Yazamamak Nedir Bilir misin Oksijen Kalemken

Konu sahibi son olarak 4 gün önce görüldü
Gönlüm ne dertlidir, ne de bahtiyar; Ne kendisine yâr, ne kimseye yâr,
Bir rüya uğrunda ben diyâr diyâr, Gölgemin peşinden yürür giderim…

 
Yangın yerine bak!
Ateşten, külden, kordan ne var elinde!
Pervane değilsen yaklaşma sakın ateşe!

Can’ı Canan’a teslime hazır değilsen “ben Aşk’ım” deme kimseye.
Aşk gelmesin seninle dile…
İncinmesin ne Mecnun ne Leyla ne gül ne de diken seninle!
Ayağıma diken batacak diyorsan düşme çöle…
Ahu zar ederim, diyorsan çekme gözüne sürme!
Talipsen kara bahta kör talihe…
Dinle!
Ve semaya dursun yürekler Aşk’ın önünde…

[ Mevlana ]​
 
Şimdi dönüp geriye, upuzun yıllara bakıyorum; aşklar vardı, dostlar vardı, gidilecekti… Söyleyeceklerim aklımın, yazacaklarım kalemimin ucundaydı; kalbimin ve zamanın avuçlarından nasıl da kayıp gittiler.

Gittiler… O dostlar, şimdi görmek istediğim dostlar değil, eskiden okuyacağım kimi kitaplar artık okumayacaklarım, o yıllar yapmak istediklerim şimdi yapmayacaklarım... Örneğin, eskiden kalabalık olmak isterken, şimdi yalnız kalmayı yeğliyorum. Beğenilerim, tutkularım, rüyalarım, yaşam üslubum bile değişmiş.

Oysa tam sorunlarımı çözdüm, işte oturdum ve artık gidebilirim derken, bir baktım ki gitmek istediğim pek fazla yer de kalmamış.

Bu yüzden siz olun, tutkularınızı, düşlerinizi, sevgilerinizi ve yolculuklarınızı hiç ertelemeyin; çünkü çürürler. Çünkü dokunduğu her şeyi çürütür zaman. Her şeyi... Her şeyi çürütür zaman...

(Yılmaz Odabaşı)​
 
Bırak bütün insanlar seni tanısın ama hiç kimse seni tam olarak tanımasın.
İnsanlar sığ yerini gördükleri dereyi kolay geçerler.

(Benjamin Franklin)
 
Mevlana der ki;
İtil, atıl; ama satılma.
Doğrul, devril; ama eğilme.
Beslen, uslan; ama yaslanma.
Tanış, konuş, yaklaş; ama uzaklaşma.
Zulmü devir, nefsi devir; ama ağaç devirme.
Rakibini geç, sınıfını geç; ama gülüp geçme.
Ev al, araba al, abdest al; ama beddua alma.
Okumaktan zarar gelmez; ama lânet okuma.
Elini aç, gözünü aç, kapını aç; ama ağzını açma.
Davet et, hayret et, af et, tövbe et; ama ihanet etme.
Satıcı ol, alıcı ol, kalıcı ol, bulucu ol; ama bölücü olma.
Hedefe koş, cihada koş, yardıma koş; ama ortak koşma.
Fidan besle, hayvan besle, çocuk besle; ama kin besleme.
Emek ver, kulak ver, bilgi ver; ama hiçbir zaman, boş verme.
Eşini beğen, işini beğen, aşını beğen; ama kendini beğenme.
Günlerini say, servetini say, büyüklerini say; ama yerinde sayma.
Paranı ver, gönlünü ver, selâm ver, canını ver; ama sırrını verme.

299166_235938849797086_861433599_n.jpg
 
Her insan mutlu olamaz...
Çünkü gereğinden fazla özler dünü,
Hak ettiğinden fazla düşünür yarını,
Ve hiç hak etmediği kadar bilinçsizce yaşar bugünü...

Her insan mutlu olamaz...
Çünkü gereğinden fazla özler hayatından çıkanları,
Hak ettiğinden daha büyük umutla bekler hayatına girecekleri,
Ve asla göremez yanı başındakileri...

[ Tolstoy ]
 
Mevlâna derki;
Dibi yosun tutan denizlerle ilgilenme,
Sen dağları seyret.
Yenik düşüyorsan özlemlerine aldırma.
Kalbindeki o uçsuz, bucaksız sevgiyi hisset.
Işıklar sönmüşse ve karanlıksa, ona da aldırma, ay ışığını seyret.
SABRET…
Sabret ki her şey hissettiğin kadar derin ve sonsuz olsun.
Sabret ki her şey gönlünce olsun...
 
