Osmanlı’nın Büyüklüğünü Bir Daha Görün Diye
İsrail’in yaklaşık 1 aydır dünyanın gözü önünde başlattığı saldırı hız kesmeden devam ediyor. LübnanYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! Filistin kan ağlıyor.
Acı üzerine acı yaşanıyor. Bize gelince… Dua ve yardım eli uzatmanın dışında bir şey yapamıyoruz.
Osmanlı’nın bölgedeki etkinliğini kaybetmesinin ardından Ortadoğu’da kan ve gözyaşı hiç eksik olmadı.
BölgeYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! Osmanlı’nın kuşatıcılığını ve emniyetini arıyor…
Size burada anlatacağım yaşanmış gerçek bir hikaye.
Devleti Aliye’nin büyüklüğünü bir kez daha görün diye.
2004 yılında Frankfurt’ta hayatını kaybeden Merhum İlhan Bardakçı’nın Kudüs’te yaşadığı bir hatıra hakikaten ilginç ve bir o kadar da ibret verici. Okurken çok etkilendim.
Ve bu satırlarda sizlerle paylaşmak istedim.
‘‘Mevki Kudüs. Mekân Mescid ül AksaYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..!
Tarih 21 Mayıs 1972 Cuma. Ben ve gazeteci arkadaşım rahmetli Said TerzioğluYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! İsrail Dışişleri rehberlerinin yardımı ile bu mübarek makamı dolaşıyoruz.
Kudüs Kapalı Çarşısı’nda rüzgâr gibi dolanan entarili kahvecilerin ellerindeki askılara çarpmadan biraz yürüdünüz müYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! önünüze çıkan kapı sizi Mescid ül Aksa’nın önüne kavuşturur.
Mirac mucizesinin soluklanıldığı ilk Kıble’mize yani... Hemen oracıktaYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! ilk avlu vardır kiYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! hâlâ bizim lâkabımızla anılır. “12 bin şamdanlı avlu” derler oraya.
Yavuz Selim 30 Aralık 1517 Salı günü Kudüs’ü devlete katmıştır daYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! ortalık kararmıştır.
Yatsı namazını o avluda kılar. Kendisi ve bütün ordu beraber. Şamdanları yakarlar. Tam 12 bin şamdan... O isim oradan kalmadır. Sekiz on basamaklı geniş merdiveni adımladınız mıYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! o mukaddes Mescid’in bağdaş kurduğu ikinci avluya ulaşırsınız.
Onu o merdivenin başında gördüm. İki metreye yakın bir boy... İskeletleşmiş vücudu üzerinde bir garip giysi...
Palto?.. HayırYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! kaputYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! pardösü veya kaftan?.. Değil. Öyle bir şeyYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! işte.
Başındaki kalpak mıYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! takke miYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! fes mi? Hiçbsirisi değil. Oraya dimdikYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..!
dikilmiş. Yüzüne baktım daYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! ürktüm. Hasadı yeni kaldırılmış kıraç toprak gibi. Yüz binlerce çizgiYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! kırışık ve kavruk bir deri kalıntısı.
Yanımda İsrail Dışişleri Bakanlığı Daire Başkanı Yusuf var.
Bizim eski vatandaşımız. İstanbullu. “Kim bu adam?” dedim.
Lâkaydi ile omuz silkti. “Bilmem.” diye cevap verdi. “Bir meczup işte. Ben bildim bileliYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! yıllardır burada dururmuş.
Çakılı gibiYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! hâlâ duruyor ya... Kimseye bir şey sormaz.
Kimseye bakmazYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! kimseyi görmez.”
Kan mı çekti nedir?
NasılYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! nedenYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! niçin hâlâ bilmiyorum. Yanına vardım. Türkçe “Selâmünaleyküm baba.” dedim.
Torbalanmış göz kapaklarının ardında sütrelenmiş gibi jiletle çizilmişçesine donuk gözlerini araladı. Yüzü gerildi.
BanaYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! bizim o canım Anadolu
Türkçemizle cevap verdi:
- Aleykümüsselâm oğul...
Donakaldım. Ellerine sarıldımYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! öptüm öptüm...
- Kimsin senYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! baba? dedim.
Anlattı kiYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! ben de size anlatacağım.
Ama evvelâ biliniz. O canım Devlet (Osmanlı) çökerkenYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! biz Kudüs’ü 401 yıl 3 ay 6 günlük bir hakimiyetten sonra bırakırız.
Günlerden 9 Aralık 1917 Pazar günüdür. Tutmaya imkân yok. Ordu bozulmuşYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! çekiliyor Yarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..!
DevletYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! zevalin kapısında. İngiliz girinceye kadar geçen zaman içinde yağmalanmasın diye oraya bir artçı bölük bırakırız.
Âdet odur ki kenti zapteden galipYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! asayiş görevi yapan yenik ordu askerlerine esir muamelesi yapmaz.
AnlattıYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! dedim ya. Gerisini tamamlayayım.
- BenYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! dedi
Yarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..!
Kudüs’ü kaybettiğimiz gün buraya bırakılan artçı bölüğünden...
Sustu. SonraYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! elindeki silahın namlusuna sürdüğü fişekleri ateşler gibi zımbaladı:
- BenYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! o gün buraya bırakılmış 20. KolorduYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! 36. TaburYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..!
8. BölükYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! 11. Ağır Makineli Tüfek Takım Komutanı Onbaşı Hasan’ım...
Yarabbi. BaktımYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! bir minare şerefesi gibi gergin omuzları üzerindeki başıYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! öpülesi sancak gibiydi...
Ellerine bir kerre daha uzandım. Gürler gibi mırıldandı:
- SanaYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! bir emanetim var oğul. Nice yıldır saklarım. Emaneti yerine teslim eden mi?
- ElbetteYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! dedimYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! buyur hele...
Konuştu:
- Memlekete avdetinde (dönüşünde) yolun Tokat Sancağı’na düşerse... Git Yarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! burayı bana emanet eden kumandanım Kolağası (Önyüzbaşı) Musa Efendi’yi bul.
Ellerinden benim için bus et (öp). Ona de ki...
SonraYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! kumandanı olduğu takımın makinelisi gibi gürledi:
- O’na de kiYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! gönül komasın. Ona de kiYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! “11.
Makineli Takım Komutanı Iğdırlı Onbaşı HasanYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! o günden bu yanaYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! bıraktığın yerde nöbetinin başındadır. Tekmilim tamamdır kumandanım. dedi” dersin...
Öleyazdım.
Sonra yine dineldi. Taş kesildi. Bir kez daha baktım. Kapalı gözleri ardındanYarım asırdır kudüs"te nöbet tutan şanlı askerimiz..! dört bin yıllık Peygamber Ocağı ordumuzun serhat nöbetçisi gibiydi. Ufukları gözlüyordu.
Nöbetinin başında idi. Tam 55 yıl kendisini unutuşumuzdaki nadanlığımıza rağmen devletine küsmemişti.’’
Alıntıdır.