Yek'in Dibi

Konu sahibi son olarak 1045 gün önce görüldü
Konu başlığı tamamdı, konsept eksikti. Beynimin içine körükledi sevgili Arpes, konseptimi. İlkine onunla başlıyorum. Yek'in Dibi'ne ulaşmış sizin paylaşımlarınız için burası.

Çok iyi bir arşiv olacak bence. Harika bir alıntı ile başlayacağım.
"kırk kere bozmuştum tövbemi kırkıma geldiğimde
sığınacak bir dergâhım da yoktu üstelik
biraz daha büyütmüştüm yaramı
bende gözlerin kaldı o şarkının sözleri
bu biraz da kendimi seninle tanımlamak gibidir
orda saklıdır dünyanın bütün hazineleri
kutlu bir mirastır elbet
bir ömür yetmez anladım
yazmak için bütün "sen"leri"

- Hicri İzgören
 
Madem söz konusu şiir, es geçilmeyecek bir isim biliyorum.

Sayfaya bir katkım olsun.

her şey yapılabilir
bir beyaz kağıtla
uçak örneğin uçurtma mesela
altına konulabilir
bir ayağı ötekinden kısa olduğu için
sallanan bir masanın
veya şiir yazılabilir
süresi ötekilerden kısa
bir ömür üzerine.

bir beyaz kağıda
her şey yazılabilir
senin dışında
güzelliğine benzetme bulmak zor
sen iyisi mi sana benzemeye çalışan
her şeyden
bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor
belki tabiattadır çaresi
senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
ve benim
bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim
anlarım bitkiden filan
ama anlatamam
toprağın güneşle konuşmasını
sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla

sen bana ışık ver yeter
bende filiz çok
köklerim içimde gizlidir
gelen giden açan soran bere budak yok
bir şiir istersin
“içinde benzetmeler olan”
kusura bakma sevgilim
heybemde sana benzeyecek kadar
güzel bir şey yok

uzun bir yoldan gelen
tedariksiz katıksız bir yolcuyum
yaralı yarasız sevdalardan geçtim
koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
her şeyi anlattım
olan olmayan acıtan sancıtan
bilsem ki sana varmak içindi
bütün mola sancıları
bütün stabilize arkadaşlıklar
daha hızlı koşardım
severadım gelirdim
gözlerinin mercan maviliğine

sana bakmak
suya bakmaktır
sana bakmak
bir mucizeyi anlamaktır

sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
aşk sorgusunda şahanem
yalnız kelepçeler sanıktır
ne yazsam olmuyor
çünkü bilenler hatırlar
hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
bahçıvanlar değil tüccarlardır
sen öyle göz
sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
sen teninde cennet kayganlığı iken
sana şiir yazmak ahmaklıktır

bir tek söz kalır
dişlerimin arasından
ben sana gülüm derim
gülün ömrü uzamaya başlar

verdiğim bütün sözler
sende kalsın isterim
ben sana gülüm derim
gül sana benzediği için ölümsüz
yazdığım bütün şiirler
sana başlayan bir kitap için önsöz

sana bakmak
bir beyaz kağıda bakmaktır
her şey olmaya hazır
sana bakmak
suya bakmaktır
gördüğün suretten utanmak
sana bakmak
bütün rastlantıları reddedip
bir mucizeyi anlamaktır
sana bakmak
Allah’a inanmaktır

- Yılmaz Erdoğan
 
Hicri İzgörenle beraber sayısal loto oynamışlığımız var, şarap içmişliğimiz var. Ses qesin.
 
Hicri İzgörenle beraber sayısal loto oynamışlığımız var, şarap içmişliğimiz var. Ses qesin.

Belki biz de çay içerdik olamaz mı?

