99’u büyük gezegenler tarafından kullanılmaktadır.
5. Gezegenler 2 gruba ayrılmaktadır. 1. grup: Merkür, Venüs, Dünya ve Mars’tan oluşmaktadır. Bu grup bileşiminde dünyamızda bulunan elementleri içermektedir.
Daha yoğun kütleler ve kayaç oluşumları ile Güneş’e daha yakın olanlarıdır. Yoğunlukları su yoğunluğunun 4-4.5 katıdır. Daha uzakta bulunan ikinci grup; Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün düşük yoğunluklu büyük gaz kütlelerinden oluşmuşlardır. Yoğunlukları suyun yoğunluğunun 0.7-1.7 katıdır. Aşağıdaki şekilde Güneş sistemi görülmektedir.
Yerküre kayaçları Aytaşları ve Dünya’ya ulaşan meteorların kimyasal analizleri bunların yaklaşık %99’unun 4 elementten oluştuğunu gösterir. Bu elementler Fe, O, silikon ve Mg’dir. Spektroskopik çalışmalar Güneş’in yaklaşık tamamının %99’unun hidrojen ve helyumdan oluştuğunu gösterir. Geniş boyutlarda hidrojen ve helyum oluşumu diğer büyük gezegenler içinde söz konusudur.
SPEKTROSKOPİK ÇALIŞMA İLKESİ
Işık enerjisi değişik elementler tarafından belirli bir karakteristik özellikle dış ortama dağıtılır ya da soğurulur. Işık enerjisinin değişik bileşenlere ayırt edilmesi veya diğer bir deyişle spektral bileşenlerinde ayırt edilmesi kaynağının bileşimi hakkında bilgi verir. Örneğin, doğal gaz ateşinde buharlaşan tuz bileşiği NaCl sarı renk üreterek Na elementinin varlığını gösterir.
Kaynak : https://www.fikrielmas.com.tr/yerkure-ve-gunes-sistemi/
big bang öncesi ne vardı?
Ben de yer küre ve güneş sisteminin oluşum evrelerini yazdım.
Jeolojik çalışmalar yerkürenin bugünkü durumu hakkında bilgiler verir. Ayrıca jeolojik çalışmalarla yerkürenin durumu da araştırılır. Güneş sisteminin oluşum ve gelişim söz konusu yüzyıllar boyunca birçok ünlü bilim adamını yakından ilgilendirmiş ve bu konuda değişik teoriler ortaya atılmıştır. Kont de Buffon’un 200 yıl kadar önceki düşüncesine göre büyük bir gök cisminin Güneş’e çarpmasıyla Güneş’ten irili ufaklı parçalar kopmuş ve uzaklara fırlamışlardır. Bu parçacıklar daha sonra gezegenleri meydana getirmiştir.
Yerkürenin iç kısmı radyoaktivite tarafından verilen enerji ile çalışan dengeli ısı motoru olarak düşünülebilir. Bu olay yeryüzünün nasıl oluştuğu ile doğrudan ilişkilidir. Eğer düşünülen bu radyoaktif motor yavaş hızla çalışmış olsaydı bütün jeolojik olaylar daha yavaş çalışmış olacaktı. Kıtasal bloklar bugünkü jeolojik durumunu almayabilir, okyanus ve atmosferin oluşumu için gerekli su ve gazlar volkanizma tarafından yeryüzüne ulaştırılamayabilirdi. Demir kütleleri eriyip sıvı dış çekirdeği oluşturamayabilirdi ve bugünkü manyetik alan olmayabilirdi. Bu durumda yerküre tıpkı ayda olduğu gibi ölü ve krater kanyonlarından oluşmuş olabilirdi. Radyoaktivite enerjisinin gereğinden fazla olması durumunda jeolojik olaylar olduğundan daha hızlı gelişebilirdi. Volkanik gaz ve toz kütleleri Güneş enerjisinin Dünya’ya ulaşmasının engelleyebilir ve atmosfer olduğundan daha fazla yoğun olabilirdi. Hızlı gelişen jeolojik olaylar günlük depremler ve volkanik patlamalara sebep olabilirdi. Yerküremizin oluşumunun ilk evrelerinde böyle bir jeolojik oluşum gelişmiş olabilir.
Yaklaşık 4.7 milyar yıl önce olduğu düşünülen bir olay sonucu gezegenler oluşmaya başlamış ve çeşitli ilginç düzenlilik ve gruplaşma ortaya çıkmıştır. Gezegenlerin orijini:
1. Bütün gezegenler Güneş etrafında aynı yönde dönmektedir. Hemen hemen hepsi aynı düzlemde olmak üzere yaklaşık dairesel olan eliptik yörüngeler üzerinde dalmaktadır. Gezegenlerin çoğunun uyduları (Ör: Dünya’nın etrafında dönen Ay) aynı yönde dönmektedir.
2. Venüs ve Uranüs’ün haricinde bütün gezegenler Güneş etrafındaki yörüngelerin en uygun yönde kendi etraflarında dönmektedir. Yani kuzey kutbundan güney kutbuna bakıldığında saat yönünün tersi yönde dönmektedir.
3. Her bir gezegen yaklaşık bir önceki gezegene göre Güneş’e 2 kat daha uzak yer almaktadır. Buna Titius-Bode kuralı denir.
4. Güneş, bütün Güneş sisteminin toplam kütle olarak %99,9’unu oluşturmasına rağmen açısal momentumun %99’u büyük gezegenler tarafından kullanılmaktadır.
5. Gezegenler 2 gruba ayrılmaktadır. 1. grup: Merkür, Venüs, Dünya ve Mars’tan oluşmaktadır. Bu grup bileşiminde dünyamızda bulunan elementleri içermektedir.
Daha yoğun kütleler ve kayaç oluşumları ile Güneş’e daha yakın olanlarıdır. Yoğunlukları su yoğunluğunun 4-4.5 katıdır. Daha uzakta bulunan ikinci grup; Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün düşük yoğunluklu büyük gaz kütlelerinden oluşmuşlardır. Yoğunlukları suyun yoğunluğunun 0.7-1.7 katıdır. Aşağıdaki şekilde Güneş sistemi görülmektedir.
Yerküre kayaçları Aytaşları ve Dünya’ya ulaşan meteorların kimyasal analizleri bunların yaklaşık %99’unun 4 elementten oluştuğunu gösterir. Bu elementler Fe, O, silikon ve Mg’dir. Spektroskopik çalışmalar Güneş’in yaklaşık tamamının %99’unun hidrojen ve helyumdan oluştuğunu gösterir. Geniş boyutlarda hidrojen ve helyum oluşumu diğer büyük gezegenler içinde söz konusudur.
SPEKTROSKOPİK ÇALIŞMA İLKESİ
Işık enerjisi değişik elementler tarafından belirli bir karakteristik özellikle dış ortama dağıtılır ya da soğurulur. Işık enerjisinin değişik bileşenlere ayırt edilmesi veya diğer bir deyişle spektral bileşenlerinde ayırt edilmesi kaynağının bileşimi hakkında bilgi verir. Örneğin, doğal gaz ateşinde buharlaşan tuz bileşiği NaCl sarı renk üreterek Na elementinin varlığını gösterir.
Kaynak : https://www.fikrielmas.com.tr/yerkure-ve-gunes-sistemi/