Sen beni hep işittin. Çoğu zaman duymazdan geldin. Benim doğru söylediğimi her zaman biliyordun da nedendir bilmem bu doğrulara hiç kanat germedin. Bu kez kulağına fısıldamayacağım. Bu kez sessiz sessiz sana doğruyu göstermeye çalışmayacağım. Bu kez sana bir mektup yazıyorum. Okuyacaksın! Görmezden gelemeyeceksin! Gelmeyeceksin!
Benim adım vicdan. Sen beni çok iyi tanırsın. Hiç yalan söylemem. Seni en çok rahatsız edecek şekilde yanlışlarını ben söylerim. Ayıplarını yüzüne vururum. Kusurlarını örtmek için çaba sarf etmem aksine doğrudan haykırırım. Benim yaratılış sebebim sana yanlışlarını göstermek seni doğruya çekmek. Nefsin benim en büyük düşmanımdır. Biz karşılıklı olarak gün boyu savaşırız. Sen senin iyiliğini istediğimi bile bile seni yanlışa götürecek olan nefsini dinlersin. Bu kez de beni es geçersen bu mektubu tekrar okuduğun zaman kendinden daha çok utanacak ve benimle yüz yüze geleceksin. Hiç şaşırma ben yine şamar gibi indireceğim pişmanlıkları yüzüne. Kızarman bozulman üzülmen umurumda olmayacak. Eğer bu kez beni dinlersen bu mektubu tekrar okuduğun zaman karşılıklı oturup 40 yıllık bir acı kahve eşliğinde zafer naralarını da birlikte atacağız.
Aziz dostum bugün Ziyad’ın oğlu Tarık olmanı istiyorum. Ordunun başına geçmelisin. Koskoca bir boğaza kendi adını vermelisin. Dostum gemileri yakmadan bu işi yapamazsın. Yak gemileri dostum. Önünde düşman ardında deniz olsun. Korkma korkmak için bile kendine kaçacak kapı bırakma. Unutma aziz dostum hayatın boyunca aşmakta en çok zorlanacağın engel kendi içinde. Yenilmez ordu yoktur yenemediğimiz kendi korkumuzdur.
Bu savaşta kan yoktur ama büyük acılar ya da büyük zaferler vardır. Kılıç kullanamazsın kurşun yok top yok tüfek yok bildiğin silahların hiçbiri yok. Azim ve kararlılık var. Bu savaşın meydanı senin ruhunun başarıya susamış çöl olmamak için direnen topraklarından başka bir yer değil.
Şimdi uyan kaptan. Gemi kalkış için seni bekliyor. Rüzgâr arkanda. Aç yelkenlerini. Rotanı iyice ezberle. Hedefine varmana yetecek kadar azmi doldur yelkenlerine güverteni her türlü engeli aşacak kadar kararlılıkla sıva. Bu yolda çile var dostum. Büyük fırtınalar hayal kırıklıkları var. Acı var yalnız kalmak var…
Ayağa kalk dostum. Şahlan! Savaş meydanındasın. Yak seni sahile çıkaran gemileri. Tereddüt etmeden yak! Kazanmak için bütün boş işleri yak. Savaş meydanında hiçbir savaşçı uyumaz dostum. Uyursan kaybedeceksin. İste! Hiçbir şeyi istemediğin kadar iste. Geceleri daha az uyu gündüzleri daha az gez. Unutma savaşı kazandığın anda eğlence için uyku için aşk için gerekli gereksiz her şey için çok zamanın olacak. Başarana kadar diren.
Başarısızlık acısı çalışmaktan daha zor dostum. Biraz daha diren. Canını dişine tak. Kaybetme ihtimalin yok dostum sadece istemeli ve savaşmaya devam etmelisin. Savaş dostum. Savaş! Savaş! Savaş!
Savaşıp da kazanamazsan ben susarım dostum ama eminim kazanacaksın…
Dinçer AYDİÇ
Benim adım vicdan. Sen beni çok iyi tanırsın. Hiç yalan söylemem. Seni en çok rahatsız edecek şekilde yanlışlarını ben söylerim. Ayıplarını yüzüne vururum. Kusurlarını örtmek için çaba sarf etmem aksine doğrudan haykırırım. Benim yaratılış sebebim sana yanlışlarını göstermek seni doğruya çekmek. Nefsin benim en büyük düşmanımdır. Biz karşılıklı olarak gün boyu savaşırız. Sen senin iyiliğini istediğimi bile bile seni yanlışa götürecek olan nefsini dinlersin. Bu kez de beni es geçersen bu mektubu tekrar okuduğun zaman kendinden daha çok utanacak ve benimle yüz yüze geleceksin. Hiç şaşırma ben yine şamar gibi indireceğim pişmanlıkları yüzüne. Kızarman bozulman üzülmen umurumda olmayacak. Eğer bu kez beni dinlersen bu mektubu tekrar okuduğun zaman karşılıklı oturup 40 yıllık bir acı kahve eşliğinde zafer naralarını da birlikte atacağız.
Aziz dostum bugün Ziyad’ın oğlu Tarık olmanı istiyorum. Ordunun başına geçmelisin. Koskoca bir boğaza kendi adını vermelisin. Dostum gemileri yakmadan bu işi yapamazsın. Yak gemileri dostum. Önünde düşman ardında deniz olsun. Korkma korkmak için bile kendine kaçacak kapı bırakma. Unutma aziz dostum hayatın boyunca aşmakta en çok zorlanacağın engel kendi içinde. Yenilmez ordu yoktur yenemediğimiz kendi korkumuzdur.
Bu savaşta kan yoktur ama büyük acılar ya da büyük zaferler vardır. Kılıç kullanamazsın kurşun yok top yok tüfek yok bildiğin silahların hiçbiri yok. Azim ve kararlılık var. Bu savaşın meydanı senin ruhunun başarıya susamış çöl olmamak için direnen topraklarından başka bir yer değil.
Şimdi uyan kaptan. Gemi kalkış için seni bekliyor. Rüzgâr arkanda. Aç yelkenlerini. Rotanı iyice ezberle. Hedefine varmana yetecek kadar azmi doldur yelkenlerine güverteni her türlü engeli aşacak kadar kararlılıkla sıva. Bu yolda çile var dostum. Büyük fırtınalar hayal kırıklıkları var. Acı var yalnız kalmak var…
Ayağa kalk dostum. Şahlan! Savaş meydanındasın. Yak seni sahile çıkaran gemileri. Tereddüt etmeden yak! Kazanmak için bütün boş işleri yak. Savaş meydanında hiçbir savaşçı uyumaz dostum. Uyursan kaybedeceksin. İste! Hiçbir şeyi istemediğin kadar iste. Geceleri daha az uyu gündüzleri daha az gez. Unutma savaşı kazandığın anda eğlence için uyku için aşk için gerekli gereksiz her şey için çok zamanın olacak. Başarana kadar diren.
Başarısızlık acısı çalışmaktan daha zor dostum. Biraz daha diren. Canını dişine tak. Kaybetme ihtimalin yok dostum sadece istemeli ve savaşmaya devam etmelisin. Savaş dostum. Savaş! Savaş! Savaş!
Savaşıp da kazanamazsan ben susarım dostum ama eminim kazanacaksın…
Dinçer AYDİÇ