J
Jigsaw
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Küçük kız sabah erken kalkmıştı gene.Güneşin vitamin dolu ışınları al yanaklarını dahada bir kızartmıştı.
Sabah onu öperek uyandıracak bir annesi yoktu.Harçlık verecek bir babasıda.Ama o genede mutluydu.Mutluluğun formülünü bulmuştu kendince.Topal olmasıda zoruna gitmiyordu hani ! mahallede dolaştığında sessizce arkasından bakıp kıkırdayan kızlara kızmıyordu bile.Mahallelinin ona öksüz,yetim diye parmak uzatmasındanda gocunmuyordu.Annesini,babasını özlediğinde, beraber yaşadığı babanesine sarılıyordu.Yetiyordu ona...Mahallenin en zengininin oğlu itinayla laf sokardı ona.Dert etmezdi.
Bütün kızlar peşinden koşardı mahallenin diline dolanmış namuslu delikanlı o zengin çocuğun.Küçük kızın ilgisinide çekmiyordu değil ya ! hatta bir kereliğine cesaretini toplayıp ona çok yakışıklı olduğunuda söylemişti.Namuslu delikanlıda onu yere itip: ''Aynaya bakmıyor musun ? senin gibi topal p*çlerin benle aynı havayı soluması bile abes.Kendi dünyana dön.'' demişti.O ve çevresindeki namuslu kız arkadaşları kahkaha krizlerine girmişti.Ama gocunmamıştı küçük kız ! çünkü o karşılıksız sevebiliyordu herkesi...Beklentiside yoktu.Bir hayattan beklentisi vardı...çocuk doktoru olabilmek ! zor durumdaki çocuklara yardım edebilmek...Yıllar geçti aradan...Küçük kız,büyük doktor oldu.Eğitimini şehir dışında tamamlamıştı...Uzmanlık eğitiminide tamamlar tamamlamaz memleketine dönmeye karar verdi.Kimsecikler yoktu eskisi gibi.Sokaklarda çocuklar oynamıyordu.Birden o namuslu yakışıklı şerefli delikanlı aklına geldi.Nasıldı acaba ? kimbilir evlenmişti.Babasının yerini almıştı.Evlerinin önüne geldiğinde pencereden onu gördü.Gözlerine inanamadı! namuslu,şerefli,ay parçası delikanlı tekerlikli sandalyede hizmetçilere atıp tutuyordu ! bir an gözgöze geldiler.uzunca sessiz sessiz bakıştılar.Namuslu,şerefli,karizmatik delikanlının yanında kız arkadaşları yoktu.Derken mahallenin kızları Büyük doktora seslendi.''Ne o kız.Onu mu alıcan ? iyi olur valla biriniz sakat biriniz topal'' kahkahalar nara attı.Bunu duyan şerefli namus kralı delikanlıda ağlamaya başladı.Var gücüyle tekerlikli arabasını sürüp pencereyi kapatıp,perdeyi çekti.Büyük doktor yine gocunmadı.Gocunmamak onun hayat felsefesiydi !!!
Babanesinin mezarına doğru yol aldı.Mezara bir buket gül koydu ve bir bahçe dolusu gül kadar temiz gözyaşı döktü mavi gözlerinden.Gocunmadı babanesine erkenden onu terk ettiği için.Hayat devam ediyordu.Doğru ya...Gocunmamak onun hayat felsefesiydi.
M.S.
Sabah onu öperek uyandıracak bir annesi yoktu.Harçlık verecek bir babasıda.Ama o genede mutluydu.Mutluluğun formülünü bulmuştu kendince.Topal olmasıda zoruna gitmiyordu hani ! mahallede dolaştığında sessizce arkasından bakıp kıkırdayan kızlara kızmıyordu bile.Mahallelinin ona öksüz,yetim diye parmak uzatmasındanda gocunmuyordu.Annesini,babasını özlediğinde, beraber yaşadığı babanesine sarılıyordu.Yetiyordu ona...Mahallenin en zengininin oğlu itinayla laf sokardı ona.Dert etmezdi.
Bütün kızlar peşinden koşardı mahallenin diline dolanmış namuslu delikanlı o zengin çocuğun.Küçük kızın ilgisinide çekmiyordu değil ya ! hatta bir kereliğine cesaretini toplayıp ona çok yakışıklı olduğunuda söylemişti.Namuslu delikanlıda onu yere itip: ''Aynaya bakmıyor musun ? senin gibi topal p*çlerin benle aynı havayı soluması bile abes.Kendi dünyana dön.'' demişti.O ve çevresindeki namuslu kız arkadaşları kahkaha krizlerine girmişti.Ama gocunmamıştı küçük kız ! çünkü o karşılıksız sevebiliyordu herkesi...Beklentiside yoktu.Bir hayattan beklentisi vardı...çocuk doktoru olabilmek ! zor durumdaki çocuklara yardım edebilmek...Yıllar geçti aradan...Küçük kız,büyük doktor oldu.Eğitimini şehir dışında tamamlamıştı...Uzmanlık eğitiminide tamamlar tamamlamaz memleketine dönmeye karar verdi.Kimsecikler yoktu eskisi gibi.Sokaklarda çocuklar oynamıyordu.Birden o namuslu yakışıklı şerefli delikanlı aklına geldi.Nasıldı acaba ? kimbilir evlenmişti.Babasının yerini almıştı.Evlerinin önüne geldiğinde pencereden onu gördü.Gözlerine inanamadı! namuslu,şerefli,ay parçası delikanlı tekerlikli sandalyede hizmetçilere atıp tutuyordu ! bir an gözgöze geldiler.uzunca sessiz sessiz bakıştılar.Namuslu,şerefli,karizmatik delikanlının yanında kız arkadaşları yoktu.Derken mahallenin kızları Büyük doktora seslendi.''Ne o kız.Onu mu alıcan ? iyi olur valla biriniz sakat biriniz topal'' kahkahalar nara attı.Bunu duyan şerefli namus kralı delikanlıda ağlamaya başladı.Var gücüyle tekerlikli arabasını sürüp pencereyi kapatıp,perdeyi çekti.Büyük doktor yine gocunmadı.Gocunmamak onun hayat felsefesiydi !!!
Babanesinin mezarına doğru yol aldı.Mezara bir buket gül koydu ve bir bahçe dolusu gül kadar temiz gözyaşı döktü mavi gözlerinden.Gocunmadı babanesine erkenden onu terk ettiği için.Hayat devam ediyordu.Doğru ya...Gocunmamak onun hayat felsefesiydi.
M.S.