Birgün Mevlana eve girer ve hanımı ona sorar;
Bu kadar aşıksın, Mevlaya şükürler olsun bu aşkı yaşayıp yaşatana...
Peki bana ne kadar aşıksın, der.

Mevlana hanımına şöyle der;

...Sen benim Yaradan’dan ötürü yaradılanı sevişim,
Bir adım gelene on adim gidişimsin.
Ve herkesi olduğu gibi kabul edişimsin.
Sen benim bugünüme sükür ve yarınıma dua edişim,
Az ile yetinişim, çoğa göz dikmeyişimsin.
Ve kapanmayan avuç içimsin...
 
Kim bilir...
Seni düşünerek yazdıklarımı,
Kimi düşünerek okuyorsun...

__ İlhan Berk​
 
“Giderek daha çok seviyorum seni” demişti.
O yüzden gitti demek ki...

Cemal Safi

549748_403331393047862_1048748656_n.jpg
 
Dilsiz değildir suskunluk, çok şey anlatır anlayana... Kelimelerin anlatamadıklarını haykırır aslında... Bir kaçış değildir suskunluk, bir bakıştan çok daha fazlasıdır... Sessiz çığlıkların bir adım ötesidir... Hayata olan öfken, insanlara olan kırgınlığın ve daha nicesi saklıdır içinde sukunetin... Rest çekmenin ''asil' halidir anlayana...​
 
Bazen, gözünü kapatıp bakarsın ah Hüdaya​

Bazen, uyanmak istemezsin görmek istemezsin
Bazen, kader güzeldir ve sen gülersin​

Bazen, bir el tutarsın ve sen seversin​

Bazen, keşke olmasaydı dersin umutlarım​

Bazen, söz verirsin kendine ve hep yalandır​

Bazen, keşke hayal kurmasaydım dersin​

Ve işte öyle dediğin an hayallerini kaybedersin...​
 
Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını, kendimi bulduğumda
anladım.

Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..

Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.

Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..

Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..

Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..

Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği
acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..

Fakat,hakkedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..

Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini avucuma koyduğunda anladım..

''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ''git'' dediğimde anladım..

Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş
sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..

Sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl
ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..

Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş
pişman olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım..

Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..

Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün
affedilmeyi,
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım..

Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar
sevmekmiş...​
 
Yüreğin varsa karşılıksız da seversin beklentisiz.
Korkun ne olabilir ki !
Kaybetmek mi?
Hep yalnız değil miydik zaten ?
Seviyorum demek, önce onsuz olmayı kabullenmektir.
Varlığı armağansa, yokluğu ceza değil, varlığının değerini bilmektir
 
[YOUTUBE]MfX5HOEL4bM[/YOUTUBE]

benim hiç sapanım olmadı anne,
ne kuşları vurdum,
ne de kimsenin camını kırdım...
çok uslu bir çocuk değildim ama,
seni hiç kırmadım, hep boynumu kırdım.
ben hayatım boyunca
bir tek kendimi vurdum! ..

suskun görünsem de,
fırtınalı ve mağrurdum anne.
bir mızrak gibi,
aynada hep dik durdum anne! ..
ben sana hiç bir gün laf getirmedim,
leke sürmedim.
ama göğsümü çok hırpaladım,
kalbimi çok yordum...
ben hayatım boyunca, en çok kendimi sordum! ...

benim hiç sevgilim olmadı anne,
ne bir yuva kurdum,
ne bir gün şansım güldü...
öpemeden bir bebeğin gıdısını,
tükendi gitti çağım...
kimi yürekten sevdiysem,
yüreğini başkasına böldü...
bir muhabbet kuşum vardı,
o da yalnızlıktan öldü...

sen beni göğsünde
hep acılarla mı soğurdun anne?
yoksa evlat diye,
koca bir taş mı doğurdun anne?
eziyet değilim, zahmet değilim,
musibet hiç değilim;
bir senin mi balına sinek kondu, söylesene!
doğurdun da beni,
ne ile yoğurdun anne?

benim hiç hayalim olmadı anne...
ne seni rahat ettirdim,
ne kendim ettim rahat...
Bir mutluluk fotoğrafı bile çektirmedi bu hayat ..
kaybolmuş bir anahtar kadar
sahipsizim anne...
ne omuzumda bir dost eli,
ne saçımda bir şefkat...

say ki yollardan akan,
şu faydasız çamurdum anne...
say ki ıslanmaktım, üşümektim,
say ki yağmurdum anne!
bunca yıldır gözyaşlarını,
hangi denizlere sakladın?
oy ben öleyim,
Sen beni ne diye doğurdun anne ?​
 
Geri