BirDevrinSonu
Üye
-
- Katılım
- Ocak 10, 2010
-
- Mesajlar
- 38,605
-
- Tepkime puanı
- 3,185
-
- Puanları
- 354
-
- Konum
- Napıcan ?
İnsan vücudu asla bize klasik anatominin öğrettiği gibi değildir. Klasik anatomi, bize canlı vücuduna ait kabataslak bir şema verir, bu şemanın bazen gerçeğe uymadığı anlar olabilir. Organizmanın nasıl teşekkül ettiğini anlamak için bir kadavrayı açıp bakmak kafi değildir. Kadavrayı açmak suretiyle; iskeleti, organları ve kasları görebiliriz. Ancak organizmanın işleyişine ve organların birbirleriyle koordineli çalışmalarına dair bilgilerimiz son derece kısıtlıdır. Canlı vücuduna, mükemmel bir hassasiyetle yürütülen ve homeostasis denilen bir fizyolojik denge mekanizması yerleştirilmiştir. Bu denge sayesinde hayatımızı sürdürürüz, fakat Yaratıcı'nın sonsuz ilim ve kudretiyle kurmuş olduğu ve her an müdahalede bulunduğu halde farkında olmadığımız homeostasiyi sağlamak görüldüğü kadar kolay değildir. Bu iş için, milyarlarca hücre, yüzlerce organ iş birliği halinde bütün güç ve kabiliyetleri ile çalışmaktadırlar. Tıbbın ulaştığı bunca imkanlara rağmen bırakın bu dengenin hassas mekanizmasının anlaşılmasını, hala bir kromozom üzerindeki genlerin karşılıklı münasebetlerine ait bilgiyi bile tam olarak okuyamamaktayız. İnsan Denen Meçhul adlı kitabıyla Nobel Tıp Ödülü alan Dr. Alexis Carrel, kitabında bu konuda şunları söylüyor:
"Ne Sezar'ın ihtirası, ne Newton'un tefekküre dalışı, ne Beethoven'in ilhamı, ne de Pasteur'ün hararetli gözlemleri, dokuların beslenişindeki sırrı açıklayamamıştır. Buna rağmen, bilim adamları bir an olsun durmadan çalışmakta ve her geçen gün insan vücudu hakkında yeni yeni bilgiler elde etmektedirler. Son yıllarda homeostasiyi sağlayan mekanizmalardan biri olan "feedback (geri-besleme) mekanizması" şeklinden yararlanılarak "biyo-feedback (biyolojik geri-besleme)" adı altında yeni bir tedavi şekli ortaya atılmıştır. Biyolojik geri-besleme, insan vücudunda olan bir biyolojik işleyişin kopya edilmesi ile geliştirilmiştir. Izdıraplarımız, neşelerimiz ve dünyanın telaşı ne olursa olsun, organlarımızın temposu pek az değişir. Hücrelerimiz işlerine hiç şaşırmadan devam ederler, iç durumlarımızda büyük bir istikrar vardır. Bir örnek verecek olursak; kan, büyük basınç ve hacim değişikliklerine uğramaz. Hazım sırasında kan, litrelerce suyu mideye, bağırsağa, karaciğere ve pankreasa verir. Şiddetli kas hareketleri gerektiren bir idmanda, bir boks karşılaşmasında, ter guddelerinin çok çalışmasıyla bol miktarda su kaybedilir. Dizanteri ve kolerada bağırsak mukozaları su kaybettiği için hacmi küçülür. Su kazançları ve kayıpları, kan kütlesinin ayarlayıcı mekanizmaları (feedback) ile tam olarak telafi edilir.
"Ne Sezar'ın ihtirası, ne Newton'un tefekküre dalışı, ne Beethoven'in ilhamı, ne de Pasteur'ün hararetli gözlemleri, dokuların beslenişindeki sırrı açıklayamamıştır. Buna rağmen, bilim adamları bir an olsun durmadan çalışmakta ve her geçen gün insan vücudu hakkında yeni yeni bilgiler elde etmektedirler. Son yıllarda homeostasiyi sağlayan mekanizmalardan biri olan "feedback (geri-besleme) mekanizması" şeklinden yararlanılarak "biyo-feedback (biyolojik geri-besleme)" adı altında yeni bir tedavi şekli ortaya atılmıştır. Biyolojik geri-besleme, insan vücudunda olan bir biyolojik işleyişin kopya edilmesi ile geliştirilmiştir. Izdıraplarımız, neşelerimiz ve dünyanın telaşı ne olursa olsun, organlarımızın temposu pek az değişir. Hücrelerimiz işlerine hiç şaşırmadan devam ederler, iç durumlarımızda büyük bir istikrar vardır. Bir örnek verecek olursak; kan, büyük basınç ve hacim değişikliklerine uğramaz. Hazım sırasında kan, litrelerce suyu mideye, bağırsağa, karaciğere ve pankreasa verir. Şiddetli kas hareketleri gerektiren bir idmanda, bir boks karşılaşmasında, ter guddelerinin çok çalışmasıyla bol miktarda su kaybedilir. Dizanteri ve kolerada bağırsak mukozaları su kaybettiği için hacmi küçülür. Su kazançları ve kayıpları, kan kütlesinin ayarlayıcı mekanizmaları (feedback) ile tam olarak telafi edilir.