O zaman edebiyat öğretmeninizi analım. Hicri amcanın diğer şiirine de bayıldım, onu ayrı bir zaman paylaşacağım.
Ertelenmiş acılarla yüzleşiyorum
Ömrün köşe başlarında
Her kışın zulasında
biraz daha zulüm
Her bahar buhranlarla gelir
ve şafakla beklenir ölüm
Ölüm ki en çok rüzgara benzer

Müebbet yalnızlıklara mahkûmum
Ömrüm bir kum saatinde tutsak
Sağır gecede sesini duyuyorum
Ömrün takviminde rüzgâr mı esiyor
ki yüzümün aynasında
yılların peşi sıra infazını görüyorum

- Yavuz Acun

 
Hicri amca şimdiki zamana çekmişken tümceleri,
Ben ayrı zamana atamadım.
Üç kez okudum ve defalarcası için iliştiriyorum buraya. Arpes'in hiti yükselmesin, benimki yükselsin diye .p

Bana kanlı mühürler kaldı
O tarih tacirinden
Uçurumlar çığlıklar ve ölüm tarifleri

Bildiğim tüm masallardan topladım acıları
Yakama iliştirdim
Yaşamak dedim adına sığınaklar emzirdim
Bütün sözcükleri yüzleştirdim ateşle
Anlatamadım günlerin cehennemini

Ajans haberlerinde kirleniyor insanlık
Bütün sevinçler çarmıhta hızla yaşlanıyor
Çocuklar
Bozguna uğramış aşk düşürmüş bayrağını
Geceler unutmuş sevişmeleri

Tanrılara bulaştırmak için bu cinneti
Deliyorum aşkın ambargosunu
Yeniden yollara vuruyorum kendimi

Teninden soyunsun artık çığlıklar
Şimdiki zaman'a çekiyorum bütün fiilleri
Bakışlarında köprüledim uçurumları
Uyak olup düşüyorum dünyanın gözlerine
Taze bir çığlığım artık bu kontra mevsiminde
Herkesin biraz 'faili' olduğu
'Meçhul' bir cinayetim şimdi

Bana katliamlar kaldı
O tarih tacirinden
Ağıtlar sürgünler ve muhbir suretleri

Bütün yenilgilerimi temize çektim
Ölüm boy veriyor artık
Düşlerimle suladığım topraklarımda
Gözlerine ayarladım tüm imgeleri


- Hicri İzgören
 
Hicri amca şimdiki zamana çekmişken tümceleri,
Ben ayrı zamana atamadım.
Üç kez okudum ve defalarcası için iliştiriyorum buraya. Arpes'in hiti yükselmesin, benimki yükselsin diye .p

Kimse gelmiyor zaten sayfama, devredip bakkal açacağım.
 


Kimse gelmiyor zaten sayfama, devredip bakkal açacağım.

Hicri amca için uğrayacağım. Gizli hayranlarım da alıntıları görüp seni ziyaret edecekler .p

Bana devret bakkalında leblebi tozu bulundur. Sürekli müşterin olurum.
 
Buradan Ahmet Telli'yi de analım bu vesileyle.. Der ki; "Gidersen Yıkılır Bu Kent".

Gelirse ülke inşa ederim kalbimin odalarında.

Gelirsen ; kuş cıvıltılarını da katar sesime adına öyle seslenirim ..
hangi şehir , hangi liman , hangi yol farketmeksizin ..
yalnızlığımı da alır koynuma , sana öyle gelirim ..
Bir günlük bir yıllık değil bir ömür kalırım , sol yanının altındaki et parçasında
ne istersem değil , ne verirsen onu alır onla yetinir kalbini evim bilirim ..

Gelirsen şayet ; Kuş cıvıltıları yeniden eser adına kalp denen bu et parçasının içinde
sokaklar yeşillenir ,
cocuklar yeniden sokağa iner ,
Erik ağaçları filiz verir ..
Gelirsen şayet ; koca bir adam yeniden cocuklaşır cocuk sevinçleriyle
bayram hüzünleriyle
seni evi bilir ,
kalbine yerleşir ..


(:
 
Hiç hit olmaz benim bestelerim,
Yokluğundan beslendiğinden.

Hep anlatırdı sevdiklerim; "böyleyken böyle olur".
Söz söylenir göz dolar
Haziranlar Şubat olur!
İhtimallerimi düşünürüm ve ihmallerimi yoklarım,
İçimden ayrılık şarkıları bestelerim ve söylerim.
 
Beni ancak bir ama gördü
Göremeden anladı neler hissettiğimi
Dert size zeval olmaz onu ancak dilsiz anlattı
Dili olanın dile getiremediklerini.
 
"Omzun uzak,
Denize sıfır yaşamak da kötü." demişti ve iptal etmişti başka bir dünyanın rezervasyonunu.
İnanmadım.

