Mueddeb
Platin Üye
-
- Katılım
- Şubat 19, 2014
-
- Mesajlar
- 16,478
-
- Tepkime puanı
- 209
-
- Puanları
- 323
-
- Konum
- Evden
Görünmeyen duyulmayan yanı vardır
yaşadığımız dünyanın. O görünmeyen kısmında sesini duyuramayan
iç acıtıcı sessizliğin çığlığını içinde duyan binlerce insan var bir de. İki ayağınızın üstünde kimseye ya da bir araca ihtiyaç duymadan yürüyebiliyorsanız
ve mutlu anlarınızda içinizden mırıldanarak şarkı söylemek geçiyorsa ve söyleyebiliyorsanız
akşam yatağınıza yattığınızda yarın ne giysem ya da işlerim nasıl olacak acaba diye düşünebiliyorsanız hayatın size sunduğu şansları yakalamış demeksinizdir
ya da bu yazdıklarımı size vermek için hayat sizi seçmiştir aslında. Ancak bu hayat öyle bir hayattır ki
istedikten sonra bir soluk sonrasın da bile alabilir sizden onları. Bunların hepsine sahip olan çoğu insan bu şanslarının bile farkında değildir. Ve iç geçirir “ Lan adamdaki arabaya bak
bi şöyle arabam olmadı hep eskiler bindim” diye. Ya da “bugünkü ciro 300 lira oldu
vay anasına yine kardan azalttık bugünkü işleri” diye.
Elinden olanların daha fazla olmasını istedikçe huzur bulacağını zanneder insan. Ve fazlasını ister içten içe sahip olduklarının. Bugün kazandığı 300 lirayı yarın 500 liraya yapabilir belki rahatlıkla. Ama bu gün iki elim var yarın da bu dört olsun diyemez
aklı selim bir insan. Ama “Dün iki elim vardı
bu gün bir tane kaldı” dediği zaman
gözü o günkü kazandığı 300 lirayı da görmez. Engelli insanları diğer insanlardan ayıran da budur aslında. Hayat daha olgun yapar
engelli birini
ve daha çok yaklaşır onu yaradana ve ona bahşedilen hayata. İşte bu yüzden görünmeyen
duyulmayan yanı vardır hayatın dedim
yazımın başında. Biz bizi görüyoruz da
hayatı göremiyoruz aslında
hayatın bize verdiklerini göremiyoruz
sahip olduğumuz can parçalarımızı kaybetmeden.
Hep şikayetçi olur insanlar
yollardaki deliklerden arabasının lastiği hasar gördüğü için. Ancak şükretmez bir arabası olduğu için. Ya da kaldırımlar arasında çıkık olan parkelerin arasına su dolduğunda ve hızlı bir şekilde bastığı için pantolonun paçasını kirlettiği için küfreder
kaldırıma da
kaldırımı yapana da
suya da
yağmura da…
Ama şükretmez sağlam bir ayakla oraya bastığı için. Bu yüzden yaşama engelliyizdir belki de.
Şükürden konu açılmışken şu sözler hep aklıma gelir ve kim olursa olsun hep bunu söylemek isterim.Aslında hayatın tadını anlatan sözler bunlar :
Evini bir davet sonrası temizlemek için saatlerce uğraşıyorsan
Bir çok arkadaşın var demektir
Faturalarını ödeyebiliyorsan
Bir işin var demektir.
Pantolonun biraz sıkıyorsa
Aç kalmıyorsun demektir.
Gölgen seni izliyorsa
Güneş ışığını görüyorsun demektir.
Otobüsten indiğin yerden işyerine yolu uzun buluyorsan
Yürüyebiliyorsun demektir
Hükümet hakkında eleştiri yapabiliyorsan
Konuşma özgürlüğün var demektir
Yanındaki adamin sesinden rahatsız oluyorsan
Duyuyorsun demektir.
Camları silmen
çatıyı onarman gerekiyorsa
bir evde yasiyorsun demektir
Doğalgaz faturan yüklü geliyorsa
Isınıyorsun demektir
Bir dünya yıkanacak ve ütülenecek elbisen varsa
Yığınla giyeceğin var demektir
Çalar saatin sabahın köründe çalıyorsa
Yaşıyorsun demektir
Aksamları kendini yorgun hissediyor ve bacakların ağrıyorsa
O gün üretici olmuşsun demektir
VE TÜM BUNLARIN FARKINA VARABİLİYORSAN
MUTLUSUN DEMEKTİR
DOLAYISIYLA MUTLULUK; Sorunsuz bir yaşam değil
sorunlarla başa çıkabilme yeteneği demektir...
