Dün neyse bugunde aynı olurdu.Sadece sevdiğim adamla daha çok vakit geçirirdim.Bu soru bana şunu hatırlattı: İki yıl önce amcamı kolon kanserinden kaybettik.Ölümünden 10 gün önce hastanede kendisi ziyaret etmiştim.Kendisi İstanbul'da ikamet ettiğinden Çapa'da yatıyordu.Doktorlar amcamın her an ölecebileceğini söylüyordu.Amcam, ölümün kendisine çok yakın olduğunun farkındaydı.Öyle ki o uzun boylu,yapılı ve genç adam 49 kiloya kadar düşmüştü.Kanser tüm organlarına yayılmış ve olmadık anlarda ölümü andıran ataklar yaşıyordu.Ölüm onun tam yanındaydı.O ne yaptı diye düşünüyorum.Hastahaneye uğradığım o on gün zarfında amcamı daima tavana sebebsiz halde bakar halde görürdüm.Etrafındaki evlatlarının,bizlerin farkında bile değildi.Şuursuzluğundan değil, sanki dünyayı çoktan terk etmişti.Çünkü yalnız geldiği bu hayatta artık yalnız gidiyordu.Belki her şeyin geçici,ölümün hak ve baki olduğunu hissediyordu.Amcamın tavana dalıp gitmesini ömrümce unutamayacağım bir gerçek.Ölüm gelmiş ve o hiç telaşlanmayıp her şeyi daha gitmeden terk etmişti.Belkide ölüm gelince insan kendi derdine düşüyor.