Göğsünde kaybolurum hüzünlendiğim dakikalarda,
Çünkü senin omuzlarında ağlamanın deniz manzarası var.


...​
 
Paramparça olmuş bir kalbi özürle eski haline getireceğinize inanmak, dev kaya parçalarından oluşan bir mağara kapısına 'açıl susam açıl' deyince açılmasını beklemek gibidir.
İyisi mi? kırıp döktüklerinizi irdelemeyin daha fazla;elinize,yüreğinize batar,kalbiniz kırılır.
O yüzden bırakın o can kırıkları nasıl kendini toplayıp sizle var olmak istiyorsa ya da istemiyorsa o şekilde davransın.

Ruhunuz can kırıklarıyla güzel; eğer onları eşelemiyorsanız.
 
İliştirelim.

ı. esmer bir çakmaktaşıyım hâlâ
affetsin beni günahlarım
bileklerimde giderek derinleşen kesik
sen ve solgunluğum; gökyüzü
ayın elinde büyüyen acım
bir sakarlığım ben diyorum
bir paltom bile vardı bir zaman
duymuyor kimse
biri sesleniyor ordan
-çık da eğlendir bizi

ıı. ah kime seslensem sen değilsin
ben burada
sesimde bozkırın nezaketi
bozkırın hıncı
kan ve bilgelik
ah bir yere döküldüm ki sonsuz
uzak desem, eski desem
ve sökülüp gelen ayrılık
tercih ve felaket
biri sesleniyor
-çık da avut bizi

ııı. ama bu sokak, bu arka bahçede
ağır ağır geçiyorum boşluğun içinden
ey boş odaların hıncı
çekmecelerin, rafların uykusu
ey yeni sözlerdeki buğu
içli adamların kaldırdığı cenaze
işte döndüm ve oturdum eski masama
pikapta “yalan dünya” her şey bomboş
çayda eski bir keder
havada gecenin huyu
biri…

ıv. biliyorum, iyi olmadı bu prova
biliyorum dört mevsim, bir yıl, kara proletarya
gurme mi olsam şimdi, kanaat önderi mi
ah cebimdeki çakıyla kazıdığım masal
ki acının sesi var, söylemiştim
bir alık yüzüyle geçtim salondan
ve unuttum ardımdan söylenenleri
taşa dönüştüm, yağmura ve kışa
üçünün de belleği yoktur diyorlar oradan

-hadi çık da unut bizi


Selim Temo
 
Gün boyu evde oturan adama yazılmış, almasam olmazdı.

ey kör! aç gözünü de düşlerden uyan. simurg'u göremesen de bari küçük serçeyi gör. kaf dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl; böcekleri, kuşları, çiçekleri ve tepeleri seyret. bırak dünyanın haritasını yapmayı! daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy. gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam dünyanın kendisini hiç görebilir mi?
 
Ben her şeyi birkaç saniyeyle kaçırmakla meşhurum.
Bazen birkaç gün,
Bazen birkaç ay,
Ama hiç yıllar olmadı.
Az geç kalıp, çok kaybetmek bu olsa gerek.

Çok güzeldi Rati, sevgiler.

sen bekleyip doğru zamanda hamle yapmayı seversin
ben her şeyi bir kaç saniyeyle kaçırmakla meşhurum
sen incinen gururunun derdindesin
ben ardından baka kalmanın
yağmurun emanetiydim öyle demiştin bir keresinde
ne diye sobalar yaktın bak içim dışım kupkuru
kuru bir nehir yatağı kimin işine yarar?
belki dağılmış bir okul belki kırık bir tabla
şimdi kafan karışık ama anlayacaksın zamanla
özür diledim işte özür dilerim özür
vaktinde beceremediğim lakin teşebbüs ettiğim
güzel olan güzel kalan girişimlerim hatırına
beni yorma..
bak şimdi kalkıp giderim ne ilk gitmem olur ne son
parklarmış yağmurlarmış umurumda bile olmaz
zaten kesilmiş hesap hüküm çoktan verilmiş
zaten ben senin rüyanda bir solukluk misafir
uyku bitti alarm çaldı hadi sen sağ ben selamet
ama bak yağmur yağıyor ve ben yokum yanında
dikkat et..

Ali Lidar
 
Geri