Hayatın gerçekte nasıl yaşanılacağına dair her şeyi anlatıyor aslında bu sözler. Sorunun olmadığı
problemin olmadığı bir dünya düşünün. Sizce ne olurdu
sapkınlık sapıklık başlamaz mıydı? Sapıklık derken sadece birilerinin ırzına geçmekten bahsetmiyorum. İnsanın kendisine ve çevresine verebildiği her türlü zarardan bahsediyorum sapıklık derken. Bu gün istatistiklere baktığımızda dünyanın en refah yaşamı sunun ülkesinde
intihar girişimlerinin en çok olduğunu görüyoruz. Bu intihar ölümlerinin ise yarısı sarhoşken olduğunu da biliyoruz. Evet insanların bir derdi yok çünkü
geçim dertleri yok
çocuk okutma dertleri yok
ay sonuna para yetecek mi yetmeyecek mi derdi yok
sevgili
namus
karı-koca ilişkisi bizdeki değil. İşte sıkıntı olmayınca böyle sapıklıklar çıkıyor ortaya
hiç sıkıntısı olmadığı için bile intihar edebiliyorlar insanlar
kendilerine rahatlığı sıkıntı ederek.
Son olarak şunu söyleyebiliriz ki
sınanmak için geldiğimiz bu dünya da zorluklarla sınanıyoruz aslında. Ne kadar başarılı olursak bu sıkıntılarla baş edebilme adına o kadar başarılı çekip gideriz bence bu dünyadan. İnsanlar o kadar çok içtenlikle “İyi bilirdik “ derler arkamızdan. O yüzden sıkıntılarımızı sıkıntı etmeyelim derim ben
engelli de olsak engelsiz de olsak…
Elinden olanların daha fazla olmasını istedikçe huzur bulacağını zanneder insan. Ve fazlasını ister içten içe sahip olduklarının. Bugün kazandığı 300 lirayı yarın 500 liraya yapabilir belki rahatlıkla. Ama bu gün iki elim var yarın da bu dört olsun diyemez
Hep şikayetçi olur insanlar
Ama şükretmez sağlam bir ayakla oraya bastığı için. Bu yüzden yaşama engelliyizdir belki de.
Şükürden konu açılmışken şu sözler hep aklıma gelir ve kim olursa olsun hep bunu söylemek isterim.Aslında hayatın tadını anlatan sözler bunlar :
Evini bir davet sonrası temizlemek için saatlerce uğraşıyorsan
Bir çok arkadaşın var demektir
Faturalarını ödeyebiliyorsan
Bir işin var demektir.
Pantolonun biraz sıkıyorsa
Aç kalmıyorsun demektir.
Gölgen seni izliyorsa
Güneş ışığını görüyorsun demektir.
Otobüsten indiğin yerden işyerine yolu uzun buluyorsan
Yürüyebiliyorsun demektir
Hükümet hakkında eleştiri yapabiliyorsan
Konuşma özgürlüğün var demektir
Yanındaki adamin sesinden rahatsız oluyorsan
Duyuyorsun demektir.
Camları silmen
bir evde yasiyorsun demektir
Doğalgaz faturan yüklü geliyorsa
Isınıyorsun demektir
Bir dünya yıkanacak ve ütülenecek elbisen varsa
Yığınla giyeceğin var demektir
Çalar saatin sabahın köründe çalıyorsa
Yaşıyorsun demektir
Aksamları kendini yorgun hissediyor ve bacakların ağrıyorsa
O gün üretici olmuşsun demektir
VE TÜM BUNLARIN FARKINA VARABİLİYORSAN
MUTLUSUN DEMEKTİR
DOLAYISIYLA MUTLULUK; Sorunsuz bir yaşam değil
Hayatın gerçekte nasıl yaşanılacağına dair her şeyi anlatıyor aslında bu sözler. Sorunun olmadığı
Son olarak şunu söyleyebiliriz ki