Günlük Yazar demiş ki sonra;

🟢 Konu yazarı şu anda aktif
Benliğine ve kişiliğine ihanet etmemeli insan.Her ne kadar hayatına yeni biri girse de,gitse de.Acı bir durum yaşasa da,yaşamasa da.Çünkü en sonunda herkes kendi yalnızlığına karşı sadakatleşir.Herhangi bir durumda bu sadakati bozarsanız,en başta kendinizden özür dilemeniz gerekir.Ne de olsa;kendine sadık kalamayan,başka hiçbir şeye kalamaz.
 
Anlık hisler kalıcı pişmanlıklara gebe olabiliyor bazen.Bu yüzden de önemli ve radikal kararlar verilirken;duygu yoğunluğundan ziyade mantık yoğunluğuna yönelmelidir kişi.Çünkü duygular yitirilebilir,hayal kırıklığına uğranılabilir.Hatta hayatınızın en kötü kararını,anını yaşatabilir.Bu yüzden de kalıcı pişmanlıklardan ziyade,ders alınacak hatalara çevirmek daha ehemmiyetli oluyor.
 

İnsan bazen beceriksizliklerini ve umutsuzluğunu kadere bağlar.
Aslında bir şeyleri değiştirebiliyorsan bu kaderin değil seçimindir.Şayet engel olamadığın şekilde bir şeyler değişmiyorsa bu kaderdir.
İnsanın kaderi olmaz,kaderleri olur Petrios.
Mesela;her insanın kaderinde insanları memnun etmek olur,her şey birbiri ile ilişkili olur,bazen bu tahammül sınırını aşar bazen ise zorlamaz seni.
Kadere küsmek veyahut kaderden umut kesmek ise tamamen güçsüzlük ve zayıflık göstergesidir.
Bu süreçte maalesef yanınızda kimse olmaz,olsa bile duramaz.Dedim ya;herkesin kaderi kendinedir.İmtihanı da sınavı da.Önemli olan sabır taşınızın sertliğidir.Kalbinizin yumuşaklığı değil.
Umarım herkesin karşına kendisi gibi insanlar çıkar.
Kısacası Allah kalbinize göre versin.İyiyseniz iyi,kötüyseniz kötü
 
Bazılarının da ihtişam meraklarına gülüyorum istemsizce.Şan,şöhret,para,lüks.
Şahşahlı oldukları için değil;ne de olsa insan hep elde edemediğini arzu eder.Bu da böyle ironik bir vaka tabii ki ne de olsa.Genelde endişesi yarın için olanlar hep bugün ölürler.
Plansızlığın getirdiği sonuçları da sonrasından kabul etmezler nitekim,hep kadere yorarlar veyahut nazara.İnsanoğlu sürekli kendini suçlamaktan kaçar.Eğer ki kendini suçlarsa;kendi cehennemini oluşturmuş olur.Finalde de kendini kurtarması için bir Mesih beklerler.İnsanlar hep bekler,bekler,bekler...
Kendileri bir şey yapmak istemez,hem;kim uğraşsın ki bunun için zaten?

Günümüzde de bu durum böyle,artık kimse sevmek istemiyor.Sadece sevilmek istiyor.Gerek yorgunluğu bahane etsinler,gerek kendi tecrübelerini,gerek ise dünya standartlarını.Her adımda ise kendilerini daha dibe çekerler.Bunu da diğerlerine yüklemeye çalışırlar.Vicdan muhasebesi denen şey bu olsa gerek.
Neyse ki her şeyin en finalinde;insan istediğine kavuşur,elde eder,başarır.Ancak bu yolda giderken de ironik bir şekilde kendini mahveder,yıpratır.Bunu da o insana yıkar.
Bu bir sarmal veyahut döngü.Ama bu döngüde yine yapan kendine yapıyor..
 
İnsan;bazen söyleyeceği çok şeyi olduğunda bile istemsizce susar.Bunun nedeni ise;çabasının veyahut söyleyeceklerinin yine boşa çıkacağı umududur.Tabii ki bu serüvenden sonrasında da içerisinde huzursuzluğa gebe kalır.O gebelik zamanla büyürken;içten içe de kanatmaya başlar.İçe atma yerine dışa vurum türünü kullanarak rahatlamalıdır.
Artık kimse karşı tarafın duygularını önemsemiyor.Sadece ağzından çıkana bakıyor,sürekli bir pohpohlanma ve onaylanma ihtiyacına aşeriyor.Bu sebeple de sürekli istemeye devam edeceklerdir.Bunu kesmenin en iyi yolu ise;içe atmak yerine dışa vurmaktır.Yormayan insanlara denk gelinmesi dileğimle.
 
Ne kadar diplere inilebilirse:sırf bilmek için test ettim yeğenim.Bu yüzden de eşitlik kavramımız uç noktalara uzanır.
 
Önemli ve değerli gördüğünüz şeyler için vazgeçme uğruna binlerce sebebiniz olsa da;tutunmak için bir sebep aramayı da ihmal etmeyin yeğenlerim.
Bazı şeyler pes etmemeye değer,bazı şeyler yine de tutunmaya değer.Bu değerleri kaybederseniz;yerine koyabileceğiniz tek şey değersizlik hissiyatınız olacaktır.
 
Zamanında şöyle bir sitem almıştım;
''Orada harcanıyorsun,harcanmaya devam ettikçe de bir değerin kalmayacak,farkında mısın?''denilerekten.Bundan birkaç ay önce hiç aklımdan çıkmazdı bu söz ve sürekli olarak hak verirdim kendimce.Fark ettim ki,zaman beni haklı çıkardı ve bu haklılığın getirisi;geride bıraktıklarımı tekrar sırt çantama almama sebep olacak.Uzun zaman boyunca sabırla büyüttüm bu ağacı,1 ayı kaldı meyvesini yememe.Ne hoş..
 
Neyden ne kadar bahsedebileceğimi bile kestiremiyorum,bunun doyumsuzluğu ve hissiyatı gerçekten çok ütopik ve berbat sonuçlar doğuruyor ne yazık ki.
Karşımdakinin anlayacağını bilsem;sonsuza kadar konuşurum.Diyecek çok şey var fakat duyacak kulak yok.Başım sağ olsun.
 
Her biri gördüğünden emindi,fakat kör olduklarından haberleri yoktu.
 
İnsan;terbiye edemediği acılarını tahliye ettirmemeli.
 
Yarın kör olacakmışsın gibi gör,yarın sağır olacakmışsın gibi dinle,yarın tadamayacakmışsın gibi tat,yarın koklamayacakmışsın gibi kokla.
 
Geri